Bir Bilim İnsanı Trofim Denisovich Lysenko ? Okan Yolcu

Trofim Lysenkoyu araştırmaya başladığınızda sarp yollar sizi bekliyor demektir. Denilebilir ki bilim tarihinin en çok haksızlığa uğrayan-arkadaşlarıyla birlikte- ismidir. Doğanın işleyiş mekanizması olan diyalektik materyalizmi en doğal şey olan doğaya uygulamasından dolayı ve sosyalist-stalinist -olmasından dolayı bilimin ?lanetli? ismi haline getirilmeye çalışılmış döneminin en büyük genetikçi ve tarım uzmanlarından-agronom- biridir. Araştırdığınızda onun hakkında okuyabileceğiniz tek şey ?arkasına Stalin’in politik gücünü alarak yükselen ve bilimdeki yanlış uygulamalarında dolayı halka büyük acılar çektiren ama sosyalist olduğu için Stalin’in buna göz yumduğu bir bilim insanıdır? diye bilinir. Bu söylemleri kendini solda tanımlayanların da-liberal sol, Menşevik-Troçkistler vs.- kullanması sonucu ismi neredeyse lanetli hale getirilmiştir. Çalışmaları ?zararlıdır? denilerek incelenmemiş, araştırılmamış, çevirilmemiş ve hatta yasaklanmıştır. Bu nedenlerden dolayı onun hakkında çok az bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu söylemi kullananlar kendilerini haklı çıkarmak için birkaç olayı kanıt olarak sunarlar. Bunlardan biri Sovyet coğrafyasının önemli bir bölümünün tarıma elverişli olmamasından dolayı yaşanan bazı olumsuzlukların başka nedenlerle de devam etmesi sonucu tarihe ?Lysenko Olayı? diye bilinen ve onun lanetlenmesinin bahanesi olan olaydır. Bir diğer nedende Sovyetlerde genetik biliminin ?burjuva bilimi ? denilerek yasaklanmasının baş aktörü olduğu esprisidir. Bu nedenler Stalin’e ve sosyalizme bağlanarak ??sol?cuların çanak tutmasıyla-komünizm karşıtı propagandanın aracı haline getiriliyor. Ancak ne genetik yasaklanmıştır ne de? Lysenko Olayı? kestirip atılabilecek bir olaydır.

Trofim Denisovich Lysenko kimdir?
Ukraynalı yoksul bir köylünün oğlu olan Lysenko. 1925 yılında Kiev Tarım Enstitüsünü bitirir. 1934?te Ukrayna Bilimler Akademisi 1935?te SSCB Tarımsal Blimler Akademisi 1939?da SSCB Bilimler Akademisi üyeliğine seçilmiş ve başkanlık yapmıştır. 1948 genetiğin yasaklandığı yaygarasının koparıldığı döneme gelindiğinde Lysenko, 3 Lenin ve 2 Stalin ödülünü kazanmış önemli bir bilim insanıdır. Stalin döneminden sonraki revizyonist Kruşçev döneminde de başkanlığa devam etmiş ve 1961-1962 arası istifa etmesine rağmen tekrar göreve gelmesi istenmiş ve 1964 yılına kadar da görevinde yer almış bir bilim insanıdır. Stalin döneminin bilim insanı yaftalaması da boşa çıkmış oluyor.

