Melih Cevdet’in Gizli Emir’i nedense bizim ‘darbe/ sıkıyönetim dönemi edebiyatı’ kanonuna pek dâhil edilmez, hâlbuki olağanüstü hal denilen şeyin tuhaf mantığını soğuk metaforlarla en iyi anlatan fikir romanlarından biri. Fikir romanı diyorum çünkü yayımlandığı zamana (1969) özgü tarihsel ve coğrafi detaylardan çok zamansız- mekânsız bir bakışla, dünyanın herhangi bir yerinde yaşanabilecek bir sıkıyönetim hâlini, fikri sorgulamalar eşliğinde anlatıyor.
Ahmet Ergenç
Gözdeki Kıymık : Yeni Türkiye Sinemasında Madun ve Maduniyet İmgeleri
Kadınlar ve genç kızlar, azınlıklar, Kürtler, kent yoksulu genç erkekler, yerlerinden yurtlarından edilip büyük kentlere tıkıştırılanlar, Afrikalı göçmenler, eşcinseller, deliler, travma mağdurları, yaşlılar, ailesini katliamlarda kaybetmiş olanlar, kötü bir eğitimin içinde yönünü kaybeden genç insanlar, engelliler… –– yani başarılı, “normal” erkek dışında kalan büyük çoğunluk.
Bütün bu madunlar Türkiye sinemasının son dönem filmlerinde kendilerine daha önce görülmemiş ölçüde yer buldular. Tamamlayıcı bir tarzda, yan karakterler ve anlatılar olarak ya da ideolojileri aklamak üzere çarpıtılmış imgeleriyle değil, ana karakterler olarak kendi sesleriyle, filmlerin merkezine yerleşerek…
Spinoza Problemi (Nazi Subayının Paradoksu) – Irvin D. Yalom
Irvin D. Yalom, aynı anda 5 ülkede yayımlanan, Alfred Rosenberg ile ondan üç asır sonra yaşayan ve ona tamamen zıt gibi görünen Spinoza’nın iç dünyasına yaptığı bu gizemli yolculuğu ustaca işleyip, olayları iç içe ama birbirine karıştırmadan, dolu dolu ama sıkmadan anlattığı bu romanı için:
… Yaşanmış olabilecek olaylara dair bir roman yazmaya çalıştım. Tarihsel olaylara mümkün olduğunca sadık kalarak ve bir psikiyatr olarak birikimlerime dayanarak ana karakterlerimin, Bento Spinoza ve Alfred Rosenberg’in iç dünyalarını hayal etmeye çalıştım…
Bir İdea Olarak Komünizm – Alain Badiou, Slavoj Zizek
İlk olarak kullanıldığı on dokuzuncu yüzyıl Avrupa’sında, komünizm her şeyin ortak mülkiyete tâbi olduğu özgür bir dünyayı hedefleyen bir düşünce olarak ortaya çıkmıştır. “Komünizm” kavramı Fransız Devrimi’nden yirminci yüzyılın “reel sosyalizm” deneyimlerine, Cabet’nin “İkarya” adını verdiği ütopyadan Marx ve Engels’in sınıfsız ve sömürüsüz toplum öngörülerine, Lenin’in ve Mao’nun devlet ve siyaset kuramı üzerine yazılarından tüm dünyada kurulan çeşitli partilerin adlarına uzanan geniş bir yelpazede çeşitli biçimlerde kullanılmıştır.
Neoliberalizmin yükselişe geçtiği ve