50 Soruda Büyük Patlama Kuramı – Metin Hotinli

Prof. Dr. Metin Hotinli, evrenin nasıl oluştuğunu ve geleceğini açıklayan büyük patlama kuramını, dinamik ve evrim halinde bir evren gerçeğine ulaşmanın tarihi olarak ele alıyor. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Eski Başkanı olan yazarın, insanlığın evrenin doğumuna dair ilk düşüncelerini içeren mitoslardan başlayarak, büyük patlama kuramına ulaşırken geçtiği kimi sorular şöyle:

İlk kozmolojik düşünceler ne zaman ortaya çıktı? Aristoteles kozmoloji modelinin özellikleri nelerdi? Kopernik kuramı ne gibi bir yenilik getirdi? Newton kuramı ile birlikte, kozmolojinin paradigması nasıl değişti? Özel ve genel görelilik kuramları ne getirdi? Einsteinın geliştirdiği statik evren modeli, bilim çevrelerinde nasıl karşılandı? Astronomide uzaklıklar nasıl ölçülür? Genişleyen evrenden Büyük Patlamaya nasıl geçildi? Büyük patlama kuramında evrenin yaşı problemi nasıl çözüldü? Radyo astronomi gözlem verileri durağan evren kuramıyla bağdaşıyor mu? Big bang kuramında ilk üç dakikanın önemi nedir? Fosil radyasyon nedir? Big Bangdan önce ne vardı? Evrenin genişlemesi sürecek mi, duracak mı? Karanlık madde nedir? Karanlık enerji nedir? Büyük Patlama kuramı kalıcı mıdır, değişebilir mi? Big Bang kuramının rakipleri var mıdır?

’50 Soruda Büyük Patlama Kuramı’ Kitabı Çıktı
(06/01/2011 tarihli http://kultur.sol.org.tr)

Evrenbilimin tarihini ana çizgileriyle, sadece 118 sayfada öğrenebileceğimiz bir kaynak yayımlandı: “50 Soruda Büyük Patlama Kuramı” kitabı, dinamik ve evrim halinde bir evren gerçeğine ulaşmanın tarihçesini, olabilecek en özlü biçimde veriyor.
Evrenin değişim halinde olduğu tezi, bilim dünyasında birçok bilimci tarafından uzun süre direnilmiş bir bilimsel gerçek. 20. yüzyılın ortalarına kadar birçok bilimci, evrenin sabit olduğunu düşünmeye devam etmiş. Einstein gibi, fizikte en devrimci kuramlara imza atmış bir bilim insanı bile, kendi görelilik kuramının evrenbilimde uygulanmasıyla ulaşılan evrenin genişlediği tezlerini, ?matematiksel olarak iyi, ama fiziksel açıdan berbat? yorumlarıyla karşılamış önceleri. Temelde evrenin genişlediğini söyleyen büyük patlama kuramının, kendini bilim dünyasına kabul ettirmesi, uzun ve zorlu bir sürecin sonunda mümkün olabilmiş. Bu süreci, bilimsel tartışmalarıyla, taraflarıyla birlikte izleyebildiğimiz 50 Soruda Büyük Patlama Kuramı kitabının, özlü, anlaşılır, berrak anlatımı takdire değer. Hele yazarının kitabı 90?lı yaşlarında yazdığını öğrendikten sonra!

Prof. Dr. Metin Hotinli, İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü?nün eski başkanlarından. Bu bölüme 40 yıl hizmet etmiş bir bilim insanı. Metin Hotinli?ye kitapla ilgili sorularımızı yönelttik, yanıtlarını aşağıda sunuyoruz.

?EİNSTEİN İTİRAZ ETSE BİLE? EVREN DE EVRİM HALİNDE
Büyük Patlama kuramı nedir, ne anlatır diye sorsak, kısaca neler söylersiniz?

Büyük Patlama veya uluslararası adıyla ?Big Bang? evrenin büyük ölçekteki yapısını, geçmişini, geleceğini inceleyen bilim dalı kozmolojinin (veya evrenbilimin) ürettiği bir kuramdır.

