Yazar: cemalumit

Alçakgönüllülük. Yalnız uşaklar alçakgönüllü olur, diyor Goethe. Sizce?

“Alçakgönüllülük. Yalnız uşaklar alçakgönüllü olur, diyor Goethe; ruhu uşaklaştırmak istiyorsunuz demek? Yoksa bu alçakgönüllülük, Schiller’in sözünü ettiği dehânın alçakgönüllülüğü mü, o zaman ilkin bütün yurttaşlarınızı ve hepsinden çok da sansürcülerinizi dâhi yapın.” Karl Marx, “Ueber de neueste Preussiche Zensurinstruktion,” MEGA, bölüm I, cilt 1, s. 154. Bu alıntı, alçakgönüllülük kavramına dair derin bir sorgulamayı içeriyor.

okumak için tıklayınız

Burjuvazi, insanla insan arasında yalın kişisel çıkardan, duygusuz “nakit ödeme”den başka bağ bırakmış mıdır?

Burjuvazi, egemen olduğu her yerde, bütün feodal, ataerkil, idilik ilişkilere son vermiştir. İnsanı “doğal büyüklerine” bağlayan karmakarışık feodal bağları parçalamış, insanla insan arasında yalın kişisel çıkardan, duygusuz “nakit ödeme”den başka hiçbir bağ bırakmamıştır. Bu sözler, Karl Marx ve Friedrich Engels’in “Komünist Manifesto” (1848) adlı eserinden bir alıntıdır. Burada Marx ve Engels, burjuvazinin yükselişiyle birlikte kapitalist sistemin toplumsal ilişkileri nasıl dönüştürdüğünü

okumak için tıklayınız

Kapitalist Üretim Sanata ve Şiire Düşman mıdır?

Kapitalist üretim ve sanata/şiire olan etkisi karmaşık bir ilişkidir. Kapitalizmin temel amacı, mal ve hizmetlerin üretimi yoluyla kâr elde etmektir. Bu üretim mantığı, işbölümü, verimlilik ve piyasaya uygunluk gibi değerleri önceler. Sanat ve şiir ise genellikle piyasa mantığının dışında, estetik, anlam arayışı ve bireysel ifade ile ilişkilidir. Bu bağlamda, kapitalist üretimin sanata ve şiire düşman

okumak için tıklayınız

Epiktetos’a göre, gerçekten özgürlük istiyor muyuz?

Epiktetos’a göre, insanlar genellikle gerçek özgürlük istemezler, çünkü özgürlük sorumluluk ve içsel bir disiplin gerektirir. Çoğu insan, özgürlük yerine, daha kolay bir yol olan arzularının peşinden gitmeyi ya da dışsal şeylere bağımlı olmayı tercih eder. Epiktetos’un bakış açısına göre, gerçek özgürlük arayışı çoğu kişi için rahatsız edici olabilir, çünkü bu arayış, kişinin kendisiyle yüzleşmesini ve kontrol edemediği şeylere bağlanmaktan

okumak için tıklayınız

Epiktetos’a göre, gerçek özgürlük nedir?

Epiktetos’a göre, gerçek özgürlük, insanın yalnızca kendi kontrolü altında olan şeylere odaklanması ve dışsal koşullardan bağımsız bir yaşam sürmesidir. Bu özgürlük, kişinin düşüncelerine, inançlarına, arzularına ve tepkilerine hakim olmasıyla mümkündür. Gerçek Özgürlüğün Temel İlkeleri: 1. Kontrol Edilebilir ve Edilemez Şeylerin Ayrımı: Epiktetos, insanların özgür olabilmesi için, hayatlarında kontrol edebilecekleri ve edemeyecekleri şeyleri net bir şekilde

okumak için tıklayınız

Suskunluk, tekrarlar ve seslerle ritim bulan bir metin “Sonsuza Dek Sürer…” – Hayat bir zombinin ömrü kadar

Bugüne kadar ne zombi hikâyelerine, ne zombi filmlerine ne de zombi oyunlarına merak duydum. The Walking Dead dizisini hiç seyretmedim mesela. Hatta benim gibi doksanlarda büyüyenleri hayal kırıklığına uğratma pahasına, The Cranberries’in Zombie şarkısına dahi kayıtsız olduğumu itiraf etmeliyim. Belki zombilere haksızlık ettim. “Benim de zombi arkadaşım var, onlar da insan” manasında demiyorum tabii, fakat

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın “Dava” romanında, Joseph K. ile mahkeme kapısında bekçi arasındaki karşılaşma neden önemlidir?

