Ay Işığı – Harold Pinter ‘Ussallık dediğin, çoktan tası tarağı toplayıp gitti.’

Kalemini dünya barışına ve halklar arasındaki kardeşliğe adayan İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör Harold Pinter, elli yıldır çağdaş İngiliz tiyatrosunun öncülüğünü yapmış, bütün dünyada savaş karşıtı ve insan hakları savunucusu olarak sergilediği duruş ve söylemleriyle tanınmıştır.
Pinter, son uzun oyunu olan Aldatma’dan 15 yıl sonra bir başyapıt yaratmıştır: Ay Işığı.
Ay Işığı’na, Eve Dönüş’ten bu yana yazdığı en büyük oyunu diyebiliriz. Ay Işığı, insanoğlunun ölümle karşı karşıya kaldığında, yaşamında o güne kadar yitirdikleri, pişmanlıkları, sıkıntıları ve suçları ile hesaplaşmasını bir anne-baba ile çocuklarının ilişkileri ortamında sahneye getiriyor.

Oyunun Konusu
Bu oyunda insanı saran bir parlaklık, bir derinlik ve yoğun bir duygu vardır. Oyun sizi gırtlağınızdan yakalar, kafanızdan yakalar ve -Pinter için enderde olsa-yüreğinizden yakalar. Bu nitelik, son on yılda yazdığı Kısa Oyunlarda yoktur. Ay Işığı ölümün kendisinden de acı olan “ölmek”, ölümle göz göze gelmek konuda bir Oyunda iki Ölüm Kavramı hakkındaki duyguları -yitirilenleri, sıkıntıyı ve suç duygusunu-işler. Bu duygular bu oyunda Anne Baba çocuklar arasında işlenir.

Andy ve Bel, ikioğulları Jake ve Fred ve kızları Bridget ile bağları koparmış olmanın acısını yaşarlar. Jake ve Fred gelmez Bridget gelemez. Son anlarını yaşayan kişiler deyince akla Beckett geliyor. Pinter’in oyunlarında insana en çok dokunan, ölümle göz göze gelen kişinin öfkesi, korkusu ve şakınlığıdır. Andy devlet memu ru iken çok saygıdır, ölümle karşılaştığında, başucunda karısının dışında, ne ailesi, ne teselisi, ne de güveni vardır. İşte Pinter’e göre günümüz insanın çıkmazı budur. Andy, “Ussallık dediğin, çoktan tası tarağı toplayıp gitti” der. Böylece Pinter’in gözü ile, 1980’lerin” eline ne geçerse, kap kaç, köşeyi dön” davranışından bize miraz kalan Aille yaşamını sergilenir. Bu oyunda hiç görmediğiniz bir Pinter ile karşılaşıyorsunuz. Bu yatalak çagdaş Lear’ı sunarken, çok duyarlıdır. Oyun yine de şiirsellik ile söz güldürüsü arasında gidip gelir. Pinter eski temalarını yeniden işlemiştir: geçmişe özlem,sevginin ve dostluğun aldatılmaya mahkum oluşu, aile yaşamının iki rakip arasındaki kavga ve ana babanın çocuklarını horlaması olarak görülmesi. Ama bu oyunu Pinter’in en hüzünlü oyunu yapan, Ana Baba]] ve Çocuklar arasındaki uçurumdur.

Aile
İki kardeş Jake ve Fered aylaktır. Babalarının bakımlı temiz ölüm döşeğine karşın, yatalak, belki de ölmek üzere olan Fredin karma karışık, pasaklı yatağı, arasındaki aralarındaki uçurumun simgesidir. İki kardeşi bir birina bağlayan şey birlikte oynadıkları sözcük oyunları ve önemli kişilermiş gibi görünme benzetileridir. Babalarının adını anmazlar yalnız alay ederler ve hor görürler. “Ha baban mı? Ananla yatan mı?” Andy ve Bel kızı Bridget hayalet gibi görünür. Önce annesiyle Baba karşı yumuşaktır. Sonunda, izzbe bir evde, ona vaad ettikleri eylencenin başalamasını bekler; ayın batışını beklemektedir, oysa ay batmaz. Yavaş onun gerçekten bir hayalet olduğunu anlarız. Bridget’in üç çocuğu, Bel ve Andy’nin güzel torunları ise, asla doğamayacak çocuklardı. Bridget son öyküsünü anlatırken, oyunun tüm kişileri bağlantısız olarak birtablo oluşturur. Pinter bu konuda, oyununLondra’dailk kez sahneleyen Yönetmen Leveaux’ya şöyle diyor: “Bir konuya açıklık getirmek isterim. Oyun hakkında benimde bilmediğim pek çok şey var ama şunu kuvvetle hissediyorum: Bridget ölüdür.” Neden ve nası olduğunu bilemiyoruz ama Andy’i daha çok basan gölgeleri o getirmektedir. Bridget görkemli monoloğunda şöyle der: “Gizlendim. Çiçekler beni çevreliyor ama tutsak etmiyorlar. Özgürüm. Gizlenmiş ama özgürüm. Artık tutsak değilim. Artık yitik değilim. Beni kimse bulamaz, kimse göremez. Beni ancak ormanın gözleri, yaprakların gözleri görür. Ama onlar beni icitmek istemez… Bir yanık kokusu var. Bir kadife kokusu,çok derin, çan gibi bir yankı…. Bu dünyada kimseler beni bulamaz.” Bir başka Tiradını şöyle bitirir: “Oracıkta, Ay Işığında durdum, ayın batmasını bekledim.” Ay batınca Andy ölecektir. Ayrılık ve kopukluk çok büyüktür,ürkütücüdür.