Bu kuram evrenbilime yeni olarak ne getirdi? Neleri anlamamıza yol açtı?

Bu kuramın evrenbilimine getirdiği en önemli yenilik, evrenin durağan olmayıp, evrim halinde olduğu savıdır. 19. yüzyıl ortalarından başlayarak, Darwin ile birlikte, biyolojik türlerin evrim halinde olduğu anlaşılmış ve bilim insanlarınca büyük oranda kabul görmüş, ancak evrenin tümünün evrim geçirdiği henüz anlaşılmamıştı. Biyolojik evrim, milyarlarca yıldızdan birinin çevresinde dolanan sıradan bir gezegenin üzerinde türemiş bazı varlıkların geçirdiği yerel bir olay olarak görülüyordu. Bugün ise, tümüyle evrim geçiren bir evrende, kimyasal elementlerin oluşumunun son evrim halkası olarak, daha evrensel bir boyut kazanmış oluyor.

Evrenin sabit olduğu, değişmediği düşüncesi, en devrimci bilim insanlarında bile adeta bir tutuculuk halinde 20. yüzyıl ortalarına kadar yaşamış. Bu da beraberinde, büyük patlama kuramına direnci getirmiş. Örneğin Einstein, büyük patlama kuramının öncüleri olan ve çalışmalarını kendisiyle ayrı ayrı paylaşan iki genç bilim insanını, Friedmann ve Lemaitre?yi, ?matematiklerinin iyi ama fiziklerinin berbat olduğu? yorumlarıyla karşılıyor. Evrenin değişim halinde olduğunu savlayan bu kurama gösterilen direncin sizce nedeni nedir?

20. yüzyılın başında Alman meteorolog ve jeofizikçi Alfred Lothar Wegener (1880-1930) tarafından ortaya atılan ?kıtaların kayması? varsayımı da o kadar kolay kabul görmedi ve jeologların direnci ile karşılaştı. Wegener 1930 yılında, kuramını jeologların büyük çoğunluğuna kabul ettiremeden öldü. Ancak 1960’lı yıllarda ?levha tektoniği? kuramının bir parçası olarak kabul edilmesiyle tekrar bilimin gündemine oturdu ve nihayet kabul görmeye başladı. Yani bilim adamlarına da devrim niteliğindeki yeni fikirleri kabul ettirmek o kadar kolay olmuyor.

Friedmann ve Lemaitre’in de başına gelenler, az çok Wegener’inkine benzemektedir. Tutuculuk olarak da nitelenebilecek bu aşırı temkinli tutum, şarlatanların ortaya atacağı ve bazen cazip gibi görünen safsatalardan bilimi koruma içgüdüsünden kaynaklanmaktadır.

Bilim insanlarının bu tutumu, yeni bir kuram geliştiren araştırmacılara, kuramlarını dört başı mamur deneysel ve gözlemsel kanıtlar ile desteklemek zorunluluğu getirmektedir. Bu da bilimin sağlığı açısından faydalıdır.

YEDİ KATLI GÖKYÜZÜNDEN BÜYÜK PATLAMA KURAMINA…
50 Soruda üyük patlama kuramı kitabının bir özelliği, sadece büyük patlama kuramını anlatmaması, aynı zamanda özlü bir evrenbilim tarihi içermesi. Kitaba neden böyle bir tarihsel çerçeve çizme gereği duydunuz?

Bilimsel diye niteleyebileceğimiz ilk kozmoloji kuramı, Platon’un öğrencilerinden Eudoksos ile onun öğrencisi Kalippus tarafından gerçekleştirilen ve Platon’un diğer bir öğrencisi Aristotelesçe de benimsenip daha sonra İskendireyeli Ptolomeos tarafından geliştirilen ve Kopernik Devrimine kadar yaklaşık 2000 yıl geçerliliğini korumuş olan ?yedi katlı gök? kuramıdır. Bu kadar eski geçmişi olan bir bilim dalını, tarihsel kökenlerine hiç değinmeden, bugün eriştiği en son haliyle açıklamanın yetersiz olacağını düşünürek, kökenlerine kısa bir göz atmayı pedagojik bakımdan daha isabetli buldum. Bu kitabın adına, isterseniz, ?Yedi Katlı Gökten Büyük Patlamaya Nasıl Geldik?? diye bir altbaşlık ekleyebilirsiniz.

