Jenny’ye Adanmış Şiir Albümlerinden – Karl Marx “Aşk Jenny’dir, Jenny de aşkın adı.”

Karl Marx’ın Jenny’ye Adadığı Şiir Albümlerini (1836-1837) Barış Pirhasan İngilizcesinden (“Early Literary Experiments” [From the Albums of Poems Dedicated to Jenny von Westphalen – A Book of Verse Dedicated by Marx to His Father], K. Marx – F. Engels, Collected Works, Progress Publishers, Moscow 1975, volume 1, pp. 515-632) dilimize çevirdi ve kitap Jenny’ye Adanmış Şiir Albümlerinden adı ile Sol Yayınları tarafından Ekim 1998 tarihinde Ankara’da Şahin Matbaası’nda bastırıldı.

(*) Karl Marx’ın 1836-1837 yılları arasında, Jenny’ye yazdığı aşk şiirleri Sol Yayınlarından çıktı. Von Westphalen Baronunun kızı Jenny 1814’te Treves’te doğdu. Almanya’nın on iki bin nüfuslu, henüz sanayileşmemiş küçük bir kenti olan Treves, bağlarla çevrili. Roma kalıntılarıyla dolu, biri devrim ve ardından öteki de imparatorluk dönemleri olmak üzere onar yıllık iki dönem Fransız yönetiminin izlerini taşıyordu. Subay, memur ve zenginlerden oluşan kentin tüm saygın kişilerinin üyesi olduğu, bir tür klüp olan Gesellschalf Gazinosu çevresinde, toplumsal yaşam olabildiğince yoğundu. Jenny ile Karl’ın babaları da bu gazinonun üyesiydi. Baron Von Westphalen ile Heinrich Marx, aralarında çok iyi ilişkiler kurmuşlardı. Aydınlanma düşüncesinden derinden etkilenmiş ve Fransız ekinini içmiş bu iki insan, politikasından hep yakınarak da olsa, bağlı bulundukları Prusya Monarşisi karşısında aynı kapalı konumda yer almakta ve gazino etkinlikleri çerçevesinde, belli bir eleştirici düşünceyi paylaşmaktaydılar. Eşlerinin karşılıklı ilişkileri yüzeysel olmasına rağmen, çocuklar arasındaki dostluk çok iyiydi. Jenny ile Karl’ın ablası Sophie ve Karl ile, liseden okul arkadaşı olan Jenny’nin erkek kardeşi birbirlerinden hiç ayrılmıyorlardı.

O sıralarda on yedi yaşında olan Jenny, Treves salonlarının gözdesi, baloların kraliçesi ve garden partilerinin kadın kahramanıyken, genç Marx oniki-onüç yaşlarında, soruları ve zekasıyla çevresini büyülemekteydi. Ama hiç kimse Marx’ın Marx olacağını, onun sözünün dünyanın dört bir yanında yankılanacağını ve saygı nesnesi olacağını bilmemekteydi.

Dönemin bütün Alman gençliği gibi, Jenny de romantikti. Sturm und Drang, usçuluğa karşı bir tepki olarak doğmuş bu yazınsal hareket, etkilerini göstermiş; bütün Alman gençliği gibi, Jenny de, devrim düşüncesiyle eğlenmekteydi. Her yerde düşünce kaynamakta, tartışmalar, toplantılar birbirini izlemekteydi. 27 Mayıs 1832’de Hamboch’taki Palatinat’ta otuz bin Alman genci “Birlik! Özgürlük!” diye bağırarak gösteri yaptıklarında, Karl ve Jenny de bu dileğe yürekten katılırlar. O sıralarda Almanya, yüz otuz altı krallık, dükalık, prenslik, serbest kent ve başkenti Berlin’le en büyük parçayı oluşturan Prusya ile birlikte bir mozayikti.

1835 Eylülünde, babası Karl’ı hukuk öğrenmesi için üniversite kenti Bonn’a gönderdi. Jenny ve Karl Marx, çocukluklarından bu yana ilk kez ayrı kalacaklardı. Karl, ona hoşçakal deyip sarılmaya geldiğinde, kendisine mektup yazma sözü vermiş, ama bunu hiç tutmamıştı.

