Zapatista Hikayeleri – Subcommandante Marcos

Bu kitaptaki öyküler; Subcomandante (Komutan Yardımcısı) sıfatına kötü niyetli gazetecilerin ?emirleri kimden alıyorsunuz, esas kumandanınız kim?? sorusuna ?esas kumandan Che Guevara?dır? yanıtını veren, 1984’ten beri Meksika hükümetine karşı mücadele yürüten Zapatistaların yüzü, adı ve geçmişi bilinmeyen önderlerinden Subcomandante Morcos’un usta kaleminden çıkmış, küresel saldırıya küresel direnişle cevap vermek gerektiğine inananlar için masalsı bir canlan(dır)ma kılavuzudur…
Kendini kötülüklerle savaşıp, muhtaçlara yardım etmeye adamış ve her türlü erdemle donanmış, fakat gerçekte basit birböcek olan Lacandona’lı Don Durito… Daha özgür bir dünya arayışıyla bir hikayeden öbürüne doludizgin koşan firari bir at, kendini güçlü bir beygir sanan bir kaplumbağa, Meksika dağlarında yaşayan yerlileri temsil ederken Marcos’a akıl hocalığı yapan Yaşlı Antonio… Çok kalabalık ve fakir olduklarından, güçleri bir koruyucu meleğe sahip olmaya yetmeyen, bu yüzden küçük bir şeytan korumasıyla yetinmek zorunda kalan Zapatista çocukları…

SubCommandante Marcos: Yıldızları İşaret Eden Parmak
Birinci Kıtalararası Neo-liberalizme Karşı İnsanlık Buluşması İçin
Hava Çok yağışlıydı. Rüzgar onu belinden yakaladğında, yağmur bir yandan öbür yana savruluyordu neredeyse. O gece Koca Antonio’yle beraber ava çıkmıştık. Koca Antonio, tarlasındaki yeni filizlenen mısırlara dadanan bir porsuğu öldürmek istiyordu. Biz porsuğu beklerken onun yerne yağmur vebizi boş bir kulübe-dükkana sığınmak zorunda bırakan rüzgar geldi. Koca Antonio bir köşeye çekilip oturdu, ben de eşiğe iliştim. İkimizde sigara içtik. O kestirdi, bense yağmurun, her zamankinden daha kaprisli olan rüzgarın etkisiyle nasıl bir yerden bir yere doğru eğildiğini izlemeye daldım. Yağmurla rüzgarın dansı bitti ya da başka bir yere gidip orada devam etti. Kısa süre sonra yağmurdan geriye kalan tek şey, cırcırböcekleri ve kurbağalar arasındaki insanın kulağını sağır edecek rekabetti. Koca Antonio’yu uyandırmayayım diye ses çıkarmamaya çalışarak dışarı çıktım. Hava, tıpkı arzunun tatmin edildiği ve birbirine kenetlenen bedenlerin dansı sona erdiği zamanki gibi, hala ıslak ve nemliydi.

“Bak,” dedi Koca Antonio, batıdaki bulutların arasından zorlukla görünen bir yıldızı işaret ederek. Yıldıza bakıp içimde hüznün ve acı yalnızlığın ölü ağırlığını hissettim.

Yine de gülümseyip Koca Antoino bana sormadan anlatmaya başladım: “Bir atasözünü hatırladım, galiba şöyle bir şeydi: Parmak güneşi gösterdiğinde, yalnızca aptallar parmağa bakar.”

Neşeyle güldü Koca Antonio, “Güneşe bakıyorsa daha da aptaldır. Kör olur,” dedi. Koca Antonio’nun bu çarpıcı mantığı, ben tam atasözünün ne anlama geldiğini açıklamaya hazırlanırken kekelememe neden oldu. Koca Antonio gülmeye devam etti; bana mı, açıklamama mı, yoksa güneşe değil de güneşi gösteren parmağa bakan aptala mı gülüyordu, anlamadım.

