Erasmus’un Din Anlayışı – Evrin Akkuş
2.2. Erasmus’un Din Anlayışı
Brethren of Common Life okulunda ruhaniyatın ve yürekten imanın esas
olduğu düşüncesiyle tanışan Erasmus, daha sonra hümanizmin ilk kaynaklara dönüş
düşüncesinin Hıristiyanlıkla birleşimi deneyimini İngiltere’de yaşamış ve buradan
Hıristiyan Hümanizmi sentezine varmıştır. Erasmus’un dönemin din anlayışına
36 Bainton, a.g.e., s.86.
37 A.e., s.88.
38 Augustijn, , a.g.e., s.71.
39 A.e.
40 Bu ifade Zweig’a aittir. Zweig, a.g.e., s.21.
yönelik eleştirilerinin ve dinde reform düşüncesinin temelini de bu sentez
belirlemektedir. Bu düşüncenin ürünü olan ve Erasmus’un din anlayışını özetleyen
kavram İsa’nın Felsefesi’dir (Philosophy of Christ); bu düşünceyi doğuran anlayış
Erasmus’un yaşamının ilk dönemlerinden itibaren etkin bir şekilde hissedilir.
O’Malley’in ifadesiyle Erasmus İsa’nın Felsefesini, İsa’nın dünyaya verdiği başlıca
inayet, aydınlanma olarak görmüştür.41 Hıristiyan dindarlığıyla hümanizmin
birleşmesinin sonucu olan bu düşünceyi Erasmus’tan önce de Alman hümanizminin
babası kabul edilen Rudolph Agricola dile getirmiştir.42 Yani İsa’nın Felsefesi
ifadesi, Erasmus’a özgü değildir. Erasmus’a özgü olan şey bunu dinin ve dolayısıyla
yaşamın temel anlamı olarak görmesidir.
Erasmus’un İsa’nın Felsefesi ile ilgili düşüncelerini ifade ettiği ilk eser 1503’de
yazdığı The Handbook of Christian Soldier’dır.43 Kitabın Latince adı Enchiridion
Militis Christiani’dir ve Enchridion Grekçe’de ele sığabilecek kadar küçük hançer
anlamına gelir, Hıristiyan’ın yanından asla ayırmayacağı, yemek yerken de uyurken
de, yani her daim yanında bulunduracağı şeydir.44 Erasmus kitabı bir asker karısının
ricası üzerine yazıyor; “Kendisini bir çeşit Yahudiliğe itecek ve sevmeyi değil
korkuyu öğretecek dindarlığın boş inanç türleri arasına düşmekten korkan asker için
yazılmıştır.”45 Asker karısının ricası bir bahanedir aslında. Keza Erasmus 1504’de
John Colet’e kitabı yazma nedenini şöyle açıklıyor:
Enchiridion’u zekamı veya üslubumu göstermek için değil; sadece, dini neredeyse Yahudi
şekilciliğinden bile daha çok ritüellerden ve farzlardan ibaret sayan, ama hakiki iyilikler gerektiren
durumlara kayıtsız kalanların hatalarını gidermek için yazdım. Aslında yapmaya çalıştığım şey, çeşitli
öğrenim branşlarından sabit yöntemler çıkaranların durumunda olduğu gibi ahlak yöntemini
öğretmektir.46
41 John W. O’Malley, “Grammar and Rhetoric in The “Pietas” of Erasmus”, Religious Culture in
The Sixteenth Century, Hampshire, Variorum, 1993, s.89.
42 Margaret E. Aston, “The Northern Renaissance”, The Meaning of Renaissance and Reformation,
Ed. by Richard L. DeMolen, Boston, Houghton Mifflin Com., 1974, s.108.
43 Mesih Felsefesinin içeriğini oluşturan ifadeler ilk baskıda belirtilmiş ama kavram olarak ilk İncil
çevirisine yazılan önsözde yer almış ve Enchiridion’da ise 1518 baskısında eklenen ithaf mektubunda
yer almıştır. Charles Fantazzi çevirisinde 1519 baskısını kullanmıştır.
