Yazar: Özgür Atlas

Parmakla Kaydırılan Ruh: Sosyal Medya Akışında İnsan Denen O Çatlak Mozaik

Bir parmak hareketiyle başlıyor her şey. Baş parmak aşağıya doğru inerken, ruh yukarı mı çıkıyor, aşağı mı iniyor — artık belli değil. Bir saniye kahkaha atıyorsun: “Kedinin biri kafasını salatalığa çarpmış.” Bir sonraki saniye: “Bir anne, depremde çocuğunun elini bırakmamak için 36 saat enkaz altında kalmış.” İnsan ne yapacağını şaşırıyor: Gülsek mi, ağlasak mı, utanıp

okumak için tıklayınız

Çocuğa Dair Bir Sessizlik: İstismarın Gölgesinde Büyümek

Her toplum, kendi gölgeleriyle yüzleşmeden büyüyemez. Ve en karanlık gölgemiz, en çok korumamız gereken yerde yankılanır: çocuklukta. Çocuk, güvenlikten değil; ihtiyaçtan doğar dünyaya. Kendi varlığını başkalarının vicdanına emanet eder. Bu emanet kırıldığında, sadece bir çocuk değil, tüm insanlığın içsel dengesi sarsılır. İstismar, yalnızca bedenin ihlali değildir. O, bir çocuğun zaman algısını parçalar, ruhuna ait saatleri

okumak için tıklayınız

Yılan

D. H. Lawrence Bir yılan geldi su yalağımaSıcak, çok sıcak bir günde, ve ben sıcaktan pijamalarımlayım,İçmek için oradan.Büyük, karanlık keçiboynuzu ağacının derin, tuhaf kokulu gölgesindeTestimle indim merdivenlerdenVe beklemeliydim, durup beklemeliydim, zira o benden önceydi yalakta.Loşluktaki topraktan duvardaki bir yarıktan uzandı aşağıVe sarı-kahve gevşek, yumuşak karınlı bedenini indirdi, taş yalağın kenarından,Ve boğazını taş dibe dayadı,Ve suyun

okumak için tıklayınız

“Sanatı, bilimi, medyayı denetim altına alın – özgür zihin tehlikelidir.” Asıl tehlikeli olan bu mu ?

“Asıl tehlike özgür zihin mi?” — Yoksa özgür zihinden korkan iktidar mı? Genel olarak iktidarda olanlar sıklıkla bunu söylerler aslında ima ettiği şey nettir : Sanat sorgular, bilim şüphe duyar, medya bilgi yayar.Bunların hepsi birer tehdit.Kime?Kontrol takıntısı olanlara. 🎭 Sanat – Bastırılan duyguları görünür kılar.– Gündelik olanın içindeki politikayı açığa çıkarır.– Söylenemeyeni söyler, duyulmayanı duyurur.

okumak için tıklayınız

”Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels X.

🧵 Bu söz, totaliter yönetimlerin sadece propagandayla değil, duygusal izolasyon ve yapay sadakatle nasıl sürdüğünü anlatır. 1️⃣ Bu söz ne demek? Goebbels’e göre: Güçlü görünmenin yolu, etrafınızı eleştirmeyenlerle doldurmaktır.Yani düşünce değil, itaat gerekir.Doğru bilgi değil, onaylanmış tekrarlar esastır. Böylece lider:– Yanılgılarını duymaz– Gerçeklerle yüzleşmez– Kendine inşa ettiği sahte dünyada yaşamaya başlar. 2️⃣ Bu bir taktikten

okumak için tıklayınız

”Önemli olan aydınlar değil, kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak çok kolay.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels IX.

🧵 Bu söz, propaganda stratejisinin hedefini ve yönünü açıkça ortaya koyar. Aydınlara değil, çoğunluğa oynayan bir zihniyetin haritasıdır. 1️⃣ Bu söz ne demek? Goebbels’e göre:– Aydınlar detaylarla uğraşır, sorgular, çelişkileri görür.– Kitleler ise duygusal, tepkisel ve kolay yönlendirilebilirdir.Yani iktidar, bilgiyi değil; duyguyu hedef almalıdır. “Bir profesörü ikna etmek zaman ister, ama bir kalabalığı birkaç sloganla

okumak için tıklayınız

”Yargı; devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels VIII.

Goebbels’in hukuku nasıl araçsallaştırıyor ? sorusunun cevabı olan bu söz, totaliter rejimlerin hukuk anlayışını özetleyen en tehlikeli cümlelerden biridir. Neden mi? 1️⃣ Bu söz ne anlama geliyor? Goebbels burada diyor ki: “Hukuk, devleti denetlememeli.Devlet ne isterse, yargı da onu uygulamalı.” Yani yargı:✅ Bağımsız değil❌ Eleştirel değil❌ Denetleyici değil✔️ Emir eri gibi çalışmalı Bu durumda hukuk

okumak için tıklayınız

“Biz Niye Hep Yanlış Anlıyoruz Siyasileri?”