Franz Kafka’nın “Dava” romanında, Joseph K. ile mahkeme kapısında bekçi arasındaki karşılaşma, romanın ana temalarından birini temsil eder. İşte bu anlatımın detayları: Bu anlatım, Kafka’nın modern insanın yabancılaşmasını, suçluluk duygusunu ve adalet arayışındaki çaresizliğini ele aldığı “Dava” romanının merkezinde yer alır.

okumak için tıklayınız

Napolyon, Balzac için neden bu kadar çok önemli?

Balzac ve Napolyon arasındaki bağ, hem Balzac’ın eserlerinde Napolyon’a olan göndermelerinden hem de Balzac’ın kişisel hayranlığından kaynaklanır. Bu bağ birkaç farklı açıdan incelenebilir: 1. Balzac’ın Napolyon’a Hayranlığı: Honoré de Balzac, Napolyon Bonapart’ı bir kahraman olarak görmüştür. Ona göre Napolyon, hem bir bireysel başarı hikâyesinin hem de büyük bir liderliğin sembolüdür. Balzac, Napolyon’un askeri ve siyasi

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanında Raif Efendi; neden sessiz, içe dönük biridir?

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanında Raif Efendi’nin sessiz bir karakter olmasının birkaç nedeni vardır: Raif Efendi’nin sessizliği, sadece bir karakter özelliği değil, aynı zamanda romanın ana temasını, yani insanın iç dünyasının zenginliği ile dış dünyanın anlayışsızlığı arasındaki çatışmayı da simgeler.

okumak için tıklayınız

Freud’a göre uygarlık, insanları içgüdülerine karşı suçluluk duymaya iter mi?

Freud’a göre uygarlık, insanları içgüdülerine karşı suçluluk duymaya iter. Bunun nedenleri şunlardır: Sonuç olarak, Freud’a göre uygarlık, bireylerin içgüdülerini toplumun beklentileriyle uyumlu hale getirmek için sürekli bir mücadele içinde olmasını gerektirir, bu da doğal olarak suçluluk duygusunu doğurur.

okumak için tıklayınız

“Karamazov Kardeşler” romanında, baba Fyodor Karamazov’u kim öldürdü? Katilin öldürme motivasyonları nelerdir?

“Karamazov Kardeşler” romanında, baba Fyodor Karamazov’u Smerdyakov öldürdü. Smerdyakov’un baba Fyodor Karamazov’u öldürme motivasyonları şunlardır: Bu nedenlerle, Smerdyakov’un cinayeti, hem kişisel hırslarının hem de Ivan’ın felsefi görüşlerinin etkisi altında gerçekleşmiştir.

okumak için tıklayınız

Sokrates’in yaşama bakışını Nietzsche neden eleştiriyor, ne öneriyor?

Nietzsche, Sokrates’in yaşama bakışını birkaç temel noktada eleştirir: Nietzsche’nin önerileri: Nietzsche’nin eleştirileri ve önerileri, yaşamın kompleksitesine ve bireyin bu kompleksitede kendi değerlerini yaratma kapasitesine odaklanır, Sokrates’in daha sistematik ve bilgi merkezli yaklaşımına karşı bir alternatif sunar.

okumak için tıklayınız

“Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında metaforlar nelerdir?

“Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında Ahmet Hamdi Tanpınar, çeşitli metaforlar kullanarak hem bireysel hem de toplumsal eleştirilerde bulunur. İşte bu metaforlardan bazıları: Bu metaforlar, Tanpınar’ın toplumsal ve bireysel kimlik sorunlarını, modernleşme ve batılılaşma süreçlerini, bürokratik yapıların işleyişini ve zaman kavramının insan hayatındaki yerini sorgularken kullandığı araçlardır.

okumak için tıklayınız

Zupančič’in bu kısa metni bir tür manifesto gibidir. Okurunu sadece dünya üzerine düşünmeye değil, aynı zamanda ona müdahale etmeye de davet eder.

Kaldı ki insanlar ne istediklerini bilmezler; oudis econ amartani, yani: İnsanların ahmaklığı, kötülüklerini bile aşar. Sokrates’i öldürmüşlerdir ama Sokrates onları tanımlayacak vakti bulmuştur. Kendisini suçlayanlardan intikamını ölümünü miras bırakarak alır.[1] Ama yine de, her şeye rağmen, biz“Bence bu yılın kitabı” diye başlayan bir cümlenin devamının başkaları nazarında pek kıymeti harbiyesi olmadığını gayet iyi biliyorum, ama

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin epilepsi hastalığının, “Budala” romanındaki Prens Mışkin karakterinin yaratılmasında etkili olmuş mudur?