44 Erasmus, “The Handbook of Christian Soldier”, trans. by Charles Fantazzi, Collected Works Of
Erasmus, Ed. by John W. O’Malley, vol.66, Toronto, Toronto University Press, 1988, s.38.
45 Spinka ve Matthew’dan akt. John C Olin, “Introduction: Erasmus and Reform”, Chiristian
Humanism and The Reformation: Selected Writings, Ed. by John C. Olin, New York, Harper
Torchbooks, 1965, s.7.
46 Akt. Charles Fantazzi, “Introductory Note”, a.g.e. s.3.
Dolayısıyla Erasmus kitabını teologlara, papazlara yani ruhban sınıfına değil sıradan
halka yöneltmiştir. Mcgrath da buna bağlı olarak Erasmus’un kilisenin ve dinin
gelecekteki canlılığını ruhbana değil, halka bağladığını belirtmektedir.47 Kitap bir
doktrin, öğreti oluşturmaktan ziyade iyi, ahlaklı bir yaşam şekli oluşturmaya
yöneliktir. Bu, merkezinde İsa’nın olduğu bir yaşamdır ve bu yaşamda esas olan
İsa’nın öğretici model olarak alınmasıdır. İyi bir yaşam için, sadece İsa’nın öğretisine
uygun olarak oluşturulmuş kurallara göre yaşamak değil, İsa gibi alçakgönüllü,
merhametli, uysal ve şefkatli olmak da gerekir.
Erasmus, kitabına öncelikle, okura dünyanın ve yaşamın bir savaş olduğu ve
insanın sürekli dünyayla savaş halinde olduğu uyarısında bulunarak başlar; “Her
şeyden önce ölümlülerin yaşamının sonsuz bir savaş olduğunu zihninle
kavramalısın… …sağdan ve soldan, önden ve arkadan bu dünyanın saldırısına
uğruyoruz…”48 bu sürekli savaş içerisinde, her Hıristiyan da İsa’nın savaşçısıdır; yani
din adamı olmaya gerek yoktur, vaftiz olmuş olan herkes İsa’ya bağlıdır:
Ey Hıristiyan askeri, yaşam verme kaynağının sırlarına (vaftiz) kabul edildiğinde, sana yaşamı verdiği
ve onu sonra yeniden düzenlediği için hayatını iki kez borçlu olduğun ve hatta kendinden bile daha
çok borçlu olduğun önderin İsa’nın ordusuna da yazıldığının farkında değil misin?49
Hıristiyan’ın savaşı yedi ölümcül günaha (gurur, kıskançlık, öfke, tembellik, hırs,
oburluk, şehvet) karşıdır ve bu savaştaki silahları da dua ve bilgidir. Dua en etkili
olanıdır, çünkü Tanrıyla konuşmadır; ama bilgi de en az dua kadar gereklidir, çünkü
bilgiyle insan dua etmeyi ve kurtuluşa götürecek iyi yaşamın neler gerektirdiğini
kavrar. Fakat duanın uzunluğunun, söylenen sözlerin önemi yoktur, önemli olan
Babaya içten bağlılıkla dua edilmesidir.
…dua edenin gücünün, kelimesinin çokluğuna bağlı olduğunu düşünüyorsunuz. Bu durum, harflere
bağlılıkta hala büyümemiş ve ruhun olgunluğuna erişmemiş olanların en büyük ayıbıdır. İsa’nın
Matta’da bize öğrettiğine bakın: “Dua ederken paganlar gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar
söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin. Çünkü Babanız siz
istemeden sizin neye ihtiyacınız olduğunu bilir.”50
47 Alister E. McGrath, Reformation Thought, Cambridge, Blackwell, 1993, s.54.
48 Erasmus , “The Handbook of Christian Soldier”, s.24-25.
49 A.e., s.26.
50 A.e., s.31 ve İncil’den alıntı için bkz.: Kitabı Mukaddes, Matta 6:7-8, İstanbul, Kitab-ı Mukaddes
Şirketi, 2003, s.6.