Koca Antonio yere oturup silahını bir kenara koydu ve o eski kulübe-dükkandan aldığı aletle sigarasını sarmaya başladı. Susmanın ve dinlemenin zamanının geldiğini anladım. Yanına oturup pipomu yaktım.

Koca Antonio sigarasından birkaç nefes çektikten sonra başladı sözcük yağmuruna. Sözcükler ağzından dökülürken duman yüzünden yumuşuyorlardı sanki. “Az önce parmağımla yıldızı göstermiyordum. Elimle ona değebilmek için ne kadar yürümem gerek diye düşünüyordum. Tam sana elimle yıldız arasındaki mesafeyi hesaplar mısın diye soracaktım ki, sen şu parmak ve güneşle ilgili atasözünü patlattın. Senin atasözündeki aptalın daha zeki bir alternatifi yok. Eğer güneşe baksa, kör olmasa bile mutlaka tökezleyip düşecek. Çünkü yukarıya bakıyor. Parmağa baksa, kendi yolunda gidemeyecek. Ya olduğu yerde kalacak ya da parmağı takip edecek. İki yol da gayet aptalca; güneşe bakmak da, parmağa bakmak da. Gördün mü, büyük güçleri takip ederek ilerleyemez, yaşayamazsın. Çünkü ölçtüğündünde tahmin ettiğin kadar büyük olmadıklarını görürsün. Güne ulaşmak için yürüdüğümüz gece gelecek. Eğer sadece elin çok yakınına bir yere bakarsak, çok uzağa gidemeyiz. Ama çok uzaklara bakarsak da tökezleyip düşeriz. Yolumuzu kaybederiz.”

Koca Antonio sustu. “Pekş, elin çok yakınına ve çok uzağına basıl bakabiliriz?” diye sordum.

Koca Antonio birkaç nefes çekti sigarasından ve yeniden konuşmaya başladı: “Konuşarak ve dinleyerek. Hem yanımızda hem de çok uzaklarda olanlarla konuşup, onları dinleyerek.”

Koca Antonio yine yıldızı gösterdi. Eline baktı, “Hayal kurarken yukarıdaki yıldıza bakman gerek, ama eğer savaşıyorsan yıldızı gösteren ele bakman gerek. Yaşamak budur. Bir aşağı bir yukarı bakar durursun.” dedi.

Koca Antonio’nun köyüne döndük. Ayrıldığımızda şafak çoktan sökmüştü. Koca Antonio kapıya kadar bana eşlik etti. Dikenli tellerin öteki tarafına geçtiğimde ona dönüp, “Koca Antonio, sen yıldızı gösterdiğinde ben ne yıldıza ne eline bakmıştım,” dedim.

Koca Antonio sözümü kesti: “Aa! Demek sen ikisi arasındaki mesafeye baktın, öyle mi?”

“Hayır,” dedim. “İkisi arasındaki mesafeye de bakmadım.”

“Neye baktın o zaman?”

“Senin elinle yıldız arasında duran porsuğa baktım.”

Koca Antonio yere eğilip bana vermek üzere bir şeyler arandı. Atacak bir şey mi bulamadı yoksa ben mi fazla uzaktaydım, bilmiyorum. Her ihtimalde silahının dolu olmayışı benim açımdan büyük şanstı.

Elin yakınlarını ve çok çok uzaklarını görmeyi deneyerek uzaklaştım. Yerde ve gökte, ışık geceyi günle buluşturmaya hazırlanırken, yağmur Temmuz’u Ağustos’a ekliyor ve benim düşüşlerim canımı daha az yakıyordu. Bundan on yıl sonra, uzakta olduğumuzu düşündüklerimizle konuşmaya ve onları dinlemeye hazırlanıyorduk. Yani, sizi.

