Etiket: Ahlak

Rumi’nin Mesnevi’si ile Aristoteles’in Eudaimonia’sı ve Modern Psikolojide Anlam Arayışı

Manevi Hikâyeler ve İnsan Mutluluğunun Felsefi Temelleri Rumi’nin Mesnevi adlı eseri, 13. yüzyılın manevi ve ahlaki öğretilerini barındıran bir hazinedir. Hikâyeler, insan ruhunun derinliklerine hitap ederek evrensel değerleri ve ahlaki ilkeleri öğretir. Öte yandan, Aristoteles’in eudaimonia kavramı, Antik Yunan felsefesinin merkezinde yer alan, erdeme dayalı bir mutluluk anlayışını temsil eder. Modern psikolojideki anlam arayışı ise

okumak için tıklayınız

Antik Yunan’da Hypnos’un Uyku ve Dinlenme Algısındaki Rolü

Hypnos’un Mitolojik Kökenleri ve Toplumsal Yansımaları Hypnos, antik Yunan mitolojisinde uyku tanrısı olarak, gece tanrıçası Nyx’in oğlu ve ölüm tanrısı Thanatos’un kardeşi olarak tasvir edilir. Mitolojik anlatılarda, Hypnos’un gücü, tanrıları ve insanları uykuya daldırma yeteneğiyle vurgulanır. Bu yetenek, uykunun kontrol edilemez ve evrensel bir güç olarak algılanmasını sağlamıştır. Antik Yunan toplumunda uyku, fiziksel bir ihtiyaç

okumak için tıklayınız

Dike’nin Zeus’a Adaletsizlikleri Bildirme Miti ve Antik Yunan’da Doğruluk Kavramının Toplumsal Etkileri

Dike’nin Zeus’a Adaletsizlikleri Bildirme Hikayesinin Mitolojik Anlatımı Antik Yunan mitolojisinde Dike, doğruluk ve adalet tanrıçası olarak insan dünyasındaki ahlaki düzeni gözetleyen bir figürdür. Mitlere göre Dike, gökyüzünde Zeus’un tahtının yanında yer alır ve yeryüzündeki insanların eylemlerini izler. İnsanların adaletsiz davranışlarını, yalanlarını ve ahlaki sapmalarını gözlemleyerek bunları Zeus’a rapor eder. Bu anlatım, özellikle Hesiodos’un İşler ve

okumak için tıklayınız

Eris’in Antik Yunan Kültüründe Çatışma ve Rekabetin Temsili Olarak Rolü

Eris, Antik Yunan mitolojisinde kaos ve uyumsuzluk tanrıçası olarak bilinir. Çatışma ve rekabetin sembolü olan Eris, Yunan toplumunun sosyal, kültürel ve felsefi dinamiklerini anlamada önemli bir figürdür. Eris’in Kavram Olarak Tanımlanması Eris, Antik Yunan mitolojisinde uyumsuzluk ve çekişme tanrıçası olarak tanımlanır. İsim olarak “eris” kelimesi, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde rekabet ve çatışmayı ifade

okumak için tıklayınız

İnsan İradesinin İkiz Yüzleri: Freud’un Bilinçdışı ve Nietzsche’nin Yaratıcı İradesi

Zihnin Görünmez Efendisi Freud’un psikanalizi, insan motivasyonunu bilinçdışının karanlık odalarında arar. İnsan davranışının kökleri, bastırılmış arzular, çocukluk anılarının izleri ve içgüdülerin kaotik dansında yatar. Libido, yaşamın itici gücü olarak cinsellik ve hayatta kalma dürtülerini şekillendirir. Bilinçdışı, bireyin fark edemediği çatışmalarla doludur; id, ego ve süperego arasındaki gerilim, motivasyonun temel dinamiğini oluşturur. Bu içsel arena, bireyi

okumak için tıklayınız

Milton’un Kayıp Cennet’inde İsa’nın Şeytanla Mücadelesi ve Çöldeki Kararlılık

İsa’nın Kararlılığının Teolojik Temelleri İsa’nın Kayıp Cennet’teki şeytanla mücadelesi, teolojik bir çerçeveye dayanır ve insan iradesinin ilahi otoriteye bağlılığını vurgular. İsa, şeytanın ayartmalarına karşı sergilediği kararlılık, onun yalnızca bir insan figürü değil, aynı zamanda ilahi bir arketip olarak konumlanmasını sağlar. Bu mücadele, insanlığın günahkar doğasına karşı bir zafer arayışını temsil eder. İsa’nın her bir ayartmayı

