Süryaniler – Mutay Öztemiz “Yok sayılan bir halk”

Daha kimse yokken onlar bu topraklardaydı.
Mezopotamya’nın kadim halklarından olan Süryaniler binlerce yıllık geçmişe dayanan bir uygarlığın taşıyıcısı olarak dar zamanlardan geçtiler. Zorluklara rağmen, ayakta kalmaya, dinlerine ve dillerine sahip çıkmaya devam ettiler.
Ama çoğu zaman yok hükmündeydiler. Gözden uzak tutuldular ve sesleri duvarlar arasında kısılı kaldı.
İsa’dan önceki çağlardan bu yana Süryaniler farklı halklar, uygarlıklar ve coğrafyalar arasında köprü oldular. Ama bu köprüden geçenlerin ayakları altında ezildiler de. Öldüler, sürgün edildiler, dinleri ve dilleri hor görüldü.
Seslerinin işitilmesi, dertlerinin bilinmesi ve uygarlıklarındaki zenginliğin, çokrenkli bir anlayışla hissedilmesi gerek. Bunun ihmali, bu coğrafyanın ve insan hallerinin ihmalidir.
Süryaniler hakkında önemli bir eksikliği gidermek için yola çıkan Mutay Öztemiz, alan çalışmasına ve bire bir görüşmelere dayanan, yoğun bir araştırma gerçekleştirdi. Uzun yılların ürünü olan bu kitap, Süryanilerin çağlara dayanan derin uygarlığını ve göğüslediği zorlukları önümüze seriyor.

“Ben Türkçe bilmiyordum. Sabahlari hoca içeri girerken Türküm doğruyum çalışkanım diyordu ya elhamdülillah diyordi bilmiyorum ne ben bunlari itiraz ettim yapmadım. Ben dedim ben Hıristiyanım. Valla Hıristiyanlıkla da anladığım bir bok yoğtu yani. Fakat Hıristiyanım dedim yapmadım. Diğer köylerde bütün Süryani çocuğlari söylüyor ben söylemedim. İnat oldu hoca beni çoğ dövdi ondan sonra bağtım olmuyor babama şikâyet ettim. Babam muhtar öğretmeni çağırdiler. Öğretmene dedi vallahi billahi tillahi Hıristiyanlara bir tokat daha vursan seni paramparça edecağam.” (Tanıtım Bülteninden)

