Yazar: Özgür Atlas

Yeni Dönemin Kendilik Halleri: Dijital Çağda Benliğin Akışkanlığı ve Mücadeleleri

Modern çağın hızına, karmaşıklığına ve dönüşümlerine ayak uydurmaya çalışan insan ruhunun en merkezi konularından biride kendliğimize ne olduğu sorusudur. “Yeni Dönemin Kendilik Halleri.” İçinde bulunduğumuz çağ, sadece dış dünyayı değil, aynı zamanda iç dünyamızı, kimliklerimizi ve varoluş biçimlerimizi de kökten yeniden şekillendiriyor. Bu yeni kendilik hallerini anlamak, hem bireysel refahımız hem de psikoterapi pratiğimiz için

okumak için tıklayınız

Eşref Rüya ile Çukur Dizisinde Babalık, Kardeşlik ve Erkekliğin Sunuluşu

Eşref Rüya’daki baba figürü, kardeşlik ve yetimlik teması; Çukur’da karşımıza çıkan erkeklik, kardeşlik ve babalık inşasıyla birlikte çok güçlü bir arkaik-modern erkeklik karşıtlığı sunuyor. Bu temaları birlikte Jungiyen, psikanalitik ve toplumsal düzeyde anlamaya çalışalım. 🔱 “Baba Yoksa Ne Olur?” 1. 📍 Kayıp Baba – Kayıp Yasa: İki Dünyanın Ortak Yarığı Jungiyen açıdan: 2. 🤝 Kardeşlik:

okumak için tıklayınız

Aktivizm ve Savunuculuk Hareketleri: Nöroçeşitlilik Perspektifi

1. Nöroçeşitlilik Kavramının Tanımı ve Odağı: Nöroçeşitlilik, otizmin bir “hastalık” veya “bozukluk” olarak değil, insan beynindeki doğal bir farklılık ve kimliğin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini savunan bir perspektiftir. Bu görüşe göre, otistik bireylerin “düzeltilmesi” veya “tedavi edilmesi” yerine, farklılıklarının kabul edilmesi ve yaşamlarını tam anlamıyla sürdürebilmeleri için gerekli “uyumlandırmaların” sağlanması esastır. Bu, “engelli

okumak için tıklayınız

İsrail ve İran : Arketipler Üzerinden Bir Jungiyen Analiz Denemesi

İran ve İsrail’i Jungiyen arketipler açısından okumak, her iki ülkenin kolektif bilinçdışındaki “mit”lerini ve psiko-politik imgelerini deşifre etmeye yardımcı olur. Aşağıda iki ülkeyi, temel arketipsel figür ve hikâye kodlarıyla özetledim: 🇮🇷 İran’ın Arketipleri Arketip Özellikleri & Mitolojik Bağlam Kolektif Yansıma Bilge Kral (“Sage-King”) Zerdüşt’ten Şahname’ye uzanan bilgelik—hem koruyucu hem yıkıcı öğreti. Dinî liderlerin otoritesi, devleti

okumak için tıklayınız

Yeni Bireyleşme Biçimleri: Jungiyen Bir 21. Yüzyıl Yorumu

Bölüm 2: Kiralık Evde Köklenmek – Mekânsızlık ve Bireyleşme 🌱 “Yerleşmek” Sadece Bir Taşınma Değildir Jung için bireyleşme, içsel merkezin keşfiydi.Bugün için bireyleşme, o merkezin nereye ait olduğunu bilmekle de ilgili. Ama ne tuhaf değil mi?Kendine ait bir evi olmayan, daima geçici mekânlarda yaşayan insanlar çağında yaşıyoruz. Ev değiştirmek kolay,ama kendine yer bulmak çok zor.

okumak için tıklayınız

Çukur Dizisinde Babalar: Gücün, Travmanın ve Kaybın Figürleri

Çukur dizisinde “baba” sadece bir karakter değil, bir arzu nesnesi, bir travma kaynağı, bir kurucu mit ve hatta bir psikopolitik düzenleyici olarak işlev görür. Bu başlık altında sana hem Jungiyen hem de psikanalitik, hem de sınıfsal ve kültürel okumalara açık bir çerçeve sunmaya çalıştım. 1. 🔱 İdris Koçovalı: Ataerkil Mitin Tanrısı 📍 Arketip: Kral Baba

okumak için tıklayınız

Yerleşmenin Ruhsal Hakkı Bölüm 2

Bölüm 1: https://www.insanokur.org/kiralik-dairelere-sikistirilan-insan-modern-yersizligin-psikodinamigi-bolum-1/ – Modern Yersizliğe Karşı Bir Psiko-toplumsal Manifesto – “Eşyam yok, odam yok, kalışım da belli değil… O zaman ben kimim?”— Kiralık yaşamın ruhsuzluğunda yankılanan modern bir çığlık 🌍 1. Yersizlik: Modern İnsanlığın Yeni Normali Kentte yaşıyoruz ama yerlisi değiliz.Evin içindeyiz ama ev sahibi değiliz.Taşınıyoruz ama göç etmiyoruz. Modern insan, artık göçebe değil;

okumak için tıklayınız

İran, İsrail, Çin, ABD, Rusya ; Savaşın Kazananı Kim Olur ?

