Seçme Şiirler – Konstantinos Kavafis

1850 yılında Mısır`a yerleşen İstanbul-Yeniköy kökenli Yunanistan’lı Konstantinos Kavafis, en önemli şiirleri 40 yaşından sonra yayımladığı için kendisini “yaşlılığın şairi” olarak nitelendirmiştir.
Kavafis konularının çok büyük bir bölümünü tarihten almıştır. Onun asıl ilgi alanı olan Helenistik dönem ve Bizans, bir kahramanlar çağı değil, karmakarışık olaylar, nedensiz gibi görülen savaşlar, uydu krallıklar, sürgün edilmiş kukla krallar, politik dalgalar, kıskanç, tutkulu sanatçılar çağıdır.

“Kavafis hoşgörünün, insanlara, olaylara esnek ve anlayışla yaklaşmanın ustasıdır. Onun dünyasında takvim yapraklarındaki rakam ne olursa olsun, şiirlerinde yaşattığı çağdaş dünyanın insanları, onların davranışları, çözümsüzlükleri, çelişkileridir. İskenderiyeli şair bakalım bizlere ne kadar yakın gelecek. Bir tek şuna güveniyoruz: Kavafis’i dikkatle okuyanbirinin onunla kurduğu diyalog ne olursa olsun, etkilenmeden, biraz değişmeden edemez. Kendi davranışlarına, çeşitli değerlere, politikaya bir de başka bir açıdan bakma, içtenliğe, yürekli bir eleştiriye yönelmek zorunda kalır. Rae Dalven’in biyografi notlarında, E.M. Forster’in Pharos ve Pharillon adlı kitabından aldığı bir bölüm var. “…Hasır şapkasıyla Yunanlı bir beyefendi” demiş onun için, “evrenle arasında küçük bir açıyla kıpırdamaksızın duruyor.” Konstantinos amcanın bize sunduğu da, evrenle kendi arasındaki bu küçük açıdır herhalde. Biz özellikle bilimsel dünya görüşüne sahip okur için bu küçük açının çok değerli olduğuna inanıyoruz…?
Barış Pirhasan

Kent
“Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın.”
Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.

Constantino KAVAFİS
Çeviri : Herkül Millas ve Özdemir İNCE

Şiirlerini Barış Pirhasan ve Erdal Alova Türkçeye çevirdi.

Konstantinos Kavafis Yaşam öyküsü
(17 Nisan 1863- 29 Nisan 1933)
Yunan şiir geleneğinin dışında kendine özgü bir şiir yaratan Yunanlı şair Konstantinos Kavafis 17 Nisan 1863’te İskenderiye’de doğdu, 29 Nisan 1933’te yine aynı kentte öldü. Tam adı Konstantinos Pétrou Kaváfis’tir.
1850 yılında Mısır`a yerleşen İstanbul-Yeniköy kökenli Pedros Kavafis ile Harikleya Fotiyadi?nin dokuzuncu çocuğuydu. Kavafis 7 yaşındayken babasını kaybetti (1870). Babası arkasında eski sıhhatli günlerine nazaran pek bir şey bırakmadı. Aile 2 yıl sonra 1872`de İngiltere`ye gitti. Konstantinos, eğitimini burada sürdürdü. Babadan kalan şirket 1876 bunalımı sonrasında, erkek kardeşlerin de tecrübesizliğinin etkisiyle batınca aile 1880 yılında İskenderiye`ye geri döndü. Kavafis İstanbul’da yaşadığı 1882?1885 yıllarında, Bizans ve Helen tarihini inceledi, demotiki olarak bilinen halk dilini burada tanıdı.
İskenderiye’ye döndükten sonra Su İşleri Bakanlığı’nda uzun yıllar kâtiplik yapmış, İskenderiye Borsası’nda simsar olarak çalışmıştır. Ömrünün son yıllarında gırtlak kanserine yakalanan Kavafis 29 Nisan 1933’de İskenderiye’de yalnızlık içinde ölmüştür.
İlk şiirleri 1903’te Yunanistan’da yayımlandı. Bir yıl sonra 14 şiirden oluşan ilk kitabını çıkardı. 1907’de Nea Zoi (Yeni Hayat) adlı edebiyat dergisinin çevresinde toplanan genç sanatçılarla ilişki kurdu. 1910’da birinci kitabını 12 şiir ekleyerek yeniden yayımladı. 1911’den ölümüne dek şiirlerini dergilerde yayımlayan Kavafis’in 154 şiiri toplu olarak 1935’te yayımlanabildi. Bütün şiirleri 1963’te gün yüzü görebildi.

