
Toplumsal cinsiyet rolleri kadın ve erkeğin üstlenmesi gereken davranış ve sorumluluklarını tanımlar. (Umay 2026). Toplumsal cinsiyet rolleri toplumsal cinsiyet kalıp yargılarından etkilenmekte ve nesilden nesle aktarımı olmaktadır. (Esen ve ark. 2017). Toplumsal cinsiyet rolleri kültürel değerler ve evrensel değerler taşıdığı için toplumdan topluma her kadına ve erkeğe atfedilen yaşam şekilleri değişmektedir. (Akgül Gök ve İl 2017). Bir başka deyişle toplumsal cinsiyet kalıp yargıları toplumdaki bireylerin yaşamında önemli bir yere sahip olmaktadır. Toplumda kadınların kadınsı özellikler gösterip bakım veren, sevecen, duygusal, mütevazı, bağımlı olarak dayandırıldığı, erkeklerin erkeksi özellikler gösterip bağımsız, atılgan, güçlü ve sert olarak dayandırıldığı ifade edilmiştir. Bu toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına bakıldığında, toplumda kadınların ayrımcılık yaşadığı, kadın rollerinin ikinci planda kaldığı ve kadınlara yönelik geleneksel tutumların devam ettiği görülmektedir (Esen ve ark. 2017). Toplumsal cinsiyet rolleri bireyin yaşadığı toplumdaki kültürün, davranış ve düşünme biçiminden etkilenmesi ile birlikte erkek ve kadının kendisi ile ilgili algısıyla da bağlantılıdır (Ayçiçek 2020). Ataerkil kültür de kadını cinsiyet rollerine göre şekillendirdiği için kadın ve erkek arasında zamanla toplumda bir ayrım oluşmuştur .(Dikici ve ark. 2020; Eriş, 2026).
Toplumsal cinsiyet açısından genel olarak bakıldığında kadının hayatına yön veren davranışlar, seçimler biyolojik cinsiyetine göre şekillenmektedir (Han 2023). Toplumsal roller ve kalıp yargılara örnek olarak kadının kıyafetleri, renk seçimleri, seçebileceği ve edineceği meslekler, evlenmek, anne olmak algısı kısacası kadının bulunduğu her ortamda kadına ait her ayrıntıyı kapsamaktadır. Kadın bireye atfedilen algı genellikle kadınsı özellikler olmaktadır (Han 2023). İçinde yaşadığımız toplumda kadınlık kavramı kültür, yaş, sınıf, eğitim gibi faktörlerden bağımsız olarak “ev” üzerine tanımlanmaktadır. Ev üzerine tanımlanan bu ilişki her kadının bulunduğu statüye göre değişiklik gösterse de ev içi alanı cinsiyet eşitsizliğinin de tanımını oluşturduğu vurgulanmaktadır. Bu sebeple ki kadınlık kimliği ev içi işlerle bağdaştırılabilmektedir. (Aktaş 2013; Eriş, 2026).
Kadın cinsiyet rollerinde sosyal hayatta kadınların tek başına dışarı çıkmamaları, tek başına yaşamamaları, işte çalışmak için koca veya babadan izin almaları gerektiği, çalıştığında ise ücret ve statüsünün düşük olduğu bir işte çalışılması bu ayrımlardan sayılabilmektedir. Aynı zamanda aile içerisinde şiddet gören bir kadının “kol kırılır yen içinde kalır” diyerek bu durum karşısında susmaları, çocuk doğurmaları, çocuk bakımını üstlenmeleri ve ev işleriyle uğraşmaları gibi farklar bulunmaktadır. Mert Mahan ve Orujzade (2024) çalışmasında ifade edildiği gibi erkek ve kadın arasındaki toplumsal cinsiyet farklılıkları kadınlık algısını etkilemekte, toplumsal roller ve normlar kadınların hayatını olumsuz etkilemektedir. Sonuç olarak kadına yüklenen toplumsal roller ve kalıplar kadınların benlik algısını, özelliklerini etkilemekte ve toplumdan gelen tepkilere bağlı olarak kadınların kendi tutum ve davranışlarını şekillendirmektedir. (Han 2023; Eriş, S.(2026).
Kadınlık Algısını Etkileyen Faktörler Cinsiyete yüklenen roller toplumun her alanında görünür olsa da yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi gibi faktörlerle belirgin hale gelirler. Cinsiyet rolleri, kadın için toplumun uygun gördüğü konuma ilişkin toplumsal normlarla ilişkilidir (Çifçi ve ark. 2022). Bu nedenle kadınlık algısı, bireyin bulunduğu toplumsal cinsiyet algısından, toplumsal statüden, annelik algısından ve cinsellik kimlik statüsünden etkilenir.
