Etiket: Travma

Prens Mişkin ve Nastasya Filippovna İlişkisinin Psikanalitik Analizi

Bu çalışmada, Fyodor Dostoyevski’nin Budala adlı romanındaki Prens Mişkin ve Nastasya Filippovna karakterleri arasındaki ilişki, psikanalitik kuram çerçevesinde incelenmiştir. 1. Giriş: Psikanalitik Çerçeve Bu analizde başlıca üç kuramsal eksen kullanılmaktadır: 2. Nastasya Filippovna: Travma ve Kendini Cezalandırma Nastasya Filippovna’nın karakteri, erken dönem cinsel ve duygusal istismar (Totski ile ilişkisi) sonucu gelişen travmatik özne yapısı ile

okumak için tıklayınız

Sonya’nın Fedakârlığı: Suç ve Ceza’da Travmanın Telafisi mi?

Sonya’nın Karakterine GirişSonya Marmeladova, Suç ve Ceza eserinde, kendi varlığını başkalarının kurtuluşu için feda eden bir figür olarak ortaya çıkar. Onun fedakârlığı, ailesini geçindirmek için fahişelik yapmayı göze almasıyla somutlaşır; bu, yalnızca maddi bir fedakârlık değil, aynı zamanda bireysel onurunu ve toplumsal kabulünü riske atan bir seçimdir. Sonya’nın bu davranışı, travmatik bir geçmişin telafisi olarak

okumak için tıklayınız

Barbarın Kahkahası: Sessizliğin Travmatik Yankıları ve Grotesk Eleştirinin İzleri

Sessizliğin Psikolojik Temelleri Travmatik kahramanın sessizliği, romanın merkezinde yer alan bireysel ve kolektif yaralanmaların bir yansıması olarak işlev görür. Sema Kaygusuz’un Barbarın Kahkahası’nda, Mavi Kumru Moteli’nde konaklayan karakterler arasındaki etkileşimler, özellikle ergen Ozan’ın içe kapanıklığı üzerinden, dış dünyanın baskılayıcı dinamiklerine karşı bir direniş biçimi sergiler. Bu sessizlik, bireyin simgesel düzen içindeki konumunu sorgulatan bir mekanizma

okumak için tıklayınız

Savaş Gazilerinde Sanat Terapisi ve Farmakoterapi: TSSB Semptomlarının Azaltılmasında Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Travmanın İnsan Üzerindeki Etkileri Savaş, insan ruhunu derinden sarsan bir deneyimdir. Savaş gazileri, çatışma ortamlarında yaşadıkları yoğun stres ve travmatik olaylar nedeniyle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ile sıklıkla karşı karşıya kalır. TSSB, bireyin yaşadığı travmatik olayın tekrarlayan anılar, kabuslar, kaçınma davranışları, aşırı uyarılmışlık ve duygusal uyuşukluk gibi semptomlarla kendini gösterir. Savaş gazilerinde bu semptomlar,

okumak için tıklayınız

Kaçışın Kırılgan Döngüsü: Perihan Mağden’in Romanında Anne-Kız İlişkisinin Psikolojik Çözümlemesi

Koruma İçgüdüsünün Aşırılığı Anne-kız ilişkisi, romanda aşırı koruma ve kontrol mekanizmaları üzerinden şekillenir. Anne, kızını dış dünyanın tehditlerinden korumak adına otelden otele sürüklenen bir yaşam tarzı benimser. Bu davranış, psikolojik açıdan, annenin kendi travmatik geçmişinden kaynaklanan kaygı bozukluklarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Anne, kızını “çoklar ve kötüler” olarak tanımladığı dış dünyaya karşı koruma çabasıyla, aynı

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath’in Ariel Şiirlerinde Ölüm ve Yeniden Doğuş: Kristeva’nın Chora Kavramı ve 20. Yüzyıl Kadın Deneyiminin Travmaları

Önsöz: Çöldeki Çığlık Sylvia Plath’in Ariel adlı şiir derlemesi, 20. yüzyıl edebiyatında bireysel ve toplumsal kırılmaların keskin bir yansımasıdır. Plath’in şiirsel benliği, ölüm ve yeniden doğuş imgeleri üzerinden, bireyin varoluşsal sancılarını ve toplumsal cinsiyet dinamiklerinin yükünü açığa vurur. Julia Kristeva’nın “chora” kavramı, bu imgelerin analizi için güçlü bir kuramsal çerçeve sunar; zira chora, dil-öncesi, kaotik

okumak için tıklayınız

Sanat Terapisi ve Ütopya Tasvirlerinin Psikolojik ve Estetik Dinamikleri

Bilinçdışına Erişim Mekanizmaları Sanat terapisi, bireylerin bilinçdışı süreçlere erişimini kolaylaştırmak için yaratıcı ifadeyi kullanır. Travma sonrası bireylerde, dil genellikle duygusal deneyimlerin karmaşıklığını ifade etmekte yetersiz kalır. Sanat, görsel imgeler, renkler ve formlar aracılığıyla, sözel iletişimin ulaşamadığı duygusal ve bilişsel katmanları açığa çıkarır. Örneğin, çizim veya heykel gibi somut yaratım süreçleri, bireyin zihinsel imgelerini dışsallaştırarak bastırılmış

okumak için tıklayınız

Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Travmatik Aidiyetin Psikanalizi

Bir ruh sağlığı uzmanı olarak , terapi odalarımızın loş ışıklarında veya gündelik hayatın absürt karmaşasında, dilimize pelesenk olan ama derinliğini pek de sorgulamadığımız bir soruyu cesurca masaya yatıralım: “Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Ve bu kutsal sandığımız aidiyet duygusu, ruhumuzda nasıl travmatik bir zincire dönüşür?” Baba Kimdir?: Biyolojinin Ötesinde Bir İşlev ve Birkaç Psikopatolojik Şaka

okumak için tıklayınız

Red Dust: Hatırlama, Affetme ve Varoluş – İdil Ceren Bozkurt (*)

Geçmiş, sadece geçmişte kalmaz. Hatırlamayla birlikte hafızanın tozlu raflarından çıkar, günümüze gelir. Bazen bir eşyayla, bir kişiyle, bir kelimeyle, bazen kokuda, seste vs. her şey gittiği yerden geri gelir. Zihin bunu nasıl becerir? Geçmiş bir anda nasıl şimdiye gelir ve farkında olmadan gelecekte yer eder? Aslında tüm bu soruları sormadan önce unutmanın o esrarengiz yok

okumak için tıklayınız