İçsel Evlilik Neden Çöker? ”Damadı ” Bulamamanın Arketipsel Nedeni
Yazar: Jungish
Marion Woodman’a göre, bir kadının (veya bireyin ruhunun) hayatında uygun, olgun ve sevgi dolu bir partner (damat) bulamamasının kök nedeni, dış dünyadaki seçeneklerin azlığı değil, kendi içgüdüsel gerçeğiyle yüzleşmeyi ve onu sahiplenmeyi reddetmesidir.
Eğer bir kişi kendi içgüdüsel gerçeğini göğüsleyemezse, münasip bir damat bulamaz. Bu durum, psikolojik açıdan, içsel eril (animus) ve dişil (anima) enerjilerin sağlıklı bir birleşimi olan “içsel evliliğin” (inner marriage) gerçekleşmemesi anlamına gelir.
İşte bu arketipsel çıkmazın nedenleri ve günlük yaşamdaki yansımaları:
1. İçgüdüsel Gerçeklikten Kopuşun Bedeli
Kaynaklar, sağlıklı bir ilişkinin temelinin önce bireyin kendi içinde sağlam bir şekilde atılması gerektiğini vurgular: “İçeride nasılsa, dışarıda da öyledir”.
Bir kadın (veya dişil enerji), kendi otantik gerçekliğini kucaklayamadığında, bu şu derin kopukluklara yol açar:
- Beden ve Ruh Arasındaki Bağlantının Kaybı: Kişi, dişilliğinin içgüdüsel seviyesinden koptuğunda, ruhunun kendi maddesi içindeki tutkusundan da kopar. Birey, bilinçli dişilliğini (ruhu) kendi maddesine (bedenine) ışık getirmeye adamalıdır. Eğer bu gerçekleşmezse, kişi toprak anadan ve aynı zamanda doğal damadı olacak güçlü, eril enerjiden kopar.
- Patriyarkal Zorunluluklara Teslim Olma: Pek çok kadın, patriyarkal kültürün getirdiği modası geçmiş ideallerin ve ebeveyn komplekslerinin kurbanıdır. Kişisel gelişimimizi engelleyen bu imgelerin (köhnemiş ebeveyn kompleksleri) gücünden kurtulmak, özgürce sevebilmek için şarttır. Bu zincirlerden kurtulmak yerine, kişi, ailesinin ve toplumun geleneksel standartları uğruna kendi “çirkin içgüdüsel yanını” (gölgesini) sürgün eder.
Sonuç olarak, kişi kendi içgüdüsel gerçeğine (authentic truth) dayanamadığı için, yeterli (adequate) bir damada sahip olamaz.
2. Dış İlişkilerin Bir “Performansa” Dönüşmesi
Kendi içsel gerçekliğimizden kaçtığımızda, bilinçdışımızdaki eksiklikleri dışarıdaki insanlara yansıtırız (projection).
- Yanlış Partner Seçimi: Kendi içindeki yaralı maskülen enerjiyle (erkeksilik) yüzleşmeyen bir kadın, kaderin yönlendirdiği gibi, kendi tahrip edilmiş maskülenliğini somutlaştıran bir partneri (ravaged masculinity) hayatına çeker. Bu durum, nevrozla (nevrozla sakatlanmış sevgi) bağlanmak anlamına gelir, biyolojiyle değil.
- Büyülü Kurtarıcı Beklentisi: “Babanın kızı” (father’s daughter) olarak büyüyen kadınlar, mantığı, düzeni ve ideal olanı (göklerdeki Tanrı-Baba-Aşık) takdir ederler. Kendi dişillik kimlikleri, bir erkeğin dişillik hakkındaki fikrinden ibarettir ve özsaygıları erkeklerin onay gülümsemelerine bağlıdır. Bu kadınlar, genellikle içlerindeki ilahi partneri (içsel ilahi damat) dışarıdaki bir insana yansıtırlar.
- İllüzyonun Çöküşü: Kişi, bir insan varlığına bir tanrı eylemi yansıttığında, bu idealizm kaçınılmaz olarak gerçekliğin acımasız yumruğuyla paramparça olur. Performans sergilenen bu tür ilişkiler (kendi gerçek duygularından kopuk), kaçınılmaz olarak başarısızlığa mahkûmdur.