Büyük patlama kuramı, evrenle ilgili bilinmezleri açıklayabiliyor mu? Henüz yanıtlayamadığı sorular var mı?

Büyük Patlama kuramı, evrenle ilgili bilinmezlerin ancak bir kısmını açıklayabiliyor. Henüz yanıtlayamadığı pek çok sorun var. Bu da genç kozmolojistler için iyi haber, aksi halde yapacakları iş kalmazdı.

Bu kuramın alternatifleri var mı?

Alternatifleri vardı. En ciddi rakibi, Fred Hoyle ve çalışma arkadaşları tarafından 1940’lı yıllarda geliştirilen ?Durağan Evren Kuramı? idi. Ancak, daha sonraki yıllarda, özellikle radyo astronomlar tarafından elde edilen gözlemsel veriler, bu kuramın öngörüleriyle bağdaşmadığı için, terk edildi. Bugün, astronomların büyük çoğunluğu tarafından kabul gören tek kuram durumundadır.

Kuramın adının ?Big Bang? olarak yerleşmesinin ilginç bir hikâyesi var. Kitapta da aktarıyorsunuz, bizimle de paylaşır mısınız?

Newton kozmoloji paradigmasının Aristoteles’ten devraldığı sonsuz geçmişi olan (ezeli) evren kavramı, bilimsel çevrelerde o kadar tartışılmaz bir gerçek olarak algılanmaya başlamıştı ki, sonlu geçmişi olan evren kavramı kolay yutulabilir bir lokma değildi. Karşılaşılan matematiksel zorluk ise, zamanın sıfırlanmasıyla bütün fiziksel büyüklüklerin sonsuz değerlere ulaştığı tekil noktanın oluşmasıydı.
Daha sonra geliştirilen modellerde, genişleme süreci ?Planck zamanı? denilen 10-43 saniyeden başlatılarak (çünkü kuantım fiziğine göre daha küçük bir zaman diliminin fiziksel anlamı yoktur) tekil nokta karabasınından kurtulma yolu bulunmuştur.

Kendisinin de rakip bir modeli olan İngiliz gökbilimci Fred Hoyle, radyoda yaptığı bir konuşmada, o zamana kadar sadece ?genişleyen evren? (expanding universe) adı verilen modelden söz ederken, alay edercesine, ?Big Bang? deyimini kullandı. Bununla da yetinmeyip, genç belçikalı matematikçi Lemaitre ile karşılaştığı uluslararası toplantılarda onu ?This is the Big Bang man? diye biraz küstahça karşılayarak alaycı tutumunu sürdürdü. Hoyle’un espirisi daha iyi yansıtılmak istenirse, bu deyimi Türkçeye örneğin ?Koca Pat? diye çevirmek (veya çevirmemek) belki daha uygun olurdu. Büyük Patlama diyerek, patlama deyimini çok ciddiye alıp Türkçeleştirmek, Hoyle’ın alaycı espirisini iyi yansıtmadığı gibi, ?patlama? sözünden kaynaklanan ve kuramın özüne ters düşen bir sakınca daha getirmektedir, çünkü bu olay istediği kadar hızlı gerçekleşsin (örneğin ?enflasyonist? modellerde olduğu gibi) gene de bir patlama değil, her tarafta birden gerçekleşen bir ?genişleme?dir. Bildiğimiz kadarı ile, bizden başka hiçbir dilde çevrilmemekte olup, ?Big Bang? deyimi artık kuramın uluslararası adı olmuştur. Olayın ironik tarafı ise, aşağılamak ve alay konusu haline getirmek isterken, Fred Hoyle, çarpıcı bir ad takarak, kuramın daha popüler hale gelmesine istemeden katkı sağlamıştır.