Kitabın Künyesi
Zapatista Hikayeleri
Orjinal isim: Zapatista Stories
Subcomandante Marcos
Agora Kitaplığı / Çağdaş Dünya Edebiyatı
Yayına Hazırlayan : Sanem Öge
Katkıda Bulunan : Sibel Yurt
Kapak Tasarımı : Mithat Çınar
Çeviri : Çiğdem Dalay
İstanbul, 2003, 1. Basım
222 sayfa

Subcomandante Marcos Hakkında Bilgi
Subcomandante Insurgente Marcos, (Son olarak adını Delegado Zero olarak değiştirdi) kendini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun (Zapatista Army of National Liberation, EZLN) sözcüsü olarak tanımlıyor. Çok tanınmış bir kişilik olması sebebiyle çoğu kimse tarafından en önemli EZLN lideri olarak görülüyor. Ayrıca eski liderleri emiliano zapatista’ya commandante denmesinden dolayı, ona karşı saygısından dolayı kendisine subcommandante lakabını vermiştir.

Meksika hükümetine göre; Marcos’un önceki ismi Rafael Sebastian Guillen Vicente’dir. Guillen liseye Tamaulipas Tampico’daki bir cizvit okulu olan Instituto Cultural Tampico’da gitmiş ve tahmini olarak Özgürleştirme düşüncesiyle orada tanışmıştır. Daha sonra, Mexico City’e taşınmış ve Meropolitan Autonomous University’ den (UAM) mezun olmuştur. Aynı üniversitede felsefe master’i yapmış ve profesör olarak çalışmaya başlamıştır. Bundan sonra devrimci hareketini başlatmak için buradan ayrılmıştır. Marcos Rafael Guillein olduğunu her zaman reddetmiş ve Rafael Guillein’in başına ne geldiğini bilmeyen ailesi de Marcos’un Rafael olup olmadığı konusundaki düşüncelerini açıklamayı reddetmiştir. 2001 yılındaki Mexico’ya yürüyüş sırasında Marcos UAM ı ziyaret etmiş ve burada yaptığı konuşmasında UAM’da daha önce en az bir kere bulunduğunu açıkça ifade etmiştir.

Maskeli Bir Devrimci
Meksikalı gerilla komutanı Marcos?un tüm yönlerinin anlatıldığı, Nick Henck?in yazdığı ve Eylem Kaftan?ın Türkçe”ye çevirdiği ?Subcomandante Marcos-Maskeli Adam? adlı eser resimleriyle Timsah Kitap?tan yayımlandı. Subcomandante Marcos, Che Guevara?dan bu yana dünyanın üzerine en çok konuştuğu gerilla lideri. Zapatista Ulusal Özgürlük Ordusu?nun sözcüsü olan ve başından bu yana gerçek kimliğini gizleyen Marcos, usta bir yazar ve karizmatik bir lider olarak Meksika?nın devrimci mücadelesindeki en önemli isimlerden biri. Hukuk profesörü Nick Henck”in bu kapsamlı biyografi çalışması, Marcos”un gerçek kimliği üzerindeki gizem perdesini aralıyor ve Zapatistaların tarihi üzerine iz sürüyor. Çok sayıda fotoğrafa ve Marcos?un yazılarından alıntılara da yer veren kitap, Latin Amerika gerilla mücadelesinin geçmişini ve bugününü öğrenmek isteyenler için de önemli bir başvuru kaynağı.

Bir Zapatista Gerillası!
Marcos San Fransisco?da bir gaydir, Güney Afrika?da bir zenci, San Ysidro?da bir Chicano, İspanya?da bir anarşist, İsrail?de bir Filistinli, San Cristobal sokaklarında bir Maya yerlisi, Mexico City?nin teneke mahallesi Neza?da bir çete mensubu, folk müziğinin kalesi Ulusal Üniversite?de bir rocker, Almanya?da bir Yahudi, Savunma Bakanlığı?nda bir uzlaştırıcı, soğuk savaş sonrası çağda bir komünist, ne galerisi, ne müşterisi olan bir sanatçıdır.

