Ayyaş – Hans Fallada

Herkes Tek Başına Ölür’le tüm dünyada büyük yankı uyandıran Hans Fallada’nın son dönemde göz ardı edilen önemli eserleri, Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında Türkçe okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.

Evliliğinin ve sorumluluklarının boğuculuğundan kurtulabilmeye çalışırken kontrolü tamamen kaybeden bir işadamının hikâyesini anlatan Ayyaş, baskıcı bir toplumda insanın özgürlüğünün nasıl farklı şekillerde kısıtlanabileceğini örneklendiriyor. Fallada’nın Nazilerin akıl hastanesine kapatıldığı zaman şifreli olarak yazdığı, otobiyografik özellikler taşıyan roman, yer yer sert ve dokunaklı olmasına karşın ironi ile ince mizahı da elden bırakmıyor.

“Bu kadar gerçekçi, bu kadar dürüstçe, hayata bu kadar yakın yazdığı için Fallada övgüyü hak ediyor.”
-Hermann Hesse-

“Bu öyle bir kitap ki, onu eline alan tutkulu okuru, alkol müptelasının açtığı yeni bir şişe gibi hemen egemenliği altına alıyor. Sayfaları arka arkaya devirdikçe ve korkutucu hikâyesi damarlarınızda gezinmeye başladıkça, sizi kendisine bağımlı kılıyor ve bir oturuşta bitirmeye zorluyor içindekileri.”
-Kaya Genç, GQ-

“Psikolojik içgörülerinde zengin, dilinde sade ama etkileyici olan bu roman hem şaşırtıcı hem de son derece özgün.”
-Beryl Bainbridge-

Dünyanın sarhoşluğu – A.Ömer Türkeş
(10/08/2012, Radikal Kitap Eki)
Totaliter bir yönetim altındaki bireyin felce uğramışçasına koşulsuz boyun eğmişliğini alkolik olma haliyle eşleştirmiş Fallada. 70 yıl öncesinde yazılmış ‘Ayyaş’ 21. yüzyıl insanının çaresizliği…

Hans Fallada?nın 1944 yılında, bir akıl hasthanesinde yazdığı ve ölümünden sonra -1950 yılında- yayımlanan ?Ayyaş? romanı işinde, evliliğinde, toplumsal ilişkilerinde yaşadığı sıkıntıları içkiyle bastırmaya çalışan bir tüccarın düşüş hikâyesini anlatıyor. İlk bakışta bireysel bir dram, ancak barındırdığı semboller sayesinde bireyin boğuntusuyla Nazizm?in baskıcı iktidarı arasında bağlantılar kurabiliyoruz. Bir adım daha attığımızda genel bir sistem eleştirisine, küçük burjuva bireyin güvenlikli dünyasının kırılganlığına, akıl hastahanelerinin işlevine uzanacağız. Fallada?nın kendi alkol bağımlığı ve akıl hastahanesi deneyimlerini de yansıtan ?Ayyaş? neredeyse yetmiş yıllık güncel bir roman.
?Ayyaş?ı senelerce evvel, Milliyet Yayınları tarafından hazırlanan 1971 yılı baskısından, Hüseyin Tüzün çevirisiyle okumuştum. O okumanın belleğimde fazla iz bıraktığını, daha doğrusu sembollerinin, siyasi göndermenin farkına vardığımı söyleyemem. Hans Fallada ile asıl tanışıklığım 1980?den sonra AST tiyatrosunda sahnelenen ?Küçük Adam Ne Oldu Sana?? adlı oyunu sayesinde olmuştu. Kabare tarzındaki bu oyun Nazizmin yükseliş sürecindeki Almanya ?da bireyin ve toplumun güce boyun eğişini anlatırken, 80 darbesinin travmasını yaşayan Türkiye ?nin siyasal, bireysel ve toplumsal durumunu da yansıtıyordu. Ne yazık ki arkası gelmedi; romanları Türkiye ?ye neredeyse hiç çevrilmedi ve Almanya ?nın en bunalımlı dönemini baskı ve sıkıntılarla geçirmiş, bütün bunları edebiyata aktarabilmiş bir yazar olarak Hans Fallada ülkemizde yeterince tanınmadı.