okumak için tıklayınız

Augustinus’un İki Devlet Teorisi: Tanrısal ve Dünyevî İktidarın Ayrımı

Aurelius Augustinus’un (354-430) “İki Devlet” teorisi, Batı düşünce tarihinin en etkili kavramlarından biridir. Bu teori, Tanrı Devleti (De Civitate Dei) adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve insan yaşamını, toplumu, yönetimi ve ahlakı anlamlandırmak için derin bir çerçeve sunmuştur. Augustinus, insanlığın iki temel topluluğa ayrıldığını öne sürer: Tanrı Devleti (Civitas Dei) ve Yeryüzü Devleti

okumak için tıklayınız

Kant: Pratik Akıl, Ahlak ve Özgürlük Alanı

Teorik akıl, görünen nesneler (“Erscheinung”, “Phänomen”) dünyasıyla ilgiliydi ve aklın “Neyi bilebiliriz?” sorusuna yanıt arayan işlevini inceliyordu. Pratik akıl ise ahlak dünyasına eğilmekte, davranışlarımızın ve güncel hayatta aldığımız kararların dayanması gereken ilkeleri bulmaya çalışmaktadır. Söz konusu olan, mevcut ahlaki değerleri saptamak ve ampirik bir yaklaşım ile bunların çağlara, kültürlere göre değişip değişmediğini araştırmak değildi. Kant

okumak için tıklayınız

Orta Sınıfın Ahlakının Kökünde Ne Yatar? Friedrich Nietzsche

Ahlakın Soykütüğü* – Orta Sınıfın Ahlakının Kökünde Ne Yatar? Kölelerin ahlaki değerlere isyanları tam olarak yaratıcı bir şekilde ve yeni değerleri ortaya çıkararak içerleme ilkesinde başlamaktadır ve bu, uygun eylem çıkışlarından yoksun oldukları için telafisini hayali bir intikamda bulmaya zorlanan yaratıkların yaşadığı bir içerlemedir.

okumak için tıklayınız

Alaeddin Şenel: Ahlaktan çok söz edilmesi onun azaldığının göstergesi mi?

Ahlaktan çok söz edilmesi onun azaldığının göstergesi mi? Eski Çin’in “erken bireyci anarşist” diyebileceğimiz (MÖ 6. yüzyıl) düşünürü Lao-çe’ye (adı çeşitli kaynaklarda Lao-tsu, Lao-çu olarak da verilen düşünüre) yukarıdaki soru sorulsaydı, olasılıkla “evet öyle” derdi. Bunu Taoculuğun kurucusu sayılan bu düşünürün, ahlak ile bağlantılı kavramlar olan adalet ve acı­ma (merhamet) üzerine sözlerinden çıkara biliyoruz. Onun

okumak için tıklayınız

Bilinç ve Özgür İrade sorunu: Özgürlüğün Evrimi, Daniel Dennett – Kerem Cankoçak

Bizim bir özgür irademiz var mı? Özgür irademiz varsa o zaman bu belirlenmemiş bir dünyada yaşadığımız için mi? Özgür irademizi atom-altı düzeydeki kuantum belirsizliğine mi borçluyuz? Buna benzer sorular felsefe tarihini 2500 yıldır meşgul eden tartışmalar. Ama modern bilim bize bu tartışmaları artık daha ayakları yere basan bir şekilde yapmamıza, deneylerle test edilebilen argümanlar ortaya

okumak için tıklayınız

Din – Ahlak ve Saygı – Biat Üzerine Aykırı Yazılar – Alaeddin Şenel

Bilim ve düşün insanı Alâeddin Şenel bu yapıtında “ahlak” kavramını tarihsel, sınıfsal ve siyasi boyutlarıyla inceliyor, tarih boyunca geliştirilmiş ahlak kuramlarını karşılıklı olarak ele alıyor: “Egemen düzen, ‘çıkarlar’ ile ‘inançlar’ birleştirilerek oluşturulan ‘halkın inançlarına saygı’ zırhıyla korunabilmekte. Öyleyse bu karton zırh parçalanmalı. Saygı, her türlü maddesel ve simgesel putlara, aşkın öznelere değil, gerçek insan öznelerine

okumak için tıklayınız

Din, Ahlak, Evrim ve Toplumsal Yaşam?a Dair Diyaloglar – Denis Diderot

18. yüzyılın en ilerici ve devrimci fikirlere sahip Fransız yazar ve filozofudur. Diderot?nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve hümanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hıristiyanlık dinini reddetmiş olmasıdır. Denis Diderot, varlık konusunda doğaya ilişkin olarak maddeci bir yorum getirmiş ve

okumak için tıklayınız