Türkçede Kavafis
Seçme Şiirler – Konstantinos Kavafis, Çevirenler: Erdal Alova – Barış Pirhasan – Marianna Yerasimos,Yön Yayınları, İstanbul, 1992
Barbarları Beklerken, Konstantinos Kavafis, Çevirenler : Erdal Alova – Barış Pirhasan, İmge Kitabevi Yayıncılık, Ankara, 1997
Konstantinos Kavafis Bütün Şiirleri, Çevirenler: Herkül Millas- Özdemir İnce,Varlık Yayınları, İstanbul,1998
Tensel Haz, Konstantinos Kavafis, Çevirenler: Erdal Alova – Barış Pirhasan, Boyut Yayın Grubu, İstanbul, 2000
Bir Başka Deniz Bulamazsın, Konstantinos Kavafis, Adam Yayıncılık, İstanbul, 2003
Bütün Şiirleri, Konstantinos Kavafis, Çevirenler: Herkül Millas, Özdemir İnce, Varlık Yayınları, İstanbul, 2005

Anımsa, Beden

Anımsa, beden, ne denli sevilmiş olduğunu değil yalnızca,
o uzanmış olduğun yatakları değil yalnızca,
ama o arzuları da anımsa: Gözlerde
senin için sakınmadan parıldayanları
ve senin içinde titreşen arzuları
ve bir engel yüzünden gerçekleşmemiş olanları.
Şimdi her şeyin geçmişte kaldığı şu anda
kendini vermiş gibisin neredeyse bu arzulara–
nasıl parıldarlardı, anımsa, o sana bakan gözlerde,
nasıl titreşirlerdi senin içinde, anımsa, beden.

1918
Constantino KAVAFİS
Çeviri : Herkül Millas ve Özdemir İNCE

Barbarları Beklerken
Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazaryerine?

Bugün barbarlar geliyormuş buraya.

Neden hiç kıpırtı yok senatoda?
Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün.
Senatörler neden yasa yapsınlar?
Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar.

Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz,
şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına,
başında tacı, törene hazır?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onların başbuğunu karşılamaya çıkmış imparatorumuz.
Bir de koca ferman hazırlatmış
ona rütbeler, unvanlar bağışlayan.

İki konsülümüzle yargıçlarımız neden böyle
işlemeli, kırmızı kaftanlar giyinip gelmişler?
Neden böyle yakut bilezikler, parlak,
görkemli zümrüt yüzükler takınmışlar?
Ellerinde neden böyle altın,
gümüş kakmalı asalar var?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onların gözlerini kamaştırırmış böyle takılar.

Ünlü konuşmacılarımız nerde peki,
neden herzamanki gibi söylev çekmiyorlar?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onlar pek aldırmazlarmış güzel sözlere.

Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)
Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,
neden herkes dalgın dönüyor evine?

Çünkü hava karardı, barbarlar gelmedi.
ve sınır boyundan dönen habercilere göre,
barbarlar diye kimseler yokmuş artık.

Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.

Constantino KAVAFİS
Çeviri:
Cevat ÇAPAN

Barbarları Beklerken
?Pazaryerine toplanmış ne bekleşiyoruz böyle?

Barbarlar geliyormuş bugün.

?Bu ne durgunluk Senatoda
neden yasamaz olmuş senatörler?

Barbarlar geliyormuş bugün.
Yasamanın gereği var mı?
Barbarlar yasa koyarlar gelince.

?Neden İmparatorumuz böyle erken kalkmış;
başında tacı, duruşunda bu törensizlik,
ne yapıyor kentin en büyük kapısında?

Barbarlar geliyormuş bugün.
Başbuğlarını İmparator
karşılamaya çıkmış.
Buyrultu bile çıkarmış diyorlar,
ona nicelikler, ayrıcalıklar bağışlayan.

?Neden iki konsülümüzle yargıçlarımız
kırmızı, süslü kaftanlar içinde çıkmışlar?
Neden yakut bilezikler, parlak
zümrüt yüzüklerle bezenmişler?
Altın, gümüş kakmalı asalarıyla
ne yapacaklar böyle.

Barbarlar geliyormuş bugün,
Barbarların böyle şeyler pek hoşuna gidermiş.

?Nerde ünlü söylevcilerimiz,
Neden konuşmuyorlar?

Barbarlar geliyormuş bugün,
Barbarlar güzel sözlere kulak asmaz ki.

?Nedir bu birdenbire doğan tedirginlik,
Bu kargaşa? (Nasıl da asılıverdi suratı herkesin!)
Sokaklar, alanlar neden böyle çabuk boşalıyor,
Neden dalgın dönüyor evine herkes?

Gece oldu, Barbarlar gelmedi de ondan.
Sınırdan dönen birtakım kimselerse
Barbarlar yok artık, diyorlar.

Peki, şimdi Barbarlarsız ne yaparız biz?
Ne de olsa çıkar bir yol demeti onlar.

Constantino KAVAFİS
Çeviri: İonna KUÇURADİ – A.Turan OFLAZOĞLU

Duvarlar
Düşünmeden, acımadan, utanmadan
Kocaman yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.

Ve şimdi oturuyorum böyle yoksun her umuttan.
Beynimi kemiriyor bu yazgı, hep bu var aklımda;

Oysa yapacak bunca şey vardı dışarda.
Ah, önceden farketmedim örülürken duvarlar.