Yapay zekaya sorduk, bu ülkeler savaştıklarında burada savaşın kazananı kim olur ? Bize aşağıdaki karşılaştırmaları yaptı bize de incelenmesi gereken bir durum olarak sizle paylaşmak istedik. Günümüzde uluslararası arenada “savaş kazananı” kavramı, salt askerî başarıdan öte; ekonomik güç, jeopolitik nüfuz, teknolojik üstünlük ve yumuşak güç (kültürel, diplomatik etki) dengeleriyle belirleniyor. Aşağıda İran, İsrail, Çin, ABD

okumak için tıklayınız

Mafyalar, Çeteler ve Halkın Trajedisi

Toplumlarda insanlar gibidir, iyi, kötü hayatın içine farklı şekillerde sokulur. İnsanlar bastırılmış veya derinliklerde yaşanan kolektfi bilinçdışının hayata girmesiyle farklı dinamikler üretirler. Suç ve kaos basit bir ilişkisel mesele değil; güç, aidiyet, güven ve dayanışma eksikliğinin derin bir yansımasıdır. Güçsüzlüğün ve Aidiyetsizliğin Karanlık Yüzü 1. ⚔️ Mafya ve Çete: Gücün Yerini Alan Gölgeler 2. 🕳️

okumak için tıklayınız

Türkiye Panoraması: Dizilerden Ne Öğrenebiliriz?

Türkiye panaromasını, özellikle son dönemde popüler dizilerden yola çıkarak okumak, toplumsal değişimlerin, krizlerin ve umutların aynasını görmek açısından çok zengin bir yaklaşım. 1. 🎭 Diziler Sosyal Aynalar: Değişimin ve Krizlerin Temsili Türkiye dizileri, sadece eğlence değil, toplumsal bilinç ve gündelik yaşamın kültürel birer metnidir. 2. 🧠 Erkeklik ve Baba Figürü: Krizin Arketipi 3. 💥 Şiddet

okumak için tıklayınız

ÇUKUR ve İÇERDE Dizileri: Çok Katmanlı Karşılaştırmalı Analiz

Dizi tarihinde Çukur ve İçerde, Türkiye’nin modern televizyon dizilerinde hem “aile”, hem “devlet”, hem de “erkeklik” anlatılarını simgesel bir zeminde işleyen iki yapıdır. Bu karşılaştırmayı çok katmanlı bir biçimde ele alabiliriz. 1. 🧬 Tematik Çekirdekler: Aile, Sadakat ve İhanet Tema Çukur İçerde Aile Mahalle-aile bütünleşmesi (kutsal aile miti) Biyolojik ailenin parçalanışı, yapay aile ilişkileri Sadakat

okumak için tıklayınız

Reklam Arasında Hakikat: Psikolojik Bakış Üzerinden Bir Medya Eleştirisi

Reklamlar, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş, günlük akışımızı kesintiye uğratan anlık görüntülerden ibaret gibi görünse de, aslında hakikat algımızı ve kendilik bilincimizi derinden şekillendiriyor. “Reklam Arasında Hakikat: Kendimiz Üzerinden Bir Medya Eleştirisi” başlığı altında, medya ve reklam dünyasının bize neyi, nasıl gösterdiğini değil, bizi nasıl dönüştürdüğünü; beklentilerimizden kimliklerimize, arzularımızdan korkularımıza kadar kendimizle olan

okumak için tıklayınız

Reklamların Arasında Sıkıştığımız Hikâyeler: Sessiz Trajedimiz, Gizli Çıkışımız

🛒 Her Şeyin Hikâyeye Benzediği Ama Hiçbir Şeyin Hikâye Olmadığı Bir Dünya Bugün her şeyin bir “story”si var.Ama gerçek bir hikâye bulmak neredeyse imkânsız. Instagram’da 15 saniyelik gösteriler,reklamlar arasında sıkışmış bir “yaşanmışlık” fantezisi,dizilerde pazarlanan duygular… Ve sen: Gerçek bir hikâyeye özlem duyan bir varlık. 🧠 Bağ Kurmak Yerine Tüketmek Bir reklam izliyorsun.Bir içerik geçiyor.Bir “hikâye”

