Afşar Timuçin?in Aşkın Diyalektiği adlı kitabına dair ? Özcan Yolcu

?Aşk gerçekte herhangi bir kişiden olağanüstü bir kişi yaratmaktır.? Afşar Timuçin

Aşk ?biz?den bağımsız olarak var olan bir duygu mudur? Yoksa bizler zihnimizde ürettiğimiz düşünceler sonrası hormonal bir tepkime olarak mı aşkı hissediyoruz? Bizler aşkın büyülü tılsımını ve bize yaşattığı eşsiz duyguları cisimleştirmek için kendimize bir figür mü ararız yoksa o ?figür? müdür bize aşkın büyüsünü yaşatan? Aşk bir tür sevgi midir? Sevgi aşkın neresinde?

Aşk üzerine düşünmeyenimiz yoktur. Aşk, hakkında en çok düşündüğümüz ve fakat en az bilgi sahibi olduğumuz paradokslarla örülü bir alan. Aşk salt duygusal açıdan ele alınabilir mi? Ya da us aşkı açıklamak için yeterli midir? İnsan hayatını duygusal, psikolojik, fizyolojik, sosyal v.b açılardan derinlemesine etkileyen böylesi geniş bir alanı tek bir açıdan yorumlamak kuşkusuz aşkı kalın duvarlarla çevrelemekten öteye gitmez. Peki nasıl düşünmeli?

?Kim ne derse desin insanlığın en temel sorunudur aşk? diyen Afşar Timuçin ? Aşkın Diyalektiği? adlı kitabında ?Neredeyse usun bittiği yerde başlayan bir insan etkinliğini ussal çerçevede açıklığa kavuşturmak kolay mı?? diyerek aşk üzerine düşünmenin zorluklarını en başından belirtiyor. Kitaba başlarken önsözde bu kitabın bilimsel ya da felsefi bir çalışmanın ürünü olmadığı iddiası olsa da popüler kültürün aşka salt duygusal anlam yüklemesi yerine Afşar Timuçin?in aşka diyalektik bir bakış açısıyla bakması hemen hemen her sayfada kitabın felsefi donanımını hissettiriyor. ?Aşk kendinden başka bir düşmanı olmayan, kendinden başka bir şeye yenik düşmeyen garip bir savaşçıdır.?

Dünya edebiyatı ve eski dönem Türk edebiyatından yapılan alıntılar kitabın düşünce yapısına katkı sunarak aşkın edebiyat açısından ele alınışını da yansıtması bakımından kitabın içeriğini zenginleştiriyor. On üç bölümden oluşan kitap, kadın-erkek karşıtlığı, bir özgürleşme alanı, değerler alanı ve kültürler alanı olarak aşk, aşkın temel nitelikleri, cinselliğe dayalı öznel bir etkinlik alanı olarak aşk, aşkta olağandışı görünümler, sapmalar ve eşcinsellik gibi başlıkları da içeren çok geniş çerçeveli bir kitap. Kitap bu bakımdan aşk üzerine yazılmış çok özel bir kitap olarak kendine özgü bir yer ediniyor.

Cinselliğin aşkta belirleyici yönü olduğunu vurgulayan Timuçin, aşk-cinsellik bağlantısını kitabın birçok bölümünde merkeze oturtuyor. Aşkı cinselliğin yetkin ölçülerde insanileşmiş biçimi olarak tanımlayan yazara göre aşkı bir duygu-düşünce ortamı olarak belirtirken cinselliğin onun karşıtı olduğunu düşünüp basit mekanik edimler alanı olarak algılamak doğru olmayacaktır. Nitekim bu bakımdan aşk cinsellikten arınık olamayacağını savunuyor.

Toplumda sıkça karşılaştığımız aşk acısına da değinen yazar acıyı yararlı bulup acının yaşam için -özellikle aşk için- bir zorunluluk olduğunu ve gerçek yaşamın acının örsünde dövüldüğünü savunuyor. Naudier?in ?Sevmeye başlayan bir kadının yüreğinde uçsuz bucaksız bir acı çekme gereksinimi vardır.? sözünü alıntılayarak bunun aslında her iki cins için de geçerli olduğunu savunuyor. Aslolan acıyı doğru yaşamaktır diyen Timuçin bunun çok zor olduğunu kabul etmekle birlikte dövünüp yakınmadan yaşanması gerektiğini, acıyı en aza indirgeyenlerin ise gerçek bilgeler olduğunu savunuyor. Acının indirgenemez karşıtına hazzı yerleştiren Timuçin acıdan haz alınması aşamasını sakat bir düşünce olarak görüp bu düşünceye kesin olarak karşı çıkıyor.

Bu kitap yer yer sarsıcı, ezber bozan ifadeleriyle bizi şaşırtmakla kalmayıp aşka bakışımızı bütünüyle sorgulamamızı da sağlıyor. Aşk üzerine yazılmış onlarca kitap olmasına karşın içeriğindeki zenginlik, derin bakış açısı ve aşkı diyalektikle bağdaştırması bakımından kendine özgü bir yer ediniyor. Aşkı popüler kültürün ötesinde felsefi sorgulamalar ışığında anlamaya-anlamlandırmaya çalışmak isteyenler için hiç kuşkusuz bir başucu kitabı niteliğinde olacaktır.

Afşar Timuçin?in önsözündeki dörtlükle bitirelim.
Ben gemiyle gidemem/ Yol yok mudur karadan/ Öyle sarılalım ki/ Su geçmesin aradan.

Özcan YOLCU

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Son tapınak AVM – Ali Bulunmaz

Türkçeye Süha Sertabiboğlu tarafından çevrilen ?Öteki Dünya?da J.G. Ballard tüketim çılgınlığının ve şiddetin kol gezdiği bir kasabadaki gariplikleri kovalıyor. Günümüzün...

Kapat