1. Toplumsal statü :Statü, toplumdaki bireylere bir anlam ve değer yüklemesi ve bu bireyleri algılayışı ve anlamlandırmasıdır. Bu kavram bireyin yaşadığı toplumun kendisi hakkında ne düşündüğü konusunda bilgi verir. (Ceylan 2012). Kadınların toplumdaki statüsüne baktığımızda geleneksel toplumda kadın öncelikli olarak anne, ev işi, çocuk bakımı gibi sorumlulukları olan biri olarak değerlendirilmektedir (Gürün Karatepe ve Arman Türkmen 2025; Yılmaz Şahin ve Alp 2020). Kadınların çalışma yaşamına katılmasıyla birlikte kadının statüsü ve rolleri farklılaşmaya başlamıştır. (Çiçek ve Çopur 2018). Bununla birlikte, geleneksel aile yapısından birkaç jenerasyon sonra kadının eğitim 7 statüsünün artmış olmasıyla, kadınlar geleneksel aile yapısındaki erkeğin konum belirlediği yerden daha bağımsız hareket eden bireyler haline gelmiştir. Aile içerisinde karar veren, kendi duygu ve düşüncelerini ifade eden konuma gelmiştir. (Alp 2007). Fakat kadın kamusal alana dâhil olduktan sonra kamusal alanda da ikincil konuma hapsedilmiştir (Yılmaz 2018). Yılmaz Şahin ve Alp (2020) çalışmasında aktardığına göre yöneticiler kadın çalışanlarını işe alırken evli olmaları ya da çocuklarının olup olmaması durumlarını iş için negatif bir durum olarak yorumlamaktadır. Böylece kadın gerek erkeğe bağımlı olmakta gerekse toplumda yaptığı ev işlerinin maddi değeri olmamasından dolayı toplumsal olarak değersizleştirilmektedir. (Yılmaz 2018). Ayrıca kadının daha geçici, daha riskli ve kısmi zamanlı olarak çalışma ihtimali de yüksektir. (Alp 2007). İş bölümündeki cinsiyetçi tutum ve davranışlar ile kadına yüklenen birçok sorumluluk kadını kamusal ve sosyal alandan uzaklaştırmakta ve bu bakış açısı kadını öncelikle çocuğa bakan biri olarak nitelendirmektedir. Bu nedenle kadınların çoğu sosyal hayattan soyutlanmakta ve kendi sınırları içerisinde yaşanmaya zorlanmaktadır. (Aktaş 2013 Eriş, 2026)
2. Annelik algısı :Türk Dil Kurumu’na (2024) göre “anne”; çocuğu olan kadın, aba, yavrusu olan dişi hayvan, ana anlamlarına gelmektedir. “Annelik” ise anne olma durumu veya niteliği, analık, validelik, anneye yakinen davranış anlamlarına gelmektedir. Anne kavramı insanlığın varlığından beri var olmuş bir kavramdır. Toplumdaki kimi görüşlere göre anne kavramı çocuk doğuran kadınken, kimine göre de doğum yapmaksızın herhangi bir çocuğa bakım veren kişi olarak tanımlanmaktadır. (Ergin ve Tokur 2025). Annelik kavramı toplumun durumuna göre değişen ve gelişen bir olgu olmakla birlikte toplumsal beklentiler, ilişkiler açısından çift değerli bir yapı olarak ele alınmıştır. Toplumdaki demografik, ailevi ve ekonomik semboller anneliğin değerini belirlemektedir. (Ergin ve Tokur 2025). Erkek çalışanlar iş yerlerinde aile rollerinden bağımsız olarak hareket edebiliyorken kadınlar, çalışmaya başladıktan sonra annelik rolleri ile çalışan kadın rollerini birleştirirler. Bu birleşimin kadın için iyi ya da kötü olması kadının annelikten ne anladığı, toplumdaki annelik algısına ya da çalışanlardan ne beklendiğine göre değişmektedir. Kadınların çalışan anne olarak görev yapması iş hayatını kesintiye uğratır. Doğum ve annelik gibi görevler nedeniyle kadınlar iş hayatına ara vermek zorunda kalır .(Ergin ve Tokur 2025). Buna bağlı olarak kadınlar toplumda desteklenmediklerinde kendilerine yüklenen annelik rollerini ve ev düzeni sağlama konusunda yetersiz kalmaktadırlar (Kaypak 2014; Eriş, 2026).