Birkaç yudumcuk içki
?Ayyaş?ı okuduğunuzda roman kahramanı Erwin Sommer ile roman yazarı Hans Fallada?nın aynı psikoloik sorunlarla boğuştuklarını, aynı dertten muzdarip olduklarını göreceksiniz. Ancak alkol bağımlılığı ve hapishane/hastahane süreci dışında başka bir benzerlik yok. Ziraat ürünleri toptancısı Erwin Sommer 41 yaşında, evli, toplum içinde saygın bir yer sahibi. Karısı Magda ile aşk evliliği yapmış, on beş yıl kavgasız dövüşssüz bir ilişki sürdürmüş, işini karısı sayesinde ilerletmiş. Ancak bir şeyler var yolunda gitmeyen. Kendisini işinde başarısızlığa uğramış hissediyor Sommer. Aynı zamanda karısının artık onu eskisi kadar önemsemediğini düşünüyor. Bu durumu halletmek için bulduğu çare hiç de yaratıcı sayılmaz; birkaç yudumcuk içki? Kısa zamanda yudumların sayısı artacak, Sommer karısından gizli meyhanelere dadanacak, evdeki şişeleri tüketecek ve alkolikliği gizlenemez bir hal alacaktır. Sarhoş olduğu bir gece Magda?yı istemeden de olsa yaralaması bardağı taşıran son damladır. Önce tutuklanır, mahkemeye çıkana kadar ?uzun bir süre- hapishanede yatar, mahkemesi görüldüğünde ise akıl hastahanesine nakledilir. Bunun kurtuluş olduğu düşünür ama değişen bir şey yoktur aslında…
Sommer kapatıldığı akıl hastahanesinde zor günler yaşar. Çok eşitli insan tipiyle, çok fazla tarajediyle, sefaletin en vahşi görünümleriyle karşılaşır. Hepsinden kötüsü buraya kapatılmış insanların kaderlerini belirleyen yöneticilerin sonsuz bir güce sahip olmalarıdır. Bu gücün karşısında çaresiz kalan Sommer için eski hayatına geri dönme umutları tükenmiştir; ?Buradaki dünyanın bir cehennem olduğunu söylememiş miydim? Bu cehennemde her şey vardı, sevgi de; fakat burada sevgi bile yozlaşmış, kokuşmuştu! (?) Ama bana ne bütün bunlardan? Dışarıdaki dünyadan bana ne?

Faşizmin allegorisi
?Ayyaş? hızlı akan, kahramanın duygularına eşlik ettirmesini bilen, yer yer öfkelendiren, sorular sorduran, etkileyici bir roman. Kurgu açısından tek sorunu Erwin Sommer?in birkaç yudumla başlayan içki tutkusunun alkolikliğe dönüşmesindeki hız. Kahamanın dönüşümündeki hızın yazarın bu romanı tamamlama hızıyla (iki hafta) bağlantılı olduğunu söylemek mümkün. Fallada, bireyi alkolikliğe götüren koşullardan ziyade alkoliklikten sonraki süreçlerle ilgilendiği için ilk bölümü kısa geçmiş. İkinci bölümdeki anlatı söz knusu eksikliği fazlasıyla gideriyor. Roman kahramanının önce hapishanede, sonra akıl hastahanesinde geçirdiği günler, çaresizliğin pençesindeki kıvranışları çektiği acılar, paranoyakça düşünceler, korkular, sanrılar? Fallada bütün bunları çok iyi yakalamış ve yansıtmış. 1930?ların ya da 40?ların Almanyası?nda bireyin içine düştüğü cehennem genel bir insanlık durumuna, giderek kapitalist sistemin eleştirisine dönüşüyor. Mesela Sommer?i içkiye sevk edenin iş ve aşk hayatındaki kazançlarla rütbelenen erkek kimliğini taşımakta zorlanması oluyor? Hukuk müessesesinin iflas etmişliği. Toplumda adalet ve vicdan duygusu yoksunluğu. Normları çiğneyenlerin kapatıldığı akıl hastahaneleri. Görünmeyen ama bu cehennemi dünyanın tıkır tıkır ilerlemesini sağlayan totaliter bir güçün varlığı?
Romanın geçtiği tarih belirsiz. Naziler?den, Hitler?den ,Üçüncü Reich?tan da söz edilmiyor hikayede. Ama alkolün, alkol bağımlılığının, akıl hastahanesine kapatılmanın ve oradaki düzenin çok daha derin anlamlar ifade ettiğini çıkarabiliyoruz. Ayyaş olan Sommer değil Almanyanın kendisidir; Nazizim ise Almanya ?nın içkisi?.
Otoriteryen/totaliteryen bir yönetim altındaki bireyin felce uğramışçasına koşulsuz boyun eğmişliğini alkolik olma haliyle eşleştirmiş Fallada. 70 yıl öncesinde yazılmış ?Ayyaş? 21. yüzyıl insanının, yani bizim çaresizliğimizi, bağımlılığımızı, düşkünlüğümüzü ortaya koyuyor.