?TANRI VARSAYIMINA GEREK DUYMADIM!?
Kitapta evrenbilimin gelişimine katkıları olmuş birçok bilim insanının adı geçiyor. Kimileriyle ilgili ilgi çekici anekdotlar da var. Örneğin Aydınlanmanın ünlü düşünürü Laplace ile ilgili olanı. Bu anekdotu ve çok kapsamlı bir tarihi 120 sayfada özetleyen bu kitapta, neden bu anekdota yer verdiğinizle ilgili düşüncelerinizi bize aktarır mısınız?

Kozmolojik düşünceleri mitoslar ile doğadışı ve doğaüstü güçlerin kaprislerinden kurtarıp akılcı temellere oturtmaya ilk gayret edenler, İyonyalı filozof-bilginlerdir. Ancak bu akım ne yazık ki kısa sürmüş ve Miletus’un tahribinden sonra ağırlığın Atina’ya kayması ile Platon’un mistik düşünceleri ve Aristoteles’in animist fiziği bu akılcı akımın önünü kesmiştir.

Napoléon’un ?Çalışmalarınızı gördüm, çok beğendim, ancak bir şey dikkatimi çekti, hiç Tanrı’dan söz etmiyorsunuz? sorusuna karşılık Laplace’ın ünlü ?O varsayıma gerek duymadım? yanıtı, 2000 yıllık aradan sonra, İyonyalı bilginlerin akılcı akımının geri gelişini müjdelemiş, bilim tarihinde bir milat oluşturarak Aydınlanma Çağına damgasını vurmuştur. Bu anekdota yer vermemin kısaca nedeni budur.

Aydınlanma Çağı bilginlerine yol gösteren Laplace’ın ünlü yanıtı bugün de bilimde geçerliliğini koruyor mu, çağımızın bilim insanlarının bu konudaki düşünceleri nedir? diye soracak olursanız, her ne kadar bu kuralı dışlama ve bilime arka kapıdan bir ?akıllı tasarımcı? sokma çabasında olanlara rastlanmakta ise de, saygın bilim insanlarının hepsi (dini inançları ne olursa olsun) bu altın kurala uymaktadır. Burada, bütün bilim insanlarının düşüncelerini yansıtmamıza elbette olanak yok. Çağımızın en ünlü bilim insanlarından olan Einstein’ın bu konudaki düşüncelerinin bir bölümünü aktarmakla yetinelim.

Einstein’ın 1926’da arkadaşı ünlü fizikçi Max Born’a (1882-1970) yazdığı bir mektupta ?Kuantum fiziği saygı gerektiriyor, … ancak bizi İhtiyarın sırrına yaklaştırmıyor. Şuna inanıyorum ki O zar atmıyor? diyerek, Tanrıya gönderme yapan şaka yollu sözleri, büyük bilginin çok dindar bir kişiliğe sahip olduğu söylentilerine neden olmuştur.

Ölümünden birkaç yıl önce yayımladığı Out of my Later Years adlı kitabının ?Bilim ve Din? başlıklı bölümünde, bu konudaki fikirlerini Einstein açık olarak dile getirmiştir: ?Kimse, kuşkusuz inkâr edemez ki, her şeye gücü yeten, doğru ve iyiliksever bir kişisel Tanrı’nın varlığı, insanlar için bir umut kaynağı ve bir yön göstericidir; aynı zamanda basitliğinden dolayı da en az gelişmiş kafalar için bile erişilebilecek bir kavramdır. Fakat, diğer taraftan, bu düşüncenin, tarihin başından beri acı bir şekilde duyulmuş olan, inkâr edilmez zayıf tarafları vardır. Eğer bu varlığın her şeye gücü yetiyor ise, o zaman her olay, insanların hareketleri de dahil olmak üzere, insanların her düşüncesi ve her duygusu ve isteği de onun eseridir. O zaman, hareketleri ve düşüncelerinden dolayı insanlar böyle her şeye gücü yeten bir varlık önünde nasıl sorumlu tutulabilir? Ceza ve ödüller vermek yoluyla bir dereceye kadar kendini yargılamış olmaktadır. Bu, ona atfedilen iyilik ve doğrulukla nasıl bağdaşır? Bugün din ile bilim arasındaki en belli başlı anlaşmazlık kaynağı, bu kişisel Tanrı kavramında bulunmaktadır.? Bu sözleri ile büyük bilgin, ?Basitliğinden dolayı en az gelişmiş kafalar için bile erişilebilecek bir kavram? olduğunun altını çizerek, bu inancın neden çok yaygın olduğuna da bir açıklama getirmiş bulunmaktadır.