Bosna?da bir barış yanlısı, Meksika?nın herhangi bir kentinde bir ev kadını, grev yapmaya asla yeltenmeyen sendika CTM?de grevci, başkaları için kitap yazan bir gazeteci, gece saat 10?da metroda yalnız başına bir kadın, topraksız bir köylü, işsiz bir işçi, mutsuz bir öğrenci, serbest piyasacılar arasında bir muhalif, ne kitabı, ne okuyucusu olan bir yazar ve tabii Güneydoğu Meksika dağlarında bir Zapatista gerillası…

“Her Satırım Sonuncusu Olabilir”

Marcos yıllar evvel ölen çok saygı duyduğu bir mücadele arkadaşının adıydı; esas adı değildi. Aksanından Mexico City”den olduğu, Chiapas”lı olmadığı anlaşılıyordu. Bir röportajda 1983 yılında, 11 arkadaşıyla birlikte bölgeye, yerli halkı bilinçlendirmeye geldiğini, o günden bu yana Chiapas”ta yerli halk için mücadele verdiğini söyleyecekti. Kalemi çok ama çok güçlüydü; ince bir mizahla sistemi eleştiriyor, kimi zamansa duygulu, şiir dolu yazılar döşeniyordu. Bu yanıyla daha çok geçmişin romantik devrimci tiplerini anımsatıyordu. İyi felsefe biliyordu, çok okumuş çok tartışmış, çok düşünmüş olduğu her satırından anlaşılıyordu. Yazıyor, yazdıkça yazıyordu. Bir yazısında ?aceleyle yazıyorum, her satırım sonuncusu olabilir? diyecekti.

Subcomandante= Komutan Yardımcısı

Meksika?nın güneybatı eyaleti Chiapas”ta 90″lı yılların başında başlayan Zapatista hareketinin en bilinen yüzüdür. Maya kökenli halktan biri ve hareketin lideri olmamasına rağmen 1994 ayaklanmasında yaptığı konuşmayla yerli halkın, kar maskesi ve piposuyla yarattığı imaj ile de uluslararası kamuoyunun yeni devrimci figürü olmuştu. Öyle ki Benetton firması ürünlerine bu figürü basabilmek için Marcos?a bir milyon dolar teklif etmiştir. Subcomandante rütbesi, komutan yardımcısı anlamına geliyor. Kim olduğuna dair iddialar ancak söylenti düzeyinde kalmıştır. Meksika hükümetine göre yıllar önce ortadan kaybolan bir akademisyendir. Cia”nın gay olduğunu iddia etmesi üzerine ?Evet,ben San Francisco”da bir gay, Güney Afrika”da bir siyah, Avrupa”da bir Asya”lı, İspanya”da bir anarşist, İsrail”de bir Filistin”li, San Cristobal sokaklarında bir maya yerlisi, Almanya”da bir Yahudi?yim, bir işsiz, mutsuz bir öğrenciyim…? yanıtını vermişti.

Kar maskesiyle örgüt hiyerarşine karşı olan, piposuyla Emperyalist sigara tekellerine karşı duran, Subcomandante sıfatına kötü niyetli gazetecilerin ?emirleri kimden alıyorsunuz, esas kumandanınız kim?? sorusuna ?esas kumandan Che Guevara?dır? yanıtını veren, kahramanlık statüsüne yakın bir kişidir. Özellik anarşist çevrelerce bağımsızlık ve direnişin sembolü olmuştur.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Subcomandante_Marcos

Yorum yapın

Daha fazla Öykü Kitapları
San Fransisko’nun Güneyi (Seçme Hikayeler) – Jack London

Jack London'ın sanatı, toplumsal gerçekçilik tarzına örnektir. Seçtiği konular, doğal bir çevre ve hayattan alınmış karakterlerden yararlanılarak işlenmiş yaşam kesitleridir....

Kapat