Erasmus’a göre dua ve bilgiyi sağlayacak temel kaynak Kutsal Kitaptır; kendinizi
tamamen Kutsal Kitaba adayıp, gece gündüz yalın bir zihinle Rabbin yasası üzerinde
yoğunlaşırsanız düşmanın saldırılarına karşı korunacağınızdan, korkacak bir şey
kalmaz. Erasmus Kutsal Kitabı temel kaynak yapmakla beraber edebi ve felsefi
nitelikteki eserleri de bilgi kaynağı olarak dikkat ve itidalle seçilerek okunması
şartıyla onaylar. Çünkü bunların içinde de insanı ahlaklılığa yöneltenler vardır. Bu
kapsamda özellikle Platoncuların eserlerine öncelik verir; çünkü “…Platoncular ifade
şekillerinde olduğu kadar düşünüşlerinde de İncil’in ve resullerin ruhuna en yakın
olanlardır.”51 Ayrıca İncil okumalarında kelimeler değil ifadelerin ruhu ön planda
olmalı ve Kilise Babalarından da ruhu üstün tutanlar tercih edilmelidir. Manastırların
bozulmaları da bu sebeple olmuştur; yani manastırlar sadece şekli şeylere önem verip
ruhu ihmal etmeleri dolayısıyla bozulmuşlardır: “İsa’nın İncil’de ‘Beden bir yarar
sağlamaz. Yaşam veren ruhtur,’ diye haykırdığını ve ya Paul’ün eklediği ‘yazılı yasa
öldürür ruh ise yaşatandır’…sözlerini duymuyorlar.”52 Kurtuluşa giden yaşam
mücadelesinde temel olan insanın kendini tanımasıdır çünkü insanın mücadelesi
aslında kendisiyle olduğundan önce kendini bilmesi gerekir. İnsan beden ve ruhtan
oluşur ve aslında birbirine tamamen yabancı olan bu iki öğe büyük yaratıcı sayesinde
uyumla birleşmişlerdir; mutluluğa giden yol ise bedenin isteklerini değil ruhun
gerektirdiklerini yapmak yani tutkulara göre değil akla göre yaşamaktır.53
Erasmus iyi yaşamın temel çerçevesini böyle çizdikten sonra, bunun için 22
temel kural getirir. Bunlar ilk olarak Erasmus’un dile getirdiği kurallar değil
dönemin düşünürlerinin bir çoğunun önceden dile getirmiş olduğu ifadelerdir.
Erasmus’un belirlediği kurallar içerisinde özellikle, Neo-Platonistlerden Pico’nun54
düşüncelerinin izleri yaygın olarak vardır ve aslında Erasmus’un ruhani olanların
üstünlüğünü vurgulaması da zaten neo-platonizme dayanmaktadır. Bu kurallarda öne
çıkan ilk öğe de ruhani olanın cismani olana üstünlüğü ve buna bağlı olarak şekilci
bir tapınmaya endeksli dindarlık yerine azizlerin ve İsa’nın örnek alındığı bir yaşam
şeklinin benimsenmesidir. Bu noktada özellikle o dönemde sıkça görülen azizlerden
51 Erasmus , “The Handbook of Christian Soldier”, s.33.
52 A.e., s.35.
53 A.e., s.40-46.
54 Pico’nun ifadeleri ile benzerlik taşıyan kurallar için bkz.: Charles Fantazzi’nin çeviriye hazırladığı
ek notlar s.283-301.