İvan Benediktov 1980’de yaptığı söyleşi de şunu belirtiyor.
“Lisenko’nun çalışmaları temelinde “Lyutentses-1173” ve “Odesskaya-13” yazlık buğday türleri, “Odesskiy-14” arpası, “Odesskiy-1” pamuğu gibi tarımsal kültürler yaratıldı. Soğuklandırma ve pamuk kakması gibi agroteknik yöntemler geliştirildi. Lisenko’nun sadık öğrencisi, hayatının sonuna dek ona saygı duymuş olan Pavel Panteleymonoviç Lukyanenko, muhtemelen en yetenekli seleksiyonerimiz idi. Lukyanenko’nun aktifinde 15 kışlık buğday türü vardır. Bunlar arasında dünya çapında tanınmış olan “Bezostaya-1”, “Avrora” ve “Kavkaz” türleri de bulunur. Lisenko’nun “eleştirmenleri” ne derlerse desinler, ülkenin tahıl tarlalarında bugün de onun yandaşları ve öğrencilerinin yetiştirdiği tarım kültürleri egemendir. Keşke böyle “şarlatanlardan” daha fazla olsaydı! O zaman herhalde rekolteyi artırma sorununu çoktan çözmüş olurduk. Ülkenin tahıl gereksinimi sorunu da gündemden düşerdi. Genetikçilerin başarıları ise henüz çok daha mütevazı ve bu zayıf konumlarından dolayı değil mi ki, düşük pratik yararlarından dolayı değil mi ki rakiplerini çığırtkanca suçluyorlar?” (Bkz. Stalin ve Hruşçov hakkında İvan A. Benediktov ile Söyleşi, Yazılama Yay., 2008, sf. 53).

Lysenko Olayı
Çarlık Rusya döneminde sanayi yeterince gelişmemişti. Üretimin en önemli bölümünü tarım oluşturuyordu. Sovyet topraklarının önemli bir bölümünün-Sibirya, Orta Asya- tarım için elverişli olmaması yeni yöntemlerin bulunmasını ve tarım yapılamayan yerlerin tarıma elverişli hale gelmesini Sosyalist Rusya?nın önüne getirdi. Botanik bilimci Miçurin’in ünlü sözü onlara yol gösterdi, ?Nimetlerini bize sunması için doğayı bekleyemeyiz; onları onun elinden söküp almalıyız? Miçurin’in yolunda yürüyen Lysenko da bu doğrultuda halkın üç yüzyıl boyunca kullandığı tohum depolama olayını bilimsel temellerde sistematize ederek vernalizasyon sistemini geliştirdi. Vernalizasyon sistemi tohumların ısıtılıp ya da soğutularak baharlık tohumların kışlık, kışlık tohumların baharlık hale getiriyordu. Bu sistem sayesinde tohumun ekin verme döngüsü kısaltılıyor ve yılda birkaç kez ürün elde etme şansı oluyordu. Böylece tahıl ürünleri iki-üç katına çıktı. Vernalizasyon sistemi önemli bir başarı sağlamıştı. Ancak beklenilmeyen bir durum yaşandı. ?1927-1928 ve 1928-1929 yıllarında, üst üste, çok ama çok sert iki kış daha görüldü. Lisenko ve arkadaşlarının uyguladıkları vernalizasyon[9] yöntemine göre ekilmiş 32 milyon akrelik kış buğdayı, bu iki yıllık olağanüstü soğuklarda yok oldu?(özgürlük dünyası der. ,ekim devrimi ve bilim başlıklı yazı). Bundan sonraki süreçte tam toparlanırken İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı yaşandı ve tahıl üretimi düştü. Savaştan en az beş yıl sonra tahıl üretimi toparlanabildi. İşte? Lysenko Olayı? bu süreçtir. Bu durum Lysenko ardından Stalin ve sosyalizme karşı yıllarca komünizm karşıtı propanganda aracı olarak kullanılıyor. Ola ki burada uygulanan sistemin yanlış ve çok tehlikeli bir sistem olduğunu varsayalım ve sosyalizmi yargılayalım. Peki kapitalistlerin bütün uygulamaları da değil-zaten binlerce kitap tutar- birkaç uygulamasına bakalım ve kapitalizmi yargılayalım onlar bunu kabul edecek mi ? Bu sorunların hepsi net bir şekilde kapitalizm sorunu olmasına rağmen. Bugün 1 milyar insan açlık 4 milyar insan yoksulluk sınırında bunun sorumlusu kapitalizm değil mi? Bütün savaşların ölümlerin sorumlusu kapitalistler değil mi? Öjenizm denilen insanların biyolojik ıslahı çalışmaları sonucunda Avrupa?da ve ABD?de yüzbinlerce kişi kısırlaştırıldı. Hitler Almanyasının sonucunu söylemeye gerek yok.

