Kategori: Afşar Timuçin

“Edebiyattan hiç anlamayan felsefe insanı, felsefe insanı değildir” Afşar Timuçin

Kavram bilgisinin yetkin bir bilinç oluşturmak için zorunlu olduğu tartışmasız bir gerçek. Ama bir yandan da yaşamla birlikte kavramlar da dönüşüyor. Sağlıklı bir bilinç etkinliği için kavramların dönüşümü ve bilinç etkinliğindeki yeri bakımından nelere dikkat etmek gerekiyor? İnsan bilinci sürekli dönüşen bir yapı ortaya koyuyor. Bu bilinçte dönüşen şeyin özü nedir dersek, bu dönüşen şeyin

okumak için tıklayınız

“Felsefe profesörlerinden filozof olmaz.” Afşar Timuçin

Felsefe neden insanların gözünü korkutur? Kimi filozoflarda karşımıza çıkan, felsefe dilinin ağdalı olması bir etken olabilir mi?Felsefe dilinin ağdalı olması aslında felsefi yetersizliğin sonucudur. Çünkü felsefe diliyle kolay yoldan, basitçe anlatılamayacak hiçbir bilgi yoktur. Dolayısıyla bir filozof kendi görüşlerini basite indirgeyemiyorsa onun kafası karışık demektir. Ne yapmak gerekiyor peki? Yaşamı kavramak, yalınlaştırmak için felsefeyi yalın bir

okumak için tıklayınız

Sait Faik’in Dünyası – Afşar Timuçin

Edebiyatımızın yapı taşlarını düşündüğümüzde ilk akla gelen kişilerden biri de Sait Faik’dir. Öykü sanatının bu büyük ustası gerçek bir insancı ve kılı kırk yaran bir gözlemci olarak bu ülke insanının yaşam değerlerini her yönüyle tartışmış bir düşünürdür. Onun öykülerinde özellikle İkinci Dünya Savaşı’yla gelen sıkıntıların yansılarını buluruz. Sait Faik gerçek bir İstanbul insanıdır. Onun İstanbul’u

okumak için tıklayınız

Platon’un bilgelik ahlakı

Platon Dion’a yazdığı bir mektubunda şöyle der: “Bence bugünün tüm devletleri istisnasız kötü yönetiliyor. Siyasal ve bireysel adaletin tüm biçimlerini felsefeyle belirlemek gerekir.” Platon’a göre filozofların kral ya da kralların filozof olduğu gün dünyada adalet geçerli olmaya başlayacaktır. “Filozoflar başa geçmezse ya da baştakiler felsefe yapmazsa insanlığın acıları sona ermeyecektir” PLATON’UN ÜLKÜCÜ DÜNYASI Platon felsefe

okumak için tıklayınız

Filozoflara Göre Aşk Nedir?

AŞK (fr. amour\ alm. Liebe’, ing. love). Bir kişiye ya da bir nesneye tutkuyla yönelme. Aşk sevginin tutkulu biçimidir. Filozoflar aşka çeşitli yorumlar getirirken aşk çeşitleri de belirlemişlerdir: evlat aşkı, aile aşkı, yurt aşkı, görev aşkı, meslek aşkı, cinsel aşk vb. Bunlar arasında sevgi duygusundan belirgin biçimde ayrılarak özgülleşen yalnızca cinsel aşktır. Tüm biçimleriyle ve tüm ölçüleriyle cinsel aşkı yalnızca aşk diye belirlemek alışkanlık olmuştur. Cinsel

okumak için tıklayınız

Düşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü, Afşar Timuçin

Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü adlı kitabını 1994 yılında yayımladı. En yakın zamanlar belki de yargılanması en güç zamanlardır, çünkü onda yaşanan yanımızdan bir şeyler vardır. Görmek her zaman belli bir uzaklıktan bakmayı gerektirir. En yeni zamanların görünümü şöyle: İnsanlığın gelişim koşulları çerçevesinde yaşam biraz daha çeşitlenirken düşünce de birbirine

okumak için tıklayınız

Düşünce Tarihi 2 , Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi, Afşar Timuçin

Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 2 – Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi kitabını 1994 yılında yayımladı. “Yeniçağ bizim için insanın daha da insanlaşma yonulnda çok büyük adımlar atmaya başladığı zamanların adıdır. Bu gelişimi elbette insanlığın uzun sürmüş çabalarınan bir sonucu diye değerlendirmek doğru olur. Bir çağ temel yaşam koşullarının kökten değişimiyle yerini yeni bir çağa bırakırken insanı yeni

okumak için tıklayınız

Aşkın Diyalektiği, Afşar Timuçin “Aşkın alanına girmek, tıpkı estetiğin alanına girmek gibi, uçsuz bucaksız bir serüvenin içine dalmaktır.”

