9 Ağustos 2026

Yazar: cemalumit

Nazım Hikmet’in “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?” sorusuna Abidin Dino’nun “Mutluluğun Şiiri”yle yanıtı

Nazım Hikmet’in Saman Sarısı şiirinde Abidin Dino’ya “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?”dizesiyle sorması üzerine Abidin Dino belki mutluluğun resmini yapamadı ama yazdığı şiiriyle mutluluğu anlatmaya çalıştı. Nâzım Hikmet, tüm dünyada ilgiyle takip edilen, yeni bir düzen kurma çabası içindeki Küba’ya adımını atar. Tarih 1961 yılının Mayıs ayıdır. Dünya tarihine geçecek olan Domuzlar Körfezi çıkarmasının üzerinden

devamını oku

Ayn Rand’ın Pul Koleksiyonu

Ayn Rand (1905–1982), çoğunlukla romanları (The Fountainhead, Atlas Shrugged) ve geliştirdiği Objektivizm felsefesiyle tanınır. Ancak daha az bilinen yönlerinden biri de yaşamının son dönemlerinde büyük bir tutkuyla sürdürdüğü pul koleksiyonculuğudur (filateli). Rand, pul toplamayı yalnızca boş zaman etkinliği olarak değil; insan aklının, üretiminin ve uluslararası işbirliğinin somut bir ifadesi olarak değerlendirmiştir. 1971 yılında yayımlanan “Why

devamını oku

Nietzsche’ye göre ‘Efendi Ahlakı’nı ‘Köle Ahlakı’ndan ayıran temel psikolojik itki nedir? 

Friedrich Nietzsche’nin ahlak felsefesindeki en önemli kavramlardan biri, efendi ahlakı (Herrenmoral) ve köle ahlakı(Sklavenmoral) ayrımıdır. Nietzsche bu ayrımı özellikle Ahlakın Soykütüğü Üzerine (Zur Genealogie der Moral, 1887) adlı eserinde geliştirmiştir. Ona göre ahlaki değerler evrensel ve değişmez değildir; belirli tarihsel, toplumsal ve psikolojik süreçlerin ürünüdür. Bu bağlamda efendi ahlakı ile köle ahlakını birbirinden ayıran temel unsur, insanların yaşam karşısındaki psikolojik

devamını oku

Arıcılık.org: Türkiye’nin Dijital Arıcılık Dönüşümündeki Öncü Adresi

Arıcılık, Anadolu topraklarının binlerce yıllık mirasını taşıyan, sabır ve emekle şekillenen köklü bir gelenektir. Bugün bu geleneği geleceğe taşıyan, sektörde 30 yılı aşkın birikimi dijital dünyayla buluşturan Arıcılık.org, Türkiye’nin en kapsamlı arıcılık bilgi platformu olma vizyonuyla yoluna devam ediyor. Bir Vizyon: Arıcılığı Herkes İçin Erişilebilir Kılmak Platformun temelinde basit ama güçlü bir amaç yatıyor: Türkiye’nin

devamını oku

Geleneksel Deneyim Modern Konforla Buluşuyor

Tarih boyunca sosyal yaşamın önemli bir parçası olan hamamlar, günümüzde modern dokunuşlarla yeniden hayat buluyor. Geleneksel mimari ve uygulamaların, günümüz konfor beklentileriyle birleşmesi yeni bir deneyim alanı oluşturuyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler için bu tür alanlar, hem dinlenme hem de sosyalleşme imkânı sunuyor. Hamam kültürü, geçmişten günümüze uzanan köklü yapısıyla yeniden değer kazanıyor. Bu

devamını oku

Ayn Rand’ın “Why I Like Stamp Collecting” Makalesinin Felsefi Analizi

Ayn Rand’ın 1971 tarihli “Why I Like Stamp Collecting” makalesi, ilk bakışta bir hobi yazısı gibi görünse de, aslında Objektivizm felsefesinin günlük yaşamdaki bir uygulamasıdır. Rand, pul koleksiyonculuğunu yalnızca bir eğlence olarak değil, insan aklının ve uygarlığının başarılarını takdir etmenin bir yolu olarak sunar. 1. Pul, İnsan Aklının Bir Ürünüdür Rand’ın düşüncesinde insanı diğer canlılardan

