Yüz Karası – Orhan Kemal

İlk defa 1960 yılında yazılıp, bugüne kadar tefrika edildiği gazetelerin sayfalarında kitaplaştırılmayı bekleyen bir roman Yüz Karası.

Elli yıl sonra ortaya çıkan bu roman, Işık Öğütçü’nün önsözüyle hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adana’nın fakir bir mahallesinden başlayıp İstanbul’a uzanan bu öyküde fakirlik, büyük umutlar ve haysiyet konuları işleniyor. Birbirinden farklı karakterlerdeki iki kardeşin yaşam mücadelesini; açgözlülük, kısa yoldan köşeyi dönme ve vicdan muhasebesiyle okurlara aktaran Orhan Kemal, her zaman en açık halini anlattığı insanın bu kez yüzünün karasını ortaya çıkarıyor.

Orhan Kemal’in kitapları bîr okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal’in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kurtulmanın bedelleri – Sennur Sezer
(29/04/2011 tarihli Radikal Kitap Eki)
?Yüz Karası?, Orhan Kemal?in gazetede yayımlandıktan sonra kitaplaşması ihmal edilmiş bir romanı. Elli yıl sonra buluştu okuruyla. Orhan Kemal?in küçük oğlu ve Orhan Kemal Müzesi yöneticisi Işık Öğütçü kitabın bulunuş sürecini anlatıyor önsözde. Bir edebiyat yapıtını yayımlanışından elli yıl sonra okurken ister istemez belgesel yanlarını gözden geçiririz. Hangi şehri anlatıyor yazar burada? O şehrin koşulları hâlâ böyle mi? Neler değişti. Oysa önemli olan öncelikle insan öğesidir. İnsanın değişmeyen umutları, üzüntüleri, toplumun önyargıları, bireyin toplumla ilişkileri anlatının örgüsünü oluşturur.
Orhan Kemal, edebiyat anlayışını ?aydınlık gerçekçilik? diye tanımlar. İnsanın özünde değişmeyen, günün ve toplumun koşulları içerisinde bozulmayan bir değer olduğuna inanan bu anlayışa göre işlenen öykü ve romanların merkezinde insan vardır. Bu amaçla karakter ve tiplerin çarpıcı olmasına özen gösterir, zaman ve mekân gibi öğelerin de kişiyi açıklayabilmesine dikkat eder. Bireyin var olma mücadelesindeki davranışları toplumun değer yargılarıyla çelişse de olumlanacak açıklamaları vardır.
Orhan Kemal?e göre yazar, içinde yaşadığı toplumun gerçeklerini yüzeysel olarak yansıtmamalı, ?toplumdaki katlarla, çeşitli katların insanlarını göre göre, kulak ya da his yoluyla duya duya, bu da yetmezse, varsa (?) toplum üzerine hazırlanmış ekonomik, sosyal, folklorik eserleri el altında bulundura bulundura bir yargıya varmalıdır. Ya da vardığı yargı, yani dünya görüşünün etkisiyle bir aşamaya? ulaşmalıdır. ?Bir yazar, içinde yaşadığı toplumun bozuk düzenini görmeli, bu bozukluğun nereden geldiğine akıl erdirmeli ve sonra da bu bozuklukları ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. ?
Orhan Kemal, hikâye ve romanlarında daha çok tanığı olduğu yaşam biçimlerini ve kişilerini ele alır. Bir söyleşisinde bu durumu ?Evet, ben tanıdığım insanları yazdım. Tanıdığım, konuştuğum, birlikte sigara içtiğim, sırtımı sıvazlayan insanları yazdım. Ben bu insanları inceledim, araştırdım? diye anlatır. ?Hep işçiyi, hep köylüyü anlatmak gibi bir inadın sonucu değil bu. Gerçekçi bir yazar en iyi bildiği şeyi yazmalıdır. İşçi ve köylüler çocukluğumdan beri içime öylesine yerleşmişler ki. (?) Halli vakitlilerden de, bildiğim kadar söz ediyorum. Keşke daha geniş tanısam onları da, kitaplar doldursam.?
?Yüz Karası?, 1950?lerden sonra değişen sosyal hayat tarzını, tüketim anlayışını ve bunların doğurduğu problemleri ele alan ?İstanbul?daki küçük ve yoksul insanların dünyasını anlatan? Orhan Kemal romanlarındandır. ?Yüz Karası?, Adana?da başlıyor. Kendi yaptığı dondurmayı sokak sokak satan İlyas?ın aile üyeleri işçidir. Ama ailenin bütün üyelerinin ümit bağladığı bir de üniversiteli var. İstanbul?da okuyor. Gösterişsiz bir delikanlı. Ama doktor olacak, iyi para kazanacak ve bütün aileyi kurtaracak. Belki de bütün komşularını hatta mahalleyi kurtarır. Kolu kopana takma kol, gözü olmayana takma göz taktırır. O mahallenin yüksek öğrenim yapan tek kişisidir. Aileyi zora sokan masrafların delikanlı için yetersizliği, üniversitelinin yaşama koşulları, arkadaşlarının arasındaki durumu elbette delikanlının ailesinin aklına bile gelmez. Onlar için zor koşullar bir yaşam biçimidir.

Aşağılanmanın öcü
Ailede bir delikanlı daha var. İnadına boylu boslu, sportmen. Okutmaya aile güç yetirememiş, nasılsa taşı sıksa suyunu çıkarır düşüncesiyle belki düşünmemişler bile okutmayı. Ama onun bir baltaya sap olmaması yüzünden artık onun okumama nedeni kendi haylazlığına bağlanıyor. O ailenin ?yüz karası?. O da futbolcu olup zengin olmayı düşlüyor. Aşağılanmanın öcünü olağanüstü olanaklar kazanarak alacak. İstanbul?a para yollayan, üniversiteliyi okutan kardeş, kız kardeş. Umutlarına para yolluyor aslında. Bir gün iyi yaşayabilme umutlarını diri tutmaya çalışıyor. Burada bir an duralım. Emeğiyle iyi yaşayabilme olanağı verilmeyen toplumlar hep bir ?kurtarıcı? aramak ve yaratmak zorundalar. Bu durumun yaratılan ?kurtarıcı?yı hangi duruma düşürdüğü, hangi ahlak zayıflıklarına götürebileceği düşünülmez bile. ?Yüz Karası?, bir evden bir ülkeye genişletebilecek bir dokuda. Eğitimle, bilimle hem kendini hem aileyi kurtaracak bir kişi ya da aydınlar topluluğu… Kurtarılmanın ya da kurtulmanın bedelleri bu romanda da izlenebilir.

Kitabın Künyesi
Yüz Karası
Orhan Kemal
Everest Yayınları / Roman Dizisi
Yayın Yönetmeni:Sırma Köksal
Önsöz:Işık Öğütçü
Kapak:Utku Lomlu
İstanbul, Nisan 2011, 1. Basım
102 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Tatar Ramazan (700 Kasaba, 70 Vilayet ve 7 Düvelde Namı Söylendi) – Kerim Korcan

Kerim Korcan'ın en önemli eserlerinden biri olan Tatar Ramazan, 1990 yılında sinema filmine uyarlandı. Başrolde Kadir İnanır'ın oynadığı filmin müziklerini...

Kapat