Kategori: Afşar Timuçin

Gülmek – Afşar Timuçin

Gülmek ama gerçekten gülmek felsefe yapmaktır. Güler gibi yapmak gülünç olmaktır bir gerçekliğin karşısında bir çaresizlikten başka bir şey değildir. Gülmeyenler, gülemeyenler hep güler gibi yaparlar. Güler gibi yapmak ağlamak gibi, dizlerini dövmek gibi bir şeydir. Her ağlayanın kendine ağladığını, dizini dövenin kendine yandığını biliriz. Ama gülmek felsefe yapmaktır, bir yorumcu ya da eleştirici kimliğiyle

okumak için tıklayınız

Aydınlanma ve Fransız Devrimi dünyaya ne getirdi? – Afşar Timuçin, Ali Timuçin

Fransız Devrimi hangi koşullarda oluştu? Devrim rüzgarları esmeye başladığında Fransızlar mutlakyönetimin hiçbir denetime uğramayan keyfi tutamların­dan bıkmışlardı. Hükümetin neye yaradığı bilinmeyen usdı-şı uygulamaları da toplumda sıkıntılar yaratıyordu. Fransa kralı tüm erkleri elinde toplamıştı ve özellikle yürütmenin tek sorumlusu ya da daha doğrusu tek sorumsuzu durumun­daydı. Savaşa ve barışa karar vermekten memur atamalarına kadar tüm devlet

okumak için tıklayınız

Afşar Timuçin’in Düşünce Tarihi Yapıtında Bütünsel İnsan Kavrayışı – Mert Sarı

Afşar Timuçin, yetkin bir seçicilikle, çağdaş yazında yoğunlaşılması gereken yazar ve yapıtlara çekiyor dikkatimizi. İlgili okurların, burada ancak başlıklarını sıralayabildiğim üç ciltlik yapıtta çok daha fazlasını bulacağından hiç kuşkum yok. Tür bilinci kavramı, tüm insansal ol­guları, insanlık tarihinin gelişimi ekseninde görebilme bilincini anlatın İn­sanlık tarihinin gelişiminin öyküsüdür tür bilinci. Bütünsel insan kavrayışı ise, bireyin bilimsel,

okumak için tıklayınız

Şiir Geleceğe Bir Gülümsemedir – Mustafa Özmen

??bir sanat eserinin meziyetini nihai ve kesin olarak belirleyen şey, onun içeriğinin değeridir.? (1) İnsanın yazılı tarihi insanın son beş bin yılını kapsıyor. Oysa yazılı olmayan tarih milyonlarca yıl önce başlıyor. İnsanın öbür türlere göre daha gelişkin olmasını Gordon Childe şöyle açıklıyor? ??eller ve beyin. Bedenlerimizi taşımak yükünden kurtulduktan sonra ön ayaklarımız, şaşılacak kadar çeşitli

okumak için tıklayınız

Toplumda Değerler Çözülmesi Konusunda Kendimle Konuşma – Afşar Timuçin

?(..) Ne olursa olsun kendimizi doğal akışın ellerine bırakıp çıkamayız. İnsan olmak tasarlayıcı, kurucu, yapıcı olmayı gerekli kılar. İnsan olmak daha da insanlaşma eğilimini kendiliğinden içerir ve tüm bireylerin dünyasında daha da insanlaşmak için savaşım koşulunu gerekli kılar. Oysa değerlerin iyiden iyiye dağıldığı dönemlerde insanlar evrensel ya da toplumsal amaçlarını yitirirler ve genel amaçların dışında

okumak için tıklayınız

Descartesçı Bilgi Kuramının Temellendirilişi – Afşar Timuçin

Afşar Timuçin, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde (1968), Prof. Macit Gökberk’in danışmanlığında başladığı “Descartes’çi bilgi kuramının temellendirilişi” adlı çalışmasıyla 1972’de doktor unvanı aldı. Ortaçağ’ı oluşturan toplumsal ve kültürel değerler Descartes doğmadan çok önce sarsılmış, yeni bir çağın ilk ışıkları çoktan kendini göstermişti. Başlamakta olan Yeniçağ’a imzasını atan Descartes’ın sorunları işleyişindeki sıra da göz önünde tutularak, önce

okumak için tıklayınız

Descartes Felsefesine Giriş – Afşar Timuçin

Afşar Timuçin, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde (1968), Prof. Macit Gökberk’in danışmanlığında başladığı “Descartes’çi bilgi kuramının temellendirilişi” adlı çalışmasıyla 1972’de doktor, “Descartes felsefesine giriş adlı çalışmasıyla 1982’de doçent unvanı aldı. Fransız edebiyatı tarihi kitaplarından biri Descartes’ı tanıtmaya şu sözlerle başlar: ‘Descartes insanlardan uzakta yaşadı, çağında hiçbir yapıt onun yapıtından etkilenmedi. Ama çağının temel özellikleri onda bütün

okumak için tıklayınız

Kıyılar Durunca – Afşar Timuçin

İntihar yanlışları silip götürür mü? O bütün bir yaşamı silip götürürken yanlışları da alır gider diye düşünebiliriz. Ancak insan yanlışlarının altında mı kalmalı yoksa onlarla kesin bir hesaplaşmaya mı girmeli? Bu elbette bizim bilinç koşullarımıza bağlıdır. Her seçimimizi kendimize göre yapıyoruz. Önemli olan ölmek ya da ölmemek değil direnmek ya da direnmemektir. Ayşe bir süre

okumak için tıklayınız

Tepedeki Yalnızlık ? Afşar Timuçin

Bilim, düşün ve edebiyat insanı Afşar Timuçin, uzun bir aradan sonra okurlarının karşısına 2009 yılında yayınlanan “Tepedeki Yalnızlık” adlı bir romanla çıkıyor. Daha önce yine yayınevimizden yayımlanan roman ve öykülerinden sonra felsefe, araştırma ve inceleme yazıları dışında roman ve öykü yazmayan Afşar Timuçin bu kitabında: Kent insanını ve bu insanın kalabalık içindeki yalnızlığını yalın ve

okumak için tıklayınız

Filistin Şiiri (Antoloji) – Çevirenler: A. Kadir, Afşar Timuçin, S. Salom. Umudun ve direnişin türküsü

