Yazar: Özgür Atlas

“Bilinçdışı” Nedir ve Beyinde Nerede Konumlanmıştır? Mark Solms’tan Çığır Açan Bir Nöropsikanalitik Bakış

Psikanaliz ve nörobilim arasındaki köprüyü kuran en önemli isimlerden biri olan Mark Solms‘un “What is ‘the unconscious,’ and where is it located in the brain?” başlıklı makalesi üzerine kritik bir blog yazısı paylaşmak istiyorum. Bu makale, Freud’un teorilerine meydan okurken, aynı zamanda onları modern bilimsel kanıtlarla güçlendiriyor ve insan zihnine dair anlayışımızı temelden sarsıyor. Freud’un Büyük Yanılgısı ve

okumak için tıklayınız

İd Bilinçli” İse, Terapide Neyi Değiştirmeliyiz? Duygusal Kökenli Bilince Yeni Bir Bakış!

Psikanaliz ve Nörobilim Buluşunca, Terapi Nasıl Evriliyor? 💡 Ruhsal İyileşmede Yeni Ufuklar. Bu Perspektifte Terapi Nerede Duruyor? Solms ve Panksepp’in makalesi, bilincin ve duyguların nörobiyolojik kökenlerine dair sunduğu bu yeni perspektifle, terapinin rolünü ve hedeflerini yeniden düşünmemizi sağlıyor. Terapi artık sadece bilişsel içgörüye veya davranışsal değişime odaklanan bir süreç olmaktan çıkıp, duygusal deneyimin derin ve ilkel katmanlarına inen, çok

okumak için tıklayınız

Duyguların Beyinle İlişkisine Dair Son Dönem Bilgilerimiz Ne Diyor ?

Mark Solms ve Jaak Panksepp’in makalesi, duyguların beyinle ilişkisi konusunda çığır açan bir perspektif sunuyor ve geleneksel sinirbilim ve psikoloji anlayışını sorguluyor. İşte makalenin bu konudaki temel vurguları: 1. Duygular, Bilincin Kortikal Kökenli Olmadığının Kanıtıdır 2. Duygular, Bilinçli Algı ve Düşüncenin Temel Enerjisini Sağlar 3. Duygusal Durumlar ve Bilinç Düzeyleri Arasındaki İlişki 4. Duyguların “İçsel

okumak için tıklayınız

Psikanalizin Nörobilimle Kesişiminden Ne Öğrenebiliriz ?

Solms ve Panksepp Makalesinin Temel Savları Mark Solms ve Jaak Panksepp’in makalesi, Freudcu psikanalitik teoriyi modern nörobilimsel bulgularla harmanlayarak, bilincin ve zihinsel süreçlerin işleyişine dair çığır açan savlar ortaya koymaktadır. İşte bu makalenin en önemli temel savları: 1. Bilincin Kökeni Kortekste Değil, Beyin Sapındadır (İd Bilinçlidir) 2. Ego’nun Rolü: Bilinci İşleme ve Stabilize Etme 3.

okumak için tıklayınız

Psikanaliz Açısından Solms ve Panksepp Makalesinin Önemi: Bilinçdışının Nörobiyolojik Bir Temeli Var Mı ?

Mark Solms ve Jaak Panksepp’in “Id, Ego’nun Kabul Ettiğinden Daha Fazlasını Bilir” başlıklı makalesi, psikanaliz için devrim niteliğinde bir köprü görevi görüyor. Yüzyılı aşkın süredir felsefi ve klinik gözlemlere dayalı bir disiplin olan psikanalizi, modern nörobilimin somut kanıtlarıyla buluşturarak, Freud’un metapsikolojisine ampirik bir temel ve yeni bir boyut kazandırıyor. 1. Psikanalizin Bilimsel Temellerini Güçlendirmek Freud’un kendisi de kariyerine bir

okumak için tıklayınız

“İd”, “Ego”nun Kabul Ettiğinden Daha Fazlasını Bilir Mi ? Duygusal ve Bilişsel Sinirbilim Arasındaki Arayüz Üzerine Nöropsikoanalitik ve İlkel Bilinç Perspektifleri

Mark Solms  ve Jaak Panksepp tarafından yazılan bu makale önemli bir tartışma açıyor. Aşağıda bu makalenin Freud’a ne kattığını ve teorisini nasıl bilimsel temellere oturttuğunu tartışıyor. Bu Makale Freud’a Ne Ekliyor? Mark Solms ve Jaak Panksepp’in “Id, Ego’nun Kabul Ettiğinden Daha Fazlasını Bilir” makalesi, Freud’un psikanalitik teorisine nörobilimsel kanıtlarla önemli ve devrim niteliğinde eklemeler yapıyor. Freud’un dehası, kendi döneminin

okumak için tıklayınız

Otistik Spektrumdaki Çocuklarda Gelişimsel Eksiklikler: İletişim ve Hayal Gücü Sanat Terapisiyle Nasıl Keşfedilir?