50 Soruda Büyük Patlama Kuramı Yayımlandı – Nalân Mahsereci
(Bilim ve Gelecek Dergisi Sayı 81)

Prof. Dr. Metin Hotinli, 50 Soruda büyük patlama kuramı?nın ilk bölümlerini, büyük patlama kuramının altyapısını oluşturan bilimsel gelişmeleri, atılım noktaları özelinde anlatmaya ayırıyor. Başı evrene doğru uzanan yüksek ve sağlam bir binaya benzetirsek evrenbilimi (kozmolojiyi), Hotinli, binanın zeminini kazmaya başlayan ilk kürek hamlesini anlatarak giriyor konuya. İnsanlığın, ilk evrenbilimsel düşüncelerini içeren, evrenin doğumunu anlatan efsanelerinden başlıyor.
Evrenbilim binasının her bir tuğlasında sayısız insanın emeği var. Birikimsel ilerliyor bilim. Eskiyi reddeden ve yeni şeyler söyleyen bilimsel atılımlar bile, eski deneyimlerin ve bilgi birikiminin üzerinde yükseliyor. Evrenle ilgili sahip olduğumuz en ufak bilgi kırıntısı, binlerce yıl boyunca, sayısız insanın geceler boyu gökyüzünü gözlemlemesine; keşifler, çıkarımlar yapmasına; kuramlar geliştirmesine; yani muazzam bir emek birikimine yaslanıyor. Farklı bilim dallarındaki ilerlemeler, teknolojik her türlü gelişim, evrenbilim binasında yeni katlar yükselten malzemeye dönüşüyor. Bütün bunları, Hotinli?nin kitabında Aristoteles, Kopernik, Galilei, Bruno, Kepler, Newton, Einstein gibi isimlerin öne çıktığı, gelişim hattı boyunca izleyebiliyoruz. 20. yüzyılın ikinci yarısında, büyük patlama kuramının ortaya konması ve şekillendirilmesi sürecinde, evrenbilime katkı yapan isimler çoğalıyor birdenbire. Kimisi büyük, kimisi küçük katkılarla, kimisi sadece titizlikle gözleyerek, kimisiyse gözlem verilerinin ve araştırmaların üzerine kuramlar oturtarak evrenbilimi ilerletiyorlar: Friedmann, Lemaitre, Hubble, Gamow, Alpher, Herman, Hoyle ve daha nice isim.
Binamız yükselirken, gözlemleyebildiğimiz evrenin sınırları da genişliyor. İlkçağlardan başlayarak insanoğlu, evrenin boyutlarının gözlediği kadar olduğu yanılgısını taşımış hep. Bildiğimiz evren, Dünya-merkezli yedi kat olmaktan başlayarak, Güneş-merkezli olmaya varmış, Güneş Sistemi?nden ibaret olmaktan çıkmış, Samanyolu Galaksisi?nin dışına taşmış, sonunda milyonlarca ışık yılı ötesine dayanmış. Elektromanyetik dalgalar, radyo dalgaları gibi evreni anlamamızın yeni araçları bulundukça, gözlem araçları geliştikçe; insanoğlunun bilgisine varabildiği evrenin boyutları da giderek büyüyor.
İnsanlığın bilgi evreninin de boyutları büyüyor bu süreçte tabii. Bilim, bilinmeyenin sınırlarını gerileterek, bilinenin sınırlarını genişleterek ilerliyor. Evrenimiz büyüdükçe, biz fiziksel varlığımızla, iyice küçülüyoruz karşısında belki; ama bilincimizle büyüyoruz.
Metin Hotinli, bilincimizin bu serüvenini, evrenin sabit değil, evrim halinde olduğunun anlaşılmasının tarihi olarak anlatıyor, 50 Soruda büyük patlama kuramı?nda. Kitaptan öğrendiğimize göre, fizikte çığır açan kuramlara imza atan Einstein?ın bile, evrenin değişim halinde olduğunu kabul etmesi uzun bir süreç almış. Einstein?ın imzasını taşıyan sabit bir evren modeli var. Evrenin değişim halinde olduğu fikrinin öncüleri olan Friedmann ve Lemaitre, ilk vetolarını Einstein?dan almışlar; kendilerine çalışmalarını yollayan bu genç bilim insanlarına ?matematiklerinin iyi, ama fiziklerinin berbat olduğunu? söylemiş Einstein. Ama sonunda, ?evrim halindeki evren? modeli, önüne çıkan bilimsel sorunları, açmazları çözdükçe, gözlem sonuçlarıyla doğrulandıkça, bir anlamda yetkinleştikçe, Einstein da anlamış yanıldığını. Bu da bilimin, aslında hiçbir otorite kabul etmediğinin güzel bir örneği; kendini ispatlamış büyük bir otoritenin savı olsa bile, bilim gerçeğe uymayan engelleri yıkıp geçiyor. Tabii yıkıp geçtiğinin kazanımlarından da güç alarak.
50 Soruda büyük patlama kuramı?nın yazarı Metin Hotinli?yi, Bilim ve Gelecek okurları, dergide yer alan astronomi tarihi yazılarından tanıyorlar. Hotinli, bu yıl 90 yaşını tamamladı, ama son derece berrak ve açık bir zihne, pırıl pırıl bir hafızaya sahip; alanının ülkemizdeki öncülerinden. İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü?ne, neredeyse kırk yıl hizmet etmiş bir bilim insanı. Evrenin geçmişi ve geleceğini açıklayan, evrenbilimin ulaştığı noktada en yaygın kabul gören kuram olan büyük patlama kuramını, en özlü biçimde, anlaşılırlığı çok kolaylaştıran bir yalınlıkta, okunmayı güçleştirmesin diye formüllere neredeyse hiç başvurmadan ve ana hattan hemen hiç sapmadan, vurgu noktaları üzerinden anlatıyor. Keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Patlarsam Anlarsın! – Turna Çınar
(15/01/2011 tarihli Radikal Kitap Eki)

