Beyazlar Kirli, Hasan Bülent Kahraman. ‘Bütün renkler hızla kirleniyordu / birinciliği beyaza verdiler’ Özdemir Asaf

Hasan Bülent Kahraman?ın ilk kitabı Beyazlar Kirli’de aydınları içeriden bir gözle eleştiriyor. Aydın kavramını tartışıyor. Aydın ve toplum ilişkisini irdelerken çuvaldızı aydınlara batırıyor. 1989 yılında ilk baskısını yapan eleştiri/deneme kitabının isim babasının Attilâ İlhan olduğunu bu yeni baskıdan öğrendik. Kahraman, ?Kirli Beyaz? ismini koymayı düşünürken Attilâ İlhan?dan ?Beyazlar Kirli? önerisi gelmiş. Bu iki isim arasındaki fark sadece iki sözcüğün yer değiştirmiş olması değil. ?Beyazlar Kirli?de müthiş bir iddia var. Kararlı bir tutum var. Hatta buna bir tür itham da diyebiliriz. Gerçekten de Hasan Bülent Kahraman?ın kitaptaki her yazısı eleştiri yüklü. Her yazının bir tezi var. Lafı dolandırmadan ifade edilmiş tezler bunlar. İşte ?Beyazlar Kirli? tam da buna yakışan bir isim. Hem anlam yüklü, hem de bir şiir dizesi gibi etkili… Kahraman, yazılarında özellikle günümüzün entelektüel dünyasında zor yapılan bir şeyi yapıyor. İşte tam da burada ?Beyazlar Kirli? ismi yeniden anlam kazanıyor. Herkesin kolayca söyleyemeyeceği bir şeyi dillendirmiş oluyor yazar. Herkesin beyaz gördüğünün aslında ?kirli? olduğunu ifade ediyor. Bir nevi ?Kral çıplak!? diyor…

Beyazlar Kirli?yi ikiye ayırabiliriz. Birinci bölümde Kahraman?ın fikirlerini daha çok teorik düzlemde ele aldığı yazılar yer alıyor. Yazar bu bölümde günün meselelerine, dönemin edebiyat ve kültür dünyasındaki tartışmalara yönelik fikirlerini açıklıyor. ?Çakıltaşları? başlıklı bölümde ise bu genel değerlendirmeler örnekler üzerinden açıklanıyor. Bu bölümde Ahmet Oktay, Enis Batur, Selim İleri, İsmet Özel gibi isimlere yönelik oldukça sert eleştiriler de dile getiriliyor. ?Birinci bölüm? diye ifade ettiğim, yazarın görüşlerini teorik düzlemde tartışmaya açtığı bölümde ele alınan konular, bugünün konularından neredeyse hiç farklı değil. Batılılaşma meselesi; ulusal kültür ve bölgesel/etnik kültür ilişkileri; aydının kendi toplumuna yabancılaşması; Avrupa ile ilişkiler… Bu nedenle, Hasan Bülent Kahraman?ın yirmi yıl önce yayımlanmış kitabının aradan geçen yirmi yıla rağmen eskimediğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Beyazlar Kirli, 1980 darbesinin hemen ardından ve o dönem tüm dünyada beliren liberalizm rüzgârının sıcaklığında kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. Kitabın ilk bölümü Yeni Düzen/Yeni Kültür, başlı başına 1980 sonrası toplumsal ve kültürel yapıyı irdeliyor.

Kapitalizme entegre aydın olur mu?
Hasan Bülent Kahraman, kitabında hangi konuyu tartışırsa tartışsın temel eleştirisini dönemin aydınlarına yöneltiyor. Örneğin, arabeskin 1980?li yıllarda bir resmi devlet politikası olarak ortaya çıkışı karşısında aydınların konuya sınıfsal bir açıdan yaklaşmamış olmasını eleştiriyor yazar. Burada da en temel eleştiriyi ?toplumcular?a yöneltiyor yazar, ?toplumcular?ın bu konuda yeterince düşünce üretmediklerini belirtiyor.

Türk edebiyatının temellerini yeterince kurmamış olmasının nedenleri üzerinde dururken de, aydınlarımızın altyapıyla ilgisi olmayışına vurgu yapıyor: ?Aydın neredeyse her şeyden bağımsız, her şeyden arınmış, kendi iç dünyasında yaşayan bir varlıktır.?
Hasan Bülent Kahraman, Aydınların Halleri başlıklı bölümde aydınlara yönelik eleştirilerini ayrıntılarıyla temellendiriyor. Kahraman?ın bu eleştirilerinde ?sınıfsal bakışı? esas aldığı net bir biçimde görülüyor. Kahraman ?kapitalizme entegre olmuş? bir kişinin aydın sayılamayacağını söylüyor. ?Bana kalırsa, sağcı aydın olması pek mümkün değildir? diyor. ?Düzenle bu denli kaynaşmış, düzene bu denli eklemlenmiş bir ?sınıf?ın toplumu değişime iteceğini düşünmek olanaksızlaşıyor? diyerek de aydının ?değiştirme? görevine işaret ediyor.