kalan eşyalara tapınmanın yanlışlığı üzerinde durur:
Azizlere tapıyorsunuz ve onların andaçlarına dokunmaktan mutlu oluyorsunuz. Fakat onların en
büyük miraslarına, kusursuz yaşam örneklerine aldırmıyorsunuz. Meryem’in tevazusunu örnek
almaktan daha çok Meryem’i memnun edecek bağlılık yoktur. Azizlerin erdemlerini örnek almaya
çalışmaktan daha makul ve kabul edilebilir bağlılık yoktur. Petrus ve Paulus’un sevgisini kazanmak
mı istiyorsunuz? Birinin imanını diğerinin iyiliğini örnek al, Roma’ya on defa gidip gelmekten daha
fazlasını yapmış olursunuz. Ve evrensel dindarlık örneğinin en uygun olanı İsa’da görülmesine
rağmen eğer havarilerinin bağlılığı size daha hoş geliyorsa onlar gibi yapın ve her birini
onurlandırmak için her birinin özel bir erdemini benimseyin ya da sırayla her biri gibi davranmaya
gayret edin. Bunlar yapılırsa şu anda yapılan şeyleri beğenmezlik edemeyeceğim. 55
Dindarlık ve ibadette de görünmeyen şeyleri üstün tutar, ama bunun seremonileri,
gelenekleri ve kilisenin uygulamalarını reddetmek anlamına gelmediğini de belirtir:
Hıristiyan ne yapacak? Kilisenin kurallarını ihmal mi edecek? Atalarının onurlu geleneklerini
küçümseyecek mi? Dini gelenekleri hor mu görecek? Bilakis, zayıf bir insansa onları kendisine lazım
şeyler olarak koruyacak, güçlü ve olgunsa üstün bilgisiyle zayıf kardeşini gücendirmesin ve İsa’nın
uğruna ölenlerden birinin ruhani yıkımını getirmesin diye onların hepsine itaat edecek. …Rab ruhtur
ve dolayısıyla ruhani adaklarla teskin edilir. Pagan bir şairin anlamayı başardığı şeyi Hıristiyanların
bilmemesi ne utanç verici olur; “Tanrı Ruhsa” şairin dediği gibi, “en yalın zihinle tapınılmalı.”56
Ayrıca günahların affının hacca gitmekle, azizlerden kalan andaçlara sahip olmakla
veya parayla sağlanmasını da eleştirir ve bunların faydasız olduğunu belirtir. Çünkü
günahla oluşan yara insanın içindedir, ruhundadır ve bu sebeple içsel ve ruhani
şeylerle iyileştirilmelidir; önce yapılan şeyden nefret edilmelidir ki, günahtan nefret
ettikçe İsa’ya olan sevgi ve dindarlık artacaktır.57 İdeal dindarlığın, yaşamın
merkezinde İsa vardır ve insan temel modeli ve işlerinin ereği olarak İsa’yı
benimserse ideal yaşama da ulaşır. Erdemli yaşam sadece Hıristiyanlara özgü
değildir, nitekim Antik Yunan’dan erdemleriyle öne çıkmış bir çok insanı örnek
verir: Fabricus’un yoksulluğu, Camillus’un cömertliği, Brutus’un kararlılığı,
Pythagoras’ın iffetliliği, Sokrates’in kendini kontrolü gibi.58 Hıristiyanların,
Hıristiyan olmayanlara göre avantajlı tarafları ise, İsa gibi ideal bir örneklerinin
olmasıdır.
Kitapta öne çıkan bir diğer özellik de İncil’e dayanarak inananların İsa’nın baş
55 Erasmus , “The Handbook of Christian Soldier”, s.71.
56 A.e., s.81.
57 A.e., s.83.
58 A.e., s.84-87.
olduğu yekpare bir vücudun üyeleri oldukları, ruhani bir birlik oldukları inancıdır.
Aynı bedenin üyesi olma ifadesi mümini hem İsa’ya ve Tanrıya, hem de tüm
Hıristiyanları ilahi bir bağla birbirlerine bağlamaktadır.59 İşte bu Hıristiyanların
birliği fikri, Erasmus’un temel ideallerinden biridir. Her üye de fonksiyonu ne olursa
olsun bedenin varlığının devamı için gereklidir. Erasmus bunu söylemekle ruhbanın
laik insanlardan üstün olmadığını vurgulamaktadır:
Hepimiz aynı bedenin üyeleriyiz. Birbirine bağlı üyeler bir beden oluştururlar; bedenin başı İsa Mesih,
İsa’nın başı Tanrıdır. … Tanrı her üyeyi, bedende kendi istediği yere yerleştirdi. Eğer hepsi aynı üye
olsaydı, aynı işi görseydi nasıl beden olunurdu? Gerçek şu ki, bir çok üye var ama tek bir beden var.