Andy ve Bel
Karı koca arasında, yoğun nefretin ardındanpaylaşılan bir keder vardır: Onları Torun sahibi edebilecek Kızlarını kaybetmiş olmak. Birbirleriyle alay edrek soluk alırlar. “Fena adam değilsindir. Senin gibisinebi çenesi düşük derdik… Biraz daha çeneni tutabilsen,seninle yaşam biraz daha çekilebilir.” “ölüyormuyum?” “Bilmiyormusun?” Andy istenmeyen babadır, ulaşılamayan eştir. Yetersizliği boyutsuzdur. Çocuklarının bu duruma gelmesinden, belki kızının ölmesinden sorumludur. Çok şey konuşulmaz. Belleğin kişiselliği, yaşamboyu birlikte olunan eşi tanıyamamak, belirsiz bugünile,belirsi dünün arasındaki boşluk -“Ölümün belirsiz gecesi”-insanın korkusu. Keder, konuşulmadığı için, bu oyunda yoğundur. Pinter’in sözünü ettiği Keder ve Acı, sözcüklere sığmaz.  Ay Işığında Pinter’in kendine özgü nitelikleri vardır. İğnelenmek, keskinlik ve gizemin karışımı, hem kabalık, hem incelik. Ama havası bambaşkadır. Daha önceki oyunlarında olmadığı kladar Liriktir. Duygusal olduğu kadar cesur bir oyundur. Dramatik yönden kısa ve özdür. Kişiler yarı açık, görülür görülmez, yarı uykulu,yarı uyanıktır, dış ve iç yaşam birlikte sürdürülür. Oyunu ilk sahneleyen yönetmen şöyle diyor:”(Fred, yatakta, Jake, Fred’in yanına) denmiyor. Denseydi, Jake bir yerden geliyor olurdu.” Burada Gerçeküstücülüğe yöneliş görüyoruz. Ay Işığı ayrıca,yer yer Vodvil türünde eylenceli bir oyun.”Gece okulunda gün kaçırmazdı.” Ay Işığı, Eve Dönüş’ten bu yana Pinter’in yazdığı en büyük oyun diyebiliriz.

Oyunun Kişileri
* Andy : Elli Yaşlarında Bir Erkek.
* Bel : Elli Yaşlarında Bir Kadın
* Jake : Yirmi Sekiz Yaşında Bir Erkek
* Fred : Yirmi yaşlarında Bir Erkek
* Maria : Elli Yaşlarında Bair Kadın
* Ralph : Elli Yaşlarıda Bir Erkek
* Briget : On AltıYaşında Bir Kız

Ay Işığı
Yazar: Harold Pinter
Yayınevi: Mitos Boyut Yayınları
Çeviren: Filiz Ofluoğlu
Sayfa Sayısı: 75 sayfa
Basım Tarihi : Eylül 2008

Harold Pinter’in Hayatı
Harold Pinter 2005 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni, aktör. İngiliz Tiyatrosunun 20.yüzyılın ikinci yarısındaki temsilcisi olarak görülür.
10 Ekim 1930?da Londra?da Yahudi bir terzinin oğlu olarak dünyaya geldi. 2. Dünya Savaşı?nın başlaması üzerine 9 yaşında terk ettiği Londra?ya 12 yaşında geri dönebildi. Savaş dönemindeki bombalamaların etkisini üzerinden hiçbir zaman atamadı. Okulda özellikle Franz Kafka ve Ernest Hemingway?in kitaplarını okudu. Londra?da Hackney Downs Dil Okulu?ndaki eğitimi sırasında okul tiyatrosunda Joseph ve Romeo gibi karakterleri canlandırma olanağı buldu ve kariyer olarak oyunculuğu seçti. 1948?de Kraliyet Akademi Dramatik Sanatlar Okulu?na burslu olarak girdi ancak 2 sene sonra okulu bıraktı. Askere gitmeyi reddettiği gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı. 1950?de ilk şiirlerini Harold Pinta takma adıyla yayınladı. [[1951]’de Drama Okulu’na girdi. Çeşitli tiyatro gruplarında oyuncu olarak çalıştıktan sonra oyun yazarlığına başladı. 1957?de Bristol Üniversitesi?nin Tiyatro bölümü için Oda adlı oyununu dört günde tamamladı. Bunu, aynı yıl yine Bristol Üniversitesi Tiyatro bölümü tarafından sahnelenen Doğum Günü Partisi adlı oyunu izledi. Kapıcı (1957), Git Gel Dolap (1960), Yuvaya Dönüş(1965), Eski Günler (1971), Issız Topraklarda (1975), İhanet (1978) oyunları ile tanındı.

