Aşkın Diyalektiği, Afşar Timuçin “Aşkın alanına girmek, tıpkı estetiğin alanına girmek gibi, uçsuz bucaksız bir serüvenin içine dalmaktır.?

“Aşkın alanına girmek, tıpkı estetiğin alanına girmek gibi, uçsuz bucaksız bir serüvenin içine dalmaktır.? diyor Afşar Timuçin. Yine de o serüveni seve seve göze alıyor ve aşkı konu ediniyor bu yapıtında. Aşk, bilime, mühendislik hesaplarına, us ölçülerine gelir bir konu değil elbette. Buna karşın, insanlık tarihi kadar eski bir etkinlik olan aşkı ele almanın, onu tanımaya, ne olup ne olmadığını anlamaya çalışmanın bir yolu, yöntemi bulunabilir. Aşkın Diyalektiği” denilince, bilimsellik savında bir yapıtı düşündürebilir size. Hayır, bu nitelikte bir yapıt verme gibi bir amacın ardında değil Afşar Timuçin. O, olanca alçakgönüllülüğüyle bu konuyu okurlarıyla birlikte (onlarla söyleşircesine) ele alıyor ve çok önemli noktaların altını çiziyor. Bunu yaparken de bunca yıllık kültürel birikimin gözden geçiriyor. Aşka dair sölenmiş ne varsa, onları da göz önünde tutuyor.

Ceylanların Aşk Türküsü

Yeni bir tutkuyu kaldırmaz o
Yeni bir aşk öldürür ceylanı
O sevdi mi çocuklar gibi sever
Sen olsan ateşe verirsin tarlanı
Çiçeklerini yerle bir edersin
O bir duvar dibinde yatar sesizce
Düş gibi görür inen akşamı
Kelebekler yanaklarından öper
O sevdi mi rüzgar gibi sever
Sen olsan yere çalarsın şapkanı
Yeni bir tutkuyu kaldıramaz o
Yazık olur küçücük saçlarına
Doyamadan gider derenin
Işık beyazı çakıl taşlarına
O sevdi mi yüreği bakakalır
Sen olsan yeniler giyip gezersin
Belki bir günde harcarsın paranı
O yemeden içmeden kesilir
Sevdiğini bir üzse bin üzülür
Sen olsan üzersin sevdiğini
O günde binkere ipe çekilir

Afşar Timuçin

AŞK HERŞEYİ DENGELER

Adını andığımda bir deniz sessizliği
Kentin uzak yerlerine işlerdi
Martı çığlıkları ve vapur düdükleri
Bazen de çılgınlıklar arasında
Bilenler özlem derdi
Bilmeyenler elbette kınamıştır
Dört yanımda kemikten kahkahalar
Hep böyle yapmazlar mı

Adını andığımda bir yaban menekşesi
Sevinçlerle gözlerini çizerdi
Duvarlara camlara suyun yüzüne
Gör bendeki sevinci

Adını andığımda susup kalırdım
Bir deniz açılırdı önüme
İki yanı silme çiçek tarlası
Nerelere gitmezdim
İçimde ellerinle kurduğun
Aşkın en büyük krallığı