Yok sayılan bir halk – Reyhan Kara
(14/09/2012, Radikal Kitap Eki)
Mevcut kaynakların çoğu, genelde teologlar tarafından yapılmış incelemelerdir. Sadece bu yönüyle bile Mutay Öztemiz’in Süryaniler adlı çalışması literatüre önemli bir katkıdır.
Uluslararası etnik sorunun en somut örneklerinden bir bölümünü Ortadoğu olarak adlandırılan coğrafyada görmek, kaçınılmaz olarak Süryanilerin araştırılmasını beraberinde getirecektir. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan, hukuken azınlık statüsünde bulunmayan bu etnik topluluğun sosyal, hukuki ve siyasi açıdan nasıl bir yaşam sürdürdüğü ve bağlı bulunduğu devletle ve bu devletin sınırları içinde yaşayan diğer halklarla olan ilişkilerinin anlaşılmaya çalışıldığı yeni bir çalışma var elimizde. Marmara Üniversitesi öğretim görevlilerinden Mutay Öztemiz?in yazdığı Süryaniler.
Yazar, yaşlı bir Ermeni kadının kendisine anlattığı kısa yaşamöyküsü, bu sorunsalın ele alınış biçimini belirlemiştir: ?Kendisini Ermeni olarak tanımlayan bu kadın aslında Süryani?ydi ve eşinin Ermeni olması nedeniyle kendisini Ermeni olarak tanımlıyordu. İki kızı olan bu ailenin kızlarından birisinin bir Ermeni, diğerinin de bir Süryani ile yaptıkları evliliklerden doğan çocuklarının kendilerini baba kimliklerine göre tanımladıklarını öğrendim. Yani babası Süryani olan çocuk kendisini Süryani, babası Ermeni olan çocuk ise kendisini Ermeni olarak tanımlıyordu. Ortaya daha sonra benim çalışmamın temel sorunsalı olarak ele alınacak bir konu çıkmaktaydı. Süryanilerin kendi kimliklerini ortaya koyarken dayandıkları temel nokta bağlı bulundukları dinleri miydi yoksa kökenlerini dayandırdıkları etnikleri miydi? Bu araştırılması gereken bir sorunsaldı.?
Yazara göre, siyaset sosyolojisi açısından, Süryaniler ve etniklik arasındaki ilişki düşünüldüğünde, etnikliğin sınırlarını çok iyi bir kuramsal çerçevede sunan Fredrik Barth?ın tanımının, Süryani kimliğini tanımlamada bu tez sınırları içinde teze en yakın kuram olduğu görülür. Ayrıca Barth?ın kuramının, tezin diğer konularında da başvurulan temel kuram olma özelliği konu ilerledikçe daha belirgin hale gelmiştir. Türkiye ?de Süryani topluluğunun toplumsal, hukuksal, iktisadi özelliklerini ortaya koyan akademik çalışmalar bulunmadığından, topluluğun temel özelliklerini saptamak da bu çalışmada hedeflenmiştir. Dolayısıyla bu alan araştırması bir yandan betimleyici diğer bir deyişle sözü edilen topluluğun sosyal, siyasi, hukuki, iktisadi vb. özelliklerini saptamaya yönelik bir amacı içermektedir, diğer yandan belirtilen ana sorunsal çerçevesinde ortaya çıkan soruları yanıtlamaya yönelik analitik ve kuramsal bir yönü de vardır.

Din ve dil

Süryaniler ve Din başlığını taşıyan bölüm, birkaç açıdan önem taşımaktadır. Bu bölümde, Süryani Ortodoks Kilisesi?nin oluşumu için literatür taraması yapılmış. Süryanilik tanımında, dinin neden bu kadar belirleyici olduğunu anlamak için anket soruları ve sözlü tarih anlatılarına başvurulmuş. Yine bu bölümün konularından biri, İslam dininin Süryaniler üzerindeki etkilerinin anlaşılmaya çalışılmasıdır. Süryaniler ve Dil başlığının incelendiği bölümde ise dilin Süryani toplumu için en az din kadar belirleyici bir etmen olduğu sonucu dikkat çekicidir. Bu bölümde Aramice, Süryanice ve modern Aramiceyi ele alan yazar, günümüzde bu dillerin yeterince kullanılıp kullanılmadığını nedenleriyle anlamaya çalışmaktadır.
Kitabın bu bölümünde yazar, siyasi tarihimizde üstü örtülmeye çalışılan önemli bir konuyu işlemektedir. Süryanilerin Osmanlı Dönemi ve II. Abdülhamit Dönemi, 1915 olaylarına kadar ele alınmıştır. Osmanlı döneminde azınlıkların yaşadığı sorunlara kısaca değinen yazar, Osmanlı döneminde azınlıkların çok rahat yaşadıkları tezini savunanlara karşı bir tez geliştirmektedir. Bu bölümde, Hamidiye Alayları incelenirken literatür taraması ön planda tutulmuş. Ancak, ?1915 Olaylarının Süryani Demografisine Yansıması? konusunda ise sözlü tarih ikinci kuşak anlatılarından yararlanılmış ve bu verilerle, literatür verileri karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış. II. Abdülhamit döneminin azınlık politikalarının çok iyi anlaşılması, Cumhuriyet Türkiye ?sindeki yaklaşımları anlayabilmek açısından önemlidir.
Cumhuriyet Türkiyesi?nin Etniklik Siyasası ve Süryanilere Yaklaşımı bölümünde yazar, Lozan?ın uygulanmasının önemi üzerine tartışmaktadır. Lozan Antlaşması ve Azınlıklar bölümünde, anketteki bazı sorularla, Lozan Antlaşması arasında bir paralellik kurmaya çalışan yazar aynı zamanda Süryanilerin hak bilinçlerini de anlamaya çalışmış. Bu bölüm aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti ?nin genel olarak azınlıklara ilişkin siyasasının incelendiği bölümdür. Varlık Vergisi?nden sonra gelişen olaylar ve Demokrat Parti döneminin azınlıklara genel yaklaşımı ele alınmıştır.

