Etiket: Ballard

James Graham Ballard okumayan bir bilimkurgu sever yeterince bilimkurgu okumamıştır.

Steven Spielberg yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanan Güneş İmparatorluğu’ndan sonra Türkiye’de yayımlanan 2. Ballard kitabı Yakın Geleceğin Mitosları’dır. İçerisinde 10 adet öykü barındıran kitap, Ballard’ın öykü derlemeleri arasında önemli bir yere sahiptir. Birbirinden güzel öykülere tek tek, kısaca değineceğim. “Belki de merkezi sinir sistemi için uzay hiç de çizgisel bir yapı değil, ileri bir zaman koşulu

okumak için tıklayınız

Ballard, Öteki Dünya romanında sadece tüketim toplumunu değil, spor başta olmak üzere, her türlü fanatizmi de eleştirmekten geri durmuyor.

“Metro Centre… Çevresindeki tüm manzaraya hükmeden, geniş Londra’nın en büyük alışveriş merkezini barındıran o muazzam alüminyum kubbe; cemaati Hıristiyan kiliselerinden çok daha kalabalık olan bir tüketim katedrali. Gümüş damı, devasa bir uzay gemisinin gövdesi gibi çevresindeki ofis binalarının ve otellerin üzerinde yükseliyordu.” Özgün adı Kingdom Come olan yapıt, 2013 yılında, Sel Yayıncılık tarafından Süha Sertabiboğlu’nun

okumak için tıklayınız

Kadınların Şefkati – J. G. Ballard “Savaşın insan psikolojisinde yarattığı tahribat”

J. G. Ballard, Kadınların Şefkati’nde, kültleşen kurgularının şahsi travmalarıyla nasıl kol kola ilerlediğini ve ölümü Amerikanlaştırma, şimdideki geleceğe ulaşma takıntısının girdabına nasıl sürüklendiğini anlatıyor. Yaşamından kesitleri soyutlaştırıp ustaca yeniden kurgulayan Ballard, yazar kimliği ile şahsi geçmişini sosyo-kültürel perspektif süzgecinden geçirerek okura tekrar sunuyor. Geçirdiği travmaların kanattığı yaraları yolunun kesiştiği kadınların iyileştirici gücüyle sararken her bir

okumak için tıklayınız

Kristal Dünya – J. G. Ballard “Asıl yabancı gezegen dünyamızdır”

Bilimkurgu edebiyatında çığır açan kurgularıyla hafızalara kazınan usta yazar J.G. Ballard, Kristal Dünya’da Batı Afrika cangılının derinliklerinde tekinsiz bir dünya kuruyor. Gözlerden ırak bir cüzam hastanesine davet edilen Doktor Sanders’ın yolculuğu, kristalleşen ormanın gerçeküstü varlığıyla süreğen, belirsiz, mucizevi bir rüyaya evrilir. Ağaçların mücevherlere, timsah ve kuşların kristallere dönüştüğü bir anti-yolculuktur bu; gerçekliğin doğasından rüyaya kaçışa

okumak için tıklayınız

Çarpışma – J. G. Ballard “teknolojiyle ilişkimizi tahrip ve tahrik ederek bizi bir ‘araba sevdası’ distopyasına taşıyan roman”

J.G. Ballard bu dev eserinde teknolojiyle ilişkimizi tahrip ve tahrik ederek bizi bir “araba sevdası” distopyasına taşıyor. Kimi eleştirmenlerin türünün tek örneği olarak gösterdiği, kimilerinin ise mide bulandırıcı bulduğu bu makine-erotizm hezeyanının kahramanları gündelik hayatımızın ürkütücü derecede içinde, haz ve saplantılarının çarpık bağlantıları ise hep kıyısında durduğumuz bir uçurumun altında. İktidar, statü ve cinsellik sembolü

okumak için tıklayınız

Güneş İmparatorluğu – J. G. Ballard “ölümün ve vahşetin sıradanlığını, teslimiyet ile yaşama tutunma arasındaki çizgiyi anlatan roman”

J.G. Ballard’ın yarı-otobiyografik romanı Güneş İmparatorluğu yazarın çocukluğunda bizzat deneyimlediği İkinci Dünya Savaşı’nı ve o yılların Şanghay’ını yine bir çocuğun gözünden anlatıyor. Uzun süre savaşın dışında kalan Şanghay’daki yabancılar kolonisi, Japonya’nın Pearl Harbor saldırısıyla birlikte kendini şiddet döngüsünün ortasında bulur. Gösterişli bir malikânede yaşamaya alışkın küçük Jim, savaşın kaosu içinde anne ve babasından ayrı düşer.

okumak için tıklayınız

Öteki Dünya – J. G. Ballard “Son derece yozlaşmış ama bir o kadar da tanıdık bir modern dünya”

Her yerden görülen devasa kubbesiyle bir alışveriş merkezi, tüketim ve şiddetin hüküm sürdüğü bir taşra kasabası ve beklenmedik bir ölüm… Yaşadığı kasabanın alışveriş merkezinde öldürülen babasına yalnızca veda etmek için Brooklands’e giden işsiz reklamcı Richard Pearson; labirenti çağrıştıran alışveriş merkezinin, durmaksızın hareket eden yürüyen merdivenlerin, yirmi dört saat çalışan televizyonun ve ellerinde poşetlerle tüm vakitlerini

okumak için tıklayınız

Gökdelen – J. G. Ballard “modern dünyada, kontrol mekanizması bozulursa, modern insandan geriye ne kalır?”

Her şeyin kontrol altında olmasının değişmez kural olduğu modern dünyada, kontrol mekanizması bozulursa birden, modern insandan geriye ne kalır? Dış dünyadan izole, sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını dışarı çıkmadan giderebilecekleri bir sisteme sahip, upuzun gökdelenlerden oluşan dev bir site dışarıdan nasıl görünür? Gazete ve televizyonlardaki lüks site reklamları gibi mi? Güvenli? Sıcak? Zengin? Huzurlu? “Gökdelen”in hikâyesi tam

okumak için tıklayınız