Afşar TİMUÇİN

“Afşar Timuçin?in portresi Sennur Sezer

Bugün, CNR Kitap Fuarı?nda Afşar Timuçin ile ilgili bir program var. Kişiliği, yazarlığı, şairliği, felsefe yazıları ile ilgili değerlendirmeler yapılacak. Konuşmacılardan biri de benim. Beni çağırana Afşar?ın yazarlıkta kaçıncı yılı diye sormayı düşünmedim bile. Aynı yaşta değilsek de aynı kuşaktanız. İlk şiirlerimiz aynı yılda yayımlandı, 1958. Sanırım ikimiz de demiryolcu çocuğuyuz. Benzer koşullarda büyüdük. Tanıştığımız günü bile anımsıyorum. Türkiye Edebiyatçılar Derneği?nin ?elyazılarıyla edebiyatçılar? konulu bir sergisi vardı. Galatasaray?da, Devlet Güzelsanatlar Galerisi?nde (Belki de o zamanlar bu galeri belediyenindi.) Yaşayan yazarların karalamaları, çalışmaları sergileniyordu. Afşar galiba sergi görevlisiydi. Ben, utangaçlığım yüzünden tanışmak istediğim insanlara ?falanca? olup olmadıklarını sorar, sonra kendimi tanıtır tanışırdım. (Boyu bosu, konuşması hiç benzemediği halde Feridun Metin?e Ümit Yaşar olup olmadığını sormuşum, unutmamış. Afşar?ı da kimbilir kimle karıştırmış gibi yapmışımdır. Sonradan bunun numara olduğunu açıklayamadım, onlar da bu münasebetsizliğimi hiç unutmadılar).
Afşar Timuçin ile tanışmam beni onun arkadaş grubuna soktu: Aydın Hatipoğlu, Eray Canberk, Ömür Candaş, Babür Kuzucu… Sonra Şükran Kurdakul?la tanıştım. Ve Yelken dergisiyle…
Bir derviş gibi…
Afşar Timuçin?in yalın görünen kişiliğinin sabırlı, dirençli, hoşgörülü bir yanı vardır. Bir derviş gibi. Bir derviş gibi aldırmaz sanılan konularda bağışlamaz bir yanı da vardır, ancak geç fark edilir. Bu halk edebiyatını özümsemesinden gibi gelir bana. Belki de felsefeciliğindendir.
Ben Afşar?ı tanıdığımda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Fransız dili ve edebiyatı okuyordu. Sonra Doktor Yüksel ile evlenip Kanada?ya gittiler. Orada felsefe okuyup döndü. Bir süre Erzurum Üniversitesi?nde çalıştılar, doktorasını verdi. Bugün profesör.
İlk şiir kitabı Çöl 1968?de yayımlandı. Halk öykülerini destanlaştırdığı çalışma (Destanlar) 1969?da yayımlandı. TRT 1970 Sanat Ödülleri yarışmasında Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz adlı şiir kitabı başarı ödülü aldı. Nâzım Hikmet?in Şiiri adlı kitabı da 1979 Türk Dil Kurumu Eleştiri Ödülü?nü kazandı. Arada A. Kadir ile birlikte Vietnam, Filistin, Portekiz Sömürgeleri şiiri üstüne çeviri ve antoloji çalışmaları var. Sonra kitaplaşan şiirler, öyküler, romanlar…
Afşar Timuçin?in bu ayın İnsancıl dergisindeki ?Toplumda Değerler Çözülmesi Konusunda Kendimle Konuşma? adlı yazıdan bir bölüm alıntılamam onun düşünce dünyasını daha iyi tanıtacaktır: ?(..) Ne olursa olsun kendimizi doğal akışın ellerine bırakıp çıkamayız. İnsan olmak tasarlayıcı, kurucu, yapıcı olmayı gerekli kılar. İnsan olmak daha da insanlaşma eğilimini kendiliğinden içerir ve tüm bireylerin dünyasında daha da insanlaşmak için savaşım koşulunu gerekli kılar. Oysa değerlerin iyiden iyiye dağıldığı dönemlerde insanlar evrensel ya da toplumsal amaçlarını yitirirler ve genel amaçların dışında ve hatta genel amaçlara karşıt olarak bireysel amaçlarını belirgin ve etkin kılarlar. Bireysel amaçların genel amaçta karşılık bulmadığı durumlarda kargaşık toplumsal yapılar gelişir ve bu kargaşık yapılar tutarlı bütünlüğü kökten zorlar. Gerçeklikte karşılığı olmayan kuralcılık kargaşık yapıyı korur ve güçlendirir. Bozulma dönemleri sözde düzen kaygısının öne geçtiği dönemlerdir. Bozulmayı hızlandıran ve derinleştiren kabasabalıklar ciddilik görünümü altında insan yaşamını kökten zorlar. Ortaya konulan kurallar değerler düzeninin yararına görünmekle birlikte bu düzenin yıkıcı etkeni olurlar. Ortada bir kısır döngü vardır. Her iyileştirme çabası yeni bir bozulmanın güçlü bir belirleyeni olur. Bozulmanın getirdiği korkunç dağınıklık ve tehlikeli atomlaşmışlık önlem almayı gerekli kılar. Yapılabilecek tek şey yaşamı yeni gereksinmelere göre yeniden düzenlemektir.?
Aşkı eskitmiş kuşak
Afşar Timuçin benim sayıp sevdiğim bir arkadaşım. Neredeyse kırk yıldır tanırım onu. Keşke daha sıcak çizgilerle yansıtabilsem. Eşine mutfakta yardım etmek için değil, biraz da hoşlandığı için başarıyla yemek ve hatta ekmek yapışını, sevimli derbederliğini, ?Kandil geceleri içeriz şarap naehle haramdır ehline sevap? nefesini buğulu bir sesle söyleyişini, sevgili eşi Yüksel?i erkenden yitirmenin acısıyla bir tür eve kapanışını, içe çekilişini… Beceremiyorum. Ama onu ne zaman düşünsem ilk tanıştığım gün geliyor aklıma. İstiklal Caddesi?nde kar yağışı altında yürüyoruz. O kuşağını, belki de kendini; anlatıyor: ?Biz aşkı eskitmiş bir kuşağız, daha önemli şeyler var hayatta.?
Gülmem gerek bu söze gülemiyorum, şaşıyorum. O bütün yaşamınca yaşamı aşktan daha güçlü bir şeyle, düşünceyle savunuyor.” (www.evrensel.net kültür bölümünden alınmıştır.)

