Sosyal ve Politik Düzene Dair – William Shakespeare

Truva’daki Yunan kuşatması kötüye giderken, hatta yarılması tehlikesi mevcutken Kral Agamemnon inatçı duvarların dışındaki ordugâhında savaş konseyini toplar.

Strateji konusundaki çeşitli görüşler söylendikten sonra Yunan liderlerin en kurnaz olanları bugüne kadar neyin ters gittiğini açıklamaya başlarlar.

Ulysses
Şu diyeceklerimden kurtulsaydık,

Troya çoktan temelinden yıkılmış,

Büyük Hektor’un kılıcı çoktan sahipsiz kalmış olurdu.

Bizde başa bağlılık, üste saygı kalmadı.

Bakın şu ovadaki Yunan çadırlarına;

Hepsi nasıl boşsa birliklerin de öyle başı boş.

Kumanda yeri bir arı kovanına benzemedikçe,

Herkes vargücünü oraya bağlamadıkça,

Nasıl bal beklenir bu petekten?

Bir yerde baş belli olmadı mı,

En değersizler değerli gibi görünür.

Gökler, yıldızlar ve bu dünya,

Büyük bir düzen içinde,

Başa, sıraya, mevkiye, yola, yordama, ölçülere, mevsimlere,

Şekillere, görevlere, geleneklere saygı gösterirler.

İşte onun için güneş, hepsinin ortasında,

Bütün ihtişamıyla tahtına oturmuştur.

Onun şifalı gözü, uğursuz yıldızların

Zararını önler ve bir kralın fermanı gibi,

Hiç şaşmadan, iyiye de kötüye de ulaşır.

Ama yıldızlar, başıboş bir kargaşalığa düştü mü,

Vebalar, belalar, kavgalar başlar:

Deniz kudurur, yeryüzü sarsılır, rüzgârlar boşanır.

Korkular, sapıtmalar, kanlı hadiseler,

Varlığın birliğini ahenkli huzurunu altüst eder,

Her şey çığırından çıkar, dağılır parçalanır,

Kökünden bozulur dünyanın düzeni,

İnsanları yükseklere ulaştıran o merdiven

Bir sarsıldı mı, iş çıkmaza girmiştir.

Başa saygı kalmazsa, topluluklar,

Mekteplerde sınıflar, şehirlerde loncalar,

Ayrı kıyılar arasında rahatça alışveriş;

Büyük evlat hakları,

Yaş, taht, taç, nam, nişan hakları,

Bütün bunlar nasıl yerli yerinde durur artık?

Saygı sıra gözetme, tellerin düzenini boz,

O zaman seyreyle gümbürtüyü!

Her şey birbirine girer;

Uslu uslu akan sular yataklarından taşar,

Cıvık çamura boğulur bu sapasağlam toprak;

Kuvvetli zayıfı ezer,

Azgın evlat babasını öldürür,

Zorbalık hakkın yerine geçer;

Daha doğrusu, adaletin uzlaştığı haklı haksız

Birbirinden ayırt edilmez olur,

Adalet namına da bir şey kalmaz.

O zaman kuvvet hırs olur, hırs da açgözlülük,

Ve bu açgözlülük, kuvvetle hırsın yardımıyla

Bir kurt gibi dünyaya saldırır, her şeyi yer yutar

Sonunda da kendini kemirir.

İşte büyük Agamemnon, düzene kıyılınca,

Ardından gelecek kargaşalık budur.

Düzen hiçe sayıldı mı, insan yükselmek istedikçe,

Her adımda geri gider

Baştaki bir alttakini saymaz olur,

Onu da bir alttaki, onu da bir alttaki;

Böylece ilk yanlış adımı atana bakarak,

Herkes kendi üstündekini horgörür;

Bu horgörme, soluk, kansız, cansız,

Bu kıskançlık illetine döner.

İşte Troya’yı ayakta tutan bizim bu illetimizdir,

Kendi kanı canı değil…

Uzun sözün kısası,

Kendi gücüyle değil, bizim zaafımızla yaşıyor Troya.

Kaynak: William Shakespeare, Troilus ve Cressida, Perde I, Sahne III.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here