Vücut Kitle Endeksi (BMI) neden koca, şişko bir yalandır?

vücut_kitle_endeksiŞişman insanların sağlıklı kabul edildikleri zamanlar çok da eski değil. Doktorlar o zamanlarda aşırı zayıf insanlar için çok daha fazla endişeleniyorlardı; çünkü bu insanların çoğu yeterince kalori alamayacak kadar fakirdi. Ancak endüstriyel tarımın başlaması ve yiyeceklerin ucuz hale gelmesi, işlerin değişmesini sağladı. 2. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra, çok fazla yemek yemenin de çok az yemek kadar tehlikeli olduğu anlaşılmaya başlandı.

Sigorta firmaları, en şişman müşterilerinin ortalamada çok daha erken ölmeye başladığını fark etti. Bu sebeple aşırı kiloyu ölçmenin bir yolunu aradılar ve bu sorunu 1832 yılında Belçikalı istatikçi, matematikçi ve astronom Adolphe Quetelet çözdü: basitçe, bir kişinin kilosunu, boyunun karesine böleriz. Vücut Kitle Endeksi (BMI) olarak bilinen bu oran, sigorta firmalarının sınırlarını aşarak sağlık araştırmalarına sıçradı ve 1980’li yıllarda klinik araştırmalar dünyasına da dahil oldu.

Günümüzde BMI en sık kullanılan sağlık ölçülerinden birisidir. Hemşireler sizin boyunuzu ve kilonuzu ölçtüğünde, Amerikan yasaları gereği Amerika sınırları dahilinde BMI değerinizi görürler. Sigorta şirketleri yılda ne kadar para talep edeceklerini belirlerken bunu ölçüt olarak kullanırlar: 2013 yılında eHealthInsurance isimli sigorta firması tarafından yayınlanan bir rapora göre BMI değeri “obez” sınırlarında olanlar, “normal” aralıkta olanlara göre sigorta şirketlerine %22 daha fazla para ödemek zorunda kalmışlardır. Doktorlar da hastalarına tavsiyelerde bulunmak için tipik olarak BMI değerini kullanırlar: eğer ki 18.5’un altındaysanız aşırı zayıfsınız, 18.5-24.9 arasıysanız normalsizin, 25-29.9 arasındaysanız kilolusunuz, 30’dan fazlaysanız obezsiniz demektir.

Ancak bunda bir problem var: Daha yüksek bir BMI, daha az sağlıklı olduğunuz anlamına gelmiyor! Aslına bakacak olursanız, kilolu ya da az düzeyde obez olarak tanımlanan insanların hayatta kalma oranları normal ve çok zayıf kişilere göre daha fazladır. 2013 yılında Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi tarafından yapılan bir meta analizde, 3 milyon insanı kapsayan 97 araştırma ele alınmaktadır ve araştırma sonuçlarına göre kilolu BMI değerine sahip insanlar herhangi bir sene içerisinde, “normal” olanlara göre %6 daha az ölme riskine sahiptir. Bu sonuçlar özellikle orta yaşlı ve yaşlı insanlarda daha da bariz hale geliyor. Buna, obezite paradoksu adı veriliyor. Winston-Salem Eyalet Üniversitesi’nden Paul McAuley şöyle söylüyor:

“Dünya Sağlık Örgütü 25-29.9 arası BMI değerine kilolu diyor. Halbuki orta yaşlı Amerikalılar için bu, en sağlıklı aralıktır.”

Şunu da duymalısınız: Epidemiyologlar BMI değerlerini ulusal obezite oranlarını belirlemek için kullanıyorlar ve söylediklerine göre Amerika’daki yetişkinlerin %35i, çocukların %18’i obez. Bu sebeple vardıkları sonuçlar çok güvenilir değil. 1998 yılında Uluısal Sağlık Enstitüsü kiloluluk sınırını 27.8’den 25’e indirdi, bu da 1 gece içerisinde 29 milyon Amerikalının “kilolu” kategorisine alınması anlamına geliyor. Bunu, uluslararası yönergelere uymak için yaptılar. Ancak eleştirmenler bu yönergelerin Uluslararası Obeziteyle Savaş Örgütü tarafından belirlendiğini ve bu örgütün ana maddi destekleyicisinin kilo kaybı ilaçlarını üreten firmalar olduğunu vurguladılar. Yakın zamanda yayınlanan “Şişman Politika: Amerika’nın Obezite Salgını Ardındaki Gerçek Hikaye” başlıklı kitabında politika bilimci Eric Oliver, Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün başındaki kişi olan Columbia Üniversitesi’nden tıp alanında Prof. Dr. Xavier Pi-Sunyer’in, çeşitli ilaç üreticileri ve Uluslararası Kilo Takibi Örgütü’yle görüşerek bu kararı aldığını yazıyor.