Siz de yaşamışsınızdır: Doğanın enginliğiyle karşılaştığımız nadir anlarda yoğun kimi duygular, düşünceler doluşur içimize. Şehir ışıklarından uzakta, aysız bir gecede başımızı göğe kaldırdığımızda, örneğin. Derin karanlığın içinde irili ufaklı, uzaklı yakınlı yıldızlar, bulutsu alanlar? Sınırsızlığıyla büyüleyen bir evren. Evrenin o görkemli büyüklüğü karşısında küçücük hissetmişizdir kendimizi. Ama bununla çelişen başka bir duygumuz daha vardır: Bu muazzam bütünün bir parçası olduğumuz hissi. Her ne kadar, bugün evrenin bir ürünü olduğumuzun bilgisine bilim yoluyla ulaşmış olsak da, evrenin bir parçası olduğumuz hissi, aynı gökyüzünü çağlar boyunca seyretmiş diğer insanlara da yabancı olmasa gerek. Belki mağarasının önünde gökyüzündeki meteor yağmurunu seyrederek heyecanlanan türümüzün ilk örneklerine bile.
İnsanoğlunun gökyüzüyle başbaşa kaldığı anların esinledikleri, anlama ve bilme tutkusuna kolaylıkla dönüşebilecek güçtedir. Bu nedenle astronomi, bilime en kolay yönelten ve bilim coşkusu yaşatmaya en olanak veren alanlardan biri gibi gelir, bana. Nitekim astronomi tarihi, büyük bir tutkuyla, geceler ve geceler boyu gökyüzünü gözlemleyen sayısız insanla doludur. Evrenle ilgili sahip olduğumuz en ufak bilgi kırıntısına bile, sayısız insanın değirmentaşını çatlatacak bir sabırla yaptıkları bu uzun gözlemler sonucu ve bu gözlemlerden ya gözlemleri yapanların ya da başkalarının çıkarımlar yapması ve kuramlar oluşturması yoluyla varılmıştır.

