ABD ve Sovyetler Birliği arasında İkinci Dünya Savaşı ertesi başlayan Soğuk Savaş’ın ilk büyük hukuk davası -ve gövde gösterisi- bir atom casusluğu etrafında kurgulanmıştı. 1951’de başlayan davada, Ethel ve Julius Rosenberg çifti, dönemin en büyük teknolojik sırrı olan atom bombasına dair can alıcı bilgileri SSCB’ye sızdırdıkları savıyla yargılandılar. Rosenberglerin yakın akrabalarının da aralarında bulunduğu pek çok yalancı şahide ve düzmece kanıta gösterilen itibar, McCarthy döneminin simgesi haline gelen davanın gittiği noktayı açıkça gösteriyordu. Her şeye rağmen umutlarını yitirmeyen
Proust’un Anıları ile Heidegger’in Varlık ve Zaman Anlayışının Kesişimi
Anıların Ontolojik Temelleri Proust’un anlatısında anılar, bireyin varoluşsal deneyimini anlamlandırma aracı olarak işlev görür. Anılar, yalnızca geçmişin bir yansıması değil, aynı zamanda bireyin kendini inşa etme sürecinin temel taşlarıdır. Bu bağlamda, anılar, bireyin zaman içindeki sürekliliğini ve kimliğini sorgulamasını sağlar. Heidegger’in varlık ve zaman anlayışı ise, insanın varoluşunu “Dasein” kavramı üzerinden ele alır. Dasein, zamanın … Devamını oku