Otizm, günümüzde giderek artan farkındalıkla birlikte ele alınan karmaşık bir gelişimsel durumdur. Bu durumla yaşayan bireylerin benzersiz özellikleri, özellikle iletişim ve hayal gücü alanlarındaki farklılıkları, onları anlamak ve desteklemek için özel yaklaşımlar gerektirir. “Otistik Spektrumdaki Çocuklarla Sanat Terapisi: Kelimelerin Ötesinde” adlı kitabın ilk bölümü, tam da bu konuya odaklanarak, otizmin temel özelliklerini ve sanat terapisinin

okumak için tıklayınız

Marion Woodman’ın The Ravaged Bridegroom: Masculinity in Women adlı eserinin 6. Bölümü olan “The Bride” (Gelin)

Marion Woodman’ın The Ravaged Bridegroom: Masculinity in Women adlı eserinin 6. Bölümü olan “The Bride” (Gelin), Jungcu psikolojideki içsel evliliğin (inner marriage) psikolojik gerekliliklerini, ataerkil beklentilerden kurtuluşu ve dişil bilincin (Feminine consciousness) olgunlaşma sürecini mitolojik bir hikaye aracılığıyla incelemektedir. Bu bölüm, bireyin dış dünyada eşit bir ortaklığa ulaşabilmesi için öncelikle kendi içinde eril ve dişil

okumak için tıklayınız

Marion Woodman’ın Yaralı Damat Eseri Bölüm 5: “Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular” Üzerine Analiz

Marion Woodman’ın Yaralı Damat eserinin bu bölümü, bireyin ataerkil sistemin dayattığı eskimiş ebeveyn kompleksleri ve yasalar tarafından nasıl psikolojik olarak sakatlandığını ve bu baskıya karşı çıkan bilinçdışı eril enerji biçimlerini (isyancılar ve suçlular) incelemektedir. Bu figürler, zorunlu dönüşümün tehlikeli ama hayati arketipsel yansımalarıdır. Bölüm Özeti 1. Sakatlık (Crippled Masculinity) Woodman, eğer birey kendi potansiyeliyle temas

okumak için tıklayınız

VII Sermones ad Mortuos – (Ölülere Yedi Vaaz)

CG Jung, 1916 Basilides’in İskenderiye’den Ölüler İçin Yedi Vaazı: Varlık, Tanrı ve İnsan Üzerine Gnostik Bir Derinleşme Ölülere Yedi Vaaz ( : Septem Sermones ad Mortuos ), Doğu ile Batı’nın buluştuğu şehir olan İskenderiye’li Basilides tarafından kaleme alınan ve 1916 yılında Ölülere Yedi Vaaz başlığı altında Jung tarafından özel olarak yayınlanan yedi mistik veya “Gnostik” metinden oluşan bir koleksiyondur . Jung,

okumak için tıklayınız

Otizm Spektrum Bozukluğu Tanısında Kültürün Rolü: Küresel Bir Bakış Açısı

Günümüzün giderek daha da birbirine bağlı dünyasında, Otizm Spektrum Bozukluğunun (OSB) küresel yaygınlığı, farklı kültürel bağlamlarda bu durumun nasıl algılandığı ve tanısının nasıl konulduğunun derinlemesine anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Dünya genelinde yaklaşık 100 çocuktan 1’ine OSB tanısı konulmakta olup, yaygınlık tahminleri son yıllarda artış göstermektedir (Zeidan vd., 2022). Bu makale, standardize tanı kriterleri ile kültürel yorumlamalar

okumak için tıklayınız

Analitik Psikolojide İmgenin Dansı: Sembolik, Doğrudan ve Postmodern Bilinç

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Jung için imgeler, insan psişesinin derinliklerine açılan kapılardır. Genellikle sembolik anlamlarıyla ele alınan bu imgeler, bilinçdışının mesajlarını bilince taşıyan aracılardır. Ancak Jung, imgelerin yalnızca sembolik yollarla değil, aynı zamanda doğrudan ve sembolik olmayan şekillerde de ortaya çıkabileceğinin farkındaydı. Bu durum, özellikle senkronistik vizyonlarda ve bazı rüya deneyimlerinde belirginleşir. İmgenin İki Yüzü:

okumak için tıklayınız

Modern ve Postmodern Bilinç: Gelişimsel Bir Yolculuk ve Terapötik Meydan Okumalar

