Sırma Köksal
Orhan Kemal’in Don Kişot’u, Murtaza
Orhan Kemal, ölümsüz karakteri Murtaza ile edebiyatımıza asla silinemeyecek biçimde damgasını vurmuştur. İnsanın en çapraşık durumlarından birini kara mizahla yüklü bir dille anlatır. Otorite ile doğru kavramı arasında sıkışıp kalan, doğruculuğundan ödün vermemek için daha çözümsüz durumlara düşen, bu arada gittikçe insanı anlamaktan uzaklaşıp, salt ilkelerini savunan bireyin başına gelenlerin acıklı bir güldürüsüdür.
Can Yayınları’nda değişim
Can Yayınları?nda yayın yönetmeni değişiyor. Zeynep Çağlıyor Devrim?in yerine, Everest Yayınları?nın yöneticisi Sırma Köksal geldi. Can Yayınları yöneticisi Can Öz, dün görev değişikliğini yayın yönetmeni Zeynep Çağlıyor?a ve yayınevi çalışanlarına açıkladı. Yayınevinin Sırma Köksal?la anlaştığı öğrenildi. Everest Yayınları?ndaki görevinden izne ayrılan Sırma Köksal?ın yakında yeni görevine başlaması bekleniyor. Everest Yayınları?nı kimin yöneteceği ise şimdilik belli değil.
In Jail with Nazım Hikmet (Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl’ın İngilizcesi) – Orhan Kemal
‘Moving and remarkable’ Andrew Finkel
Bursa prison, mid-winter 1940. Two prisoners meet, both writers, both serving long sentences for allegedly inciting Turkish soldiers to mutiny. One is Turkey’s most famous poet and communist, Nazim Hikmet; the other a young, aspiring poet, Orhan Kemal, who now shares a cell with the man whose work he has long admired.
Harran – Bekir Yıldız
Biçerdöverlerin ağzındaki bir lokma ekmek, tozlu evrakların arasında yaşayan taptaze umutlar, şimdi, dönen tekerleklerin altında çiğneniyor.
Buradan doldurduğu umudu, şurada boşaltırken, filizlenen yeni umutları bir gecede Antep’ten İstanbul’a, İstanbul’dan Muş’a aktarıyor.
Bekir Yıldız, Harran’da bir yol hikâyesi anlatıyor okuyucuya. İstanbul’dan Harran’a uzanan bu yolculukta, Anadolu insanı yine başrolde.
Baharat Deyip Geçmeyin! – Elif Kutlu
Bu MÖ 4. yüzyıldan günümüze kadar devam eden bir yolculuk. Her ne kadar bir zamanlar çok değerli olsa da bu gün sadece sofralarda yer bulabiliyor. Tüketim toplumunda modası geçen her şey gibi o da 18. yüzyıldan itibaren o şaşaalı zamanlarını yitiriyor. Bu yolculukta, sosyal statü belirtisi olmaktan, ilaç olmaya, kutsal bir değer taşımaktan, ticareti canlandıran bir meta olmaya birçok meziyete de sahip olmaktan geri kalmıyor. Bahsedilen yolculuğu gerçekleştiren şey günümüzde bu kadar değerli olmuş olabileceği akıllara bile gelemeyecek olan; baharat.
Bozkır Gelini – Bekir Yıldız
Yeşil-kırmızı ışıklı bir yol kesiminde durdu araba. Atiye’nin düşündükleri de durdu sanki… Kafesli demir pencereden içeriye girdi köy. Çevresine bakındı. İki jandarmanın arasındaydı hâlâ.
Elleri kelepçeliydi. Gelin gittiği o ilk gece, o ilk gecenin üzerinden geçen geceler neredeydi şimdi?
Everest Yayınları, Türk edebiyatının en yetkin kalemlerinden Bekir Yıldız’ın kitaplarını yayımlamaya Bozkır Gelini’yle devam ediyor. Bekir Yıldız, bu kitabında Anadolu insanının çıkmazlarını anlatırken, şehirlilerin yaşadığı fakirlik, işsizlik ve
Hay Hikayeler – Pakrat Estukyan
Agos gazetesinde yazdığı yazılarla tanınan Pakrat Estukyan, hay hikâyelerde var olma mücadelesiyle geçen ömürleri, yaşanmış acıları ve hüzünleri dile getiriyor. Yaşanmışlıklardan esinlenerek yazılmış bu öyküler kimi zaman “vatan’a kimi zaman “aile’ye kimi zaman da “geçmiş”e duyulan hasreti anlatıyor.