Berrak bir zihin ve özle anlatım
Bu muazzam emek önünde, bir kez daha şapka çıkarmamızı sağlayan bir kitap var elimizde: Metin Hotinli?nin ?50 Soruda Büyük Patlama Kuramı? adlı kitabı.
İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü?ne kırk yıl hizmet etmiş olan Prof. Dr. Hotinli, çoğu insanın sadece adını duyduğu bir kuramı ?anlaşılır? kılmanın yolunu, kitaba büyük patlama kuramının altyapısını oluşturan bilimsel gelişmeler ve atılım noktalarını da kapsayacak bir çerçeve çizmekte bulmuş. Bu da metne, ister istemez bir evrenbilim tarihi izleği kazandırıyor. Ama ?evrenbilim tarihi? deyince, gözünüz korkmasın. Bu sadece 118 sayfalık bir ?tarihçe?. Böyle muazzam bir bilgi birikimini içeren tarihi, bu kitaptaki kadar özlü ve anlaşılabilir verebilmek gerçekten büyük bir ustalık işi. Görüldüğü kadarıyla yazarın berrak zihni ve özlü anlatımı buna olanak tanıyor; ama kitaba yazdığı önsözden, yazarın birikimini ve becerisini özellikle bu yönde kullanmayı amaçlamış olduğunu da anlıyoruz. Yazarının ?50 Soruda Büyük Patlama Kuramı?nı doksan yaşını sürmekte olduğu günlerde yazdığı tahminiyle, sanırız bu ustalık, daha bir takdir kazanacaktır.

Katır çobanlığından, astronomi tarihine
?50 Soruda Büyük Patlama Kuramı?nın beş ana bölümü var: Bunlar sırasıyla Sümerlerden Kopernik?e Antik Kozmoloji, Kopernik Devrimi, Klasik Fiziğin Doruk Noktası: Newton Çağı, 20. Yüzyıl Kozmolojisi ve son olarak Büyük Patlama. Bu bölümler boyunca ilerleyen ana hatta tabii ki Aristoteles, Kopernik, Galilei, Kepler, Newton, Einstein ve büyük patlama kuramının gelişiminde köşebaşlarını tutan Friedmann, Lemaitre, Hubble, Gamow, Alpher ve Herman gibi, evreni anlamada kuramsal ve gözlemsel gelişmelere öncülük etmiş isimler çıkıyor karşımıza. Ama aynı zamanda, evrenbilim (kozmoloji) tarihinde gölgede yer alan isimlere de rastlıyoruz ilerlerken. Bunlardan kimisinin hikâyesi gerçekten çok ilginç. Örneğin, Edwin Hubble ile birlikte, galaksilerin Samanyolu?ndan uzaklaştığını keşfeden Milton Humason bunlardan biri. Humason, astronomi tarihine adını yazdırışını, aldığı eğitime değil, merakı, sabrı, titizliği, azmi ve öğrenme tutkusuna borçlu, sıradışı bir insan. Humason ilkönceleri, Wilson Dağı Gözlemevi?nin yakınında yer alan, astronomların zaman zaman kaldıkları otelin belboyu. Sonra, dağın tepesindeki Gözlemevi?ne erzak ve alet taşıyan katırları çekmeye başlıyor. Hayattaki konumlanmalarıyla giderek Gözlemevi?ne daha da yaklaşan Humason, sonunda Gözlemevi binasının kapısından içeri girmeyi başarıyor. Gözlemevi?nde hizmetli oluyor. Her geçen gün astronomi, astronomlar ve yaptıkları iş hakkında yeni şeyler öğreniyor. Sonunda bir matematik öğrencisinden özel ders de alarak, öğrendiklerini kavrayışa dönüştürüyor. Çabaları sonuçsuz kalmıyor: Gözlemevi?ne hizmetli olarak girdikten üç yıl sonra fotoğraf bölümüne alınıyor, bundan iki yıl sonra da tam zamanlı astronomi asistanlığına geçiyor. Uzun gece çalışmalarıyla, Edwin Hubble ile birlikte, 46 galaksinin uzaklıklarını ve Doppler kaymalarını ölçüyorlar. Bu ölçümlerle vardıkları sonuçlar, yani galaksilerin Samanyolu?ndan uzaklaştıkları ve uzaklıklarıyla hızları arasında bir bağ olduğu çıkarımı, Hubble ve Humason?un her ikisinin de imzasıyla makale olarak yayımlanıyor. Ki o güne kadar Einstein dahil, pek çok bilim insanı evrenin sabit, hareketsiz, durağan olduğunu düşündüğünden bu sonuç, büyük patlama kuramına giden yolda, en önemli kanıtlardan sayılacaktır.

