Yazar: Özgür Atlas

Kelimelerin Efendisi ile Ruhların Kaşifi Bir Kahvede Buluşursa…

Yazan: Jungish Bu ecnebi memleketlerinin âlimleri yok mu… Bazen öyle zıt kutuplardan iki adamı alıp karşı karşıya getiriyorlar ki, insan “Bunlar birbirini gırtlaklamadan nasıl durmuş?” diye hayret ediyor. Geçen gün elime öyle bir yazı geçti. Tutmuşlar, Viyana’dan Ludwig Wittgenstein isminde, her kelimeyi bir cerrah neşteri gibi kesip biçen bir mantık filozofuyla; İsviçre’den Carl Jung isminde,

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Kurtla Boğuşmak: İsviçreli Hekimin Gözünden O Canavar Ruhu

Yazan: Jungish Bu ecnebi ruh hekimlerinin işi gücü yok, tutmuşlar insanın içindeki hayvanat bahçesini tanzim ediyorlar. Geçen gün yine o meşhur İsviçreli hekim Carl Jung Efendi’nin talebelerinin yazdığı bir risale geçti elime. Adamlar bu sefer de “kurt” denilen o yırtıcı mahlukun, bizim ruhumuzun en karanlık köşelerinde nasıl cirit attığını anlatıp duruyorlar. Okudukça, “Aman efendim,” dedim,

okumak için tıklayınız

‘Viking’ Kelimesinin Kökeni: Bir Kelimenin Tarihsel Serüveni

Günümüzde “Viking” kelimesi, 8. ila 11. yüzyıllar arasında yaşamış İskandinav savaşçılarını, kaşiflerini ve tüccarlarını ifade eden genel bir terim olarak kullanılmaktadır. Ancak bu kelimenin kökeni ve asıl anlamı, modern kullanımından çok daha karmaşık ve tartışmalı bir tarihsel sürece dayanmaktadır. “Viking” başlangıçta bir halkı veya etnik kökeni değil, belirli bir faaliyeti veya mesleği tanımlıyordu. Kelimenin Kökenine

okumak için tıklayınız

Rus Tarihini Başlatan O İthal Kabadayı Rurik

Yazan: Jungish İnsanın şu fani dünyada görüp de hayret etmeyeceği pek az şey vardır. Lakin bazı hadiseler var ki, “Bu kadar da olur mu?” diye insanın aklını tırmalayıp durur. Geçen gün elime o kuzeyin ayazıyla meşhur, votkasıyla nam salmış Rus milletinin tarihinin nasıl başladığına dair bir ecnebi yazısı geçti. Okudukça kah güldüm, kah “Vah benim

okumak için tıklayınız

Komşunun Buzdan Devi ve Bizim Evin Sobası: Vikinglerin Tanrısı Nasıl Emekli Oldu?

Yazan: Jungish İnsan şu eski defterleri karıştırdıkça, ecdadımızın ne acayip evhamlara, ne tuhaf inançlara sahip olduğuna şaşıp kalıyor. Geçen gün elime yine o kuzeyin buz gibi memleketlerinin, o gemileriyle bir vakitler bizim İstanbul’un bile kapısına dayanmış o Viking denilen yağmacı güruhunun din kitabı geçti. Kitap demeye bin şahit ister ya, hepsi derme çatma masallar, hepsi

okumak için tıklayınız

Deli Saraydan Kaçınca: İsviçreli Hekimin Gözünden Hitler Denen O Meczup

Yazan: Jungish Bu ecnebi ruh hekimlerinin işine akıl sır ermez. Bizim bildiğimiz delinin tarifi basittir: aklını yitirmiş, sağı solu belli olmayan, ya tımarhaneye ya da sokağa düşmüş bir zavallı… Lakin İsviçreli o meşhur hekim Carl Jung Efendi, bu delilik meselesini almış, öyle bir evirip çevirmiş ki, ortaya çıkan manzara hem insanın kanını donduruyor hem de

okumak için tıklayınız

Amsterdam’dan Gelen O Kâfir ve Bizim Mahallenin Allak Bullak Olan Aklı

Yazan: Jungish Bu Frenk diyarının filozofları yok mu… İnsanın aklını pamuk gibi atıp, bildiği ne varsa hepsini birbirine katmadan rahat edemezler. Geçen gün elime Hollanda’dan, Baruch Spinoza isminde, pek zeki ama bir o kadar da tekinsiz bir Yahudi gözlükçünün kaleme aldığı acayip fikirler geçti. Okudukça, “Aman efendim, bu adam bizim mahalleye gelse, ne imam kalır

