Aktivistler; Hak Temelli Yaklaşımların Ötesine Geçmeli Midir ?
Otistik aktivist bir savunuculuk hareketini örgütlemek ve nereden başlayacağını belirlemek için, ilk olarak mevcut sorunların kökenlerini ve liberal, hak temelli yaklaşımların sınırlılıklarını anlamak esastır. Hareket, otizmin bir “tıbbi trajedi” değil, toplumsal bir sorun olduğu anlayışından yola çıkmalıdır.
- Nöroçeşitlilik Düşüncesinin Benimsenmesi ve Bilincin Yükseltilmesi:
- Hareket, otistik bireylerin çevrimiçi bir araya gelmesiyle başlayan “bilinç yükseltme” dönemini temel almalıdır. Bu, bireysel sorunların aslında beyinlerin “bozuk” olmasından değil, toplumun nörolojik farklılıkları barındırmadaki başarısızlığından kaynaklandığı fikrinin yayılmasını içerir.
- “Normal” bir beyin fikrini ve “nörotipi” bir ideal olarak reddetmek esastır. Bunun yerine, zihinsel işleyişin biyoçeşitliliğe benzer şekilde görülmesi, yani toplumun işleyişi için her türlü zihnin gerektiği ve hiçbirinin doğal olarak diğerinden üstün olmadığı fikri vurgulanmalıdır.
- Duyusal sorunlar veya akran zorbalığı gibi otistik acıların çoğunun büyük ölçüde toplumsal marjinalleşme ve ayrımcılık bağlamında anlaşılabileceği belirtilmelidir.
- Hak Temelli Yaklaşımın Ötesine Geçmek:
- İlk nöroçeşitlilik aktivistleri, ırksal, cinsiyet ve cinsel ayrımcılık ve baskıyı sona erdirmeyi amaçlayan önceki sivil haklar hareketlerinden ilham alarak yeni bir “nörolojik çeşitlilik politikası” çağrısı yapmışlardır. Bu, nörolojik olarak “tuhaf” ve engelli olanların hakları için mücadeleyi ve dünyayı nörodiverjan refahını teşvik edecek şekilde yeniden tasarlamayı hedeflemiştir.
- Ancak kitap, liberal, hak temelli yaklaşımların önemli kazanımlarına rağmen (örn. duyusal odalar, otizm dostu saatler) derin sistemik sorunları çözmede yetersiz kaldığını savunur. Örneğin, Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) gibi “dönüştürme terapileri”nin devam etmesi ve nöroçeşitlilik terimlerinin yüzeysel olarak benimsenmesi (“nöroçeşitlilik-lite”) bu yetersizliğin göstergesidir.
- Radikal, Anti-Kapitalist Bir Çerçeve Oluşturmak (Nörodiverjan Marksizm):
- Hareket, patoloji paradigmasının kökenlerinin ve devamlılığının altında yatan toplumsal, teknolojik ve ekonomik faktörleri anlamalıdır. Bu, nörodiverjan baskının gelişmiş kapitalizmin rahatsızlıkları ve onunla iç içe geçmiş diğer tahakküm sistemleriyle bağlantılı olduğunu görmeyi gerektirir.
- Nörodiverjan Marksizm, nörodiverjan engelliliğin ve baskının nedenlerini kapitalizmin altında yatan mantıklarıyla ilişkilendirerek daha derin bir anlayış sunar. Kapitalizmin, nörolojik tahakkümün yoğunlaşmasıyla birlikte artan nöronormatif standartlar getirdiğini ve bunun hem nörodiverjan hem de nörotipik bireyleri farklı şekillerde olumsuz etkilediğini vurgular.
- Örgütlenme ve Eylem Biçimleri:
- İşyerinde Örgütlenme: Nörodiverjan aktivistlerin işyerlerinde örgütlenmeleri ve çalışma koşullarını ve beklentilerini radikal bir şekilde değiştirmeleri teşvik edilmelidir. Nörodiverjan dostu sendikalar inşa etmek ve nörodiverjan liderliğindeki kooperatifler kurmak, kâr odaklı olmayan yeni çalışma biçimleri yaratmaya yardımcı olabilir.
- Fazla Nüfusun Örgütlenmesi: Geleneksel sendikal örgütlenmenin ötesine geçilerek, “fazla nüfusu” (işsiz veya engelli bireyler gibi) güçlendirmeye odaklanan bir geçiş politikası geliştirilmelidir. Evrensel Temel Gelir (ETG) gibi talepler, bu gruplara daha fazla ekonomik güç sağlayabilir.
- Müdahalelerde Zorlamanın Kaldırılması: Akıl sağlığı alanında zorlama ve zararın ortadan kaldırılması hedeflenmelidir. Bu, engellilik ve hastalığın gerçekliğini korurken, konut, kaynak, destek ve hizmetlere erişim hakkını savunmayı içerir. Toplum temelli destek sistemleri, devlet desteğinin ötesinde, kitlesel toplum inşası yoluyla geliştirilmelidir.
- Nöroçeşitlilik Paradigma Bilimini İnşa Etmek: Nörodiverjan bakış açılarını merkeze alan, sosyal ve ekolojik işleyiş modellerini kullanan yeni ölçüm ve analiz yöntemlerinin geliştirilmesi gereklidir. Bu bilim, nörodiverjanlar, özellikle de çoklu marjinalize edilmişler tarafından ve onlar için yönetilmelidir.
- Sömürgecilikten Arındırma ve Enternasyonalizm: Nöroçeşitlilik teorisi ve araştırması, Küresel Güney’deki perspektifleri ve kaygıları içerecek şekilde sömürgecilikten arındırılmalı ve farklı yerel bağlamlardaki farklı insanların ihtiyaçlarını yansıtacak şekilde uyarlanmalıdır. Hareket, küresel ölçekte eugenik sınırları yıkmayı hedefleyen enternasyonalist bir yaklaşıma sahip olmalıdır.
- Mücadelelerin İç İçe Geçmesi: Nörodiverjan kurtuluşunun, çevresel koruma, cinsiyet ve cinsel normlardan sapmaya karşı verilen mücadeleler, ataerkilliğe karşı direniş ve bedensel engellerle mücadele gibi diğer kurtuluş mücadeleleriyle iç içe olduğunu kabul etmek önemlidir.
Özetle, otistik aktivist bir savunuculuk hareketine başlamak, nöroçeşitliliğin sadece bir “kimlik” değil, kapitalist sistemin doğasında var olan bir sorun olarak anlaşılmasıyla mümkündür. Bu, derinlemesine toplumsal ve ekonomik yapısal değişiklikleri hedefleyen radikal, anti-kapitalist bir politika geliştirmeyi gerektirir, sadece hak temelli reformları veya zihinsel hastalıkların inkarını değil.