Oyunlarında genelde insanların gündelik konuşmalarının çözümlemesini yaptı. İnsanlar üzerindeki baskıyı işledi. İlk eserlerinde işçi sınıfına mensup insanların içinde bulundukları olumsuz koşullara, maddi zorluklara ve bunun ruhlarına yansımasına ve onların hayal kırıklıklarına değindi.

Pinter’ın oyunları soyadına atıfla Pinteresque denilen kendine özgü bir tarz yarattı. Genellikle bir odada geçen oyunlarında sessizliği, gizemi ve kısa konuşmaları kullanarak bir gerilim ve tehdit havası oluşturuyordu. Erotik fanteziler, takıntılar, kıskançlık ve nefretten örülü diyaloglar kuruyordu.

Pinter, 29 tane oyun yazdım, artık diğer yazın türleri üzerine çalışacağım diyerek 74 yaşında oyun yazmayı bırakmıştır.

Pinter, film senaryosu da yazmış ve bazı edebi eserleri filme uyarlamıştır. Hizmetçi, Kaza, Arabulucu filmlerinin senaryosunu yazdı. John Fowles’ın Fransız Teğmenin Karısı adlı romanını (1982), ve kendi yazdığı İhanet’i sinemaya uyarladı.

1978?de bir şiir kitabı yayınladı. Son olarak, 2003?te savaş karşıtı şiirlerinden oluşan derlemesini yayımladı. Irak?a karşı girişilen müdahaleyi eleştiren bu şiir seçkisi ile Wilfred Owen Şiir Ödülü?ne değer bulunmuştu.

1973?de Şili Devlet Başkanı Allende?nin devrilmesinden sonra insan hakları konusunda aktif olmuştur, ancak oldukça tartışmalı görüşlere sahiptir. 1999?da Kosova krizinden Nato?nun müdahalelerini ülkedeki korku ve karışıklığı arttıracağı gerekçesiyle eleştirdi ve “Miloseviç’i Serbest Bırakın” kampanyasına katıldı. Amerika’ya karşı Küba Dayanışma Partisi’nin üyesi oldu. Amerika ve İngiltere’nin Irak’ı işgalini eleştirdi ve 2004’te İngiltere Başbakanı Tony Blair’e karşı başlatılan kampanyaya katıldı.

Harold Pinter, 1985 yılında meslektaşı Arthur Miller ile 12 Eylül baskısı altındaki aydınlara destek olmak için Türkiye’ye gelmiştir.Türkiye ziyaretinin ardından bu coğrafyaya ait ‘Bir Tek Daha’ ve ‘Dağ Dili’ adlı iki oyun yazmıştır. Sanatçı, dört yıl önce Hasankeyf’i korumak için Ilısu Barajı’na karşı bir kampanya da başlatmıştı.

Nobel ödülü alana kadar birçok ödülün sahibi olan Pinter, on dört üniversiteden onur derecesi almıştır.

Pinter iki defa evlendi. Şimdiki eşi, roman ve tarih yazarı Lady Antonia Fraser’dir.
Harold Pinter, 24 Aralık 2008 tarihinde yakalandığı kanser hastalığına yenik düştü.

Bazı Oyunlar
* Doğumgünü Partisi (The Birthday Party, 1957)
* Kapıcı (The Dumb Waiter, 1957)
* İnce Sızı (A Slight Ache, 1958)
* Eve Dönüş (The Homecoming 1965)
* Eski Zamanlar (Old Times, 1970)
* Issız Topraklar (No Man’s Land, 1974)
* Aldatma (Betrayal, 1978)
* Alaska Diyarı (A Kind of Alaska, 1982)
* Dağ Dili (Mountain Language, 1988)
* Ay Işığı (Moonlight, 1993), ISBN 975-7468-57-6
* Küller Küllere
* Bir Tek Daha

Yorum yapın

Daha fazla Tiyatro oyunları
Fatma, Ali ve Diğerleri – Nazım Hikmet Ran

Nâzım Hikmet'in bir oyunu daha Türkiye'deki okuruyla buluşuyor. Fatma, Ali ve Diğerleri. Nâzım Hikmet'in 1952 Moskova'dayken yazdığı, Sovyetler'de "Türkiye'de" adıyla...

Kapat