Günümüzde Süryaniler

Uluslararası sorunun bir parçası olan göç olgusu kapsamında, özyurtlarından göç etmek zorunda kalan Süryanilerin göç nedenleri ortaya konmaktadır. Süryani göçlerinin neden ivme kazandığını anlamaya yönelik bir çaba söz konusu. Göç olgusunun nedenleriyle birlikte ele alındığı bu bölümde göç kuramları, mevcut etnik yapıyla ilişkilendirilerek özellikle 1980?den günümüze kadar uzanan süreç üzerinde durulmaktadır. Sözlü tarih anlatılarının kullanıldığı bu bölüm, anlatıların özeti niteliğindedir. Tarihsel olarak eğitime diğer topluluklardan daha çok önem verdikleri görülen Süryaniler, artık günümüzde bölgenin diğer halklarıyla aynı kaderi paylaşır duruma gelmiştir. Yazar, eğitim alanındaki yetersizliklerin yaşanılan bölgeyle bağlantısını açıklarken, ana dil sorunsalıyla eğitim arasındaki doğrudan bağlantıya da dikkat çekmektedir.
Toplumsal değişim ve dönüşümlerde, geleneğin aktarılmasındaki tarihsel rolüyle kadının Süryanilerdeki önemine değinen yazar, geleneksel Süryani ailesi ve kız çocuğunun eğitimine verilen önemden yola çıkarak, bölgenin diğer bir etniği olan Kürtlerle Süryanileri karşılaştırmaya yönelmiş. Ayrıca Süryanilerin birlikte yaşadıkları toplumlarla ilişkileri, yaşadıkları sorunlar ve Müslümanların bu topluluğa yaklaşım biçimi ve bunun nedenleri üzerinde durmuş. Burada katılımcı yöntemle birlikte sözlü tarih çalışması anlatılarına yer verilmiş. Günümüzde Süryanilerin yaşadıkları devlet sınırları içerisinde devletten beklentileri nelerdir sorusuna yanıt arayan yazar, bu beklentilerin neden karşılanamadığını sorgulamış.
Toplumsal bir gerçekliği ortaya koyan bu kitapta, yazılanlar teker teker bireylerin ve topluca bir halkın yaşadığı gerçeklerdir. Eksiği var, fazlası yok, denen türden. Bu çalışmanın yayımlandığı bu döneme bakıldığında, Süryaniler hakkındaki yazılı kaynakların ve verilen bilgilerin ?en azından Türkiye ?de? oldukça sınırlı olması üzücü bir gerçektir. Mevcut kaynakların çoğu, Süryaniler ve Hıristiyanlık arasındaki ilişkileri incelemekte olup, genelde teologlar tarafından yapılmış incelemelerdir. Sadece bu yönüyle bile Mutay Öztemiz?in bu çalışması, literatüre önemli bir katkıdır.

Kitabın Künyesi
Süryaniler
Mutay Öztemiz
Ayrıntı Yayınları / İdea Dizisi
Haziran 2012
208 sayfa

Süryaniler – Mutay Öztemiz “Yok sayılan bir halk”” üzerine bir yorum

  1. Yazar türkiyede pek bilinmeyen ama merak edilen bir cemaat olan suryanileri yazmış. Okumak için can attığım kitaplardan.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Sosyoloji
İstanbul Rumları / Bugün ve Yarın – Hazırlayan: Foti Benlisoy, Anna Maria Aslanoğlu, Haris Rigas

"Yaklaşık bir asırlık dönemde Anadolu ?nun ve İstanbul ?un insan yapısında inanılmaz bir değişim yaşandı. Geç gelen ?ulus-devlet? bilincinin savaşlarla...

Kapat