Karl kendisine çok güvenen on yedi yaşındaki bir oğlandan beklenebilecek bütün delilikleri Bonn’da yapmaktaydı. Ozanlar Derneği’nin üyesi olan ve taşkın bir lirizmle şiir yazmaya koyulan Karl, kendileriyle içki içtiği, şarkı söylediği ve geceler boyunca dövüştüğü öğrencilerin derneğine katılır. Kaşı yarılır, geceleyin gürültü yaptığı için bir günlük hücre hapsine çarptırılır. Tabancayla düello yapar, sakal bırakır; bir sakal ki artık onu hiç kesmeyecektir.

Karl 1836’nın Ağustos ayında, öğretim yılının sonunda Treves’e geri gelir. Küçük Karl, gür ve uzun kara saçları, çember sakalıyla, güçlü kuvvetli, on sekiz yaşında koca bir oğlan olmuştur. Jenny, yirmi iki yaşında, güzelliğinin olanca görkemi içindedir. İki genç uzun bir ayrılıktan sonra karşılaştıklarında, birbirlerine çarpılacak ve o gün, gizli bir nişanla noktalanacaktır.

Jenny, Karl’ı yeniden görünce, onun varlığının Treves’li bütün gençleri yavan ve anlamsız kıldığını kavramış ve tutkulu bir biçimde, onu eş olarak istemişti. Ne var ki Karl, Ekim ayında, bu kez Berlin Üniversitesini kazanmak üzere Treves’i terk ettiğinde Jenny, tasarılarından babasına daha hiç söz etmemişti. Bu genç insanların önünde yedi yıllık bir kumsal uzanmaktaydı; yedi yıl süren yarı gizli bir nişanlılık, dizginsiz bir romantizm, coşkun mektuplar, ertelenmiş arzu, doruk noktasına varmış duygusallık ikliminde yedi yıllık bir bekleyiş…

Karl, Jenny için, babası aracılığıyla kendisine gönderdiği elli yedi sone ve balad yazdı. Jenny’ye yağdırdığı, gönül sıcaklığıyla dolu bu şiirler, Marx’ın yayımlanmış, tam anlamıyla yazınsal nitelikli biricik yapıtlarıdır.

Bir şey daha diyeyim, çocuk sana:
Bir ayrılık şiiri, şarkılarımın sonu;
Son gümüş dalgalar çarpıp kabaran,
Müziğini Jenny’min soluklarına borçlu.
Uçurumdan aşar gibi çevik ve devleşerek
Koşar yaşamın tez ayaklı saatleri, koşar,
Çağlayanlar içinden, ormanlıklardan,
Son yetkinlik doruğuna sende varana kadar.
Cesaretle bürünmüş ateşten giysilere,
Gururla kalkmış yürek, değişmiş ışıkla,
Egemendir o şimdi, kurtulmuş bağlarından,
Alanlarda yürürüm sapsağlam adımlarla,
Parlak bakışlarında parçalarım acıyı,
Düşle şimşekçe uçarken
Yaşamak ağacına.

Meteliksiz bir devrimciyi koca olarak seçen Jenny’nin yoksulluk ve sürgün yılları boyunca çok hareketli bir aşk yaşamı oldu. Marx’a devrimci yaşamında ve yapıtını oluştururken en önemli desteği verdi.
Jenny ile Karl Marx otuz sekiz yıl evli kaldılar. Bu uzun süre, tam olarak bir gül bahçesi değildi. Ne var ki bu bir aşktı; cehennem acısını birlikte yaşadıkları büyük bir aşktı…
(*) Orhan Tüleylioğlu, Karl Marx’tan Jenny’ye Şiirler, Milliyet Sanat, 15 Ocak 1999

Aşksız Yaşam Olur mu?, Oktay Akbal, Cumhuriyet, 3 Ocak 1999
“Evet nakarat gibi yazabilirim onu,
Görebilsinler diye gelecek yüzyıllara
Aşk Jenny’dir, Jenny de aşkın adı”

