Yazar: Özgür Atlas

Mafyalar, Çeteler ve Halkın Trajedisi

Toplumlarda insanlar gibidir, iyi, kötü hayatın içine farklı şekillerde sokulur. İnsanlar bastırılmış veya derinliklerde yaşanan kolektfi bilinçdışının hayata girmesiyle farklı dinamikler üretirler. Suç ve kaos basit bir ilişkisel mesele değil; güç, aidiyet, güven ve dayanışma eksikliğinin derin bir yansımasıdır. Güçsüzlüğün ve Aidiyetsizliğin Karanlık Yüzü 1. ⚔️ Mafya ve Çete: Gücün

OKUMAK İÇİN TIKLA

Türkiye Panoraması: Dizilerden Ne Öğrenebiliriz?

Türkiye panaromasını, özellikle son dönemde popüler dizilerden yola çıkarak okumak, toplumsal değişimlerin, krizlerin ve umutların aynasını görmek açısından çok zengin bir yaklaşım. 1. 🎭 Diziler Sosyal Aynalar: Değişimin ve Krizlerin Temsili Türkiye dizileri, sadece eğlence değil, toplumsal bilinç ve gündelik yaşamın kültürel birer metnidir. 2. 🧠 Erkeklik ve Baba Figürü:

OKUMAK İÇİN TIKLA

ÇUKUR ve İÇERDE Dizileri: Çok Katmanlı Karşılaştırmalı Analiz

Dizi tarihinde Çukur ve İçerde, Türkiye’nin modern televizyon dizilerinde hem “aile”, hem “devlet”, hem de “erkeklik” anlatılarını simgesel bir zeminde işleyen iki yapıdır. Bu karşılaştırmayı çok katmanlı bir biçimde ele alabiliriz. 1. 🧬 Tematik Çekirdekler: Aile, Sadakat ve İhanet Tema Çukur İçerde Aile Mahalle-aile bütünleşmesi (kutsal aile miti) Biyolojik ailenin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Reklam Arasında Hakikat: Psikolojik Bakış Üzerinden Bir Medya Eleştirisi

Reklamlar, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş, günlük akışımızı kesintiye uğratan anlık görüntülerden ibaret gibi görünse de, aslında hakikat algımızı ve kendilik bilincimizi derinden şekillendiriyor. “Reklam Arasında Hakikat: Kendimiz Üzerinden Bir Medya Eleştirisi” başlığı altında, medya ve reklam dünyasının bize neyi, nasıl gösterdiğini değil, bizi nasıl dönüştürdüğünü; beklentilerimizden kimliklerimize,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Reklamların Arasında Sıkıştığımız Hikâyeler: Sessiz Trajedimiz, Gizli Çıkışımız

🛒 Her Şeyin Hikâyeye Benzediği Ama Hiçbir Şeyin Hikâye Olmadığı Bir Dünya Bugün her şeyin bir “story”si var.Ama gerçek bir hikâye bulmak neredeyse imkânsız. Instagram’da 15 saniyelik gösteriler,reklamlar arasında sıkışmış bir “yaşanmışlık” fantezisi,dizilerde pazarlanan duygular… Ve sen: Gerçek bir hikâyeye özlem duyan bir varlık. 🧠 Bağ Kurmak Yerine Tüketmek Bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 1

Şokla Başlayan Sabahlar “Bugün hangi krize uyanmak istersiniz?” Her sabah…Uyanır uyanmaz elimiz telefona gider.Yeni bir kriz, yeni bir skandal, yeni bir ölüm, yeni bir yasak, yeni bir “acil durum”.Daha kahve bile içmeden “bilinç” değil, panik çalışır.O günkü duygumuz bize ait değildir artık. Gündem belirlemiştir.Ve biz yine… unutmaya hazırız. 📡 Gündem

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnsan Olarak Anne – Anne Olarak Anne

Anne dediğimiz kişi iki ayrı varlık gibi yaşar içimizde. Kendine ait arzuları, korkuları, geçmişi, travmaları, hayal kırıklıkları olan bir bireydir. Bizim dünyamıza gelmeden önce bir kız çocuğudur, bir sevgilidir, bir kız kardeştir, bir çalışan, bir öğrenci… Onun da bir “iç çocuğu” vardır. İnsan olarak anne, eksiktir. Ve bu eksiklikle tamamlanmaya,

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Yeni Gericilik Biçimleri”

Günümüzde sadece siyasetle özetlenen ve dayatılan hayatımızın her köşesine sızan bir tuhaf dalgaya bakıyoruz. Politikadan kültüre, iç dünyadan sosyal medyaya kadar uzanan bu değişken-paraçalyıcı akımlar, bazen değişmeden bile var olmadan bizi sürdürüyor. Günlük hayatta “Bu işte bir gariplik var” dediğimiz şeyleri estetik ve toplumsal bir gözle anlamamız gerekiyor. Modern görünümlü,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Şibolet: Sınırlarda Konuşulan Sözcükler ve Ötekileştirmenin Dili

Daha önce şibolet kavramı üzerine yazdığım yazıyı biraz daha genişletip; Türkiye’deki ötekileştirme biçimleriyle ilişkilendirmeye çalıştım. “Şibolet” (Ibranice: שִׁבֹּלֶת), etimolojik kökeni Eski Ahit’e dayanan, başlangıçta tarımsal bir nesneyi (başak) işaret eden; fakat tarihsel bağlamda kimlik belirleme aracı olarak kullanılan bir sözcüktür. Hakimler Kitabı’nda anlatıldığı üzere, Efraimliler ile Gileatliler arasındaki çatışmada, düşmanı