Kitapta yer alan öykülerde; evlat acısı, savaş ve yoksulluk, köklerini bulma umudu, ülkelerinden sürgüne gönderilmiş toplumların ortak özlemi ve çığlığı, öykülerdeki kahramanların umut ve umutsuzlukları okuyanların yüreklerinde de kendilerine bir yer bulmaya çalışıyor.
Hay hikâyeler, Pakrat Estukyan tarafından Ermenice
Dörtlükler – Nihat Behram
Everest Yayınları, Behram’ın şiir dünyasında atardamar türünden özel bir yeri olan Dörtlükler’i topluca sunuyor.
Kitapta,1980-2011 yılları arasında yazılmış ve çoğu ilk kez yayımlanan 250 dörtlük yer alıyor.
İşte, Behram’dan, hayatı şiirle solumak isteyenlere oksijen kaynağı niteliğinde bir yapıt daha…
Kuma sordum çakıldan geldiğini söyledi
Çakıl kayalıktan, kaya dağdan, dağ ufuktan,
Dile sordum akıldan geldiğini söyledi
Akıl kavrayıştan, kavram candan, can topraktan
72. Koğuş – Orhan Kemal “İnsan Onurunun Sesi”
?Eşe dosta selam, inandığım doğruların adamı oldum, böyle yaşadım, karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım, kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir.? Orhan Kemal (ölümünden üç ay önce yazdığı bir söz)
Orhan Kemal?in başyapıtlarından 72.Koğuş, insan onurunun düşebileceği en dipsiz kuyunun hikâyesidir.
Tüm yapıtlarında her şeye rağmen insana olan inancını ve sevgisini korumuş olan Orhan Kemal; okurlarına, bu derin çukura yuvarlanmış olan insanların, en yakınını bile üç kuruşa vurabilecek kadar alçalmış olanların dünyasını bir koğuşun karanlığında bile direnişin sesini duyuruyor. Alçalışın bile yok edemeyeceği insanlık onurunu dile getiriyor.
Yüz Karası – Orhan Kemal
İlk defa 1960 yılında yazılıp, bugüne kadar tefrika edildiği gazetelerin sayfalarında kitaplaştırılmayı bekleyen bir roman Yüz Karası.
Elli yıl sonra ortaya çıkan bu roman, Işık Öğütçü’nün önsözüyle hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adana’nın fakir bir mahallesinden başlayıp İstanbul’a uzanan bu öyküde fakirlik, büyük umutlar ve haysiyet konuları işleniyor. Birbirinden farklı karakterlerdeki iki kardeşin yaşam mücadelesini; açgözlülük, kısa yoldan köşeyi dönme ve vicdan muhasebesiyle okurlara aktaran Orhan Kemal, her zaman en açık halini anlattığı insanın bu kez yüzünün karasını ortaya çıkarıyor.
“İstanbul Hatırası”na Dair – Ümit Cingöz
Ahmet Ümit?in son romanı, İstanbul?un, pek çoğumuzun bildiği, yaşadığı, gördüğü; ama bilip, yaşayıp, görürken de yanından yöresinden geçerken de nerede yaşadığının farkına varmadan geçip gittiği bir kentin romanı?
? Oysa şehirler de insanlar gibidir, geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden den koparılırlar. Hiçbir özellikleri kalmaz. Birbirine benzeyen sıradan insanlar gibi olurlar. Oysa İstanbul sıradan bir şehir değil.? ( s.90 )
Yazar, Türk edebiyatında polisiye roman türünde tanınsa da son dönem romanlarında polisiye türünü, tarihle harmanlamayı sürdürüyor. Bâb- Esrar?daki, Ninatta?nın Bileziği?ndeki, Patasana?daki, Kavim?deki tarihsel arka planı, İstanbul Hatırası ile
Merhaba Umut – J. Mario Simmel
Casus edebiyatının en etkin isimlerinden biri olan J. Mario Simmel, 12 Eylül Darbesi sonrasında kitaplarının Türkiye’de yayımlanmasına uzun süre izin vermemişti. Everest Yayınları Türk okurlarını, yasağı ancak 2008 yılında, ölümünden bir yıl önce kaldıran bu büyük yazarla buluşturmaya devam ediyor.
Uyuşturucu kaçakçılarının kirli dünyasına, cinsel sapkınlıklarına ve kurdukları vurgun imparatorluğuna tuttuğu ışıkla Merhaba Umut, Simmel’den okurları yine heyecanın doruklarına çıkaran bir roman.
Uçurumun kenarına gelmişlerdi. Onları orada umudun habercisi selamlıyordu. Bu umut onların tek sığınağıydı. Öldürücü iptilalarına son verecek ilacı kullanmalarına niçin engel olmak istiyorlardı?
