Yirminci yüzyılın en değerli aydınları arasında, çalışmasını ölümünden sonra, Antonio Gramsci’ye nazaran daha zor erişilebilir vaziyette bırakan herhalde kimse yoktur. Ancak bu, onun yüzyılın belki de en iyi tanınan ve en büyük etki yaratan İtalyan düşünürü olmasını engellememiştir. Bunu, büyük ölçüde, yaşamlarının önemlice bir bölümünü Gramsci’nin çalışmalarını metodolojik olarak organize etmeye ve çözümlemeye adamış iki bilim adamına borçluyuz: Valentino Gerratana ve Antonio A. Santucci. Artık onların ikisi de aramızda değil; Gerratana’nın ölümünün arkasından, başta gelen Gramsci çalışmaları uzmanı olarak meslektaşı ve gerçekte takipçisi olan
Kalkedon Yayıncılık
Marksist Pratik Materyalizm (Post-Öznelci Felsefenin Ufku) – Wang Nanshi, Xie Yongkang
Elinizdeki kitap, Marksist felsefenin tarihsel gelişiminde yeni bir aşamaya işaret etmektedir. Dar anlamıyla ele aldığımızda, Marksist felsefe, işçi sınıfı ve sömürülen çalışanların, kapitalizmi aşıp kendileri ile birlikte, tüm insanlığı özgürlükler dünyasına -komünizme – “bireylerin, tam kapsamlı ve çok yönlü özgür gelişiminin, tüm toplumun özgürce gelişiminin ön koşulu olduğu, bir topluma” dönük özlem ve mücadelelerine ışık tutan bir düşünsel duruş noktasıdır. Bu nedenle, Marksist felsefe, sadece işçi sınıfının iktidarda olduğu ülkelerdeki üstyapı alanında değil, çalışan sınıflara dayanan Marksist partilerin düşünsel yapısında da kilit bir önem taşımaktadır.
Emperyalizmin Yeniden Keşfi – John Bellamy Foster
İmparatorluğun büyümesi ne Birleşik Devletler’e özgüdür, ne de bazı özel devlet politikalarının bir ürünüdür. Daha çok kapitalizmin tüm tarihinin ve mantığının sistematik sonucudur. Kapitalizm on beşinci ve on altıncı yüzyıllardaki doğumundan bu yana küresel olarak yayılmacı; metropol ile uydu, merkez ile çevre arasında hiyerarşik biçimde bölünen bir sistem oluşturur. Geçmişte olduğu gibi bugün de emperyalist sistemin hedefi; çevre ekonomilerini merkez kapitalist ülkelerden gelen yatırımlara açmak, böylelikle de dünya sisteminin çevresinden merkezine doğru hem hammaddelerin düşük fiyatlar üzerinden sürekli arzını, hem de net ekonomik artığın dışarıya doğru akışını güvence altına almaktır.
Luviler (Anadolu’nun Gizemli Halkı) – Yayıma Hazırlayan: H. Craig Melchert
M.Ö. üçüncü bin yılın sonu itibarıyla, Anadolu nüfusları Hint-Avrupa dillerini konuşan üç grubu içeriyordu. Orta ve doğu Anadolu?nun kimi bölümleri, (modern) Kızılırmak nehrinin (Hitit Marassantiya, Klasik Halys) güney kıyısının tam güneyinde kalan Neşa (Kaneş) kentinden sonra Nesice olarak adlandırılan dili konuşanlarca işgal edilmişti. Dile verilen isim Hitit öncesi Asur Kolonisi döneminde Anadolu?nun doğu yarısının büyük bir bölümüne yayılmakta olan bir imparatorluğun çekirdeği haline gelen kentteki önemli Hint-Avrupa varlığına işaret etmektedir. Daha sonra Nesice, en azından ilk yıllarında, krallığın politik ve toplumsal yapısında, Hint-Avrupalı Nesice dili konuşanların hâkimiyetine değilse bile, muhtemel varlığına işaret ederek, Hitit krallığının resmi dili haline geldi. Palalar isimli
Yeni Bir Sol Atılım İçin – Haluk Yurtsever
İnsan, kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi, en az zamanda en uzak mesafeler arasında ulaşım ve iletişim köprüleri kurmayı, yapay döllenmeyi, genlerinin sırlarını, birçok hastalığı sağaltmayı, daha birçok şeyi öğrendi. Ama bu dünyada insanca, eşitçe, kardeşçe yaşamayı unuttu.
Eşitsizlik ve adaletsizliğin kaynağında sermayenin doymak bilmez kâr hırsı var. Kapitalizm sınırsız kâr hırsını; sınırsız kâr hırsı yayılmacılığı; yayılmacılık sınırsız güç kullanımını gerektiriyor. Kapitalizm, bunun için emperyalisttir.
Eşyayı adıyla çağırmak, kapitalizme kapitalizm, emperyalizme emperyalizm demek bugün her zamankinden daha önemli hale geldi.
Emperyalizm, en büyük gericiliktir.