Peki bu durumda BMI değerlerini ihmal mi etmeliyiz? Louisiana’da çalışan bir kalp doktoru olan Carl Lavie’ye göre buna gerek olmayabilir. Lavie, aynı zamanda “Obezite Paradoksu: Zayıf Olmak Daha Hasta, Kilo Olmak Daha Sağlıklı Demek Olduğunda…” başlıklı kitabın yazarıdır. Şöyle anlatıyor:

“BMI, kullanabileceğiniz ölçü araçlarından birisidir. Ancak tek araç o değildir; hatta önemli araçlardan biri olarak da görülemez. Metabolik sağlığa yönelik daha güvenilir bir ölçüm, belinizin çevresini kalçalarınızın çevresine oranlamaktır. Genel bir kural olarak, daha yüksek bir oran çevresel (ya da göbek) yağının varlığı anlamına gelir. Bu da, metabolik ve kalple ilgili hastalıkların bir işaretidir. Her ne kadar birçok doktor hastanın boyunu ve kilosunu ölçmek zorunda olsa da, belini ve kalçalarını ölçme zorunluluğu yoktur.

Obezite Cemiyeti isimli bir grup dahilinde klinik kilo araştırmaları yapan bir hekim ve konuşmacı olan Donna Ryan, obezite takibi için binlerce hemşireyi eğitti. Toplantılarında bel ve kalça ölçümü alanların ellerini kaldırmasını istediğinde, en fazla %10’unun kaldırdığını belirtiyor. Şöyle söylüyor:

“Doktorların zamanı çok kısıtlı. Ayrıca beli ve kalçayı ölçmek hasta için rahatsızlık verici olabiliyor. Sonuçta ellerinizi hastanın etrafına dolamanız gerekiyor.”

Ancak doktorların hastalarının risk seviyesini anlamak için daha basit bir yöntemleri var: hastalarına ne kadar spor yaptıklarını sorabilirler. Lavie şöyle anlatıyor:

“Düşük egzersizden kaçınmak, şişmanlıktan kaçınmaktan çok daha önemlidir.”

Araştırmalar da bunu destekliyor: McAuley ve ekibi, Tip 2 Diyabet hastası olan 831 savaş gazisini 10 yıl boyunca gözlediler ve nadiren spor yapanlarla formda olmayanların ölüm riskinin, düzenli spor yapanlara göre %70 daha fazla olduğunu buldular. Görünen o ki spor yapmak, ölüm riskini belirlemek açısından BMI değerini yeniyor. Ancak yine de birçok hekim hala spor tavsiyesinde bulunmuyor: 2013 yılında yapılan bir çalışmada Lavie ve ekibi diyabet hastalarının yarısından biraz fazlasının, hipertansiyon hastalarının ise sadece %41’inin doktorları tarafından spor yapılmaya yönlendirildiklerini ortaya çıkardı.

Tabii ki spor yapmak için bir reçeteye ihtiyacınız yok. Eğer BMI değerinizden şikayetçiyseniz, sayılarla uğraşmayı bırakıp bir yürüyüşe çıkma vaktiniz gelmiş demektir.

Çeviren: ÇMB (Evrim Ağacı)
http://www.evrimagaci.org/index.php/fotograf/66/6301

Kaynak: Mother Jones

Yorum yapın

Daha fazla farkettiren yazılar, Makaleler, Sağlık
Çelik atına binmiş kızıl hafif süvariler: Bisikletçi işçiler – Horst Groschopp

“Almanya’nın sosyal demokrat bisikletçilerine, sporcu yoldaşlara! Kamu yaşamının tüm alanlarında işçiler ve partili yoldaşlar kendilerini düşmanlarından ayrıştıran bir tutum alıyor...

Kapat