Göz ele, baş ayağa ‘sana ihtiyacım yok’ diyemez. Bilakis, daha zayıf görünen üyeler daha önemliler
ve bu yüzden daha az onur verdiklerimize fazlasını vermeliyiz. Değerli parçalarımızın ihtiyacı
olmadığından, utanç verici parçalarımıza daha fazla önem veriyoruz. Ama Tanrı, değeri az olana daha
çok değer verdirerek bedenin üyelerini uyumlaştırdı. Öyle ki bedende ayrılık olmasın ve bütün üyeler
birbirini eşit şekilde gözetsinler.60
Bütün Hıristiyanların bedenleri, ruhları, imanları, vaftizleri ve hepsinden öte Rableri
ve Babaları bir olduğundan kardeştirler ve birbirinin iyiliğini gözetmelidirler;
kardeşinin, komşunun iyiliğini düşünmek, ihtiyaçlarını karşılamak en erdemli yaşam
ve en büyük dindarlıktır:
Kardeşin açlıktan dişlerini gösterirken, sen keklik eti yemekten şişmişsin. Çıplak kardeşin soğuktan
titrerken, senin dolabındakilerin çoğunu güveler yiyor ve çürüyorlar. Bir gecede siz kumarda binlerce
parça altın yerken, fakir bir kız elzem bir ihtiyaçla vücudunu kötüye kullanır ve İsa’nın kendi
ruhundan kattığı ruhunu satar. Şimdi siz buna dersiniz ki “Bundan bana ne. Bana ait olan şeylerle
istediğimi yaparım.” Ve bu sözleri söyledikten sonra, insan bile olamamışken, bu kafayla kendinizi
hala Hıristiyan olarak göreceksiniz.61
Erasmus’un dindarlığın öğesi olarak işlediği diğer bir konu da her şeye karşı sevgiyle
yaklaşma ve her şeyin üstünden sevgiyle gelmektir. Bu noktada da yine temel model
sağ yanağa vurulunca sol yanağı uzatmayı öneren İsa’dır. Erasmus da İsa için
herkese iyi davranmayı, sevmeyi ve herkes için dua etmeyi önerir; böylelikle gerçek
Hıristiyan, Babanın çocuğu olunabilir.62
Kitapta en çok eleştirilen kısım ise, kitabın son sözleri olan keşişliğin,
59 Erika Rummel, “Monachatus non est pietas, Interpretations and Misinterpretations of a Dictum”,
Erasmus’ Vision of The Church, Ed. by Hilmar M. Pabel, Sixteenth Century Journal Publishers,
Inc., vol. XXXIII, 1995, s.41.
60 Erasmus , “The Handbook of Christian Soldier”, s.94-95.
61 A.e., s.96.
62 A.e., s.97.
manastırcılığın bir dindarlık şekli olmadığını dile getiren ifadelerdir:
Keşiş olmak bir kutsallık şekli değildir. Keşiş yaşamı bazısına faydalı olurken bazısına olmaz.
Kısacası keşişlik, her insanın fiziksel ve ruhani yapısına uygun olmayan bir yaşam şeklidir. Şahsen
sizi buna riayete de buna karşıtlığa da teşvik etmem. Sizden sadece dindarlığı oruçla, kıyafetle veya
herhangi maddi bir şeyle değil, size burada öğrettiklerimle belirlemenizi istiyorum.
63
Bu sözlere eleştiri kitabın yayınlandığı dönemde değil, reformun başlamasının
ardından Erasmus’un reformun hazırlayıcısı olarak görülmesini takiben gelecektir ve
kitabın popülaritesi de reform hareketinin başlamasından sonra, 1518 baskısı ile
artacaktır.