Dostoyevski’nin epilepsi deneyimleri, “Budala” romanındaki Prens Mışkin karakterinin yaratılmasında doğrudan bir ilham kaynağı olmuştur. İşte bu ilişkinin bazı önemli yönleri: Sonuç olarak, Prens Mışkin, Dostoyevski’nin epilepsi ile olan karmaşık ilişkisinin bir edebi portresidir. Bu ilişki, Mışkin’in karakterini zenginleştirir ve “Budala” romanının merkezindeki temaları derinleştirir.

okumak için tıklayınız

“Palto” öyküsünde Nikolai Gogol’ün yarattığı ana karakter Akaki Akakieviç Bashmachkin nasıl biri?

“Palto” öyküsünde Nikolai Gogol’ün yarattığı ana karakter Akaki Akakieviç Bashmachkin, oldukça ilginç ve karmaşık bir kişilik sunar. İşte Akaki’nin karakteristik özellikleri: Gogol, Akaki karakteri üzerinden bürokrasinin, yalnızlığın ve toplumsal adaletsizliğin birey üzerindeki etkilerini anlatır. Akaki’nin karakteri, hem komik hem de trajik unsurlarla dolu, Gogol’un mizah ve eleştiri anlayışını yansıtan bir portredir.

okumak için tıklayınız

Tolstoy neden öldü? Rahatsızlığı neydi?

Lev Tolstoy, 20 Kasım 1910’da öldü. Ölüm nedeni zatürree (pnömoni) olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak, ölümünden önceki süreçte sağlığı oldukça kötüydü ve çeşitli rahatsızlıklar yaşamaktaydı. Bunlar arasında kalp yetmezliği ve solunum problemleri de bulunmaktaydı. Yaşamının son dönemlerinde yaşadığı stres ve fiziksel yorgunluk da sağlığını olumsuz etkilemiş olabilir.

okumak için tıklayınız

Ormandaki Kitabevi: Köstebeğin Anıları -herkesin kendine göre bir şeyler bulabileceği bir roman.

Bazı yazarların daha ilk kitabıyla edebiyat dünyasına başarılı bir giriş yaptığına birçok kez tanık olmuşuzdur. Fransız yazar Mickaël Brun-Arnaud da bunlardan biri. İlk baskısı 2022 yılında yapılan Ormandaki Kitabevi: Köstebeğin Anıları adlı romanıyla çocukların, öğretmenlerin ve kütüphanecilerin ilgisini çekmeyi başaran yazar, aynı yıl Babelio Ödülü’ne de değer görülünce çalışmalarını yoğunlaştırdı ve söz konusu kitaba üç

okumak için tıklayınız

Mektupları üzerinden Bilge Karasu’nun yaşam örgüsü

“Bilge Karasu’nun ‘Bütün Mektuplar’ı ayrıca, kronolojik düzene oturtularak birkaç ciltte toplanmalı; kimlere yazmışsa, az ya da çok, her mektubu sıraya koyularak: Bu çabanın ortaya ciddi bir yaşamöyküsel anadamar çıkaracağına inanıyorum.” Gönderen: Enis Batur’dan “Gönderilen: EB” dizisine, araya İlhan Berk/Ece Ayhan/Bilge Karasu üçlüsünden bağımsız kitaplar girerek bir başına özerk bir mektup adası oluştu külliyemin bir köşesinde

okumak için tıklayınız

“Biliyorum Ama Yine de” başlıklı kitap, “bilmezden gelme” kavramı üzerinden, modern toplumun çelişkilerini ve bu çelişkilerin bireysel ve kolektif düzeydeki etkilerini inceliyor

Kimileri tarafından “bilgi çağı” olarak adlandırılan içinde yaşadığımız dönem, bizi paradoksal olarak yeni bir kavramla karşı karşıya bıraktı: Komplo teorileri. Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda, yanlış bilgi ve spekülasyonlar da hızla yayılıyor. Dolaşımda olan bilginin fazlalığı kadar, bu bilginin doğruluğunun sorgulanmaması da komplo teorilerinin artmasına neden oluyor. 28 Ekim 2017’de internette Trump ile

okumak için tıklayınız