“Aşkın alanına girmek, tıpkı estetiğin alanına girmek gibi, uçsuz bucaksız bir serüvenin içine dalmaktır.” diyor Afşar Timuçin. Yine de o serüveni seve seve göze alıyor ve aşkı konu ediniyor bu yapıtında. Aşk, bilime, mühendislik hesaplarına, us ölçülerine gelir bir konu değil elbette. Buna karşın, insanlık tarihi kadar eski bir etkinlik olan aşkı ele almanın, onu

okumak için tıklayınız

Ölümü Kapıda Bekletmek “Gönül Gözüyle 3” Afşar Timuçin

Ölümü geciktirmek de genel olarak insanların bir türlü vazgeçemediği bir tutumdur. Ölümcül hastayı, ölümün eşiğine gelmiş kişiyi acılar içinde biraz daha kıvrandırmak bencilliğimizin yani zayıflığımızın bir sonucudur. Özellikle yaşını başını almış ve gitme zamanı gelmiş insanlar için ölümü yalnızca doğanın kaçınılmaz bir buyruğu olarak görmek ve bunu zorla ileriye atarak kendimizi rahatlatmak bana pek insana

okumak için tıklayınız

Varoluşçu Filozoflar – Afşar Timuçin

Almanya’da 1918 bozgununun hemen ardından, varoluşçuluk felsefesi çiçeklenmeye başladı. Nietzche’nin ve Kierkegaard’ın, bir ölçüde de kötümserlik filozofu Scopenhauer’in (1788 – 1860~ yapıtları bu ülkede yeni felsefeye ilk itkilerini kazandıracak etkinliğe çoktan ulaşmıştı. Dünyamızı dünyaların en kötüsü sayan ve kurtuluşu Buddha’cılar gibi Nirvana yolunda gören Scopenhauer, getirdiği bu öznelci yorumla elbette varoluşçu felsefenin kuruluşuna katkıda bulunacaktı.

okumak için tıklayınız

En büyük sıkıntımız düş görememek, düş göremeyecek kadar şimdi ‘ye kapatılmış yaşamak

SAVAŞ VE BARIŞ ÜZERİNE KENDİMLE KONUŞMA -İnsanlar savaşı sevmediklerini, barışı çok sevdiklerini söylerler genellikle. Pekçok toplantı yapılmıştır savaş ve barış konusunda, bu gibi toplantılarda barışı göklere çıkarırlar, savaşı yerin dibine batırırlar. Ne dersin ? -Evet: bir çeşit barış goygoyculuğu her zaman her yerde geçerlidir, iyi adam olmanın, değerli aydın olmanın, ilerici aydın olmanın ölçütüdür bu. Yaşasın ve kahrolsun ikilemi içinde dar

okumak için tıklayınız

Figaro ‘nun Düğünü, “devlette yüceltilmesi gereken her şeyi ayaklar altına alıyor”

Figaro ‘nun Düğünü Ortamın tek renkli kişisi Marie-Antoinette değildi. O zaman özellikle saray çevresi çok renkli insanlarla doluydu. Bu renkli insanlardan biri de ünlü yazar Beaumarchais ‘ydi (1732-1799). Asıl adı Pierre Augustin-Caron olan Beaumarchais bir saatçinin oğluydu. Caron tüm renkli insanlar gibi biraz garip bir kişiydi, kendisinden beklenilenleri değil beklenilmeyenleri yapardı. ı753 ‘de yeni bir saat maşası icat edip saat­çilikte

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Güzelin Biliminin Temelleri ve Prof. Dr. İsmail Tunalı – Mert Sarı

Güzelin bilimi Estetik, kendisini güzellik değerinin incelenmesine adamış bir felsefe disiplinidir. Ancak estetik disiplininin felsefe tarihindeki kurucusu ve isim babası Alexander Baumgarten, estetiği “güzelin bilimi” olarak nitelendirdiği için ben de onun tamlamasını alt başlık olarak kullanmakta sakınca görmedim. Baumgarten, estetik disiplinini estetik duyguyu ve estetik hazzı inceleyen bir bilim olarak tanımlamaktadır. Estetik çözümleme, estetik hazzı

okumak için tıklayınız

Afşar Timuçin?in Aşkın Diyalektiği adlı kitabına dair ? Özcan Yolcu

?Aşk gerçekte herhangi bir kişiden olağanüstü bir kişi yaratmaktır.? Afşar Timuçin Aşk ?biz?den bağımsız olarak var olan bir duygu mudur? Yoksa bizler zihnimizde ürettiğimiz düşünceler sonrası hormonal bir tepkime olarak mı aşkı hissediyoruz? Bizler aşkın büyülü tılsımını ve bize yaşattığı eşsiz duyguları cisimleştirmek için kendimize bir figür mü ararız yoksa o ?figür? müdür bize aşkın

okumak için tıklayınız

Bir şiir devrimcisi: Orhan Velİ Kanık – Afşar Timuçin

Tepeden tırnağa İstanbullu şiirlere, gerçeküstücü öğelere ağırlık veren bir anlayışın yolunu açtı. O, Birinci Yeni olurken, öbürleri İkinci Yeni oldular. Orhan Veli şiiri, alışılan şiir anlayışlarının dışındaydı Benim ortaokul öğrencisi olduğum yıllarda yani 1950’den sonraki yıllarda sağlam bir Orhan Veli (13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950) fırtınası esti. Şiirle doğrudan ilgisi olmayanlar bile en

okumak için tıklayınız