Kategori: A. Ömer Türkeş

100 Yıldır Tolstoy’suz Bu Dünya – A. Ömer Türkeş

Bundan tam bir asır önce, Julian takvimine göre 7 Kasım?da yaşlı bir adam, gizlice evinden çıktı, bir süre amaçsızca dolaştı, sonra uzaklara ?bir rivayete göre İstanbul?a? gitmek hayaliyle Rusya taşrasının küçük bir tren istasyonuna yöneldi. Ancak güçsüz bedeni daha fazlasına elvermeyecek, istasyon binası onun son durağı olacaktı. 9 Kasım?da -82 yaşında- ölen bu mutsuz ihtiyar

okumak için tıklayınız

William Shakespeare Marksist miydi? – A. Ömer Türkeş

Marx’tan çok önce yaşayan Shakespeare elbette Marksist değildi. Sanatıyla yoksulların sözcülüğüne soyunmamıştı. Hatta siyasi açıdan muhalif bile sayılmazdı. Buna karşılık Marx’ın iyi bir Shakespeare okuyucusu olduğunu, ardında sistematik bir edebiyat kuramı bırakmamışsa da, edebiyat ve sanata büyük ilgi duyduğunu biliyoruz. Kitaplarındaki etkileyici, canlı, zaman zaman imgesel üslubunu kuşkusuz bu ilgisine borçludur. Ekonomi, tarih ya da

okumak için tıklayınız

Çok Satmak mı? İyi Edebiyat mı? – A. Ömer Türkeş

2000?li yıllarda roman üretiminin altın çağı yaşanıyor. Tam da kapitalizmin ruhuna uygun biçimde, karakteristiğini edebi değerde değil sayılarda bulan bir altın çağ bu. Yeni roman ve yeni yazar sayısında her yıl kırılan rekorlar bir yana, çok satan kitapların ulaştığı satış rakamları da Türkiye koşulları göz önüne alındığında ?göz kamaştırıcı?. Tırnak içine alıyorum ?göz kamaştırıcılığı?. Gözlerimizin

okumak için tıklayınız

Erkekler Jr., kadınlar Sue Ellen – A. Ömer Türkeş

Bugünlerde, romanlardan uyarlanan diziler -Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu, Dudaktan Kalbe ve Hanımın Çiftliği- konuşuluyor. ?Konuşuluyor?dan kastım dizilerin güzel kadınları, yakışıklı erkekleri, onların birbirleriyle ilişkileri ve en çok da cinsellik sahneleri. Yazarlardan, romanlarından, romanlarda tartışılan meselelerden, romanların edebi değerlerinden söz eden pek yok. Edebiyat klasikleri popüler kültüre transfer edilirken, geriye, anlatılan hikâyelerinden başka bir şey kalmıyor.

okumak için tıklayınız