3. Kurtuluşun Yolu: İçsel Evlilik Önceliklidir
Uygun bir damat bulmanın tek yolu, dış dünyayı değil, içsel dünyayı onarmaktır.
- Istırabın Kabulü: Gerçek dönüşüm, eski komplekslerin yıkılmasının getirdiği ızdırabı (anguish/suffering) gerektirir. Bu acıyı kesip atmak, ruhu kesip atmak demektir. Bireyin kendi gerçeğiyle yüzleşme, bilinçlenme ve bedeniyle yeniden bağ kurma çabası, kendini kurtarmanın anahtarıdır.
- Gerçek Damadın Doğuşu: Kendi içindeki güçlü maskülen enerji (Reddedilen Eril/True Bridegroom) ile ilişki kurmak, bireyin kendi yaşamını bulması için eski ebeveyn komplekslerinin gücünü ortadan kaldırmasını gerektirir. Bu, egonun arzusunun daha yüksek bir güce teslim olduğu ve kalbin açıldığı anda gerçekleşir; bu teslimiyet, ölümü doğum sancısına dönüştürür. Bu sayede, yeni kişilik (phallos) doğar ve yaratıcı maskülen (true bridegroom) ortaya çıkar.
- Dış İlişki Bir Yan Üründür: Bir kadın kendi içinde yeterince güçlü, kendine özgü gerçeğinde tek başına durabilecek (virginal standpoint) bir dişilliğe sahip olduğunda, ve projeksiyonları geri çektiğinde, olgun ve sevgi dolu bir erkekle ilişki kurmak (outer relationship) bu içsel çalışmanın bir yan ürünüdür (by-product). Eğer bu dışsal sonuç (partner) amaç haline gelirse, içsel evlilik kirletilmiş olur ve dış ilişki gelişmez.
Kısacası: Gerçek partner, ancak kendiniz olmayı göze aldığınızda ve bu cesaretin getirdiği acıya katlandığınızda ortaya çıkar. Aksi takdirde, sürekli olarak kendi bilinçdışı kompleksinizin yansımasını gördüğünüz, yetersiz (ravaged) bir damat bulmaya mahkûm kalırsınız.
Günlük Yaşamdan Örnek: “İdeal Aile Kızı” Sendromu
Lise çağından itibaren ailesinin ve çevresinin “iyi, başarılı, uyumlu kız” modeline (persona) sıkışmış, içindeki öfkeyi, kontrolsüzlüğü ve şehveti (içgüdüsel gerçeklik) bastırmış 30’lu yaşlarında bir kadını düşünün.
Bu kadın (Ari/Yaralı Dişil), dışarıdan bakıldığında kusursuz bir koca (Superbia Prensi) arar; zeki, nazik, prestijli… Ancak hayatına giren erkekler (partnerler), ya duygusal olarak uzaktır (kendi içindeki “demon lover”a karşılık gelen, duygusuz bir mükemmeliyetçi) ya da kadının bastırdığı içgüdüsel tarafı tetikleyen, güvenilmez ve kaotik (yaralı maskülen) tipler olur.
Kadın, bu uygunsuz damatları bulmaya devam eder çünkü:
- Kendi içgüdüsel gerçeğiyle (gölgesiyle) bağlantısı koptuğu için, kendini seven ve kabul eden sağlam bir içsel erilliğe sahip değildir. Bu nedenle, dışarıdaki hiçbir erkek, gerçek benliğine uygun bir damat olamaz.
- Eğer gerçekten sahici olmayı denese (örneğin, işyerinde öfkesini dile getirse veya bir ilişkide tartışmaya cüret etse), bunun bütün dünyasını parçalayacağına inanır; tıpkı çocukken ebeveynlerinin beklentilerini karşılayamayınca yaşadığı ihanet ve terk edilme korkusu gibi.
- Ancak kadın, acı çekmeyi (kendini feda etmek, konfor alanını bırakmak) kabul ettiğinde, dışsal mükemmeliyet arayışından vazgeçip kendi içindeki yaralı erili (True Bridegroom) beslemeye başladığında, nevrotik çekimler sona erer ve dış dünyadaki ilişkiler de yeni, bütünleşmiş benliği yansıtmaya başlar.
Gerçek aşkı bulmak, kendi içimizdeki kayıp parçaları bulmakla başlar; bu içsel bütünlük sağlandığında, dışarıdaki damat figürleri sihirli bir şekilde kendiliğinden değişir.