Ama ne duvarcının gürültüsü, ne başka ses.
Sezdirmeden, beni dünyanın dışında bıraktılar.

(1896)
Constantino KAVAFİS
Çevirenler : Herkül MİLLAS ve Özdemir İNCE

Kaleler

Düşünmeden, acımadan, utanmadan
yüksek kaleler kurmuşlar dört yanıma.

Umutsuzluk içinde böyle hep
bir şey düşünmez oldum alınyazımdan başka.

Dışarıda görülecek bir sürü işim vardı
ben nasıl sezmedim kaleler kuruldu da.

Ses seda işitmedim çalışan işçilerden
habersiz kapadılar beni dünyanın dışına.

(1896)
Constantino KAVAFİS
Çevirenler : Ionna KUÇURADİ ve A.Turan OFLAZOĞLU

Tanrının Antonisus’u Bırakmasıdır
Birdenbire duyarsan geceyarısı
görünmeyen bir alayın geçtiğini
eşsiz ezgilerle, seslerle-
artık boyun eğen yazgına başarısız
yapıtlarına, tasarladığın işlere
hepsi aldanışlarla biten-
ağlamayasın boş yere.
Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi
hoşçakal de ona, giden İskenderiye’ye.
Hele kendini aldatmayasın demeyesin:
bu bir düştü, kulaklarım iyi duymadı;
böyle boş umutlara eğilmeyesin.
Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi
böyle bir kente erişmiş sana yaraşırcasına,
kesin adımlarla yaklaş pencereye,
dinle duygulanarak, ama
yanıp yıkılmalarıyla değil korkakların-
son bir kez, dinle doya doya ezgileri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,
hoşçakal de ona, yitirdiğin İskenderiye’ye.

Constantino KAVAFİS
Çeviri : Ionna KUÇURADİ ve A.Turan OFLAZOĞLU

THE CITY
You said, “I will go to another land, I will go to another sea.
Another city shall be found better than this.
Each one of my endeavors is condemned by fate;
my heart lies buried like a corpse.
How long in this disintegration can the mind remain.
Wherever I turn my eyes, wherever I gaze,
I see here only the black ruins of my life
where I have spent so many years, and ruined and wrecked myself.”
New places you shall never find, you’ll not find other seas.
The city still shall follow you. You’ll wander still
in the same streets, you’ll roam in the same neighborhoods,
in these same houses you’ll turn gray.
You’ll always arrive at this same city. Don’t hope for somewhere
else;
no ship for you exists, no road exists.
Just as you’ve ruined your life here, in this
small corner of earth, you’ve wrecked it now the whole world
through.

Constantino KAVAFIS
Herkül Millas ve Özdemir İNCE çevirisi ile Kent

Yürek Yolcularına ithaf olunur…
Bütün yaptıklarımdan ve bütün söylediklerimden
Kimse anlamaya çalışmasın kim olduğumu
Bir engel vardı, bir engel, bütün eylemlerimi
Ve bastan aşağı tutumumu değiştiren
Hep bir engel vardı tam konuşacağım sıra
Susturuverirdi beni
En göze çarpmamış davranışlarımdan
En kapalı sözlerimden, yazdıklarımdan
Yalnız onlardan anlaşılabilirim
Ama belki de değmez bunca çabaya
Bunca dikkate, gerçekte kim olduğumu bulmak,
Daha güzel bir toplumda, ilerde
Bir başkası tıpkı bana benzeyen
Çıkar kuskusuz, yasar özgürce.

Öyle Çok Baktım Ki
Öyle çok baktım ki güzelliğe
onunla dopdolu hayalim.

Gövdenin hatları. Kırmızı dudaklar. Hazla dolu kollar bacaklar
Sanki Yunan yontularından alınmış saçlar,
her zaman güzel, taranmış olsalar da,
hafifçe düşüvermiş solgun alınlara.
Aşkın yüzleri, tam şiirimin
istediği gibi… gençliğimin gecelerinde,
gizlice buluştuğum gecelerinde.
(Türkçesi: Erdal Alova)

Yarım Saat
Hiç benim olmadın, olacağın da
yok sanırım. Bir iki söz, bir yanaşma
Dün bardaki gibi – o kadar.
evet, acı bir şey bu. Ama biz sanata hizmet edenler
kimi zaman beyindeki gerilimle
Neredeyse tensel bir haz duyalabiliriz
Kuşkusuz kısa bir süre.
İşte dün barda böylece-
Güzel yardımıyla alkolün-
Cinsellikle dopdolu bir yarım saat geçirdim.
Sanırım anladın halimi
Ve biraz daha kaldın yanımda bilerek.
Gerekliydi bu. Çünkü bütün düşgücüne, alkolün
büyüsüne rağmen
Senin dudaklarını da göreliydim
Yanımda olsun istiyordum gövden.

(Türkçesi: Barış Pirbasan)

Bestelenen Şiiri
Kent, Ezginin Günlüğü – Şehir

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler – Oktay Rifat Horozcu

Kapat