Bellek Tazeleme: 20 Eylül 1985 / Her ölüm gibi erken: Ruhi Su – Serdar Türkmen

Merak ediyorum, o pasaport duruyor mu? Hani Ruhi Su’ya ‘sakıncalı’ fişinden dolayı uzun süre verilmeyip iş işten geçtikten sonra verilen pasaport… Hani artık kullanılmasına gerek olmayan pasaport. Hani şu ‘bir defaya mahsus’ verilen…

?O kullanılamayan pasaport özenilerek saklansın; çünkü bizden sonraki kuşaklar bugünü öğrenmek ve anlamak için o kullanılamayan pasaportu müzede görmelidirler? diye yazmış Aziz Nesin(1) ; Ruhi Su’nun ölümünün ardına.

Çetin Altan’ın, ?Ne kravatımızı Ulvi Cemal’e kaynaştırabiliyor, ne kravatsızımızı arabeskten kurtarabiliyoruz?(2) tespiti, tam da Ruhi Su’nun ‘tepeden inme kültürel yenicilik’e teslim olmadan ve geçmişin kültürünün gerici taraflarını ayıklayarak özgün bir üslup oluşturmasıyla çözülebilirdi.

Şunu belirtelim, Ruhi Su’nun müziği tesadüfi bir müzik değildir. Ayakları sağlam bir kuramsal temele basar. Nitekim Ruhi Su’nun, dönemin kültür-sanat dergilerinde ve gazetelerinde yayınlanmış, özellikle türküler, çok seslilik, kültür perspektifi üzerine önemli pek çok yazısı var. Yani teorisine de kafa yoruyor bu işin, ?doğu-batı sentezi? deyip çıkmıyor işin içinden. Yürüttüğü tartışmalar halen eritilebilmiş değil.

Bunların yanı sıra dönemin Varlık, Sanat Emeği gibi dergilerinde yayınlanan şiirleri de var.

Bir tanesi:

NİNNİ(3)

Seninki bende kilitli
Benimki sende kilitli
Anahtarlarını atalım suya

İster bir altın inek içsin
İster şehirlerden geçsin su
Kilitler varınca uykuya

Yaz gelsin çözsün
Kış gelsin sarsın
Rüzgar geçen günleri koparsın
Bir de takvim asalım kapıya

Ama Ruhi Su denilince akla baskı, zulüm, öte yandan da onurlu bir yaşam geliyor. Ruhi Su’ya yapılanların kronolojik bir dökümünü verip sıkıcılaşmaktansa, Zeynep Oral’ın bir yazısından arak yapalım:

(…)
Yüreğimi saran şunlar:

Ruhi Su’yu cezaevlerinde, demir parmaklıklar ardında tuttular. (Tehlikeliydi) Yetmedi, emniyet gözetiminde sürgüne yolladılar. (Çok tehlikeliydi!) Yetmedi, konservatuardan, hocalıktan, operadan kovdular. (Çok sakıncalıydı) Yetmedi, plaklarını yasakladılar. Yetmedi, konserlerini yasakladılar! Yetmedi, yurtdışından aldığı hocalık tekliflerini engellemek ve tedavisini önlemek için, yurtdışına çıkışını yasakladılar.

Ve böylece, vatan kurtardılar.(4)

Ruhi Su’nun tavrı ‘devrim’den yanadır.

ATASÖZÜ

Dinleyin arkadaşlar, bir atasözümüz var
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar
Kıyamet dedikleri, ha koptu ha kopacak
Yoksuldan halktan yana, bir dünya kurulacak

Görmüşler ileriyi, atalarımız demek
Herkese yeter dünya, herkese yeter ekmek

Ruhi Su, ?Benim kabem insandır? demiştir, hemen sonraki dizede ?Benim kabem sevgidir? demiştir ve ?emektir? ve ?dünyadır?.(5)

Hatırlatalım, Hasan Hüseyin’in ?sesi ününden kocaman? sıfatıyla andığı, bir bağlama; ‘telli kuran’ üstadından bahsediyoruz.

Türküleri yorumlayış üslubundan kaynaklı, ?halk türküleri opera gibi değil halk gibi söylenir? benzeri eleştirilere sıklıkla maruz kalır.

Bu eleştirilere verdiği cevapsa aydınlatıcıdır:

?Aldığım müzik kültürü beni hammaddede kalan bir taklitçi durumunda bırakamazdı. Daha açık bir deyimle, ben halk türkülerini olduğu gibi değil, olması lazım geldiği gibi almaya mecburdum?.(6)

Türkülerin, halkın ta kendisi olduğunu sıklıkla vurgular Ruhi Su. ?Bir düzen türkülerden korkmaya başladı mı artık o düzeni kimse ayakta tutamaz?(7) ifadesiyle de bir kez daha söylediği gibi türkülerin gücüne de yürekten inanır.

Dönemin ‘ünlü’ aşıklarından Aşık Veysel, Ruhi Su’yu bir dost ortamında dinledikten sonra, ?Dağlarda bir çiçek olur, onu alır şehre getirirsin. Belki daha güzel bir çiçek olur ama o eski kokusunu belki bulamayız? gibi ‘güzel görünüyor ama tadı yok’ anlamında bir metafor kurmuşsa da Ruhi Su, zaten o ‘başka çiçeği’ arıyordu. Geleneği aynen sürüdüren değil, ‘geliştiren’ çalışmaların peşindeydi.

Ruhi Su, bir ayağı çokseslilikte, bir ayağı anadolu motiflerinde, elinde bağlaması, sırtında Karacoğlan’ı, Pir Sultan Abdal’ıyla, dik duran başı ve onurlu yaşamıyla daha çok yazının konusu olmalı/olacak.

Notlar:
(1) Cumhuriyet, 23.09.1985
(2) Güneş ? 22.09.1985
(3) Varlık Dergisi, 15.06.1940
(4) Zeynep Oral, Milliyet, 21.9.1985
(5) Ruhi Su – Tevhit, buradan dinlenebilir
(6) Orhan Kemal ile söyleşi, Yeditepe, Sayı 21, 15.11.1952
(7) Hasan Hüseyin ile söyleşi, Forum, sayı 336, 1.4.1968

Serdar Türkmen
serdaryturkmen@gmail.com
19 Eylül 2011
İzmir

Bu yazı aynı zamanda http://www.halksanat.org sitesinde yayımlanmıştır.
Linki: http://www.halksanat.org/2011/09/bellek-tazeleme-20-eylul-1985-her-olum.html

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
İhanete ödül ihanettir! – Sungur Savran

Uluslararası Hrant Dink Ödülü, 15 Eylül?de yapılan bir törenle Ahmet Altan?a verildi. Bu gerçek bir skandaldır. Ahmet Altan?ın Genel Yayın...

Kapat