?Big bang?le dalga geçmek!
Gerçekten, evrenin değişmez, sabit olduğu düşüncesi, uzun süre konuyla ilgili birçok bilim insanının temel yaklaşımı olarak kalmış ve kitaptan öğrendiğimize göre bu düşünce, kimi zaman evrenbilimin gelişiminin önünü de tıkamış. Bu nedenle olsa gerek, Metin Hotinli, büyük patlama kuramına ulaşılmasının tarihini, evrenin dinamik ve evrim halinde olduğu gerçeğine ulaşılmasının tarihi olarak da ele alıyor, kitabında. Ancak, evrenbilimin, kendi içinde yaşanan farklı tezlerin çatışmalarında bile, bütün tarafların ortaya koyduklarından nasıl faydalandığına, ilerlemek için bunlardan nasıl güç aldığına da tanık oluyoruz kitap boyunca. Bunu adeta sembolize eden ilginç bir anekdot da var: Büyük patlama kuramının uluslararası bilim camiasında kabul gören adı olan ?Big Bang?, bu kuramla amansız bir biçimde savaşan , bilim adamı Fred Hoyle?un bir buluşu. O güne dek ?genişleyen evren? modeli diye anılan bu kuramı, katıldığı bir radyo programında eleştirirken, biraz da dalgacı bir ifadeyle ?Big Bang? diye adlandırıyor Hoyle. Ama işte, talihin oyununa bakın ki, büyük patlama kuramı, zaman içinde ulaşılan yeni kanıtlarla kendini ispatladıkça, baş karşıtı Hoyle?un onu tanımlarken kullandığı alaycı tabirle yerleşiyor bilim dünyasına.
?50 Soruda Büyük Patlama Kuramı?nı, insanın gözlediği evrenin boyutlarının büyümesinin tarihi olarak da okumak mümkün. İlkçağlardan başlayarak insanoğlu, evrenin boyutlarının gözlediği kadar olduğu yanılgısı taşımış hep. Bildiğimiz evren, Dünya-merkezli yedi kat olmaktan başlayarak, Güneş-merkezli olmaya varmış, Güneş Sistemi?nden ibaret olmaktan çıkmış, Samanyolu Galaksisi?nin dışına taşmış, sonunda milyonlarca ışık yılı ötesine dayanmış. Elektromanyetik dalgalar, radyo dalgaları gibi evreni anlamamızın yeni araçları bulundukça, gözlem araçları geliştikçe, insanoğlunun bilgisine varabildiği evrenin boyutları da büyüyor. Evrenin büyüklüğü karşısında maddi varlığımızla iyice küçülüyoruz belki, ama ?bilgi evrenimizle? büyüyoruz. Bilim bize bu anahtarı sundu/sunuyor: Evrenin sırlarına erebilecek, vakıf olabilecek bilinçli bir bileşeniyiz. Bu da sanki küçüklüğümüzü dengeleyen bir şey evrenin büyüklüğü karşısında.

Kitabın Künyesi
50 Soruda Büyük Patlama Kuramı
Metin Hotinli
Bilim ve Gelecek Kitaplığı
Aralık 2010,
120 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Bilim
Kaos / Düzensizlikteki Düzeni Anlamak İçin Çizgibilim ? Iwona Abrams, Ziauddin Sardar

Kaosun kendi düzeni vardır ve her düzende kaos saklıdır. Ya da şöyle diyelim; düzen düzensizliği yaratır ve düzensizliğin bir düzeni...

Kapat