Etiket: Semih Sökmen

Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı – John Berger

Yirminci yüzyılın en varlıklı ve ünlü sanatçısı olarak ölen Picasso, yorulmak bilmeyen yaratıcılığı ve şaşırtıcılığıyla henüz hayattayken bile bir efsane olmuştu. Böylece kitaplar, kartlar, röprodüksiyonlardan oluşan büyük bir endüstri doğdu Picasso adıyla anılan.

okumak için tıklayınız

Asker Kaçağı / Savaşa Karşı Bilimkurgu Öyküleri – Philip K. Dick

Savaşa ve militarizme karşı bir öyküler derlemesinin bilimkurgu alanından seçilmesinin anlamı nedir? Edebiyatta bilimkurgu dışında da anti-militarist olunabilir kuşkusuz. Ancak bilimkurgunun büyük bir avantajı var: Gündelik yaşamımıza sorgulanmaz bir biçimde yerleşmiş olan savaşperverliği, militarizmi, üniforma, emirkumanda ve daya biçiminde bir parçamız olan askerliği doğası gereği, çok daha rahat bir biçimde yadırgatabilir bilimkurgu. Bunu bir robotmasalı

okumak için tıklayınız

Gözdeki Kıymık : Yeni Türkiye Sinemasında Madun ve Maduniyet İmgeleri

Kadınlar ve genç kızlar, azınlıklar, Kürtler, kent yoksulu genç erkekler, yerlerinden yurtlarından edilip büyük kentlere tıkıştırılanlar, Afrikalı göçmenler, eşcinseller, deliler, travma mağdurları, yaşlılar, ailesini katliamlarda kaybetmiş olanlar, kötü bir eğitimin içinde yönünü kaybeden genç insanlar, engelliler… –– yani başarılı, “normal” erkek dışında kalan büyük çoğunluk. Bütün bu madunlar Türkiye sinemasının son dönem filmlerinde kendilerine daha

okumak için tıklayınız

Akıl Tutulması – Max Horkheimer

Akıl Tutulması (The Eclipse of Reason, 1947), 1923 yılında kurulan Frankfurt Toplumsal Araştıma Entitüsü’nün (Frankfurt Okulu’nun) ve kurucusu Max Horkheimer’in temel yapıtlarındandır. Horkheimer, “akıl’ kavramının tarihini, Batı’da aklın önce hurafelerle ve mitoslarla verdiği mücadeleyi, ardından kendinin de bir hurafeye dönüşmesini anlatır. Aydınlanma’nın mitoslardan sıyrılayım derken kendinin de bir mitosa dönüşmesini anlatır. Faşizmin “Batı aklını’ etkilediğini

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin geleceği var mı? – Onno Kuruşyan

Alanlarında yetkin beş ünlü sosyal bilimci; Immanuel Wallerstein, Randal Collins, Michael Mann, Georgi Derluguian ve Craig Calhaun alışılmadık bir kitap yazmak için bir araya gelmişler. Amaçları ise gayet açık: Büyük durgunluktan çok daha büyük, çok daha derin bir sorunlar ve dönüşümler döneminin habercisi olacak olan bir kriz yaklaşmaktadır. Bunu aydınlatabilmek için tek bir sorunun peşine

okumak için tıklayınız

Politik Tiyatro – Erwin Piscator

Erwin Piscator’un kitabı, politik tiyatro tarihinde 20. yüzyıla damgasını vuran iki büyük yönetmenden birisidir (diğeri Bertolt Brecht’tir). Piscator’un kendi hayatını, tiyatrodaki gelişimini, sergilediği oyunlarla politik tiyatronun temellerini ortaya koyuşunu ve Almanya’nın çalkantılı siyasal tarihi içinde, faşizme karşı mücadeleyle birlikte hangi engellerle karşılaşıp, onları nasıl aşmaya çalıştığını gösterir. Bu bakımdan “Politik Tiyatro”, tiyatro literatürünün büyük klasikleri

okumak için tıklayınız

Ahlak Felsefesinin Sorunları – Theodor W. Adorno

Ahlak Felsefesinin Sorunları, Adorno’nun 1963 tarihinde Kant’ın ahlak felsefesinden hareketle verdiği on yedi dersi bir araya getiriyor. Adorno’nun sağlığında yayımladığı kitaplarının dışında, Almanca’da 90’lı yıllarda yayımlanmaya başlamış, ders notlarından, teyp kayıtlarından ve yazılarından oluşan geniş bir külliyatı vardır. Bu külliyatın ciltlerinden biri olan Ahlak Felsefesinin Sorunları, bir yandan Minima Moralia’nın yazarının “Bugün doğru hayat mümkün

okumak için tıklayınız

Sosyal Adalet ve Şehir – David Harvey

Sosyal bilimlerin gelişiminde öyle bazı dönemler vardır ki mevcut bakış açılarını derinden sarsan, dönüştüren kitaplar çıkar ortaya. Sosyal Adalet ve Şehir bunlardan biri. Mekan çalışmalarında klasikleşmiş bir yapıt. Kentsellikle ilgili kapitalist ve sosyalist formülasyonların ayrı bölümler halinde eleştirel bir incelemesini yapan Harvey, bir anlamda tarihsel maddeciliğin mekan çalışmalarına uygulanmasının ilk örneğini vermiş, sosyal adaletsizliğin mekan

okumak için tıklayınız

Şakird – Barış Müstecaplıoğlu

“İlk başta her şey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmıştım. Huzurlu, iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kırmıyordu, herkes neyi neden yaptığını biliyordu ve hepsinden önemlisi, ölümün bile bir anlamı vardı. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum, daha güzel bir dünya umudundan. Ama büyünün bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan.