Bir alkoliğin hatıra defteri
Asıl adı Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen olan Hans Fallada, 1893-1947 yılları arasında yaşamıştı. Eğitimli, üst sınıftan bir ailenin çocuğuydu ve edebiyatla küçük yaşta tanışmıştı. İlk ve öğrenimi için Almanya ?nın seçkin okullarına gönderildi. Ne var ki 18 yaşındayken başından geçen bir olay kaderini değiştirecektir. 1911 yılında, düelloda arkadaşını öldürdüğü iddiasıyla tutuklanır. Aslında birlikte intihar etmeyi planlamışlar, silahlarını karşılıklı ateşlemişler, arkadaşı ölmüş, Fallada ise yaralanmıştır. İşte Fallada?nın yaşamı boyunca yakasından düşmeyecek madde bağımlılığı ve psikiyatrik tedavi süreci böyle başlar.
İlk romanı ?Der junge Goedeschal? 1921?de, ?Anton und Gerda? 1923?te yayımlanır. 1931?de yayımlanan ?Bauern, Bonzen und Bomben? de ses getirmez. Fallada?nın kötü kaderini ertesi yıl yazdığı ?Küçük Adam Ne Oldu Sana?? romanı değiştirecektir. Okuyucuların büyük beğenisini kazanan roman 1934 yılında Holywood yapımcıları tarafından sinemaya aktarılmış, Hans Fallada adını bütün dünyaya duyurmuş ve mali sorunlarını çözmesini sağlamıştı. Elbette Naziler?in de kulağına gitti Fallada?nın ismi. Kitabı yasaklandı, yazarı Nazi karşıtı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle bir süre tutuklu kaldı. Ancak baskılara boyun eğmedi, zor koşullarda yaşamasına rağmen ülkesini terk etmedi ve yazmayı hem de verimli bir şekilde sürdürdü. Ne var ki ülkedeki boğucu atmosfer onu alkol kullanmaya sürükleyecekti. Alkol krizine girdiği bir anda karısını darp edince bir süre hapiste kaldı. Hapiste tamamladığı ?Ayyaş? bu olay etrafında geçen otobiyografik bir romandır. 1946?da ?Herkes Tek Başına Ölür?ü yazdı. 1947?de uyuşturucuya bağlı kalp yetmezliğinden Berlin?de öldü.

Kitabın Künyesi
Ayyaş
Hans Fallada
Editör : Berrak Göçer
Çeviri : Ahmet Arpad
Everest Yayınları
2012, 336 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Duman (Ciltli) – Ivan Sergeyeviç Turgenyev

İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa'da ve ülkemizde eserleri ilkönce çevrilen 19. yüzyıl Rus yazarlarındandır. Döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek...

Kapat