Yazar: cemalumit

Hegelci Efendi-Köle Diyalektiğine Yönelik Eleştirel Yaklaşımlar – VİDEO

Hegel’in Efendi-Köle diyalektiği, tarihsel süreçte bilincin özgürleşmesi adına iyimser bir model sunsa da, metin bu kuramın farklı düşünürler tarafından dile getirilen temel eksikliklerini ele almaktadır. Karl Marx, Hegel’in emeğin yaratıcı gücüne odaklanırken kapitalist düzendeki maddi yabancılaşmayı ve işçinin sömürülmesini göz ardı ettiğini savunur. Friedrich Nietzsche, bu süreci yaşamı olumlayan güçler yerine zayıfların duyduğu hınç duygusunun ve köle ahlakının yüceltilmesi

OKUMAK İÇİN TIKLA

Maslak Semtinde Profesyonel Kilit Hizmetleri

Maslak bölgesi, İstanbul’un iş dünyasının kalbinin attığı, modern konut projeleri ile kurumsal yapının iç içe geçtiği stratejik bir lokasyon olarak öne çıkar. Bu yoğun ve dinamik yapı, güvenlik ihtiyaçlarının da aynı ölçüde profesyonel ve hızlı biçimde karşılanmasını zorunlu kılar. Maslak çilingir firması, tam da bu noktada devreye girerek bölge sakinlerine,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Balkon Kapatma: Yaşam Alanınızı Dört Mevsim Konforla Buluşturmanın En Akıllı Yolu

Balkonlar, evlerimizin nefes aldığı alanlar. Açıkçası hepimiz balkonu sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde keyifle kullanmak isteriz. İşte tam bu noktada balkon kapatma çözümleri devreye giriyor. Doğru planlanmış bir balkon kapama uygulaması, hem yaşam alanınızı büyütür hem de evinizin değerini gözle görülür şekilde artırır. Balkon Kapatma Nedir, Neden Bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tanınmanın Sınırları: Hegelci Efendi-Köle Diyalektiğine Yönelik Eleştirel Yaklaşımlar

1. Giriş: İyimser Bir Senaryo Olarak Diyalektik Hegel’in Tinin Fenomenolojisi (1807) eserinde kurguladığı senaryoda, Köle’nin çalışma (Arbeit) yoluyla doğayı dönüştürmesi ve efendiyi aşması, tarihsel bir iyimserlik barındırır. Hegel’e göre korku ve hizmet, bilinci disipline eder ve onu özgürlüğe hazırlar. Ancak eleştirel teori, bu sürecin her zaman bir “sentez” veya “özgürleşme”

OKUMAK İÇİN TIKLA

Frantz Fanon’un Hegelci Diyalektiği Yıkımı ve Şiddetin Fenomenolojisi

Bu çalışma, Frantz Fanon’un Siyah Deri, Beyaz Maskeler ve Yeryüzünün Lanetlileri eserlerinde, G.W.F. Hegel’in “Efendi-Köle Diyalektiği”ni sömürgecilik gerçekliği üzerinden nasıl sorunsallaştırdığını incelemektedir. Fanon, sömürge bağlamında Hegelci “karşılıklı tanınma”nın imkansız olduğunu savunur. Bu tıkanıklığı aşmak için Hegel’in “çalışma” (Arbeit) kavramı yerine, sömürgeci yapıyı parçalayacak olan “şiddet”i (Violence) özgürleşmenin kurucu unsuru olarak

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hegel’in Efendi-Köle Diyalektiği

Bu çalışma, G.W.F. Hegel’in Tinin Fenomenolojisi (1807) eserinde yer alan “Efendi-Köle Diyalektiği”ni, öz-bilincin (Selbstbewusstsein) teşekkülü bağlamında incelemektedir. Çalışma, öz-bilincin ancak bir “öteki” tarafından tanınma (Anerkennung) yoluyla var olabileceğini, bu sürecin ölümcül bir mücadeleyle başladığını ve nihayetinde çalışmanın (Arbeit) dönüştürücü gücüyle kölenin efendiyi diyalektik olarak nasıl aştığını analiz etmektedir. 1. Giriş:

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tarihsel Zorunluluğun Gölgesinde Kaybolan Özne: Hegel’in “Aklın Kurnazlığı”na Yönelik Eleştiri

1. Giriş: Teleolojik İyimserliğin Bedeli Hegelci tarih felsefesi, tarihi “özgürlük bilincindeki ilerleme” olarak tanımlar ve “Aklın Kurnazlığı”nı bu sürecin motoru olarak görür. Bu teoriye göre, tikel (birey) tümel (Geist/Ruh) uğruna harcanabilir bir araçtır. Ancak bu “panlojist” (her şeyin mantıksal olduğu) yaklaşım, tarihteki kötülük, acı ve yıkımı, “daha yüksek bir iyinin”

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hegel’in “Aklın Kurnazlığı” (List der Vernunft) Kavramı

1. Giriş: Tarihin Rasyonel Zemini ve Teleoloji Hegel’in tarih felsefesi, tarihin rastlantısal olayların kaotik bir yığını olmadığı, aksine rasyonel bir plana ve nihai bir amaca (telos) sahip olduğu varsayımına dayanır. Hegel’e göre dünya tarihi, “Tinin (Geist) özgürlük bilincindeki ilerleyişidir” (Hegel, 1837). Ancak bu ilerleyiş, soyut bir mantıkla değil, insan eylemleri

OKUMAK İÇİN TIKLA

Serpil Yılmaz Kimdir: Eğitim, Meslek, Mimarlık Hayatı?