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 1

Şokla Başlayan Sabahlar “Bugün hangi krize uyanmak istersiniz?” Her sabah…Uyanır uyanmaz elimiz telefona gider.Yeni bir kriz, yeni bir skandal, yeni bir ölüm, yeni bir yasak, yeni bir “acil durum”.Daha kahve bile içmeden “bilinç” değil, panik çalışır.O günkü duygumuz bize ait değildir artık. Gündem belirlemiştir.Ve biz yine… unutmaya hazırız. 📡 Gündem Değil, Şok Rejimi Bu bir

okumak için tıklayınız

İnsan Olarak Anne – Anne Olarak Anne

Anne dediğimiz kişi iki ayrı varlık gibi yaşar içimizde. Kendine ait arzuları, korkuları, geçmişi, travmaları, hayal kırıklıkları olan bir bireydir. Bizim dünyamıza gelmeden önce bir kız çocuğudur, bir sevgilidir, bir kız kardeştir, bir çalışan, bir öğrenci… Onun da bir “iç çocuğu” vardır. İnsan olarak anne, eksiktir. Ve bu eksiklikle tamamlanmaya, sevilmeye çalışır. Bu yönüyle “insan

okumak için tıklayınız

“Yeni Gericilik Biçimleri”

Günümüzde sadece siyasetle özetlenen ve dayatılan hayatımızın her köşesine sızan bir tuhaf dalgaya bakıyoruz. Politikadan kültüre, iç dünyadan sosyal medyaya kadar uzanan bu değişken-paraçalyıcı akımlar, bazen değişmeden bile var olmadan bizi sürdürüyor. Günlük hayatta “Bu işte bir gariplik var” dediğimiz şeyleri estetik ve toplumsal bir gözle anlamamız gerekiyor. Modern görünümlü, algoritmik içerikli, pazar dostu tahakküm

okumak için tıklayınız

Şibolet: Sınırlarda Konuşulan Sözcükler ve Ötekileştirmenin Dili

Daha önce şibolet kavramı üzerine yazdığım yazıyı biraz daha genişletip; Türkiye’deki ötekileştirme biçimleriyle ilişkilendirmeye çalıştım. “Şibolet” (Ibranice: שִׁבֹּלֶת), etimolojik kökeni Eski Ahit’e dayanan, başlangıçta tarımsal bir nesneyi (başak) işaret eden; fakat tarihsel bağlamda kimlik belirleme aracı olarak kullanılan bir sözcüktür. Hakimler Kitabı’nda anlatıldığı üzere, Efraimliler ile Gileatliler arasındaki çatışmada, düşmanı teşhis etmek için “şibolet” kelimesi

okumak için tıklayınız

“Gericilik ve ilericilik kavgası” ekseninde Amerika ve Suudi Arabistan’daki Dönüşümler

Son dönemde Trump’ın seçilmesiyle batıda daha ilginç gelişmelere tanıklık ederken, Arap yarımadasında çok daha ilginç sosyal kültürel gelişmelere tanıklık ediyoruz ve bu gelişimeleri anlamak gerekiyor. Eski bir tartışma ışığında yani bizdeki bi retoriğin yeniden tartışılmasını da beraberinde getirdiği için oradan yaklaşarak anlamaya çalıştığımızda karşımıza ne çıkıyor. “Gericilik ve ilericilik kavgası” ekseninde Amerika ve Suudi Arabistan’daki

okumak için tıklayınız

“Benliğe Dair 5 Teori”

Ben kimim?” sorusu, insanlığın en kadim arayışlarından biridir. “Benliğe Dair 5 Teori” , bu soruya psikoloji, felsefe ve kültürel eleştiri perspektiflerinden yanıt arıyor. Her teori, benliğin farklı bir katmanını açığa çıkararak, hem bireysel hem de toplumsal bağlamda “kendin olmak” ne anlama geliyor, sorguluyor. 🎭 Benliğin 5 Teorisi (Alt başlık: “Keşfet, İnşa Et, Unut, Hatırla… Sen

okumak için tıklayınız

Gerçek benlik… İçimizde uyuyan bir hazine mi, yoksa zamanla ördüğümüz bir yapboz mu?

Bu sorunun cevabı, “doğa mı, kültür mü?”, “öz mü, yapı mı?” gibi kadim felsefi-psikolojik tartışmalarla da derin bağ kursa da benim için ne anlama geldiğini biraz deneyimsel bir yerden açıklamaya çalıştım. 🌱 1. Gerçek Benlik Keşfedilecek Bir Cevher midir? (Jung / Kierkegaard / Platon) Bu yaklaşım, benliği içsel ve doğuştan gelen bir “öz” olarak görür.

okumak için tıklayınız