Genetik? Burjuva Bilimi? denilerek yasaklandı mı?
Diyalektik düşünemeyenler Lysenko’yu Neo-Lamarckçı veya genetiği reddeden kişi olarak empoze etmeye çalışıyor. Ne Lysenko tarafından ne de Sovyetler Birliği tarafından genetik hiçbir zaman reddedilmedi. Bütün bilimlerde olduğu gibi biyolojide de materyalizm ile idealizm arasındaki savaşın hikayesidir. Mendelci-Morgancı klasik genetiğin temsilcileri kromozomların-genlerin çevreden sadece mutasyonlar sonucu etkilendiğini kromozomların izole bir yapı olduğunu dile getiriyorlardı. Çevre-gen ilişkisinde sadece genler üzerinde durularak idealist-metafizik çizgi safında duruluyordu. Bunun sonucunda genler değişmez birer yapı haline geliyordu. Bunun idealist yansıması ise ?Kader?dir. Herkes genlerinde yazılanı yaşar!

Bir çok karakterin ?insan davranışlarınında genetik olduğu üzerinde durularak insan doğasında bencillik-inanç-ırkçılık genleri olduğu sonucuna ulaşılıyordu. Böylece emperyalizmin dünya halklarını köleleştirilmesi aklanıyordu. Yönetici genlere sahip olanlar ve yönetilen genlere sahip olanlar oluyordu. Bu Mendelci-Morgancı çizginin günümüzde iki versiyonu bulunuyor: Evrimsel Psikoloji ve Sosyobiyoloji.

Miçurinci Lysenko diyalektikçi biri olarak çevre-gen ilişkisinde ikisinin diyalektik birlikteliğini savunuyordu. Zaten vernalizasyon sistemi de izole kromozom-gen esprisini yerle bir etmişti. 1948’de genetiğin yasaklandığı denilen büyük yaygara koparılan şey aslında Miçurinci materyalist çizginin geliştirilerek savunulmasının istenmesidir. Bunun için hiçbir baskı olmamıştır.
Kimi zaman çevreyi biraz abartarak biyolojik determinizm izlerine rastlansada söylendiği gibi Neo-Lamarkçı bir çizgide hiçbir zaman olmamıştır. Ona bu etiket yapıştırılarak Darwinci evrimi savunmadığı denilerek bu sefer gerici bir saldırı yapılıyor. Gerçekte ise Darwinci çizgiyi geliştirerek materyalizm temelleri üzerine oturtmuştur.

Marx-Engels tarafından burjuva ideolojisine karşı başlatılan her alanda savaş Sovyetlerle birlikte emperyalizmi tehdit eder duruma gelmiştir. Birçok diyalektikçi bilim insanı yetişerek emperyalizmin ideolojisi deşifre ediliyordu. Rahatsızlık bundan kaynaklanıyordu.
Sonuç olarak Lysenko üzerine yapılan bütün karalamalar Sovyetler Birliğinin kurucularına-prolateryanın büyük öğretmenleri Lenin ve Stalin’e- onların kurduğu sosyalist topluma karşı saldırıdır.

Bizim kendini solda tanımlayanların-Yankı Yazgan gibileri- Lysenko’ya saldırıları da bu bağlamda ele alınmalıdır.

Bilimin her alanında diyalektik materyalizm savunularak eskiye karşı yeninin savaşı verilmelidir.
Devrimci Diyalektikçiler Cephesini kurmamız bir zorunluluktur!

Yaralanılan kaynaklar:
“Özgürlük Dünyası, Ekim Devrimi ve Bilim” başlıklı yazı
İvan Benediktov ile söyleşi(sol.org)

Okan Yolcu
Biyolog

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Kafka’nın mirası ve sırları – Fulya Canşen

Mirasçıları temyize giderse Kafka?nın mirasının bir bölümü kilit altında kalmaya devam edecek. Max Brod?un defalarca kurtardığı mirasla ilgili tartışmaların, Yahudi...

Kapat