Çarpıksa da bardakları kadehleri harikadır – Murat Meriç

M. Hakan Koçak, sendikal faaliyetlerde de bulunmuş bir sosyolog. ?Camın İşçileri?, ilk kitabı. Koçak, 584 sayfalık bu kallavi kitapta ?Paşabahçe işçilerinin sınıf olma öyküsü?nü anlatıyor.

Ahmet Kaya?nın 1993 tarihli albümü ?Tedirgin?de yer alan şarkısı ?Grev (Dilekçe)?, bir Attilâ İlhan şiirinden bestelenmiştir. Aynı dönemde Grup Yorum?un yaptığı grev şarkılarıyla birlikte alanlarda söylenen bu şarkı, oldukça etkilidir: ?Oy bilesin ki ben ha / Yerden cevahir söken / Zincirin yitirmiş dev / Erken üzredir feryadım / Grev hakkımı isterim / Grev!? Şarkılara, şiirlere, romanlara ve hatta Yeşilçam filmlerine konu olmuştur grevler. Bu kez, işçi sınıfı tarihimizin mühim grevlerinden biri, bir kitap aracılığıyla karşımıza geliyor: 1966 yılında yapılan Paşabahçe grevi. 15-16 Haziran?ı hazırlayan etkenlerden biridir bu grev. Kristal-İş olarak bilinen Türkiye Seramik Şişe ve Cam İşçileri Sendikası?nın kurulmasıyla başlayan süreç, 31 Ocak 1966 sabahı ?coşkuyla ve işçilerin tamamına yakınının katılımıyla? greve dönüşür. Silahlı saldırı dâhil pek çok engelleme çabasına rağmen grev başarıyla idare edilir ve büyük destek görür. Sonucu pek parlak değildir ama 1966 Paşabahçe grevi, memleket tarihinde bir kırılma noktası olur. Ayrıntısına girmeyelim, kitapta anlatılıyor. Üstelik bu bir ilk kitap değil. Meraklısı grevin bütün ayrıntılarına başka kitapları da olaya dâhil ederek ulaşma şansına sahip. Ancak bu grevin öncesi ve sonrası, onu hazırlayan etkenler gibi durumları öğrenmek için elimizde pek yeterli kaynak yok. Neyse ki bu eksik, yakın zamanda yayınlanan bir kitapla giderildi.

M. Hakan Koçak, sendikal faaliyetlerde de bulunmuş bir sosyolog. Emek tarihi, çalışma sosyolojisi, Türkiye işçi hareketinin sosyal yapısı ve gelişme dinamikleri gibi konularda araştırmalar yaptı, makaleler yayınladı. Üniversitelerde verdiği derslerle deneyimlerini gençlere aktardı, aktarıyor. İletişim Yayınları tarafından yayınlanan ?Camın İşçileri?, ilk kitabı. Koçak, 584 sayfalık bu kallavi kitapta ?Paşabahçe işçilerinin sınıf olma öyküsü?nü anlatıyor. Salt bir sendika tarihi değil bu kitap, yukarıda andığım gibi bir grev tarihi ya da bir fabrika tarihi de değil ama aslında hepsi birden! Memlekette örneği bol ?emek yazını?na büyük bir katkı ama aynı zamanda (kendi ifadesiyle) bu yazınla geliştirilen eleştirel bir diyalog denemesi.
Koçak, kitabı kendi doktora tezinden yola çıkarak yazmış. Aslında ?geliştirmiş? demek daha doğru: 2009 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü?nde verdiği ?Paşabahçe semtinde işçi sınıfının oluşumu, cam işçi hareketinin gelişimi ve yönelimleri? başlıklı tez, 1966?daki grevle noktalanırken kitap olayı bugüne taşıyor. Yazarın deyişiyle ?tezin temel taşları üzerinde yepyeni bir bina inşa edilmiş? oluyor. Bu ?yepyeni bina?, bol odalı, dehlizler ve tünellerle örülmüş bir konak aslında: Dışarıdan büyük görünüyor, evet ama asıl içine girdiğinizde kayboluyorsunuz. Her oda yepyeni bir dünya sunuyor önünüze, her dünya sizi bir diğerine yönlendiriyor. Üstelik geçişler de dolu dolu. Dediğimiz gibi, kitabı okurken her yere zıplayabiliyor, sonra yeniden mevzuya dönebiliyorsunuz.