devamını oku

Victor Hugo’nun Paris Komünü’ne Yaklaşımı

Victor Hugo (1802–1885), 19. yüzyıl Fransasının en etkili edebiyatçılarından biri olmasının yanı sıra önemli bir siyasal figürdü. Paris Komünü (18 Mart–28 Mayıs 1871) sırasında doğrudan Komün hareketinin destekçisi olmamış, ancak Komüncülerin acımasız biçimde bastırılmasına da karşı çıkmıştır. Bu nedenle Hugo’nun tutumu, ne Versailles hükümetinin koşulsuz savunusu ne de Komün’ün tam anlamıyla benimsenmesi şeklinde değerlendirilmelidir. Tarihçiler

devamını oku

Nietzsche’nin Paris Komünü’ne Yaklaşımı

1871 yılında gerçekleşen Paris Komünü, modern tarihin ilk işçi iktidarı deneyimlerinden biri olarak kabul edilir. Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından büyük bir tarihsel dönüm noktası olarak değerlendirilirken, Friedrich Nietzsche’nin bu olaya yaklaşımı daha karmaşık ve eleştireldir. Nietzsche, Paris Komünü üzerine kapsamlı bir eser yazmamış olsa da mektupları, notları ve dönemin olaylarına ilişkin değerlendirmeleri onun

devamını oku

Soylu Sınıfın Çöküşü ile Yeni Burjuva Açgözlülüğü: Puşkin’in Maça Kızı Öyküsünde Toplumsal Dönüşümün Alegorisi

Aleksandr Puşkin’in Maça Kızı (Pikovaya dama, 1834) adlı öyküsü, Rusya’da 18. yüzyıl aristokratik kültürünün çözülüşünü ve 19. yüzyılın başında yükselen yeni “hesapçı birey” tipinin—proto-burjuva öznenin—doğuşunu çarpıcı biçimde görünür kılar. Bu nedenle hikâye, yalnızca bir kumar ve delilik anlatısı değildir; aynı zamanda toplumsal sınıflar arasındaki dönüşümün alegorik bir temsilidir. Puşkin, Kontes’in aristokrat nostaljisini Hermann’ın ekonomik rasyonalizmiyle

devamını oku

Cezaevleri Telefon Numarası: Güncel İletişim Bilgileri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Cezaevleri Telefon Numarası Nasıl Öğrenilir? Cezaevleri telefon numarası, hükümlü ve tutuklu yakınlarının en çok araştırdığı konular arasında yer almaktadır. Ceza infaz kurumlarıyla iletişime geçmek isteyen vatandaşlar; ziyaret günleri, açık görüş tarihleri, evrak işlemleri, telefon kartı uygulamaları ve diğer resmi süreçler hakkında bilgi almak için ilgili kurumların telefon bilgilerine ihtiyaç duyar. Türkiye’de faaliyet gösteren tüm ceza

devamını oku

TruKid Hero Stick Nedir? Günlük Cilt Bakımında Pratik Bir Yardımcı

Çocuklar oyun oynarken, bisiklete binerken ya da açık havada vakit geçirirken küçük sıyrıklar, çizikler, böcek ısırıkları veya ciltte kuruluk gibi durumlarla sık karşılaşabilir. Bu gibi anlarda pratik kullanımıyla öne çıkan ürünlerden biri de TruKid Hero Stick olur. Stick formunda geliştirilen bu onarıcı balm; kuru cilt, küçük çizikler, sıyrıklar, böcek ısırıkları ve cilt tahrişlerinde rahatlatıcı bakım sunmak amacıyla

devamını oku

Yapay Zekâ Şirketleri Sahafları Boşaltıyor ve Kitapları Yok Ediyor

Avrupa’daki sahaflardan tonlarca roman ve kurgu dışı eser ABD’ye gönderiliyor. Bunun arkasında ise büyük olasılıkla yapay zekâ şirketleri bulunuyor. Bu şirketler, basılı kitapları dil modellerini eğitmek için veri kaynağı olarak kullanıyor; kitapları taradıktan sonra ise imha ediyor. Böylece önemli bir kültürel miras da ortadan kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Mayıs ayının başından itibaren Almanya’daki bir

devamını oku

Nietzsche’nin ‘Ebedi Dönüş’ (Ewige Wiederkunft) düşünce deneyi bireye hangi temel soruyu sorar? 