Jenny von Westphalen, Karl Marx’ın eşiydi. Kendisinden dört yaş büyük… Yaşam boyu süren bir birliktelik… Daha çocuk yaşında başlayan bir sevda…

“Jenny, gülerek sorarsın ? Neden şarkılarım Jenny’ye ? Yalnız senin için yüreğim çarparken ? Şarkılarım yalnız senin için ağlarken ? Yürekleri yalnız senden esinlenirken ? Her hece söylerken yalnız senin adını…”

Karl Marx’ın şair olduğunu bilir miydiniz? Şaştınız mı, niye? En büyük bilimciler, felsefeciler, toplumbilimciler şiirden, sanattan, müzikten geçmişlerdir. Duyarlı olmak dünyayı, insanları daha içten anlamayı sağlar. Toplumdaki bozukluklar, çıkmazlar, ancak sevmesini bilenlerce daha kolay çözümlenir, daha kolay algılanır.

Sol Yayınları Marx’ın, Engels’in uzun süredir ortalıkta bulunmayan kitaplarını yeniden yayımladı: “Hakiki Sosyalistler”, “Yahudi Sorunu”, “Komünist Parti Manifestosu”, “Komünizmin İlkeleri”, “Ütopik Sosyalizm” vb.. Ama Marx’ın iç dünyasını yansıtan “Jenny’ye Adanmış Şiir Albümlerinden” (Çeviren: Barış Pirhasan) kitabını daha ilginç, daha doğrusu daha güncel buldum. Düşünce adamlarının, bilimcilerin sanattan ışık almadan başarılı ürünler ortaya koyamadıklarının bir çeşit kanıtı olarak…

Karl ile Jenny gerçek bir aşkla birbirlerine bir ömür boyu bağlandılar. Böyle yazıldı, söylendi. Ama bunca uzun yıllar süren bir evlilikte, ne denli sağlam görünürse görünsün, yine de bazı çatlaklar olur. “İşte binlerce cilt doldurabilirim / ‘Jenny’ yazarak her satırına” diye yazan Karl’a Jenny de aynı aşk dolu mektuplar yazıyordu:

“Bugünkü çılgınca aşkımı koruyabilecek miyim? Ah, Karl eğer yakınıyorsam bu, aşkımın öyle güzel, öyle etkili, öyle ihtiraslı olmasındandır. Aşk itirafların öyle güzel ki, herhangi bir başka kızı hayalinin coşkun tasvirlerini mutlulukla doldurabileceğini düşünmemek elde değil! Bütün bunlar beni dehşete ve tereddüde sevkediyor. Bütün hayatım, varlığım, yalnızca seni düşünmek içindir.”

Jenny’dir, Karl’ın yaşam boyu en yakın desteği, yardımcısı. Marx’ın yazdıklarını el yazısıyla temize çeken oydu, düşüncelerine ortak olan, onu bilimsel araştırmalarında etkileyen hep Jenny idi. Ne var ki en büyük aşklar da zamanla soluyor. Karl’ın da, evlerinde yardımcı olarak çalışan, çocuklara anneleri kadar yakınlık gösteren Helene Demuth’la ilişki kurmasına Jenny’ye olan aşkı engel olmamış. Hatta bir de oğlu olmuş!..

“Karl Marx’ın Aşk Hayatı” kitabının (Sinan Yayını) yazarı Pierre Durand, Marx’ın evlilik müessesesine karşı çıkan bazı ham, kaba komünistleri eleştirdiğini, aynı zamanda aşkla hiç ilgisi olmayan, servete ve karşılıklı çıkar ilişkilerine dayanan burjuva evliliklerini de şiddetle eleştirdiğini yazıyor:

“Marx’ın aşk hayatını anlatmaya niyet etmiştik, mutluluğu, sefaletleriyle, coşkuları ve umutsuzluklarıyla, yücelikleri ve küçüklükleriyle büyük bir aşk keşfettik. Marx’ın duygu dünyasının monografisiyle sınırlanmış olan insan yaşamını tanıtmayı diliyoruz: Bir insan ki, en zor yaşama koşullarında dahi Jenny’ye karşı duyduğu ve Jenny’nin de muhteşem bir şekilde karşılık verdiği aşkı sayesinde varlığının en derin anlamını bulmuştur.”

