İnsan kendisini yazabilir mi? Elbette her yazılan biraz ya da epeyce yazarıdır. Olur mu peki, hem süzgeç ol, hem de süzülen? Oto-biyografinin, herkes tarafından bilinen riskine kolayca bağlanabilecek bu cümleden sonra, ?bize bilmediğimiz bir şey söyle? denirse, içinde insan değil de sayılar, yaşam akışı değil de kronoloji, bağlantılı filler ve sebep-sonuç ilişkisi değil de listeler olan ‘kuru biyografi’lerden en az herkes kadar haz etmeyen biri olarak ben, Ahmet Say’ın, Evrensel Basım Yayın’dan çıkan, neredeyse 400 sayfalık ‘Ağaçlar Çiçekteydi’ isimli oto-biyografisini keyifle okudum. Okutayım istedim.
Ağaçlar Çiçekteydi
Ağaçlar Çiçekteydi – Ahmet Say
Ahmet Say, ‘Ağaçlar Çiçekteydi’ adlı anı-biyografi kitabında hem anılarını hem de oğlu ünlü piyanist Fazıl Say’ı anlatan baba Ahmet Say, sanatın ve sanatçının bir görevinin de haksızlıklara karşı durma mesajı vermesi olduğunu savundu. Ahmet Say, kitabında oğlu Fazıl Say’ın sanatsal duruşunu irdelerken, Orhan Kemal, Deniz Gezmiş, Mihri Belli, Fikret Otyam gibi birçok ünlü simaya ilişkin anılara da yer vermiş. Say’ın ‘Ağaçlar Çiçekteydi’ isimli kitabı aynı zamanda yakın tarihle ilgili önemli bilgiler de içeriyor
Ahmet Say, anılarını anlatırken aslında yakın tarihin siyasal olaylarını hatırlatıyor bize. Yaşanmış olayları aktaran bir yazarın tanıklığını, okurlar daha etkileyici bulacak, bundan eminiz. Üstelik Ahmet Say, içinde bulunduğu olayları kimi yerde öykü tadında yazmış;