okumak için tıklayınız

Bu Gördüğünüz Gözler Yalancı mı? Ecnebi Bir Hekimin Akıl Ziyan Fikirleri

Yazan: Jungish Azizim, İnsanın şu fani dünyada en çok güvendiği nedir diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden “İki gözüm!” der, değil mi? Gördüğümüze inanırız, duyduğumuza itimat ederiz. Pencereden baktığımda karşıdaki salkımsöğüdün yeşili, masamdaki kahvenin o keskin kokusu, Fener’den geçen vapurun o içli düdüğü… Bunlar hayatın ta kendisidir, gerçeğin sarsılmaz direkleridir. Lakin geçen gün elime J. R.

okumak için tıklayınız

Aristo Efendi’nin Tembel Tanrısı ve Bizim Evin Kedisi Sarman

Yazan: Jungish Her Şeyin Başladığı O Esneme Anı Şimdi Aristo diyor ki, “Her şeyi başlatan bir ilk güç lazım, ama o gücün kendisi asla yerinden kımıldamamalı.” İlk duyduğumda, “Zırva!” dedim, “Hem armut pişsin ağzıma düşsün, hem de bahçıvan yerinden kıpırdamasın, olur mu öyle şey?” Sonra bir akşam eve geldim, bir de ne göreyim? Bizim Sarman,

okumak için tıklayınız

Mahalle Bakkalının Vicdanı ve Filozofun Formülü: Kant Efendi Bizim Sokağa Uğrarsa Ne Olur?

Geçen gün elime Immanuel Kant isminde, sekiz köşeli kasket giyen, pek bir ciddi suratlı, Alman memleketinden bir filozofun ahlak üzerine yazdığı bir risale geçti. Okudukça hem “Vay canına, ne derin laflar!” dedim, hem de pencereden dışarı, bizim mahalledeki hercai hayata bakıp, “İyi, hoş da, bu formül bizim köfteci Rasim Efendi’de işler mi?” diye düşünmeden edemedim.

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Canavar Uyandığında: Bir Ulusu Ele Geçiren Unutulmuş Tanrının Hikayesi

Nasıl olur da şairlerin, filozofların ve bilim insanlarının ülkesi olarak bilinen bir millet, bir anda aklını yitirip tarihin en karanlık rejimlerinden birinin peşine takılır? Bu, 1930’ların Almanya’sı hakkında sorulan en temel sorudur. Cevaplar genellikle ekonomik krizler, politik entrikalar ve sosyal çalkantılar etrafında döner. Ancak efsanevi psikolog Carl Gustav Jung, çok daha derin ve rahatsız edici

okumak için tıklayınız

Çatlak Dahi ve Sinsi Düzenbaz: Günümüz Psikolojisinde Hilebaz Figürü

Hepimiz Birer ”Aptal Hans’ız” : Hayatımızı Sabote Eden İlkel Güç Hepimiz önemli bir sunumun ortasında dilimizin sürçtüğünü, büyük bir anlaşmayı imzalayacakken anlamsız bir hatayla her şeyi mahvettiğimizi veya en ciddi anda gülme krizine girdiğimizi deneyimlemişizdir. Bu küçük, yıkıcı ama bir o kadar da komik aksaklıklar, rasyonel kontrolümüzden kaçan bir gücün eseri olabilir: Hilebaz Figürü (The

okumak için tıklayınız

Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine

C. G. Jung’un analitik psikolojisinin en ilkel ve en zorlayıcı figürlerinden biri olan “Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine” (On the Psychology of the Trickster-Figure)nin aşağıda anladığım kadarıyla özetlemeye çalıştım. A. “Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine” Hilebaz (Trickster) figürünün mitolojide, folklorda, patolojide ve simyada tezahür etmektedir ve onun kolektif bilinçdışının ilkel ve farklılaşmamış bir arketipi olduğunu göstermektedir. Jung,

okumak için tıklayınız

Mahalledeki Canavar: İçimizdeki Alman Tanrısı Hakkında Tuhaf Bir Kıssa

Aziz okuyucularım, hele bir soluklanın da size bu ecnebi doktorların, filozofların akıl sır ermez laflarından bir demet sunayım. Geçen gün elime bir yazı geçti, İsviçreli bir ruh hekimi olan Carl Jung isminde bir zat kaleme almış. Diyor ki bu hekim, Alman milleti gibi aklı başında, kuralcı, her işi saati saatine gören bir milletin nasıl olup

okumak için tıklayınız

Wotanizm, Nasyonel Sosyalizm’in Psikolojik Babası Mıdır ?