okumak için tıklayınız

Hasretinden Prangalar Eskittim – Ahmed Arif

Eşitlikçi bir dünya düşü Ahmed Arif şiirinin damarlarıydı. Doğu’nun yoksul, emekçi halkının yaşadığı, duyumsadığı her şey bu şiirin kaynakları olacaktı. Daha önemli olan bu duyarlılıkları şiire dönüştürürken, bu kültürlerin efsaneleri, türküleri, masalları ve ağıtlarından kıyasıya yararlanarak kurmuştu kendi imgelemini. Anadolu’nun halk şiiri de belki kısmi bir esin perisiydi. Bu şiirde benzersiz bir sözcükler dünyası oluşmuştu.

okumak için tıklayınız

Melek Tavus’un Halkı: Yezidiler – Sabiha Banu Yalkut

Yezidiler, dini inançlarının kurbanı bir halktır. İnandıkları Melek Tavus, Tanrı’nın cennetten kovduğu melekle, yani Şeytan’la bir tutulduğu için Müslüman ve Hıristiyan komşuları tarafından dışlanmış, lanetlenmişlerdir. Sabiha Banu Yalkut, Yezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin’in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya’da, diaspora koşullarında yaşayan Yezidilerle düzenli bir biçimde

okumak için tıklayınız

Tiyatro Şiirleri – Bertolt Brecht

Brecht’in kendi sanat kuramını ifade etmek için yazdığı didaktik şiirleri. Tiyatro için söylerken Brecht, sanki hayat için de söylüyor gibidir. Şu şiirdeki gibi: Taklit Üzerine Yalnızca taklit eden, Taklit ettiği şey konusunda Söyleyeceği olmayan. Zavallı bir şempanzeye benzer Sahibinin sigara içmesini taklit eden Ve aslında içmeyen, Çünkü düşüncesiz bir taklit Gerçek bir taklit olamaz hiç

okumak için tıklayınız

Şeyler – Georges Perec

( * ) ?Bir arkadaşım yeni evlenen çiftlerin evine ziyarete gittiğinde kendini “İstikbal Showroom”da zannettiğini söylüyordu. En mahrem alanımız, evimizin içinde bile bir gösteri merkezinde, vitrinde, sette ya da sahnede gibi yaşamak… Ne kadar yorucu. Her evlenen, her yeni eve çıkan, belirli bir yaşa gelen, önceden anlaşmış gibi, çarkların içine girmiş gibi oluyor, birbirinin aynı

okumak için tıklayınız

Bu Tufandan Sonra / Ingeborg Bachmann’dan Seçme Yazılar

Metis Seçkileri’nin ikinci kitabı “Bu Tufandan Sonra”yı Ahmet Cemal hazırladı ve çevirdi. Seçkide şiirden denemeye farklı türden Bachmann ürünlerinin yanı sıra yazarla yapılmış bir dizi söyleşiye de yer veriliyor. “Hepimizin isteği, görebilen kişiler olabilmektir. Ve bizi ancak o sözünü ettiğim gizli acı, deneyimlerin karşısında, özellikle de gerçeğin karşısında duyarlı kılar. Bu konuma girdiğimizde, acının üretkenliğe

okumak için tıklayınız

Kızıl Hasat ? Dashiell Hammett

Dashiell Hammett ‘in 1929 yılında yayınladığı “Kızıl Hasat” romanı, Time dergisinin 1923-2005 yılları arasında ingilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine girmiştir. “Personville şehrine Personville zehri dendiğini ilk kez Butte’da, Koca Şilep barında, Hickey Dewey adlı kızıl saçlı bir bitirimden işitmiştim. Kaşık diyeceği yerde de kazık derdi. Personville’in adına getirdiği yorumu pek umursamamıştım o zamanlar.

okumak için tıklayınız

Korkunun Diyalektiği – Franco Moretti

(*) 1. BİR MODERN CANAVAR SOSYOLOJİSİNE DOĞRU Burjuva uygarlığının korkusu iki adda özetlenir: Frankenstein ve Drakula. Canavar ve vampir, 1816 yılında, Cenevre yakınlarındaki Villa Chapuis?un bir çalışma odasında, bir arkadaş grubunun yağmurlu bir yaz gecesini geçirmek için oynadıkları bir sosyete oyunundan birlikte doğarlar. Endüstri devriminin en hızlı döneminde doğduktan sonra, 19. yüzyıl sonundaki kritik dönemde,

okumak için tıklayınız

Mucizevi Göstergeler / Edebi Biçimlerin Sosyolojisi Üzerine – Franco Moretti

Bir yandan trajediler, Ulysses, Çorak Ülke ve Balzac romanları gibi “yüksek edebiyat” klasiklerini, bir yandan da Dracula ve Frankenstein gibi kült korku romanları, Sherlock Holmes öyküleri ve “acıklı” çocuk edebiyatının ünlü örnekleri Çocuk Kalbi ve Pal Sokağı Çocukları gibi “kitle kültürü” ürünlerini aynı esprili üslupla yorumlayabilen denemeler… Yazarın temel meselesi bu edebi eserlerde yazıldıkları dönemin

okumak için tıklayınız