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Gericilik ve ilericilik kavgası” ekseninde Amerika ve Suudi Arabistan’daki Dönüşümler

Son dönemde Trump’ın seçilmesiyle batıda daha ilginç gelişmelere tanıklık ederken, Arap yarımadasında çok daha ilginç sosyal kültürel gelişmelere tanıklık ediyoruz ve bu gelişimeleri anlamak gerekiyor. Eski bir tartışma ışığında yani bizdeki bi retoriğin yeniden tartışılmasını da beraberinde getirdiği için oradan yaklaşarak anlamaya çalıştığımızda karşımıza ne çıkıyor. “Gericilik ve ilericilik kavgası”

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Benliğe Dair 5 Teori”

Ben kimim?” sorusu, insanlığın en kadim arayışlarından biridir. “Benliğe Dair 5 Teori” , bu soruya psikoloji, felsefe ve kültürel eleştiri perspektiflerinden yanıt arıyor. Her teori, benliğin farklı bir katmanını açığa çıkararak, hem bireysel hem de toplumsal bağlamda “kendin olmak” ne anlama geliyor, sorguluyor. 🎭 Benliğin 5 Teorisi (Alt başlık: “Keşfet,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gerçek benlik… İçimizde uyuyan bir hazine mi, yoksa zamanla ördüğümüz bir yapboz mu?

Bu sorunun cevabı, “doğa mı, kültür mü?”, “öz mü, yapı mı?” gibi kadim felsefi-psikolojik tartışmalarla da derin bağ kursa da benim için ne anlama geldiğini biraz deneyimsel bir yerden açıklamaya çalıştım. 🌱 1. Gerçek Benlik Keşfedilecek Bir Cevher midir? (Jung / Kierkegaard / Platon) Bu yaklaşım, benliği içsel ve doğuştan

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sahte-Benlik Olmadan Toplumda Yaşanabilir mi?

“Sahte-benlik olmadan toplumda yaşanabilir mi?”sorusu, psikolojik, sosyolojik ve varoluşsal düzlemlerde yankılanan bir meydan okumadır. 🧠 1. Winnicott’a Göre: Sahte-Benlik Bir Savunmadır, Ama Kalıcı Olursa Tehlikeli Winnicott, sahte-benliği bir “yaşam kurtarıcı savunma” olarak tanımlar.Özellikle çocuklukta “güvensiz” veya “tutarsız” ebeveynlik varsa, çocuk kendi ihtiyaçlarını bastırır ve ebeveynin beklentilerine uygun bir “persona” geliştirir.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Her Gün Yeni Bir Olayla Uyanmanın Şoku : İktidarların Tekinsizlik Halleri

Her sabah yeni bir olayla uyanmak, modern dünyanın sıradan bir ritüeli haline geldi. Bir gün skandal, bir gün kriz, bir gün felaket haberi… Ancak bu sadece bir haber akışı değil; iktidarların kurguladığı bir psikopolitik rejim. Bu rejim, yalnızca bilgiyi değil, zihinsel ritmimizi, duygularımızı ve algılarımızı şekillendiriyor. Her gün yeni bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Kendin ol” çağrısı bize gerçekten özgürleşmeyi mi vadediyor, yoksa sadece yeni bir pazarlama sloganı mı?

Tarkan’ın ”başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin” çağrısının üzerinden çok sular aktı. Ama sloganın popülaritesi devam ediyor. Soru da haliyle hep gündemde kalacak gibi. Hep merak etmişimdir. “Kendin ol” çağrısı, özgürleşme vaadiyle insanı otantik bir yaşama mı davet ediyor, yoksa tüketim kültürünün yeni bir pazarlama sloganı olarak mı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kendim Olmamın Bedeli: Kimlik, Gerçeklik ve Sahicilik Arasında Sıkışmak

Kendim olmanın bedeli, sahte-benliğin konforundan vazgeçmek, gerçek-benliğin risklerini göze almak, öz-benliğin yalnızlığını kucaklamak ve postmodern dağılmanın belirsizliğinde yol bulmaktır. Ancak bu bedel, özgürlüğün ve anlamın kapısını aralar. Her birey, bu yolculukta kendi terazisini kurar: Maskelerle yaşamak mı, yoksa bedelini ödeyip kendin olmak mı? 🧠 1. Gerçek Benlik / Sahte Benlik

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Kapitalist sistemde sevgi neden hep ikincil kalır?”

💸 1. Marxist Bakış Açısı: Sevgi, Değeri Ölçülemeyen Bir “Ürün”dür Kapitalist sistemde temel değer ölçütü: değişim değeridir (exchange value).Sevgi ise üretime doğrudan katkısı ölçülemeyen bir “duygusal emek” biçimidir. Bu nedenle: “Sevgi üretken değildir” → Sistem onu görünmez kılar. ➡️ Sevgi, kapitalist düzlemde bir metaya dönüşmediği sürece (örneğin: romantik hediyeler, düğün

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Kızgın Damdaki Kedi”: Sınıfsal Bir Gerilim Dramı

Tennessee Williams’ın “Kızgın Damdaki Kedi”si, yüzeydeki aile dramının ötesinde, keskin bir sınıfsal diyalektiği barındırır. Bu film, bir ailenin miras, güç ve ikiyüzlülükle örülü hikayesini, Hegel’in çatışan tezlerinden Marx’ın ekonomik determinizmine, Fromm’un yabancılaşma teorisinden Bourdieu’nün kültürel sermaye kavramına uzanan bir mercekle okuduğumuzda, derinlerde yatan ekonomik, kültürel ve psikolojik sınıf mücadelelerini çarpıcı

OKUMAK İÇİN TIKLA