3. Cinsellik kimlik statüsü: Dünya Sağlık Örgütü (2010)cinselliği “…cinsiyeti, cinsiyet kimlikleri ve rolleri, cinsel yönelimi, erotizmi, zevki, yakınlığı ve üremeyi kapsayan; yaşamı boyunca insan olmanın merkezi bir yönü” olarak tanımlamaktadır. Cinsellik bireyin duygu, düşünce, inançlarında, tutum, davranış ve değerlerinde, rol ve ilişkilerinde, uygulamalarında, arzularında var olmasıyla birlikte bireyler cinselliği deneyimler ve ifade ederler. Fakat bu durum çoğu zaman bireyler tarafından her zaman duygusal-davranışsal olarak yaşanmaz veya ifade edilmez. .Cinsellik; biyolojik ve psikolojik faktörlerin yanında sosyal, ekonomik kültürel, yasal, tarihi, dini, politik, ekonomik ve manevi faktörlerden de etkilenmektedir. (Macleod ve McCabe 2020; Öz ve Kısa 2023). Aynı zamanda cinsellik yakın çevrenin, ebeveynlerin ve akrabaların etkisi altında kalmaktadır. (Ören ve ark. 2016; Öz ve Kısa 2023). Bu nedenle cinsellik sadece anatomik farklılıkları değil bireylerin sahip olduğu tüm özellikleri kapsayan ve hayatında var olan, yaşamlarını bütünleyen önemli bir kavram olmaktadır (Öz ve Kısa 2023). Çoğu toplumda ve kültürde kadın ve erkeklerin farklı davranış kalıplarına göre davranması beklenir. Bir bireyin çocukluğundan itibaren psikolojik, sosyal, fiziksel faktörlere göre cinsel kimlikleri şekillenmektedir. (Acavit 2022). Kadın toplumda varlığı ve özellikle cinselliğiyle yer almaktadır. (Sezer 2024). Kadın cinselliği toplumda çok az konuşulmasına rağmen kadınların cinselliklerini nasıl yaşaması gerektiği konusu her yerde tartışma konusu olmaktadır. Kadınlar bedenlerine ve hazlarına dair kültürlerinde gerçekçi olmayan senaryolara maruz kalmaktadır. (Acavit 2022). Aynı zamanda yakın çevresi ve toplumdaki diğer kişiler tarafından yaptıkları gözetilmekte ve sık sık eleştirilere maruz kalmaktadır. (Sezer 2024; Eriş, 2026).
4. Toplumsal cinsiyet algısı: Toplumsal cinsiyet kavramı, kadın ve erkeği toplumun nasıl gördüğü, algılama biçimini ve kadın ve erkekten beklenen roller olarak temellendirilir. Toplumsal yapıdan etkilenmesi ile birlikte toplumsal cinsiyet algısı kadınları belli bir alana hapsetmektedir. Toplumun cinsiyet algısında kadın, erkeğe bağımlı olarak pasif bir rol oynamaktadır. Kadınların hemen evlendirilmesi, çok sayıda çocuk dünyaya getirmeleri ve çocukları yetiştirmeleri, ev bütünlüğünde temizlik, ütü, yemek pişirme gibi sorumlulukları üstlenmesi toplum tarafından kadınlara yüklenen sorumluluklar olarak görülmektedir. Bu sorumluluklar kadınların kamusal ve sosyal alanlarında da etkili olmaktadır. (Zeren ve Köşgeroğlu 2020). Ev hanımı olan kadın, evde tüm işleri yapan ama fark edilmeyen, herhangi bir gelir kaynağı ve sigortası olmayan, ev hanesindeki çocuk sayısına ve kendi yaşına göre günlük ortalama on-on iki saat çalışan, iş tanımı olmayan, kocasına bağlı olan biri olmaktadır. Çalışan kadınlar, erkek çalışanlarının kazandığının ¾’ü kadar gelir elde etmektedir ve kadınlar sorumluluklarının ailesi olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle kadınlar çalışma hayatında yeterince verimli çalışmamakla birlikte, toplumda ev kadınlığı ve annelik uzantısı gibi görevleri yerine getirirler. (Kaypak 2014; Eriş, 2026). Çifçi ve ark. (2022) araştırmasına göre cinsiyet algılarının bireylerin çalışıp çalışmadığı, çocuk sahibi olma durumu, cinsiyet, medeni durum, doğum yeri, ekonomik durum, evde konuşulan dil, eğitim durumu, ebeveynlerin eğitim düzeyi ve ikamet bölgesi gibi sosyodemografik faktörlerden etkilendiği belirtilmiştir. Şanlı ve ark. (2018) yaptığı bir çalışmada toplumsal cinsiyetin eğitim düzeyi, medeni durum, yaş, meslek ve bunlarla ilişkili olan sosyo-ekonomik durumun kadınların toplumsal cinsiyet algısını etkileyecek düzeyde yön verdiği vurgulanmıştır. Aynı araştırmaya göre kadınların kendi yaşamı hakkında kişisel kararlar vermede, kendilerini bağımsız hissetmesinde sosyal ve demografik verilerin doğrudan ilişkili olduğu saptanmıştır (Şanlı ve ark. 2018).Başka bir çalışmada, bireylerin cinsiyet, ikamet edilen bölge, eğitim seviyesi ve çalışıp çalışmadığı gibi durumların toplumsal cinsiyet rollerine bakışını etkileyen faktörler arasında olduğu ifade edilmiştir.(Savaş 2018, Eriş, 2026). Kısacası aile içinde başlayan toplumsal cinsiyet algısı, bireylerin düşünce ve davranışlarını etkileyebilmekle beraber kişinin sosyo-kültürel özelliklerinden etkilenir ve ayrıca toplumdan topluma, zamana ve kültüre göre değiştiği vurgulanmıştır. (Okan 2024).