Dinde şekilsel yapılardan ziyade inancın ve ruhani olanın üstünlüğünü
vurgulayıp, bunun için İsa’nın ve azizlerin yaşam şekillerinin örnek alınması
yöntemini benimsedikten sonra Erasmus, yalın ve saf İsa’ya ulaşmak için ilk
kaynaklara dönüş, ad fontes sloganıyla İncil’i ve Kilise Babalarının eserlerini
Grekçe asıllarından yeniden çevirmeye başlamıştır. Ona göre bu eserlerin doğru
anlaşılabilmesi için ilk olarak zamanın bozucu etkilerinden arındırılmaları, ikinci
olarak filolojik bilgiyle okunmaları gerekir. Dolayısıyla Kutsal metinlerin ve tarihi
metinlerin çalışılması için üç dilde yeterlilik (Latince, Grekçe, İbranice), retorik,
gramer bilgisi ve aynı zamanda doğa bilgisi ( timsahın bitki mi hayvan mı olduğunu
bilmeden timsah üzerine yazılanlardan ne anlayabilirsiniz) ve eserlerin yazıldığı
dönemin sosyal ve siyasi yapısını bilmek gerekir.64 Bu nedenle Erasmus için
yaşamda eğitim önemli bir yer tutar; gerçek dindarlık için bu bilgileri verecek eğitim
gereklidir. Bu düşünce hümanistleri bir araya getiren temel ortak noktalarından
biridir. Erasmus, bu yöntemle 1516’da hem en çok önem verdiği azizlerden olan
Aziz Jerome’un eserlerini hem de İncil çevirisini yayınlamıştır.
Yeni İncil çevirisi gerek yazdığı önsöz gerek eski çeviriden farklılaşması
dolayısıyla en çok ses getiren çalışmalarındandır. Çeviride Grekçe el yazmalarını
esas almış onların içermediği hiçbir şeye yer vermemiştir. Vulgate İncil’inin
doğruluğuna karşı çıkılması, Kilisenin otoritesine bir karşı çıkış içermekle beraber
aslında Erasmus Kilisenin varlığına karşı çıkmamakta, yalnızca Kilise’nin içine
63 Erasmus , “The Handbook of Christian Soldier”, s.127.
64 Erasmus’tan akt. Myron P. Gilmore, “Fides Et Eruditio Erasmus and The Study of History”, a.g.e. ,
s.105-106.
düştüğü bozulmuşluktan kurtarılmasını istemektedir. Ona göre Vulgate İncili de
zamanla bozulmuştur. Erasmus Papa X.Leo’ya adadığı Yeni Ahit çevirisine yazdığı
Paraclesis (Davet) adındaki önsöz niteliğindeki metinde bu bozulmuşlukla ilgili
görüşlerini dile getirmiştir. Paraclesis Grekçe bir kelimedir ve davet ya da teşvik
anlamına gelir; bu bağlamda Erasmus “Hıristiyan’ı İsa’nın öğretilerini ve yaşamı
bütün doluluğuyla bulacağı tek yer olan Kutsal Kitabı çalışmaya davet etmektedir.”65
Paraclesis’te geliştirilen temel tezlerden biri Enchiridion’da içeriği verilen Mesih
Felsefesinin kavram olarak ifade edilmesidir. Diğer özellik de İncil’in ve İsa’nın
öğretisinin herkese açık ve herkes için ulaşılabilir olduğudur. Bunun sağlanması
içinde İncil yerel dillere çevrilmeli ve dinsel öğretiler karmaşık öğretiler şeklinde
değil herkesin anlayabileceği şekilde ifade edilmelidir:
İsa’nın öğretisi herkese yöneliktir; yaş ,cinsiyet, pozisyon ayrımı yapmaz. Güneş bile kendi başına
İsa’nın öğretisi kadar herkes için ortak ve ulaşılabilir değil. Kendini ondan geri veya uzak tutan
olmadıkça, hiç kimseyi kendinden uzak tutmaz. Aslında, Kutsal Kitabın yerel dillere çevrilmesini,
eğitimsizler tarafından okunmasını sanki İsa sadece birkaç teologun anlayabileceği karmaşık bir
doktrin öğretmiş ya da Hıristiyan dininin gücü insanın Kutsal Kitap cehaletine bağlıymış gibi
istemeyenlere katılmıyorum. Kralların sırlarının saklanması açıklanmasından daha iyi olabilir ama İsa
sırlarının mümkün olduğunca açık bir şekilde yayınlanmasını ister. Dilerim en alt seviyedeki kadın
bile İncilleri, Paul’ün mektuplarını okuyabilsin ve dilerim Kutsal Kitap bütün dillere çevrilsin ve
böylece sadece İskoçlar ve İrlandalılar değil Türkler ve Araplar da onu okuyup anlayabilsinler. …çiftçi
bazı kısımlarını saban sürerken söyleyebilsin, dokumacı mekiğin hareketleriyle bazı kısımlarını
mırıldanabilsin ve gezgin yorgunluğunu bu tür hikayelerle hafifletebilsin!