Kahraman?ın aydına yönelik yukarıda da değindiğim, ?her şeyden bağımsız ve arınmış olması? eleştirisi diğer yazılarda sık sık ifade ediliyor. Ayrıca bu arınma halinin, kendini soyutlama halinin ?bugünden soyutlama? ve ?geçmişe yönelme? olarak da kendini gösterdiğini belirtiyor Kahraman. Nostalji başlıklı yazısında, aydının ?yerleşik değer yargıları?ndan kaçıp geçmişe sığındığını belirtiyor. Bunu da tipik bir örnekle açıklıyor: ?Aydın son yıllarda Pera?ya karşı özel bir ilgi duymaya başladı ve o yitik Pera?yı aramaya koyuldu. Nedir Pera? (…) Galata bankerlerinin, dolayısıyla emperyalist finans kapitalin ve yerli işbirlikçilerinin buluştuğu yerdir. Hıristiyan kültürünün egemen olduğu, yerli değer yargılarının dışlandığı alandır.? Ve devamında şöyle diyor Kahraman: ?Çünkü ben başından bu yana aydınımızın toplumdan kopuk ve ona yabancı olduğunu söyledim.?
Hasan Bülent Kahraman gerçekten de diğer tüm yazılarında aydının bu yabancılığını ve kendini ?yalnızlığa? nasıl mahkûm ettiğini tartışıyor.

Dün ve Bugün
Kahraman, yirmi yıl önceki kitaba yazdığı Önsöz Gibi başlıklı bölümde kendi yaşam öyküsünü, Türkiye?nin siyasal ve toplumsal gelişmeleriyle paralel bir biçimde okura sunuyor. Fikirlerinin, dünya görüşünün oluşum aşamalarının buradan izlenebileceğini söylüyor. Bu bölümde Kahraman?ın Cumhuriyet devrimi ile geleneksel aile yapısı arasında bir sıkışma yaşamış olduğunu öğreniyoruz. Türk modernleşmesine bugünkü bakışının izlerini de orada bulmak mümkün sanıyorum. Önsöz Gibi?yi bu yeni baskı için, bıraktığı yerden bugüne getirmesi Hasan Bülent Kahraman?ın bugünkü düşünce evrenini kavramamız açısından ilgi çekici olabilirdi.

Bir yazısının sonunda Kahraman, ?Emperyalizm kavramını bilmeden ve tarih okunmadan bu soruyu cevaplamak mümkün değildir? diyor. Kitapta yer alan tüm yazılarda, ?sorulara verdiği yanıtların? ikna ediciliğinde bu bakış açısının etkisi olmalı. O zamanlar ?tarihin sonu geldi? tezleri egemenliğini kurmamıştı. Hasan Bülent Kahraman?ın bakışı da tarihten besleniyor, emperyalizm kavramını da belleğinin bir köşesinde saklı tutuyordu. O zamanlar ?kapitalizme entegre olmamak? kuşkusuz daha kolaydı.”
Irmak Zileli, Radikal Gazetesi Kitap Eki 27.06.2008

Kitapta önce toplumu, sonra aydın kavramını, en son da aydınları irdeleyen Kahraman’ın ikinci baskıya önsözü ise hayli çarpıcı: “Özdemir Asaf, ‘Bütün renkler hızla kirleniyordu/ Birinciliği beyaza verdiler’ diyordu. Kirlenme hızında birinci olduğu için bunu, yani beyazların kirlenmesini, kirli olmasını bir yazgı gibi görenler ve doğal karşılayanlar olabilir. Neyse ki, 20 yıl sonra da kendimi onlardan birisi saymıyorum.”

Hasan Bülent Kahraman’ın Hayatı
(d. 1957, Kars), yazar, sanat eleştirmeni, akademisyen.
Kars’ta başladığı ilköğrenimini Ankara’da tamamladı. Ankara Koleji’nin orta ve lise bölümlerini bitirdi. Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Ekonomi dalında yüksek lisans, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi dalında doktora yapan Hasan Bülent Kahraman, Hacettepe, ODTÜ ve Bilkent Üniversiteleri’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. 1977 yılından itibaren bağımsız yazar ve sanat eleştirmeni olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
1991 ve 1996 yılları arasında Kültür Bakanlığı Başdanışmanı, 1992 ve 1993 yılları arasında Kültür Bakanlığı Yayınlar Dairesi Başkanı olarak görev yaptı. Uzun yıllar Radikal Gazetesi’nde yazdı. Rotterdam Belediyesi Sanat Kurulu üyeliğinde bulunmuştur. Eczacıbaşı İstanbul Kültür Sanat Vakfı Danışma Kurulu üyesidir. Araştırma alanları Türk siyaseti, siyasal kuramlar, sosyal kuram, yapısalcılık sonrası felsefe, kültürel araştırmalar, görsel kuram, modern Türk edebiyatı, Türkiye popüler kültürü olarak sıralanabilir.
TÜSES, SODEV, Tarih Vakfı, Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Middle East Studies Association of North America üyesidir.
Eserleri
? Beyazlar Kirli (eleştirmeler, 1989)
? Bir Sürekli Cehennem (eleştiri yazıları, 1990)
? Yeni Bir Sosyal Demokrasi İçin (yeni tezler, 1991)
? Sosyal Demokrasi, Türkiye ve Partileri (1993)
? Sağ, Türkiye ve Partileri (1995)
? Yahya Kemal Rimbaud’yu Okudu mu? (1997)
? Türk Şiiri, Modernizm, Şiir (2000)
? Cam Odada Oturmak (2002)
? Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri (2002)
? Postmodernite ile Modernite Arasında Türkiye (2002)
? Cinsellik, Görsellik, Pornografi (2005)
? ABD Bu 11 Eylül’ü Çok Sevdi (2006)

Beyazlar Kirli, Hasan Bülent Kahraman, Agora Kitaplığı, 2008, 160 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, İnceleme
Karşıdevrimciler – Devrimciler 2, Kaan Arslanoğlu

Kaan Arslanoğlu'nun romanı Karşıdevrimciler yayınlandığında ?Onu pisliğin ortasına attım. Yolu açık olsun.? diye yazdı. Biz alalım pisliğin ortasından, okuyalım, tartışalım,...

Kapat