Prof. Dr. Afşar Timuçin’in Yaşam Öyküsü
(d. 1939), şair. Manisa Akhisar’da doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere Kanada’ya gitti. 1967’de Montreal Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde lisans eğitimini, 1970’de İstanbul Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. 1968?1970 yılları arasında Fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. Günümüzde bir süre Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. Kocaeli Üniversitesi’nden 2006 yılında emekliye ayrıldı.

Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır.

Eserleri
İnceleme, araştırma, deneme [değiştir]Descartes (Descartes’çi bilgi kuramının temellendirilişi), doktora tezi (1972)
Aristoteles Felsefesi (1976)
Nazım Hikmet’in Şiiri (1978)
Descartes Felsefesine Giriş (1980)
Niçin Yapısalcılık Değil (1984)
Niçin Varoluşçuluk Değil (1985)
Estetik (1987)
Düşünce Tarihi I/ Gerçekçi düşüncenin kaynakları (1994)
Düşünce Tarihi II/ Gerçekçi düşüncenin gelişimi (1994)
Düşünce Tarihi III/ Gerçekçi düşüncenin çağdaş görünümü (1994)
Felsefe Sözlüğü (1978)
Sevmek Ne Güzel Şeydir (1991)
Gerçekçi Düşünce Gerçekçi Sanat (1992)
Felsefe Bir Sevinçtir (1995)
Özgür Prometheus (1997)
Aşkın Diyalektiği (2002)
Ölesiye Sevmek (2003)
Yeni Şiirimizin Kısa Romanı (2003)
Felsefeye Giriş (2003)
Demokrasi Bilinci (2004)
İçimizdeki Deprem (2005)
Estetik bakış (2005)
Erken Ölümler (2005)

Şiir
Çöl (1968)
Destanlar (1969)
Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz (1974)
Savaşçı Türküleri (1980)
Boş Beşik (1981)
Ey Benim Güzel Sevdalım (1984)
Bu Sevda Böyle Gider (1992)
Arınmalar (1993)
Akşam Türküleri (1996)
Bulutlar Deniz Kokar (2002)

Roman
Yarına Başlamak (1975)
Gece Gelen Eski Dost (1980)
Kıyılar Durunca (1983)

Öykü
Denizli Pencere (1981)
Neden Bazı Akşamlar (1985)
Aşk Olsun Kırlangıçlar (1996)

Çeviri
Vietnam Şiiri (A. Kadir’le) (1973)
Filistin Şiiri (A. Kadir’le) (1974)
Portekiz Sömürgeleri Şiiri (A. Kadir’le) (1975)
Diyalektik (Paul Foulquié’den) (1975)
Sosyoloji Tarihi (Gaston Bouthoul’den) (1975)
Tek Boyutlu İnsan (Herbert Marcuse’den, T. Tunçdoğan’la) (1975)
Aşk (Pierre Burney’den) (1976)
Acı (André de Richaud’dan) (1976)
Sisler Rıhtımı (Pierre Mac Orlan’dan) (1976)
Diyalektik Araştırmalar (Lucien Goldmann’dan, M. Sert’le) (1976)
İnsan Bilimleri ve Felsefe (Lucien Goldmann’dan, F. Aynuksa ile) (1977)
Keşişin Köpeği (Dino Buzzati’den) (1981)
Kant Felsefesine Giriş (Lucien Goldmann’dan) (1983)
Eskiçağ Maddecileri (Paul Nizan’dan) (1998)
Yöntem Üzerine Konuşma (René Descartes’dan Yüksel Timuçin’le) (1998)
Metafizik Üzerine Konuşma (Leibniz’den) (1999)

Yabancı dilde yayınlar
(şiir, öykü ve roman)
Revista Atlantica 19. sayı 1999
Aujord’ui POEME 16. sayı, 2000
Encontros de Talabriga-Rosa Alice Branco 5 şiir 2001
Liberté 255. sayı, Şubat 2002 (Montréal/Kanada Edebiyat Dergisi)

Rusçada yayınlanan kitaplar
Gece Gelen Eski Dost (1989)
Türk Şiir Antolojisi (1989)

Aldığı ödüller
Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu 1970 Sanat Ödülleri
Türk Dil Kurumu Eleştiri Ödülü
1997 Truva kültür ve sanat ödülleri
2003 Kocaeli gazetesi yılın eğitimcisi ödülü
2004 Homeros emek ödülü

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
Geçmişle Hesaplaşma: Unutma Kültüründen Hatırlama Kültürüne, Mithat Sancar

?Her insanın ve her toplumun bir geçmişi vardır; bunun yanında bir de geçmişle bir ilişkisi. Bireyler ve toplumlar ya geçmişlerini...

Kapat