Etiket: Utku Lomlu

Ruhi Su Türküleri – Hazırlayan: Karabey Aydoğan

“İnsan sesi, çalgıların en soylusudur. Hiçbir çalgı, insan sesinin anlatma gücüne sahip değildir. Fakat insan sesi de dahil, kullandığı çalgının gerektirdiği yeteneklerden yoksun kişi, hem kullandığı enstrümanı, hem de o enstrümanla yaptığı işi yozlaştırır. Şarkı söylemeyi meslek olarak seçen bir insan için, bu -en azından- bir klasik eğitim, bir ses eğitimi, bir müzik eğitimi, sözün

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in Don Kişot’u, Murtaza

Orhan Kemal, ölümsüz karakteri Murtaza ile edebiyatımıza asla silinemeyecek biçimde damgasını vurmuştur. İnsanın en çapraşık durumlarından birini kara mizahla yüklü bir dille anlatır. Otorite ile doğru kavramı arasında sıkışıp kalan, doğruculuğundan ödün vermemek için daha çözümsüz durumlara düşen, bu arada gittikçe insanı anlamaktan uzaklaşıp, salt ilkelerini savunan bireyin başına gelenlerin acıklı bir güldürüsüdür.

okumak için tıklayınız

Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol

İki bölümden oluşan Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar, daha sonra Petersburg Öyküleri ve Ölü Canlar gibi eserleriyle dünya edebiyatına damgasını vuracak olan Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün ilk kitabıdır. Dikanka yakınlarında bir köyde, köy ahalisi her akşam arıcının evinde toplanıp birbirlerine masallar, hikâyeler anlatır. Yalnızca güzel kızlar ve yiğit delikanlılarla değil, cadılar, büyücüler, hatta bizzat şeytanın kendisiyle

okumak için tıklayınız

Umut Etmenin Muhteşemliği – Gülşah Elikbank

F. Scott Fitzgerald?ın 1925?te yazdığı ?The Great Gatsby?, ?Muhteşem Gatsby ?kitabı, Amerikan Edebiyatının en önemli örneklerinden sayılır. Bir Amerikan Rüyası eleştirisi olarak da görülen ve arka fonuna Caz Çağı?nı yerleştiren romanın, farklı yayınevlerinden çevirisi zaman zaman raflarda yerini alırken, beyazperde de bu romandan uzak kalamıyor. Özellikle de klasikleri modernize etme hastalığına tutulduğumuz bu yıllarda! Cannes

okumak için tıklayınız

Pantagruel – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantagruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Pantagruel, bu külliyatın ilk cildi olmasına karşın, Gargantua’nın devamı niteliğindedir. Bir şövalyelik güldürüsü sayılabilecek olan bu roman, insanlık tecrübesine doyumsuz bir merak duyan bir devin doğumundan gençliğine kadarki maceralarını

okumak için tıklayınız

Kara Vagon – Bekir Yıldız

Bekleşen insanlar zavallı şaşkın… Tanrı’nın arkasında kalan, hep Tanrı’nın gölgesine düşüp unuttuğu insanlar… Tanrı büyük, insanlar küçücük… Tanrı’nın gözünden kaçanlar… Beş, on, yirmi… Ve daha fazla. Hayvanların boşalttığı vagona alındılar. Kadınlar, çocuklar, erkekler…

okumak için tıklayınız

Harran – Bekir Yıldız

Biçerdöverlerin ağzındaki bir lokma ekmek, tozlu evrakların arasında yaşayan taptaze umutlar, şimdi, dönen tekerleklerin altında çiğneniyor. Buradan doldurduğu umudu, şurada boşaltırken, filizlenen yeni umutları bir gecede Antep’ten İstanbul’a, İstanbul’dan Muş’a aktarıyor. Bekir Yıldız, Harran’da bir yol hikâyesi anlatıyor okuyucuya. İstanbul’dan Harran’a uzanan bu yolculukta, Anadolu insanı yine başrolde.

okumak için tıklayınız

Kayda Geçsin – Ece Temelkuran

Ece Temelkuran “inatla” kayda geçsin diye tarihe not düşüyor!.. ”Bu ülke merhametini lütfetmeden önce insana muhakkak diz çöktürür. Bu, milyon kez yaşanmıştır bu topraklarda. Yine de bu kaderin değişebileceğine dair bir umudum var mı? Pek yok! Her zaman söyledim bunu. Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile

okumak için tıklayınız

Baharat Deyip Geçmeyin! – Elif Kutlu

Bu MÖ 4. yüzyıldan günümüze kadar devam eden bir yolculuk. Her ne kadar bir zamanlar çok değerli olsa da bu gün sadece sofralarda yer bulabiliyor. Tüketim toplumunda modası geçen her şey gibi o da 18. yüzyıldan itibaren o şaşaalı zamanlarını yitiriyor. Bu yolculukta, sosyal statü belirtisi olmaktan, ilaç olmaya, kutsal bir değer taşımaktan, ticareti canlandıran

okumak için tıklayınız

Bozkır Gelini – Bekir Yıldız

Yeşil-kırmızı ışıklı bir yol kesiminde durdu araba. Atiye’nin düşündükleri de durdu sanki… Kafesli demir pencereden içeriye girdi köy. Çevresine bakındı. İki jandarmanın arasındaydı hâlâ. Elleri kelepçeliydi. Gelin gittiği o ilk gece, o ilk gecenin üzerinden geçen geceler neredeydi şimdi? Everest Yayınları, Türk edebiyatının en yetkin kalemlerinden Bekir Yıldız’ın kitaplarını yayımlamaya Bozkır Gelini’yle devam ediyor. Bekir Yıldız, bu