Bu gerçek bize büyük yapıtlar, ölümsüz kuramlar, düşünler, bilimsel atılımlar başaranların şiirden, aşktan güç aldıklarını göstermiyor mu?
Evet, “Aşk Jenny’dir, Jenny de aşkın adı.”

Kitabın Künyesi
Jenny’ye Adanmış Şiir Albümlerinden
Yazar: Karl Marx
Yayınevi: Sol Yayınları
Çeviren: Barış Pirhasan
Sayfa Sayısı: 120 sayfa

İçindekiler
5 Jenny von Westphalen’e Adanmış Şiir Albümlerinden
7 Aşk Kitabı’ndan
7 Jenny’ye Kapanış Soneleri
10 Şarkılar Kitabı’ndan
10 Jenny’ye
11 Jenny’ye
12 Aşk Kitabı’ndan (Bölüm II)
12 Dünyam
14 Duygular
16 Değişim
19 Yaban Şarkılar
22 Babama
22 Yaratılış
24 Şiir
25 Ormandaki Kaynak
26 Büyülü Arp
28 Kız Kaçırma
30 Özlem
31 Siren Şarkısı
36 Bir Darkafalı Şaşıyor
37 Matematik Bilgeliği
38 Suyun Küçük Yaşlı Adamı
39 Ovid’in Tristia’sından Birinci Mersiye’nin SerbestÇevirisi
52 Jenny’ye Kapanış Sonesi
53 Delikadın
54 Jenny’ye İki Şarkı
54 Aradım
55 Buldum
56 Çiçek Kralı
58 Yalıyar
59 Uyanış
61 Gece Düşünceleri
62 Lucinda
69 Yazıtlar
69 Hegel Üstüne
72 Belli Bir Kel Kafalı Üstüne
73 Pustkuchen (Başıboş Yıllar)
75 Puf Böreği Aşçısına Kapanış Yazıtı
76 Oulanem Trajedisinden Sahneler
99 Scorpion ve Felix’ten Bazı Bölümler

JENNY’YE
I
Jenny! Gülerek sorarsın
Neden şarkılarım “Jenny’ye”,
Yalnız senin için yüreğim hızla çarparken
Şarkılarım yalnız senin için ağlarken
Yürekleri yalnızca senden esinlenirken
Her hece söylerken yalnız senin adını
Alırken her ses yalnız senden tınılarını
Soluklarım Tanrıça’dan atmazken adımını.
Çünkü sevgili adın öyle tatlı çınlıyor,
Bana neler söylüyor onun uyacıkları,
Dopdolu, çeşit çeşit sesler yankılanıyor,
Uzaklarda titreşen Ruhlara gider sanki,
Altın telli Sitern’in dalgalanan uyumu,
Bilinmeyen, güpgüzel, tılsımlı birşey gibi.

II
İşte! Binlerce cilt doldurabilirim,
“Jenny” yazarak yalnız her satırına,
Gizleniverir yine düşünceler, duygular,
Sonsuz yapı, mutlak İstenç, dizeler arasına,
Taptatlı dizeler ki yumuşacık özlerler,
Bütün ışımaları Esîr pırıltısını,
Kutsal sevinci, korkunç kederin acısını,
Benim olan tüm Yaşam ve Bilginin tadını.
Yukarlardaki yıldızlarda okuyabilirim,
Zefir’den yankılanıp geri gelir o bana,
Kuduran dalgaların uğultusundan gelir.
Evet, nakarat gibi yazabilirim onu,
Görebilsinler diye gelecek yüzyıllara –
AŞK JENNY’DİR, JENNY DE AŞKIN ADI.

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Klasik Çin Şiirinden Seçmeler

Klasik Çin Şiirinden Seçmeler, MÖ 11. yüzyıldan bu yana söylenen halk şarkılarından 19. yüzyıla Çin'in son hanedanlığı olan Qing Hanedanlığına...

Kapat