Rugan Ayakkabılı Teğmen ? Haluk İnanıcı
12 Eylül Darbesini Ordunun İçinden Anlatan İlk Kitap. Evire Çevire Her Yüzüyle 12 Eylül’ü Okumanız İçin!…
Rugan Ayakkabılı Teğmen, öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül Darbesi’nin titreşimlerini kanında iliğinde yaşayan, erozyona uğramış bir toplum içinde kendi olmaya ve kalmaya çalışan teğmenlerin odağında yaşadığımız bir toplu kıyıma bakıyor, belleğimizi tazeliyor.
Gece olduğunda ay yoksa, yatakhanenin pencerelerinden görünen gökyüzünde pır pır yanıp sönen yıldızlar ne kadar çoktu… Hayalleri tutuşturan bol yıldızlı gökyüzünün allında, anne kucağından uzakta uyuyan çocuklar, yıllar sonra diplomalarını aklıklarında yıldızlar her birin omuzlarına konacak, teğmen olup hayatın akışına katılacaklardı. Omuzlarındaki yıldız sayısı çoğaldıkça parıltıları artacak, göz kamaştıracaklar ama
Bir Filiz Vardı – Orhan Kemal
İnsanı tanımak ve her türlü zayıflığına rağmen onu sevebilmek için okunması gereken bir yazar olan Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı’da küçük dünyaların içine kıstırılmış insanların umutlarını, beklentilerini ve düşlerini anlatıyor. Kendisiyle aynı rüyaların peşindeki binlerce kızdan bir olan Filiz, yoksul bir mahallenin içinde sıkışmışlığın kurbanı olmamak için çırpınırken, kendisine benzeyen hayatlar hakkında da çok şey anlatıyor okurlara.
Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal’in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
Bir Filiz Vardı, İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde yaşayan genç bir kızın hikâyesini
Devlet Kuşu ? Orhan Kemal
Çok az yazar henüz hayattayken klasikler arasındaki yerini alır. Orhan Kemal de bu yazarlarımızdan biri ve aradan geçen bunca yıl da asla onun değerinden ve okuruyla kurduğu yakın ilişkiden bir şey eksiltmedi. Bugün yazılmış kadar taze metinleri ve yıllar öncesinden bugünü de çözümleyebilen derin gözlemciliğiyle Orhan Kemal, Devlet Kuşu adlı bu kitabında da pay alamadığı zenginlikten yer kapmaya çalışanların çelişkili hikâyelerini anlatıyor. Günümüzde de güncelliğini yitirmeyen bir sınıf atlamakla sınıfta kalmak mücadelesi…
Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar
Eflatun Koza Romanını Okumadınız mı? – Selman Büyükaşık
Bir toplantıda bir hanım arkadaş, bir eleştirmenin değerlendirmesine dayanarak 2009?un ilk on romanı arasında Cahide Birgül?ün Eflatun Koza romanını da sayınca o bilinen ilkel tepkiyi içten içe gösterdim hemen. Hani şu bilinmeyeni, yeni olanı reddetme içgüdüsü. Adını bile duymadığım bir yazarın bir romanı nasıl 2009?un ilk on romanı arasında gösterilir tepkisi. Romanın ilk sayfalarını da bu peşin yargıyla, tepkici tutumla okuduğumu itiraf etmeliyim. Ama sayfaları çevirdikçe o peşin yargım eridi, yerini hayranlık aldı. Daha önce tanımamış olmaktan duyduğum o anlamsız suçluluğun yerini, güçlü bir yazarı tanımanın hazzı, sevinci aldı.
Gerçek edebiyat peşin yargılarımızı, tabularımızı yıkar. Kuşkusuz, bendeki tutum bir homofobi filan değildi. Benim yadırgadığım, beni rahatsız eden, kimi sanatçılarımızın,
Hanımın Çiftliği 2 – Orhan Kemal
Orhan Kemal’in 1961’de yayımladığı en sevilen romanlarından biri olan, üçlemesi Hanımın Çiftliği’nin ikinci kitabı olan Hanımın Çiftliği, ağalık sorununu olduğu kadar, sınıfsal çelişkileri de yetkinlikle anlatır.
Paranın değişime uğrattığı hayatları, el değiştiren paranın yarattığı çelişkileri, insanın en soylu duygularından biri olan aşkın bile soysuzlaşmasını anlatan bu roman, okuru hiç beklemediği bir sona doğru peşi sıra sürükler. Bu usta yazarın kalemi insanı yargılamadan önce anlamaya, her şeye rağmen insana inanmaya, güvenmeye çağırır okuru.
Hanımın Çiftliği, büyük yazar Orhan Kemal’in ustalığının doruklarına ulaştığı