Felsefeye Göre Kıskançlık Nedir?

KISKANÇLIK (fr. jalousie; alm. Eifersucht; ing. jealousy).
Kendisi için istemeyi başlıca amaç durumuna getirme eğilimi. Bir kişinin sağladığı bir yarardan rahatsız olma yatkınlığı. Bir şeye tek başına sahip olma tutkusu. Aşırı ölçüde duyulan sahip olma duygusu. Sevilen şeyin bir başkasının olması korkusu. LaRochefoucauld “Kıskançlıkta aşktan çok özsevgisi vardır” der. Buna göre kıskançlığı sahip olunmak istenilen nesnenin değerinden çok bizim o nesneye yüklediğimiz duyguyla ya da verdiğimiz anlamla açıklamak gerekir. Kabil karmaşığı diye de adlandırılan kıskançlık insanın en eski duygularından biridir. Tevrat’da anlatıldığına göre Adem ile Havva’nın büyük oğlu Kabil çiftçiydi, topraktan sağladığı ürünleri Tanrı’ya sundu. Kardeşi Habil de çobandı, o da koyunlarını Tanrı’ya sundu. Tanrı Habil’in sunduklarıyla ilgilendi. Kabil’inkilerle hiç ilgilenmedi. Bu durum Kabil’in kıskançlıkla Habil’i öldürmesine yol açtı. Kıskançlık duygusu sahip olunan ya da sahip olunmak istenilen bir şeyden yoksun kalma korkusuyla belirgin son derece sıkıntı verici bir duygudur. Çocuk için sevgili anneye yakın duran her kişi bir kıskançlık konusu ya da nedenidir (Oidipus karmaşığı). Bu duygu çocuğu şiddete yöneltebilir: çocuk küçük kardeşinin gözlerini oymak için planlar yapmaya başlayabilir ve bu tasarısını gerçekleştirebilir. Yetişkin kişiler çok örtülü ya da belirsiz biçimlerde şiddetli kıskançlık duygulan yaşarlar, ancak onlarda çocuksu tepkilerin görüldüğü pek olmaz. Bazı yazarlara göre kıskançlık insanın özünde vardır ve doğuştandır. Her insan, ne kadar kendine egemen de olsa, buna göre kıskançlık duygusunu saçma bularak altetmiş de olsa belli durumlarda kıskançlıktan kendini alamayacaktır. Linton bunun kanıtını Markiz adalarında görülen şu olguda bulur: tam anlamında cinsel özgürlüğün yaşandığı, kimsenin kimseyi kimseden kıskanmadığı bu adalarda yerliler sarhoş oldukları zaman yani istemli denetimleri azaldığı ya da ortadan kalktığı zaman kıskançlık duygularını ortaya dökerler. O. Klineberg gibi ruhbilimcilerse, tersine, bu duygunun kültür kökenli olduğunu söylerler ve gerçek anlamda yetkin bir bilince ulaşmış bir bireyin, bir başka deyişle tam anlamında kişilikli bir bireyin böylesi bir duygudan uzak kalacağını söylerler. Her ne olursa olsun kıskançlık duygusu insana boğuntu veren ve çok zaman ussal açıklamalara götürülemeyen bir duygudur. / La Rochefoucauld: “Kıskançlık her zaman aşkla doğar ama her zaman aşkla ölmez.” / Mme de la Fayette: “Aşkın henüz kendini açıklamadığı bir yürekte kıskançlığın getirdiği karışıklık anlatılır gibi değildir.” “Aşık olduğumu bana yalnızca kıskançlık duyurdu.” “İnsan iyiden iyiye aşıksa nedensiz kıskanır.” / Mme Deshou- lteres: “Bir parça kıskançlık uyandırır – Uyuyakalmış mutlu aşkı.”

Afşar Timuçin,
Felsefe Sözlüğü
Bulut Yayınları

Yorum yapın