Budala’ya Dair – Tahir Ürper

BudalaPrens Mışkin, her karşılaştığı karakterle kendinden bir şey kaybedecek ve hayatın; bedeninde,ruhunda bıraktığı izlerin derinliğini daha da açacak ve “budalalığın” doruk noktasına varacaktır.Yaşamın bütün bu durumlarında çevreyle oluşturduğu ilişkinin bir sorgulama alanı oluşturduğu görülür.Bu sorgulama bilincin içinde idrak etme kabiliyetiyle acının,intikamın her türlüsüyle yüzleşmeyi ve dışa vurmayı sağlar.

Aslında Prens Mışkin’in çevresi kendi benliğini oluşturan bütün unsurları taşır. Kendi içinde intikam duyguları besleyen Ganya’nın hınçla Prens Mışkin’e tokat atması kendi varlığını dışa vurma isteğidir bir yerde.Ganya?nın kişiliğinde bir varoluşsallık durumudur bu.
Prens Mışkin, her karşılaştığı kişinin kendi içinde barındırdığı ve masumiyetine inandığı dünyanın dışarıya kusma, gerçekliğe dönüşme halini gösterir bize.
Bir bütündür Prens Mışkin, sadece karşılaştığı olaylarla içinde yaşattığı dünyayı parçalamaya götürmez,inandığı ve masum olduğunu düşündüğü ideallerini de dağıtır.Dağılan bir umuttur bu.Doğal olarak beraberinde belki öfkeyi getirecek belki de bütününü kaybedecek uçsuz bucaksız bir denizin ortasına atlamayı ve kaybolmayı beraberinde getirecektir.Çevresini sarmalayan tehdit içinde şekillendirdiği dünyanın başka bir iç dünyaya dönüşme ihtimalini içinde barındırdığı endişe halini;sakin, peygamber tavrını gösterir ve burada temkinli bir duruş gösterir.Aslında Prens Mışkin kendi içinde parçalanmanın, dağılmanın hüzünlü akşamında sabaha kavuşamama duygusunu, üzüntüsünü beraberinde getirir.
Prens’in Nastasya’ya olan aşkının başlangıcı tablodan gördüğü Nastasya’dır. Kendi duygu dünyasına bir tablodaki görüntü vasıtasıyla oluşturur. Nastasya o tablodaki andır Prens Mışkin için.O anın etkilemelerini hep yaşamında hisseder.Dolayısıyla burada Prens Mışkin’in Nastasya ile hayali bir karşılaşma durumu yaşandığını söyleyebiliriz. Ama tek taraflı bir karşılaşma. Burada Prens, Nastasya’yı kendi dünyasına kolaylıkla alabiliyor. Çünkü tablo masumiyetini yansıtır.Bu kolay ve tahammül edilebilir bir durumdur Prens için.
Prens Mışkin,bir bütündür. Daha önce de belirttiğimiz gibi sadece karşılaştığı kişilerle, olaylarla parçalanmaya, dağılmaya götürür. Bu parçalanma, aslında Prens Mışkin’i yeniden insanı tanımlayan ve tanıma imkanı sunan bir dönüşüme götürür. Bu dönüşüm Dostoyevski?nin yarattığı karakterleri şahsında bizi insanı tanımaya, anlamaya, sorgulamaya vardırır. Bu dönüşüme giden yolda uzun bir yolculuk gizlidir.Bu yolculukta yanında geçmişini, hayallerini, umutlarını, masumiyetini, dehşetini kısacası insana dair ne varsa hepsini taşımaktadır.
Yolculuk duraklarda kesintiye uğrar. Bir duraktan diğer durağa mesafeler vardır.Bu mesafeler her durulan duraktan alınan izlenimlerle şekillenir insan suretinde.Dolayısıyla bir nevi geçmiş yaratılır.Tren ilk duraktır Prens için.Yani dış dünyayla ilk bağlantıdır.Sisli bir havayla buluşma başlangıcıdır aslında. Yüzlerde gizlenmiş gerçeklerin kapattığı sis..Yüzlerin sisli renginde yorgunluğun kapattığı yabancılık. “Gece boyunca gözleri ağırlaşmış, yüzleri yorgunluktan sis rengini almıştı.” (1) der Dostoyevski.