Konu ile ilgili değerlendirme aracı
Kadınlık Algısını Değerlendirme Ölçeği
Kadınlık Algısını Değerlendirme Ölçeği, Serap Karslıoğlu tarafından ölçek geliştirme çalışması olarak 2022 yılında İzmir Bornova Belediyesi’nde kadın çalışanlarına uygulanmıştır (Karslıoğlu 2022). Ölçek 28 maddeden ve toplumsal statü (11 madde), cinsel kimlik statüsü (8 madde), annelik algısı (5 madde) ve toplumsal cinsiyet algısı (4 madde) olarak 4 alt boyuttan oluşmaktadır. Kadınlık Algısı Değerlendirme Ölçeği
toplumsal statü alt boyutu madde numaraları 15,16,20,21,22,23,24,25,26,27,28. maddeleri;
cinsel kimlik statüsü alt boyutu madde numaraları 6,7,12,13,14,17,18,19. maddeleri;
annelik algısı alt boyutu madde numaraları 2,8,9,10,11. maddeleri ve
toplumsal cinsiyet alt boyutu madde numaraları 1,3,4 ve 5. maddeleri kapsamaktadır.
Ölçekte beşli likert ölçek tipi kullanılmıştır ve derecelendirme “1=Kesinlikle Katılmıyorum, 2=Katılmıyorum, 3=Kararsızım, 4= Katılıyorum 5=Kesinlikle Katılıyorum” şeklinde yapılmıştır. Ölçek maddeleri arasında ters madde bulunmamaktadır.
Ölçekten en düşük 28, en yüksek 140 puan alınabilmektedir. Kadınlık Algısını Değerlendirme Ölçeğinden alınan puanlar arttıkça katılımcıların kadınlık algısına bakış açısı olumsuz olarak değerlendirilmektedir.
Kadınlık Algısını Değerlendirme Ölçeği Anketi
Kesinlikle Katılmıyorum:1
Katılmıyorum:2
Kararsızım:3
Katılıyorum:4
Kesinlikle Katılıyorum:5
1.Yaşadığım toplumda kadın olmak kolaydır.
2.Yaşadığım toplumda kadın erkeğin rollerini de üstlenir.
3.Yaşadığım toplumda kadın beklenen rollerin dışına çıkarsa yargılanmaz.
4.Sağlıklı bir toplum erkeğin egemen olduğu bir toplumdur.
5.Yaşadığım toplumda kadınlar da erkekler kadar söz sahibidir.
6.Çalışan kadın annelik rolünü yerine getiremez.
7.Çocuk yetiştirmek annenin görevidir.
8.Anne olmak her kadının hayalidir.
9.Tüm kadınlarda annelik içgüdüsü bulunur.
10.Annelik babalıktan daha önemlidir.
11.Bir kadın anne olduktan sonra önceki gibi özgür olamaz.
12.Aile içinde baba gerektiğinde kız çocuğunu döver.
13.Erkek kardeşler gerektiğinde kız kardeşlerini döver.
14.Erkekler eşlerinde gördüğü uygunsuz davranışlar sebebiyle gerektiğinde eşlerini döver.
15.Kadına karşı şiddet konusu basında gereğinden fazla yer almaktadır.
16.Kadına uygulanan baskı ve engeller onun namusunu korumak içindir.
17.Evlilik dışı cinsel ilişki kadını değersizleştirir.
18.Kadının namusu aynı zamanda aile ve akrabalarının da namusudur.
19.Kadınların giyim ve davranışları, erkeklerin kadınları taciz etmesini etkiler.