Friedrich Nietzsche’nin (1844–1900) felsefesindeki en önemli kavramlardan biri olan “Ebedi Dönüş” (Ewige Wiederkunft des Gleichen), genellikle kozmolojik bir teori olarak yorumlansa da birçok araştırmacı tarafından öncelikle etik ve varoluşsal bir düşünce deneyi olarak değerlendirilir. Nietzsche bu fikri özellikle Şen Bilim (Die fröhliche Wissenschaft, 1882) ve Böyle Buyurdu Zerdüşt (Also sprach Zarathustra, 1883–1885) eserlerinde geliştirmiştir. Ebedi Dönüş düşüncesinin merkezinde bireye yöneltilen

devamını oku

UYUZ OLDUM/…M…/Nejdet Evren 

Çok öncelerde değil çağdaş bir zaman diliminde insan yarattığı teknoloji sayesinde bir ışık günü uzağa dokunmayı, görmeyi ve duymayı başarmıştı. Samanyolu Galaksisi adını verdiği uzay/zamanında sıkışıp kalmanın sancısını yaşıyordu; Galaksi ötesinde olup biteni merak ediyor, etrafında fır döndüğü Güneş adını verdiği yıldızın beyaz cüceye dönüşmesi durumunda bir kaçış arayışını sürdürmekten gerdi durmuyordu. Bu gün aslında

devamını oku

Dostoyevski’nin eserleri arasında en çok sevdiği kahramanlardan biri Mışkin miydi? 

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin edebî mirasında Prens Lev Nikolayeviç Mışkin, yalnızca Budala romanının merkezî figürü değil, aynı zamanda yazarın sanatsal ve ahlaki ideallerini en yoğun biçimde yansıttığı karakterlerden biri olarak kabul edilmektedir. Dostoyevski’nin mektupları, notları ve roman üzerine yaptığı açıklamalar incelendiğinde, Mışkin’in yazarın eserleri arasında özel bir yere sahip olduğu görülmektedir. Dostoyevski, 1868 yılında yeğeni Sofya İvanova’ya yazdığı

devamını oku

Budala Romanında Prens Mışkin’in Hastalığı Dostoyevski’nin Kendi Hastalığı mıydı?

Budala romanının başkahramanı Prens Lev Nikolayeviç Mışkin, Rus edebiyatının en dikkat çekici karakterlerinden biridir. Mışkin’in en belirgin özelliklerinden biri epilepsi (sara) hastası olmasıdır. Edebiyat araştırmacıları ile nörologların büyük çoğunluğu, Dostoyevski’nin Mışkin’in hastalığını kurgularken kendi yaşadığı epileptik nöbetlerden doğrudan yararlandığı konusunda görüş birliği içindedir. Ancak bu durum, Mışkin’in yalnızca yazarın biyografik bir kopyası olduğu anlamına gelmez;

devamını oku

Ahmet Telli ve Şükrü Erbaş’ın en sevdiği aşk şiiri

Saman Sarısı I Seher vakti habersizce girdi gara ekspres kar içindeydi ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım peronda benden başka da kimseler yoktu durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri perdesi aralıktı genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada saçları saman sarısı kirpikleri mavi kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı üst ranzada uyuyanı göremedim habersizce usulcacık çıktı

devamını oku

Su Çürüdü – Ahmet Telli (kendi sesinden dinle)

1 Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta. Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan havayla

devamını oku

Sıyrılıp Gelen – Ahmet Telli (seslendiren: Grup Yorum)

SIYRILIP GELEN Soluk bir ay dolanıyor kentin üstünde her gece Her gece bilge bir gezgin tavrıyla adımlıyor yolunu Güz yanığı bir durgun sessizlikle örtülü her şey ve yırtılmış bir tül gibi savrulup duruyor zaman Suların sesini dinle şimdi ormanın fısıldayışlarını usulca yarılıyor dağların göğsü bir aşkı dinlendirmek için Ve gözleri uzak yamaçlarda aranıp dururken bir

devamını oku

Hans Holbein’in Mezardaki Ölü İsa Tablosunun Dostoyevski’nin Budala Romanındaki İşlevi: İnanç, Gerçekçilik ve Varoluş Sorunsalı

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin Budala (1868–1869) romanında Hans Holbein the Younger’ın The Body of the Dead Christ in the Tomb (Mezardaki Ölü İsa) adlı tablosu yalnızca sanatsal bir gönderme değildir. Eser, romanın metafizik çatışmasını görünür kılan merkezi sembollerden biridir. Holbein’in Rönesans gerçekçiliğini temsil eden tablosu, İsa’yı ilahi ihtişamından tamamen arındırılmış, çürümeye başlamış sıradan bir insan bedeni olarak tasvir eder. Dostoyevski

devamını oku