okumak için tıklayınız

Sırça Anahtar – Dashiell Hammett

Polisiye cepte serisi, Raymond Chanoler’ın ardından polisiyenin türünün büyük ustası Dashiell Hammett ile devam ediyor. Hammett serisinin ikinci kitabı olan Sırça Anahtar. Sinan Fişek’in yetkin çevirisi ile okurlarıyla buluşuyor. Everest yayınları durak Amerikan polisiyesinin kült isimlerinden Dashiell Hammett külliyatını. Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit’in editörlüğünde sunmaktan mutluluk duyuyoruz. “Demokrasi denen politik oyunun kulisinde sahnelenen

okumak için tıklayınız

Hay Hikayeler – Pakrat Estukyan

Agos gazetesinde yazdığı yazılarla tanınan Pakrat Estukyan, hay hikâyelerde var olma mücadelesiyle geçen ömürleri, yaşanmış acıları ve hüzünleri dile getiriyor. Yaşanmışlıklardan esinlenerek yazılmış bu öyküler kimi zaman “vatan’a kimi zaman “aile’ye kimi zaman da “geçmiş”e duyulan hasreti anlatıyor. Kitapta yer alan öykülerde; evlat acısı, savaş ve yoksulluk, köklerini bulma umudu, ülkelerinden sürgüne gönderilmiş toplumların ortak

okumak için tıklayınız

Dörtlükler – Nihat Behram

Everest Yayınları, Behram’ın şiir dünyasında atardamar türünden özel bir yeri olan Dörtlükler’i topluca sunuyor. Kitapta,1980-2011 yılları arasında yazılmış ve çoğu ilk kez yayımlanan 250 dörtlük yer alıyor. İşte, Behram’dan, hayatı şiirle solumak isteyenlere oksijen kaynağı niteliğinde bir yapıt daha… Kuma sordum çakıldan geldiğini söyledi Çakıl kayalıktan, kaya dağdan, dağ ufuktan, Dile sordum akıldan geldiğini söyledi

okumak için tıklayınız

72. Koğuş – Orhan Kemal “İnsan Onurunun Sesi”

?Eşe dosta selam, inandığım doğruların adamı oldum, böyle yaşadım, karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım, kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir.? Orhan Kemal (ölümünden üç ay önce yazdığı bir söz) Orhan Kemal?in başyapıtlarından 72.Koğuş, insan onurunun düşebileceği en dipsiz kuyunun hikâyesidir. Tüm yapıtlarında her şeye rağmen insana olan inancını

okumak için tıklayınız

Yüz Karası – Orhan Kemal

İlk defa 1960 yılında yazılıp, bugüne kadar tefrika edildiği gazetelerin sayfalarında kitaplaştırılmayı bekleyen bir roman Yüz Karası. Elli yıl sonra ortaya çıkan bu roman, Işık Öğütçü’nün önsözüyle hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adana’nın fakir bir mahallesinden başlayıp İstanbul’a uzanan bu öyküde fakirlik, büyük umutlar ve haysiyet konuları işleniyor. Birbirinden farklı karakterlerdeki iki kardeşin yaşam mücadelesini; açgözlülük, kısa

okumak için tıklayınız

“İstanbul Hatırası”na Dair – Ümit Cingöz

Ahmet Ümit?in son romanı, İstanbul?un, pek çoğumuzun bildiği, yaşadığı, gördüğü; ama bilip, yaşayıp, görürken de yanından yöresinden geçerken de nerede yaşadığının farkına varmadan geçip gittiği bir kentin romanı? ? Oysa şehirler de insanlar gibidir, geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden den koparılırlar. Hiçbir özellikleri kalmaz. Birbirine benzeyen sıradan insanlar gibi olurlar. Oysa İstanbul sıradan bir şehir

okumak için tıklayınız

Merhaba Umut – J. Mario Simmel

Casus edebiyatının en etkin isimlerinden biri olan J. Mario Simmel, 12 Eylül Darbesi sonrasında kitaplarının Türkiye’de yayımlanmasına uzun süre izin vermemişti. Everest Yayınları Türk okurlarını, yasağı ancak 2008 yılında, ölümünden bir yıl önce kaldıran bu büyük yazarla buluşturmaya devam ediyor. Uyuşturucu kaçakçılarının kirli dünyasına, cinsel sapkınlıklarına ve kurdukları vurgun imparatorluğuna tuttuğu ışıkla Merhaba Umut, Simmel’den

okumak için tıklayınız

Büyük Uyku – Raymond Chandler

Büyük Uyku?da okurlar, Raymond Chandler?ın ölümsüz karakteri Philip Marlowe?la tanışıyor. İlk kez 1939 yılında yayımlanan bu kült eser, Fatih Özgüven?in yetkin çevirisiyle tam bir edebiyat şölenine dönüşüyor. Everest Yayınları Amerikan polisiyesinin klasikleşmiş isimlerinden Raymond Chandler külliyatını, Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit?in editörlüğünde yayınlıyor. “1929 Büyük Bunalımı?nın yıkıcı etkisini en çok hissettirdiği yıllarda, işsizlik ve

okumak için tıklayınız