Çünkü anlamamız istenmiyor. Çünkü karmaşık olanı basitleştirip, basit olanı karmaşık gösteren bir algı yönetimi çağındayız. Rüşvetin adı sadakaya çevriliyor, lütuf diye pazarlanan şey aslında senin zaten hakkın olan yardım. Şükür bekleniyor, çünkü hesap sormayı bilen bir yurttaş değil, minnet eden bir “tebaa” isteniyor. Biz ise anlamak yerine “inandık”. Ve inanan, sorgulamaz. Siyasiler yalnızca yönetmez, temsil

okumak için tıklayınız

”Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels VII.

🧵 Bu taktik, kriz anlarında halkın öfkesini tek bir hedefe yönlendirmek için kullanılır. 1️⃣ Bu söz neyi ifade ediyor? Goebbels’e göre propaganda: “Suçlu belli olmalı, sorgulama olmamalı.” 2️⃣ Tarihsel örnek: Nazi Almanyası – Ekonomik kriz, savaş kayıpları, toplumsal huzursuzluk…– Tek düşman: Yahudiler.– Basın, radyo, filmler bu söylemi sürekli pompaladı:“Her sorun onların yüzünden.” Böylece halkın öfkesi,

okumak için tıklayınız

”Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels VI.

🧵 Bu sadece bir psikolojik savunma değil, bilinçli bir algı mühendisliğidir. 1️⃣ Bu söz ne anlama geliyor? Goebbels burada, rakibin insani ya da rasyonel bir yönünü tanımanın propaganda savaşında “zayıflık” olduğunu savunuyor.Gerçek bir liderlik değil, mutlak zafer ve mutlak düşmanlık kurmak hedefleniyor. 🎯 “Rakibin iyi yaptığı bir şey varsa bile… yokmuş gibi davran. Çünkü halk

okumak için tıklayınız

”Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, yalana devam edin.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels IV.

🧵 Gerçek ve yalan arasındaki sınır nasıl silinir? Psikopolitik savaş nasıl işler? 1️⃣ Bu söz neyi anlatıyor? Bu cümle, gerçekliğin değil, ısrarın kazandığı bir dünyayı resmediyor.Goebbels’e göre: ❌ Yalanın fark edilmesi bir sorun değil.✅ Yeterince sabırlı olursanız, sonunda inanan biri çıkacaktır. Burada ahlaki bir sınır yok. Amaç: yalanı “gerçeklikmiş gibi” dolaşıma sokmak. 2️⃣ Günümüzde bu

okumak için tıklayınız

Yaşamın İkinci Yarısı Mı ? Birinci Yarısı Neydi Ki ?

Jungiyen terapist James Hollis’in yazdığı Yaşamın ikinci Yarısında Anlam Arayışı adlı kitabını okuyorum bugünlerde. Jungiyen analitik psikoloji perspektifinden, yaşamın ikinci yarısında anlam bulma, bireyleşme (individuation), ego ile öz (Self) arasındaki ilişki, çocukluk travmalarının (aşırı yüklenme ve yetersizlik) yetişkin yaşamındaki kalıplara etkisi, ilişkilerdeki yansımalar (projection) ve aktarımlar (transference) gibi temel psikolojik kavramlara odaklanmaktadır. Ayrıca, acının, kayıpların

okumak için tıklayınız

”Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels V.

🧵 Bu söz, yalanın boyutuyla inandırıcılığı arasındaki ters ilişkiyi anlatıyor. Peki neden büyük olan daha ikna edici? 1️⃣ Ne demek bu söz? Goebbels’e göre küçük yalanlar, insanların kendi gündelik yalanlarıyla karşılaştırılabilir.Ama büyük bir yalan…– Akla sığmaz– O kadar iddialıdır ki “bu kadar büyük bir şey uydurulmuş olamaz” dedirtir.Ve tam da bu yüzden, daha inandırıcı olur.

okumak için tıklayınız

”Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels III.

🧵 Bu korkunç ilkenin nasıl hâlâ hayatlarımızı etkilediğini birlikte inceleyelim: 1️⃣ Bu söz ne anlama geliyor? Goebbels burada şunu söylüyor:Gerçeğin değil, tekrarın gücü vardır.İnsan zihni bir fikri sıkça duydukça, o fikri sorgulamayı bırakır.Sıklık, inandırıcılığın yerini alır. 2️⃣ Günümüzde bu nasıl işliyor? 📺 Medya ve siyaset:– “Ekonomi büyüyor!”– “Aile yapısı tehlikede!”– “Biz en büyük ülkeyiz!”Bu tür

okumak için tıklayınız

”İnsanların beyin tembelliğini gördükçe her istediğimizi yap(tır)abiliriz.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in II.