Serpil Yılmaz, mimarlık eğitimi, mesleki üretimi ve siyasi çalışmaları boyunca şehir, çevre ve insan ilişkisini merkeze alan bir yaklaşım geliştirmiştir. Eğitim hayatında karşılaştığı yapısal engellerin, kamusal sorumluluk ve temsil bilincinin oluşumunda etkili olduğunu ifade eden Yılmaz, mimarlık ve siyaseti birbirini tamamlayan alanlar olarak ele almaktadır. Eğitim Süreci ve Mesleki Temeller 1976 yılında Almanya’nın Bielefeld kentinde doğan

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hermann Hesse’nin Siddhartha adlı romanının Nietzscheci Bir Okuması: Ahlâk, Birey ve Kendini Aşma

Hermann Hesse’nin Siddhartha (1922) adlı romanı, çoğunlukla Doğu mistisizmi ve Budist düşünce bağlamında okunmuştur. Ancak eser, bireyin hakikat arayışını kurumsal din, geleneksel ahlâk ve öğretisel bilgiye karşı konumlandırması bakımından Nietzscheci felsefeyle güçlü paralellikler taşır. 1. Öğreti Karşıtlığı ve Hakikatin Öğretilemezliği Nietzsche’nin düşüncesinde hakikat, sabit ve evrensel bir form değil; bireyin

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnegöl’de Yeni Yatırımlar İş Fırsatlarını Çoğaltıyor

Son dönemde İnegöl’deki iş ilanlarında gözle görülür bir hareketlilik yaşanıyor. İnegöl’de yeni yatırımların artması ve lojistik imkanların güçlenmesi ile birlikte iş arayan adaylar için yeni pozisyonlar ortaya çıkıyor. İnegöl iş ilanları birçok sektörde artış gösteriyor ve bu durum, hem ilçede yaşayan bireylerin hem de İnegöl’de çalışmak isteyen adayların dikkatini çekiyor.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Hayatı

23 Haziran 1901 yılında İstanbul’da doğan romancı ve şair yazarımız babasının işi gereği, ilkokuldan liseye kadar Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde eğitimini sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni 1923’de mezun olduktan sonra Erzurum, Konya ve Ankara’da edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde dersler veren Tanpınar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tanzimat Edebiyatı kürsüsünde

OKUMAK İÇİN TIKLA

Çoğunluk her zaman haklıdır mıdır?

Michela Murgia, Nasıl Faşist Olunur? adlı eserinde faşizmi yalnızca tarihsel bir rejim biçimi olarak değil, gündelik düşünme kalıplarında, dilde ve demokratik pratiklerin içindeki sapmalarda yeniden üretilen bir zihniyet olarak ele alır (Murgia, 2018). Kitap boyunca ironik bir “kılavuz” dili benimseyen yazar, faşist düşüncenin temel önermelerini ifşa eder. Bu önermelerden biri,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Çoğunluk İradesinin Mutlaklaştırılması ve Otoriterliğe Geçiş

Michela Murgia’nın Nasıl Faşist Olunur? Kitabı Üzerinden Bir Analiz Giriş Demokratik rejimlerin meşruiyeti sıklıkla “çoğunluk iradesi” kavramı üzerinden temellendirilir. Ancak Michela Murgia, Nasıl Faşist Olunur? adlı ironik fakat son derece ciddi metninde, çoğunluk ilkesinin sınırlandırılmadığı durumlarda demokrasinin kendi karşıtına dönüşebileceğini savunur. Murgia’ya göre faşizm, demokrasinin dışından gelen bir tehditten ziyade,

OKUMAK İÇİN TIKLA

The Absolutization of the Majority Will and the Transition to Authoritarianism

An Analysis of Michela Murgia’s Book, How to Become a Fascist?IntroductionThe legitimacy of democratic regimes is often grounded in the concept of “the will of the majority.” However, in her ironic yet highly serious text, How to Become a Fascist?, Michela Murgia argues that democracy can transform into its opposite

OKUMAK İÇİN TIKLA

Siddhartha in the Light of Being and Time: Authentic Existence, Experience, and Silent Wisdom

Martin Heidegger’s Being and Time offers a radical critique of the subject-centered understanding of knowledge in modern philosophy, considering human existence (Dasein) not on the basis of “knowing,” but on the basis of being (Heidegger, 1927/2018). Hermann Hesse’s novel Siddhartha, on the other hand, focuses on the individual’s search for

OKUMAK İÇİN TIKLA

Can Jan Neruda’s Prague be read as a precursor to Kafkaesque Prague narratives?

Prague, in Central European literature, is not merely a geographical location; it is positioned as a literary “subject” with its historical, social, and existential layers. In this context, the relationship established between Jan Neruda’s Prague Stories (Povídky malostranské, 1877) and Franz Kafka’s narrative universe, which took shape at the beginning

OKUMAK İÇİN TIKLA

Spatial and Class Tensions in Jan Neruda’s Prague Stories

Jan Neruda, one of the founding figures of 19th-century Czech literature, portrays the Malá Strana (Little Quarter) district of Prague in his work Prague Stories not merely as a backdrop, but as an active element shaping social relations. In Neruda’s narratives, streets, houses, and public spaces become spaces where class

OKUMAK İÇİN TIKLA