20.Kadınların cinselliği erkekler gibi rahat yaşamaları onları küçük düşürür.
21.Anne olduktan sonra kadınların giyim ve davranışlarına dikkat etmesi saygınlığını arttırır.
22.Evlilik hayatında kadının çalışması erkeğe statü kazandırır.
23.Çalışma hayatı kadının ruh sağlığını olumsuz olarak etkiler.
24.Kadınlar erkeklere göre iş stresinden daha fazla etkilenir.
25.Çalışan kadın, evdeki sorumluluklarını yerine getiremez.
26.Kadınlar çalışmaya başladığından beri ülkedeki işsizlik oranı artmıştır.
27.Kadının yeri evidir.
28.Çalışan kadınlar daha fazla şiddet ve tacize maruz kalır.
Kaynakça
Acavit B (2022) Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Kadının Cinsel Doyumuna Etkisi Üzerine Yapılmış Çalışmaların Sistematik Derlemesi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.
Akgül Gök F, İl S (2017) Evli Kadın ve Erkeklerin Toplumsal Cinsiyet Rolleriyle İlgili Algılarının Aile İşlevlerine Yansıması. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi 54 10:523–533.
Alp A (2007) Yeni Çalışma Biçimleri ve Değişen Aile Yapısı Bağlamında Çalışan Kadınlar. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İzmir.
Ceylan Yorulmaz B (2025) Toplumsal Cinsiyet Rolleri Bağlamında Kadınlarda Yaşlanma ve Psikosomatik Hastalıklar. Sağlık Sosyolojisi Perspektifinden Yaşlanma ve Yaşlılık. Çizgi Kitabevi, 66-82.
Çifçi S, Saka G, Akın A (2022) Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Etkileyen Faktörler: Mardin Örneği. Türk Halk Sağlığı Dergisi 1 20:1-13. https://doi.org/10.20518/tjph.944284
Dikici E, Tire O, Adıgüzel ZS (2020). Aile ve sosyoloji. Eğitim Yayınevi. Konya.
Ergin R, Tokur B (2025) Çalışan Kadınlarda Annelik ve Dindarlık Algısı. Bilimname 53:307–339. https://doi.org/10.28949/bilimname.1593441
Eriş, S.(2026) Çalışan Kadınların Kadınlık Algısı ve Mental İyi Oluş Düzeylerinin Belirlenmesi Tezi Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi .Nevşehir
Esen E, Soylu Y, Siyez DM, Demirgürz G (2017) Üniversite Öğrencilerinde Toplumsal Cinsiyet Algısının Toplumsal Cinsiyet Rolü ve Cinsiyet Değişkenlerine Göre İncelenmesi. E-International Journal of Educational Research 1 8:46-63.
Han TB (2023). Kadın Kavramının Toplumsal Bakış Açısından İncelenmesi ve Kadın Kadındır Sosyal Sorumluluk Kampanyası. TECHNICS: Journal of Applied Technologies 2 1:155-164.
Karslıoğlu S (2022) Kadınlık Algısını Değerlendirme Ölçeği: Bir Ölçek Çalışması. Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İzmir
Kaypak Ş (2014) Toplumsal Cinsiyet Bakış Açısından Kente Bakmak. Niğde Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 1 7:344. https://izlik.org/JA87RK33YC
Okan A (2024) Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Etkileyen Faktörler. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 4 16:753-766.
Öz M, Kısa C (2023) Cinsellik ve Duygular: Bir Gözden Geçirme. HABITUS Toplumbilim Dergisi 4:211-228.
Sezer MB (2024) Kadın Cinselliğinin Reklamda Kullanımının Reklam Değeri ve Tüketici Tutumu Üzerinden Karşılaştırılması.Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Aksaray
Şanlı B, Çelebioğlu A, Vefikuluçay Yılmaz D (2018) Kadınların Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Görüşlerinin Sosyo-demografik Özelliklerine Göre İncelenmesi. Uluslararası Sosyal Araştırma Dergisi 61 11:611-620. https://doi.org/10.17719/jisr.2018.2952
Zeren F, Köşgeroğlu N (2020) Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Hemşirelik Mesleğine Yansımaları. Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi 3 9:293-299. https://doi.org/10.37989/gumussagbil.734808
Yılmaz S (2018) Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Günlük Hayattaki Yansımaları: Çorum/Alaca Örneği. İmgelem 2 2:59-79. https://izlik.org/JA77AE97US Yılmaz Şahin B, Alp C (2020) Kadınların İşgücüne Katılımının Ekonomik Büyüme Üzerine Etkisi: Türkiye Örneği. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 45 17:186-202. https://izlik.org/JA84WE97GB