Bilincin Batı kültüründeki tarihsel evriminde modern bilincin ötesine geçerek “postmodern bilinç” adı verilen yeni bir olgunun ortaya çıktığı görülüyor. Özellikle, bu yeni bilinç halinin psikopatolojiyle ilişkisini ve terapötik yaklaşımların nasıl değişmesi gerektiğini anlamamız gerekiyor. Modern Bilinç: Kurtuluş ve İç Çatışma Modern bilinç, Batı medeniyetinin büyük bir kültürel ve tarihsel başarısı olarak tanımlanır. Bu bilinç formu,

okumak için tıklayınız

Osho’nun Gibberish’i ve Niffarî’nin Mirası: Sözün Ötesinde Birleşen Yollar

Modern spiritüel öğretilerin önemli figürlerinden Osho, kendi meditasyon teknikleri arasında “Gibberish” adı verilen bir pratikle dikkat çeker. Bu pratik, şaşırtıcı bir şekilde, 10. yüzyıl Sufi mistiği Muhammed ibn Abd al-Cebbar al-Niffarî‘nin öğretileri ve uygulamalarıyla derin bir yankı bulur. İki farklı zaman diliminde yaşayan bu aydınlanmış ruhlar, dilin ve zihnin sınırlayıcı doğasını aşma konusunda ortak bir

okumak için tıklayınız

Sufi Mistik Câbir (al-Niffarî): Sözün Ötesindeki Hakikatin Peşinde

Sufi mistik Câbir olarak bilinen Muhammed ibn Abd al-Cebbar ibn al-Hasan al-Niffarî (ö. 965), 10. yüzyıl İslam dünyasının belki de en radikal ve sıradışı mutasavvıflarından biridir. Onun yaşamı ve öğretileri hakkında elimizdeki bilgiler sınırlı olsa da, özellikle günümüze ulaşan “Al-Mawāqif” (Duraklar) ve “Al-Mukhātabāt” (Hitaplar) adlı eserleri, onun derinlikli manevi yolculuğuna ve Allah ile olan eşsiz

okumak için tıklayınız

Oidipus mu Elektra mı? Kaderinizi Söyleyelim.

🤔 İnsan psikolojisinin bu iki ikonik ve bir o kadar da tartışma yaratan yanını, günlük hayatın karmaşasında nasıl bulduğumuza dair bir deneme yazmak istedik. Oidipus: Anneciğin Küçük Kahramanı ve Rakip Baba Ah, Oidipus! Bu kompleks, Freud’un dehasından çıkan ve her erkek çocuğun gelişiminde bir nevi zorunlu geçit töreni olan o hınzır evre. Düşünsenize, bir erkek

okumak için tıklayınız

Diyalektik Bir Kültür Kavramı İçin

Marcel Stoetzler’den Bir Bakış Marcel Stoetzler’in “Diyalektik Bir Kültür Kavramı İçin” başlıklı makalesi, kültür ve medeniyetin karmaşık ve çoğu zaman çelişkili ilişkisini mercek altına alıyor. Frankfurt Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün 1950’lerdeki bir sosyoloji ders kitabından yola çıkarak, kültürün “yerine getiremediği bir sözü” medeniyetin nasıl “yerine getirebileceği” fikrini inceliyor. Bu analiz, Almanya’da özellikle dikkat çeken “kültür” ve

okumak için tıklayınız

Aptalların Kapitalizmi : Kapitalizmin Eleştirel Analizi

Marcel Stoetzler’in kaleme aldığı bu kapsamlı metin, kapitalist toplumun ve modernitenin çelişkilerini, ikiyüzlülüklerini ve tarihsel eğilimlerini radikal bir eleştirel perspektifle inceliyor. Medeniyet süreci, liberalizm, milliyetçilik, kimlik politikaları, emperyalizm ve terörizm gibi bir dizi karmaşık konuyu ele alarak, okuyucuyu mevcut dünya düzeninin temelleri hakkında derinlemesine düşünmeye davet ediyor. 1. Medeniyet, Liberalizm ve Şiddet: İlerlemenin Çelişkileri Stoetzler,

okumak için tıklayınız

Psikanalizin Bilimsel Zemini: Duygusal Zihin, Tedavi Hedefleri ve Etkinlik

Mark Solms’un (2018) BJPsych International’da yayımlanan makalesi, psikanalizin temel bilimsel iddialarını sunarak, onun “kanımta dayalı” olmadığı yönündeki yaygın ön yargıyı çürütüyor. Bu analiz, psikanalizin sağlık ve hastalıkta duygusal zihnin işleyişini, psikanalitik tedavinin neye ulaşmayı amaçladığını ve ne kadar etkili olduğunu inceliyor. A. Duygusal Zihnin İşleyişi: Doğuştan Gelen İhtiyaçlar ve Öğrenme Psikanalize göre insan bebekleri boş

okumak için tıklayınız

Engelli Hareketi ve Otizm: “Somut Maddeleşmiş Ana”ya Karşı Öznenin İsyanı

Marion Woodman’ın Jungcu analizlerindeki “Somut Maddeleşmiş Anne Kompleksi” ile Engelli Hareketi ve Otizm deneyimleri arasında çarpıcı ve derin bir benzerlik kurulabilir. Bu benzerlik, her iki durumda da bireyin “bütünleşmeye zorlayan, katı dış otoriteye” karşı kendi otantik benliğini ve bedenini savunma mücadelesinde yatar. I. Somut Maddeleşmiş Ana = “Sağlamcılık” (Ableism) Jungcu psikolojideki “Somut Maddeleşmiş Anne” (veya

okumak için tıklayınız