PARALEL OKUMALAR
Kaynak kullanmanın yollarını, onları ?okumanın? inceliklerini biliyor Koçak. Bu, kitabı hazırlarken karşımıza bir artı değer olarak çıkıyor çünkü kaynaklar kitabı zenginleştirirken bir yandan da çoğaltıyor. Açayım: Metin, dipnotlarla örülmüş. Bu, okurken bir bölünme hissi uyandırıyor, zaman zaman okumayı zorlaştırıyor ama aynı zamanda ilgilileri paralel okumalara yönlendiriyor. Sondaki kapsamlı ve geniş kaynakça, sadece bu kitapta anlatılanları tamamlamak için değil, bütün bir işçi sınıfı tarihine ulaşmak için de kullanılabilir. Bu anlamda emsalsiz bir rehber kitap elimizdeki.
Kitabın merkezi Beykoz. Orada, ?cumhuriyetin ilk büyük sanayileşme hamlesi sırasında kurulmuş? Şişecam fabrikasının, bir üretim alanını (cam eşya üretimi) şekillendirmesi ve semtten (Paşabahçe) adını alan bu fabrikanın gelişimi anlatılıyor. Bu arada işçilerin bilinçlenmesi ve ilk sendikal faaliyetlere başlamaları da bir yan hikâye olarak ilerliyor ama sonrasında bu hikâye kitabın merkezi oluyor. Sadece Türkiye?de değil, dünyada cam işçilerinin nasıl ?köklü bir örgütlenme ve mücadele? deneyimine giriştiğini de öğreniyoruz kitaptan: 1830?lu yıllarda kurulan ilk yerel sendikaların 1860 sonrasında birleşip merkezi bir yapıya kavuşmaları, 18. yüzyıl ortalarında Fransa?da şekillenen toplulukların 1890?da kurulan sendikaya evrilmesi ve durumun Amerika ayağı, memlekette olan biteni kavramamızı kolaylaştırıyor. Sürece ait noktayı şimdilik kitaptan bir alıntı koysun, meraklı okur buradan ilerlesin: ?Osmanlı İmparatorluğu?nda cam sanayinin yeni geliştiği ve ilk işçi hareketlerinin yaşandığı yıllarda, dünyada cam sanayii ve buna bağlı olarak da cam işçileri hareketi en kritik ve köklü dönüşümlerini yaşamaktadırlar.?
Bir yandan cam eşya üretiminin memleket topraklarındaki gelişimini ve tarihini öğrenirken diğer yandan bu üretimin Osmanlı devrindeki şişehânelerden fabrikaya aktarılması ve şişeci, şişeci esnafı, çubukçu, billurcu gibi ifadelerle anılan ustaların katkısıyla şekillenmesine şahit oluyoruz. Bu arada, ?Türk camcılık geleneğinin en özel örnekleri olarak gösterilen? ve bu fabrikada üretilen meşhur ürünlerin aslında Avrupalı ustaların işi olduğu gibi enteresan bilgileri ıskalamıyoruz.

ŞİİRLİ TARİH
Ustalardan söz etmişken, kitapta da karşımıza çıkan bir Nâzım Hikmet şiirini anayım. Şair, ?Dört Hapisaneden? adlı kitabında, ustabaşı olamayan cam ustası ?Şaban Oğlu Selim?in hikâyesini anlatırken Paşabahçe fabrikasını da tasvir eder: ?Beykozun cam fabrikası / modern bir fabrikadır. / Pencere camlarını biraz dalgalı çıkarır, / biraz çarpıksa da su bardakları, / kesme likör kadehleri harikadır…? Kitapta karşımıza çıkan tek şiir bu değil üstelik. Paşabahçe Şişecam fabrikasındaki ilk sendikanın resmî kuruluş sürecinde yazılmış ve Cam-İş dergisinin 5 Kasım 1952 tarihli sayısında yayınlanmış Hasan Türkay?ın ?Sendikam? başlıklı şiiri, ıskalanmaması gereken örneklerden: ?Ozan işçi inanmış bağlanmıştır yoluna / Üyelik nasip olsun Tanrının her kuluna / Devlet yardım ediyor, bu işçi kuruluna / Geleceğin parlaktır yolun nurlu Sendikam? ?Camın İşçileri?nin bir önemi de, bugüne dek ?hareket tarihi?ne indirgenen işçi sınıfı tarihi ve sendikalaşma anlatılarına itirazı. İtiraz demeyeyim aslında, yine sözü yazara bırakayım: ?Çabamız, işçi hareketinin tarihini kurumsal bir tarihe indirgememek, bizatihi hareketin kendisini de bir mücadeleler alanı olarak, kendisini oluşturan öznelerim gerçek deneyimleri ve rasyonel eylemleriyle şekillenen ve yeniden bir alan olarak analiz edebilmek yönünde olacaktır.?
Cam sanayinin tarihi, cam eşya üretiminin aşamaları ve bilhassa önemle üzerinde durulması gereken ?cam eşya üretiminde emek süreci?, kitaptaki faydalı ara başlıklar. Bilmediğimiz, bugüne kadar belki de hiç ilgilenmediğimiz ama hayatımızın her alanında merkeze koyduğumuz cam hakkında bu kadar şey öğrenmek, dahası o camın evimize girene kadar geçtiği aşamalardaki insan gücünün önemini kavramak hayata yeni bir pencereden bakmamıza sebep oluyor. Bu anlamda sarsıcı bir kitap bu.
İlgililerin okuması elzem, ilgilenmeyenler için ufuk açıcı bir kitap ?Camın İşçileri?. M. Hakan Koçak?ın birikimi, sadece bu tarihi değil ülkeyi anlamamız için de önemli.

MURAT MERİÇ
(http://vatankitap.gazetevatan.com/, 13 Şubat 2014)

Kitabın Künyesi
Camın İşçileri
M. Hakan Koçak
İletişim Yayınevi / Araştırma-İnceleme Dizisi
İstanbul, 2014
581 s.

Yorum yapın

Daha fazla Emek Tarihi / Teori, İnceleme, Makaleler
Orhan Veli’ye şiirler yazdıran kadın

Türk şiirinin unutulmaz sesi, yaşamıyla ve erken ölümüyle bir efsaneye dönüşen Orhan Veli aşklarını ?Aşkın Resmi Geçidi? şiirinde anlatmıştı. Yapı...

Kapat