Bu duraklardan biri de idam mahkûmunun düşüncesidir.Düşüncesi şöyledir: “Epey yaşayacağız daha! Üç sokak var bundan sonra”Bu sokağı geçince öbür sokak gelecek, sonra da sol kolda ekmekçinin bulunduğu sokak”Oraya kadar dünyanın yolu var daha.” (1)
Burada zamanı durdurma çabası,yolculuğa direnme,mesafeleri parçalama isteği vardır. Her sokak onun dünyasında bambaşka dünyaları barındırır. Prens Mışkin, idam mahkûmunun düşüncesine dönüşür. Birinci sokakta durup hayatın farklılığını yaşamak ve birinci sokağın keyfini çıkarmak istemektedir ya da anlama kabiliyetini geliştirmek isteği vardır.Birinci sokakta General’in evine rast gelir. Yaşamını etkileyecek kişilerle karşılaşır.Kendinden farklı gözlerle karşılaşmasıdır bu. Onu alaya alan kadınların dünyalarıyla karşılaşma. Prens sevinç içindedir içten içe. Çünkü içini dağıtabileceği, parçalayabileceği kahramanları tanımıştır.Onun için kadınların alaylı konuşmalarına ses çıkartmaz ve sorularına temkinli cevaplar verir.Kadınların duygu dünyasını çözmeye çalışan Prens Mışkin,kendinden emin bir şekilde kozlarını oynamaktadır. Sinsice zihinlerine ulaşmaya ve bütünselliğine bir darbe vurmaya çalışmaktadır. “Birleştirme girişimi de hayatın normal mantığının bakış açısından aynı şekilde çelişkili görünür. Mışkin’in öbür karakterlerle ilişkileri de hayatın sıradan mantığının dışındadır”(2) der Bahtin. Buradan ikinci sokağa giriş yapabiliriz. Gerçekle karşılaşma. Nasatasya?nın haberi olmadan evine gitme isteği.Bu istek, onu düşündüklerini gerçekle bütünleşmeye götürür.Prens, Nastasya?nın evine gider. Orada kendisini hoş karşılamayanlar olsa da Nastasya’nın kusmasına belki de vesile olacaktır. Nastasya herkesin şaşkın bakışları altında Prens?e kendisiyle evlenip evlenemeyeceğini söyler. Prens,bu teklifi kabul eder ve her türlü zorluğa katlanabileceğini anlatır.Hayal kırıklığı,sevinç duygusunun doruğunda kendini belli eder. Yaşam Prens’in hayallerine benzemez. Nastasya’nın geçmişi,ihtirası karşı konulmaz bir şekilde dört duvara damgasını vurur.Prens’in suratına çarpan hayal kırıklığı, peygamber tavrını çatırdamaz. Dosteyevski yarattığı karakteri sabır taşına dönüştürür. Her türlü darbenin dayanıklılığını Prens Mişkin de gösterir. Felaket belirsizleşir. Belirsizleşen her şey hayatın döngüsüne kaptırmayı ya kolaylaştırır ya da zorlaştırır. “Mışkin’in hayata tam anlamıyla dahil olamadığı hayatta tam anlamıyla cisimleşemediği hayatta bir kişiliği belirleyen herhangi bir kesinliği kabullenemediği söylenebilir.Hayatın döngüsüne teğet geçer adeta.”(2) der Bahtin.

Yazan: Tahir Ürper
Diyarbakır Okuma Kulübü
(Diyarbakır Sanat Merkezi)

Alıntılar:
(1) Budala
(2) Dostoyevski Poetikasının Sorunları, Mihail Mihailoviç Bahtin, Metis Yayınları, çeviri: Cem Soydemir.

Kitabın Künyesi:
Budala
Özgün adı: İdiot
Fyodor Dostoyevski
Çeviren:Nihal Yalaza Taluy
Can Yayınları
Yayın tarihi:1982
653 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Kapitalizm Miadını Doldurdu mu? / Sermaye ilkesi, emek ilkesi tarafından ezilebilir mi? ? Suat Kamil Aksoy

Kapitalizm burjuva çıkarıyla anılır. Burjuvanın kendi çıkarını takip etmesiyle, toplumsal çıkarın da sağlanacağı varsayılır. Biz ise burjuva çıkarının ilerlemenin aleyhinde...

Kapat