66
İsa’nın öğretisi herkese eşit derecede açık olduğundan bütün Hıristiyanlar eşittir ve
gerçek dindarlığın taşınan adla, unvanla bir ilgisi yoktur. Zira zamanın din adamları
arasında iddia ettikleri misyona uymayanlar da vardır ve dolayısıyla bu durum gerçek
dindarlığı yansıtmaz. Yani Erasmus, Enchiridion’da da dile getirdiği ruhbanın diğer
müminlerden üstün olmadığı fikrini yineler:
Sadece birkaç insan eğitimli olabilir fakat herkes Hıristiyan olabilir, herkes dindar olabilir… ve
cesurca ekleyeceğim herkes teolog olabilir….gerçek teolog veya doktor da İsa’nın doktrinini karmaşık
bir öğreti olarak değil örnek yaşam modeli olarak öğretendir.67
İdeal dindarlığı tanımlayan Mesih felsefesinin benimsendiği yaşam şekli için temel
65 John C. Olin’in notu, içinde Erasmus “The Paraclesis”, s.92.
66 Erasmus, “Paraclesis”, s.96-97.
67 A.e., s.97-100.
çerçeve İsa’nın model olduğu yaşamdır ve dolayısıyla öncelikli kaynak İsa ve Kutsal
Kitaptır. Ama hem ruhban sınıfını, hem de halkı İsa’yı gerçek anlamda kendilerine
örnek almadıkları için eleştirir:
Gerçek anlamda samimi Hıristiyanlarsak , İsa’nın cennetten bize öğretmek -filozofların ilmi bunu
yapamaz- için geldiğine inanıyorsak, ne kadar güçlü olursa olsun bir prensin veremeyeceği şeyleri
Ondan umuyorsak, neden herhangi bir şey onun eserlerinden daha önemli geliyor bize?68
Benediktenler, Fransiskenler, Augustinciler insan yasasına riayet ediyorlar; kurucularının kurallarını
uyguluyorlar. Neden bir insan tarafından yazılmış kurallara, İsa’nın hepimize bahşettiği ve hepimizin
vaftizle eşit derecede ikrar ettiğimiz Hıristiyan dünyasının kuralından daha çok önem veriyorlar?69
Biri bize İsa’nın ayak izlerini gösterse, hangi şartlarda olursa olsun Hıristiyan olarak bizler onlara
nasıl da secde eder ve tapınırız! Fakat neden kitaplarda gösterildiği şekliyle Ona benzer şekilde
yaşamaya hürmet etmiyoruz?70
İncil ve Kilise Babalarının eserleri İsa merkezli yaşamdan dolayı öncelikli
kaynaklardır ama tek kaynak değillerdir. Paganlara ait olsa dahi birçok eserde
özellikle klasiklerde Hıristiyan öğretisine yakın ifadeler yer almaktadır, “Birçok
filozof özellikle Sokrates, Diogenes ve Epiktetus’un İsa’nın öğretisinin önemli bir
kısmını sunmuşlardır…”71
Erasmus’un reform anlayışında hümanist ve Hıristiyan öğretinin birleşmesi
önemli yer tutmaktadır. Bu durum onun hümanizmi sadece edebi veya sanatsal
yönden değil, yani diğer hümanistler gibi hayata bakışın bir yönü olarak değil,
hayatın ta kendisi olarak görmesinden kaynaklanmaktadır.72 Keza Erasmus için
yalnız entelektüel bir uyanış yeterli değildir, aynı zamanda tinsel bir uyanış da
gereklidir. Nitekim klasiklere dinin kaynakları arasında yer vermesi de din ve kültür
birleşimi arayışının sonucudur. Ayrıca Kilise Babaları üzerine yaptığı çalışmalarda