🧵 Bir propaganda ustasının karanlık zekâsını, gündelik hayat üzerinden okuyalım: 1️⃣ Beyin tembelliği ne demek? Goebbels’in kastettiği “tembellik”, eleştirel düşünmenin, sorgulamanın, bağlantı kurmanın terk edilmesidir.İnsanların pasifleştiği noktada propaganda, adeta açık kapıdan yürür. 2️⃣ Modern versiyonu: “Sen yorulma, biz senin yerine düşünürüz.” Günümüzde bu tembellik şöyle kışkırtılır:– 15 saniyelik videolar– Hazır fikirler, sloganlar– Başlık okumak, içeriğe

okumak için tıklayınız

“Kendilik (Self)”, “Benlik (Ego)”, “Gölge (Shadow)” ve “Persona” Ne Olduğuna Dair Bazı Görüşler

James Hollis, derinlik psikolojisi perspektifinden insan ruhunun karmaşık yapısını açıklarken, Carl Jung’un bu temel kavramlarını sıkça kullanır ve okuyucuya anlaşılır bir dille sunar. Bu kavramlar, bireyin kendini, ilişkilerini ve yaşamdaki yolculuğunu anlaması için kritik öneme sahiptir. 1. Kendilik (Self) James Hollis, “Kendilik” (Self) kavramını, Carl Jung’un metaforunu kullanarak “doğuştan gelen, benzersiz, bilen, yönlendirici bir zekâ”

okumak için tıklayınız

“Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.” Hala işe yarıyor mu ? Joseph Goebbels

Hitler’in propaganda sorumlusu Goebbels’in bu korkutucu cümlesi, sadece bir tarihsel alıntı değil, günümüzde de medya, siyaset ve dijital kültür içinde hâlâ yankılarını bulduğumuz bir propaganda stratejisinin özüdür. Ne demek bu? Bu söz, insanların düşünmesini engellemek ve onları sürekli duygusal, tepkisel, kontrolsüz hâlde tutmak anlamına gelir. Soğuyan, düşünen, sorgulayan bir zihin manipülasyona karşı daha dirençlidir. Oysa

okumak için tıklayınız

Bilinçdışı gündemlerimizi ve çocukluk yaralarımızı kendi yakınlarımıza veya partnerlerimiz üzerine neden yansıtırız ?

James Hollis’e göre, insan ilişkileri, özellikle yakın ilişkiler, genellikle bireylerin bilinçdışı gündemleri ve çocukluk yaraları tarafından şekillenir. Bu durum, partnerler üzerine gerçekçi olmayan beklentilerin yüklenmesine ve ilişkilerde sürekli hayal kırıklıklarına yol açar. Bu dinamikler, “yansıtma (projection)” ve “aktarım (transference)” gibi psikolojik mekanizmalar aracılığıyla işler. Özetle, kişinin bilinçdışı gündemleri ve çocukluk yaraları, partnerin gerçekliğinden ziyade, bireyin

okumak için tıklayınız

“Jung Analisti mi Olmak İstiyorsun, Yoksa Ruhuna Bir Meslek mi Arıyorsun?”

Son zamanlarda danışanlarımdan biri, elinde Jung’un bir kitabıyla, gözleri parlayarak şöyle dedi:“Jung analisti olmak istiyorum.” Henüz kendi kişisel analiz sürecine adım atmamıştı, ne bir içgörü defteri vardı ne de gölgeleriyle tanışmıştı. Ama içindeki bir ses, bu yola çağırıyordu. Ve ben, o an duraksadım. Bu istek gerçekten bir meslek seçimi miydi, yoksa ruhuyla daha derin bir

okumak için tıklayınız

Projeksiyon ve Aktarım Ne Demektir ?

Bu psikolojik ilkeler, hem bireysel hem de kurumsal dinamikleri anlamak için kritik öneme sahiptir. Psikolojik Mekanizmalar: Projeksiyon (Yansıtma) ve Aktarım (Transference) James Hollis, bireylerin iç dünyalarındaki bilinçdışı süreçlerin dış dünyaya nasıl yansıdığını ve ilişkileri nasıl etkilediğini açıklarken “projeksiyon” ve “aktarım” kavramlarına özel bir vurgu yapar. Bu iki mekanizma, genellikle el ele çalışan, geçmiş deneyimlerimizin şimdiki

okumak için tıklayınız