İşgale, köleleştirmeye, kitlesel katliamlara karşı yiğitçe direnişin soluğunu taşıyan bu şiirler, Filistin halkının insanlığa bir bildirisidir. Filistin halkı, modern silahlarla donatılmış vahşi saldırganlara çıplak göğsünü siper ederek direnirken, bu halkın vatanında özgürce yaşama talebini haykıran acılı ancak direngen sesi de dalga dalga yayılıyor, ilerici insanlığı dayanışmaya çağırıyor. Şiiri silah yapmış usta Filistin şairlerinin şiirlerini topluca

okumak için tıklayınız

Yarına Başlamak – Afşar Timuçin

Yaşam öngörülerle olduğu kadar rastlantılarla örülüyor. Bir rastlantı yaşamımızın akışını değiştirebiliyor. İki eski arkadaşın, bir kadınla bir erkeğin yıllar sonra Yalova vapurunda karşılaşması her ikisinin yaşamında büyük değişikliklere yol açıyor. Ne aradığını çok iyi bilmese de hep iyi şeyler tasarlayan bir Hüseyin, onurlu bir yaşamı varlığının şaşmaz kuralı olarak belirlemiş olmakla birlikte bir tutkunun rüzgarıyla

okumak için tıklayınız

BİLİM VE GELECEK KİTAPLIĞI / 50 SORUDA DİZİSİ

50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi – Metin Özbek 50 Soruda Aydınlanma – Afşar Timuçin ve Ali Timuçin 50 Soruda Görelilik Kuramları – İbrahim Semiz 50 Soruda Deprem – Haluk Eyidoğan 50 Soruda Büyük Patlama Kuramı – Metin Hotinli  50 Soruda Yaşamın Tarihi – Deniz Şahin 50 Soruda Yerin Evrimi – Mehmet Sakınç  50 Soruda Arkeoloji

okumak için tıklayınız

Afşar Timuçin Romanının Işıldağı: Mücadele – Müslüm Kabadayı

Giriş Yaşamını, estetiği merkeze alarak üretken kılmaya çalışan insanın, sarıldığı her şeye ışıltı vermesi doğal değil mi? Estetiği bizimle buluşturan öğe, o insanın yaşama sevincindeki o güzel ışıltıdan başka bir şey değildir. Doğrudan konuyla ilgili olmayanlar, Afşar Timuçin?i şiirlerinden ve felsefe kitaplarından tanırlar. Biraz daha ilgili olanlar hikayelerini de okumuşlardır. Benim gibi, hocayı kişi olarak

okumak için tıklayınız

50 Soruda Aydınlanma – Afşar Timuçin ve Ali Timuçin

“50 Soruda” dizisinin ikinci kitabı da yayınlandı: Afşar Timuçin ve Ali Timuçin?in kaleme aldığı “50 Soruda Aydınlanma”. Afşar Timuçin kitaba yazdığı önsözde hedefini şöyle belirliyor: ?Tarihin bütün gelişim süreçlerini doğru olarak kavrayabilmek her şeyden önce yerin ve zamanın toplumsal, iktisadi, kültürel sorunlarını yakından görmekle olasıydı. Aydınlanma devinimini kavramak da ancak bu çerçevede olasıydı. Aydınlanma düşünürlerini

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in Şiiri – Afşar Timuçin

Nâzım Hikmet?in şiiri gerçek anlamda bir arayışın şiiridir. Her sanat arayıştır, her yapıt bir insan araştırmasıyla ilgilidir. Ancak bazı yapıtlar insanı daha genel açıdan, daha bildik, daha alışılmış görünümleriyle ele alırken, bazı yapıtlar insana daha köklü, daha köktenci bir tutumla yönelirler. Dehanın özelliği insanı ortaya çıkarmak adına kılı kırk yarmasıdır. Şiir dehası Nâzım Hikmet insana

okumak için tıklayınız

Şair Duyarlılığı, Afşar Timuçin

Hiçbir sanat yoktur ki sanatçı için özel bir duyarlılık, özel bir seziş, özel bir bakış biçimi gerektirmesin. Bunun bir başka anlamı şiir yazabilmek için şair olmanın, resim yapabilmek için ressam olmanın, tiyatro yapabilmek için tiyatrocu olmanın bir zorunluluk olduğudur, insanlar genelde sanatçıyı sanat yapmakta üst yetenekleri gelişmiş olan insan diye düşünmezler, doğuştan ya da başka

okumak için tıklayınız

Yabancılaşma Sorununa Genel Bakış – Afşar Timuçin

Yabancılaşma olgusunu en genel anlamda kendinden başkası olma ya da başkasına dönüşme diye tanımlayabiliriz. Eski felsefelerin yabancılaşma diye bir sorunu yoktu. çünkü bu felsefeler değişim ya da değişimin düşüncesinin ötesinde bir dönüşüm fikrine sahip değillerdi. Yabancılaşma ancak ben?le başkası arasına. özneyle nesne arasına çatışkılı bir ilişki girdiğinde ve buna göre özne geriye dönülmez biçimde dönüştüğünde

okumak için tıklayınız