da kriteri, din adamı yanında düşünür olmaları olmuştur. Kilise Babalarından
düşünür ve hümanist kimliği en çok ön plana çıkan Aziz Jerome bu özelliği
dolayısıyla Erasmus’un öncelikli tercihi olmuş ve ilk olarak onun eserlerini,
mektuplarını yayıncı Amerbach kardeşlerle beraber yayınlamıştır. Jerome’de hem
68 Erasmus, “Paraclesis”, s.100.
69 A.e., s.103.
70 A.e., s.105-106.
71 A.e., s.101.
72 Donald J. Wilcox, In Search of God and Self: Renaissance and Reformation Thought, Boston,
Houghton Mifflin Com., 1975, s.281.
dindarlık ve teolojiyi, hem de ilim ve kültürü görmüş, öyle ki Jerome onun dindarlık
ve belagatı birleştirme çabasının timsali olmuştur.73 Nitekim, Papa X. Leo’ya yazdığı
mektupta Jerome’nin çalışmalarına yeniden hayat vermesinin sebeplerini şöyle
açıklar:
Açıkça görüyorum ki, Aziz Jerome Latin dünyasının teologlarının başı ve aslında teolog adını hak
edenlerden sahip olduğumuz tek yazar…; öyle mükemmel yeteneklere sahip ki ancak Yunanistan
bütün ilmiyle onunla yarışacak insanlar çıkarabilir. … Ve şimdi bizim herkes tarafından okunmayı hak
eden yazar olarak sahip olduğumuz tek insanın eserleri, öyle çok tahrip edilmiş, kir ve pislikle
karıştırılmış ki düşünürler onları anlamıyorlar bile.74
Erasmus din anlayışını yansıtan görüşlerini temel olarak bu iki eserinde,
Enchiridion ve Paraclesis, ortaya koymuştur. Aralıklarla yazılan bu iki metin,
gördüğümüz üzere birbirini kapsayıcı ve tamamlayıcı niteliktedir. Bunlara göre din
anlayışını kısaca özetleyecek olursak, Erasmus için din bir doktrinden ve uyulması
gereken kurallardan çok bir yaşama biçimidir. Hıristiyanlık da bir doktrin değil,
“yüksek ve insancı ahlaklılığı”
75 belirten bir kavramdır. Hıristiyan yaşamında önemli
olan, İsa’nın ve havarilerinin erdemlerinin benimsenmesidir. Bu da kurallara ve
maddi şeylere değil İsa’nın felsefesine dayanan bir dindarlıktır ve bu dindarlığa
ulaşmak için zamanın uygulamaları terk edilip, dinin ilk kaynaklardaki saflık ve
yalınlığa dönülmelidir. Bu süreçte dinsel kaynaklar kadar, erdem ve ahlakı içeren din
dışı kaynaklar da kullanılmalıdır. Nitekim Erasmus’a göre dini içinde bulunduğu
durumdan kurtaracak reformun amacı, Hıristiyanlık ile klasiklerin sentezine ulaşmak,
klasik dünyanın Hıristiyan modele göre yoğrulması ve Hıristiyanlaşmış klasik dünya
öğretisinin benimsendiği yaşam şeklinin oluşturulmasıdır.76 Erasmus’un zamanın din
anlayışına ve ruhbanına yönelttiği eleştirilerin çerçevesini de işte bu anlayış
oluşturmaktadır.
73 Augustijn, a.g.e., s.38.
74 John C. Olin, “Erasmus and Saint Jerome”, Erasmus, Utopia and The Jesuits: Essays on the
Outreach of Humanism, New York, Fordham University Press, 1994, s.9.
75 Zweig, a.g.e., s.71. 76 Dockery, a.g.e., s.2.
Evrin Akkuş
T.C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi
DESIDERIUS ERASMUS ve MARTIN LUTHER’İN REFORM GÖRÜŞLERİNİN AVRUPA KÜLTÜREL BİRLİĞİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