“Masallardaki Ruh Fenomenolojisi” bölümünde sunulan analitik psikoloji çerçevesine göre, Wotanizm’in Nasyonel Sosyalizm’in “psikolojik vaftiz babası” olarak tanımlanması, kolektif bilinçdışının özerk ve ilkel bir arketipinin modern ve rasyonel bilinç üzerindeki yıkıcı istilasına işaret eden derin bir psikodinamik tespittir. Jung, bu bağlantıyı, özellikle bir Alman masalının analizi sırasında keşfedilen arketipsel unsurlar üzerinden açıklamaktadır. 1. Wotanizm’in Arketipsel Doğası

okumak için tıklayınız

Peri Masallarının Psikodinamiği

Peri masallarının psikodinamiği, C. G. Jung’un analitik psikolojisine göre, rüyalar ve mitler gibi, kolektif bilinçdışının temel yapı taşları olan arketipsel güçlerin karşılıklı etkileşimini ve çatışmasını yansıtan doğal fenomenlerdir. Bu dinamikler, bilinçli egonun (kahraman) aşırı zorlandığı durumlarda psişenin bütünlüğe ulaşma yönündeki kendiliğinden çabasını (bireyleşme) ortaya koyar. I. Temel Dinamik: Bilinçli Yetersizliğin Telafisi (Kompensasyon) Masalların psikodinamiği, daima

okumak için tıklayınız

Wotan (Odin)

Wotan, C. G. Jung’un “Masallardaki Ruh Fenomenolojisi” (The Phenomenology of the Spirit in Fairytales) bölümünde, özellikle ruh arketipinin karanlık, daimonik ve ilkel yönünü temsil eden bir figür olarak yer alır. Jung’un metni, ruhun bu yıkıcı ve kontrol edilemez yönünün, modern ve rasyonel bilinç için taşıdığı tehlikeyi vurgular. Wotan’ın Jung’un Analitik Psikolojisindeki Açıklaması Wotan, İskandinav mitolojisinin

okumak için tıklayınız

Üç Neden Erildir ?

Masallarda ve simyada kullanılan sayılar, yalnızca niceliksel değerler değil, aynı zamanda psişik yapıların arketiplerini temsil eden cinsiyetlendirilmiş (eril/dişil) ilkelerdir. Üç sayısının (triadın) genellikle eril olarak kabul edilmesinin nedenleri ve psikolojik sonuçları aşağıdadır: 1. Sayısal ve Geleneksel Cinsiyetlendirme Üç sayısı, geleneksel olarak eril bir sayı olarak kabul edilir. 2. Psişik Eksiklik ve Yapısal Dengesizlik (Kusur) Üç

okumak için tıklayınız

Hayat Tıkandığında 4 Adımda Kendini Yeniden Yaratmak: Antik Bir Formül : Maria’nın Aksiyomu

Hiç kendinizi bir yol ayrımında, ne yapacağınızı bilemez halde buldunuz mu? Bir yanda alıştığınız, “güvenli” olan hayatınız, diğer yanda ise sizi çağıran ama korkutan yepyeni bir olasılık… İşte bu sıkışmışlık hissi, aslında hayatınızdaki en büyük dönüşümün başlangıç düdüğü olabilir. Bugün size psikologların veya yaşam koçlarının değil, binlerce yıl önce yaşamış simyacıların kullandığı gizemli bir formülden

okumak için tıklayınız

PsikoDiyalektik Açıdan Jung’un Ruh Fenomenolojisi

Jung’un sunduğu psikolojik olguları ve bunların toplumsal yansımalarını, psikodiyalektiğin temel ilkeleri olan karşıtların birliği ve çatışması (unity and struggle of opposites) ve maddenin bilince önceliği (primacy of matter over consciousness) bağlamında inceleyebiliriz. Jung’un bu bölümdeki temel tezi, ruhun (spirit) özgün, özerk ve kendiliğinden bir faktör olduğu ve genellikle Bilge Yaşlı Adam veya Hilebaz Figürü gibi

okumak için tıklayınız