Kategori: A. Ömer Türkeş

?En acıklı öykü?

İngiliz yazar Ford Madox Ford, başyapıtı sayılan İyi Asker?de dışarıdan bakıldığında ?mükemmel? görünen iki çifti ve İngiliz yaşam tarzının çöküşünü anlatıyor. Ford Madox Ford, ?Bu kitaba harcadığım emekten, atıflardan ve karşı atıflardan oluşma karmaşık düğümler karşısında şaşkınlığa düştüğümü söylemeden edemeyeceğim. Bu kitabı hızlı yazmama karşın on yıl öncesinden başlayarak

okumak için tıklayınız

İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı

Soma madencilerinin anısına Bugün işçi sınıfı edebiyatının en büyük romanlarından birisi olan Germinal’i ve dünya edebiyatında yazarlığı kadar entelektüel kimliğiyle de ayrıcalıklı bir yer edinen Émile Zola’yı hatırlatmak istiyorum. Yordam Kitap’ın uzun süredir yayıma hazırladığı romanın Soma’daki işçi katliamının hemen ertesine denk gelmesi bir rastlantı. Ancak maden kazalarını “fıtrat”a bağlayan bir zihniyet tarafından yönetilen bir

okumak için tıklayınız

Kore Nire – Fahri Erdinç

Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler… İlk basımı 1966 yılında Sofya?da yapılan Fahri Erdinç?in Kore Nire romanı yaklaşık elli yıl sonra Türkiye?de de yayımlandı. Erdinç bu romanında Türkiye Cumhuriyeti?nin 27 Mayıs darbesine götüren siyasi ve toplumsal süreçleri ele almış. Asıl

okumak için tıklayınız

Abdülhamid ve Sherlock Holmes: İlk siyasi polisiye – A. Ömer Türkeş

Yervant Odyan?ın 1911 yılında yazdığı Abdülhamid ve Sherlock Holmes, birçok açıdan ilkleri barındıran; mizah, heyecan ve serüven dolu bir roman. Odyan, Osmanlıca kaleme aldığı kitabıyla Sherlock Holmes ile II. Abdülhamid?i yan yana getirmekle kalmamış, aynı zamanda edebiyat tarihimize de ilk siyasi polisiyeyi kazandırmıştı. Yervant Odyan?ı, Ermeni dilinde yazdığı ve ilk kez sanıyorum 1980?lerde Türkçeye çevrilen

okumak için tıklayınız

Bir zamanlar çocuktular – A. Ömer Türkeş

Per Petterson Reddediyorum?da hayat karşındaki yalnızlığı, yaraları ve yalnızlıklarıyla yaşamak zorunda kalan insanları anlatıyor. Norveçin en önemli yazarları arasında gösterilen Per Petterson?u At Çalmaya Gidiyoruz (2008) ve Lanet Olsun Zaman Nehrine (2012) romanlarıyla tanımıştık. Reddediyorum Petterson?un yeni romanı. Norveç?te 2012?de yayımlanan kitap aynı yıl pek çok dile çevrilmiş ve ödüller kazanmıştı. Petterson?un Türkçeye çevrilen üç

okumak için tıklayınız

Alman ruhu… – A.Ömer Türkeş

Thomas Mann, Almanya?yı savaşa sürükleyen felsefi, psikolojik ve ideolojik ortamı, halkın kaygı ve umutlarını, savaşın Alman toplumunun akıl ve ruh dünyasıyla bağını tartışmak için aynı Faust mitini kullanıyor. Sembolik ve ironik epik romanlarıyla sanatçı ve aydınlar üzerinden burjuva toplumuna, özellikle de Alman ruhuna çözümlemeler ve eleştiriler getiren Thomas Mann, Türkçeye ilk kez çevrilen Doktor Faustust?ta

okumak için tıklayınız

Yaşamak ve yazmak sevinci – A. Ömer Türkeş

Portekiz ve dünya edebiyatının büyük ustası, 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago?yu 2010 yılında kaybetmiştik. Filin Yolculuğu?nun yayımlanma tarihi ise 2008… 85 yaşındaymış Saramago. Hastalığı nedeniyle zorluk çekmesine rağmen -eşi Pilar sayesinde- yazmayı sürdürmüş, romanı tamamlamış. Büyük bir yazarın ölümü beklerken kaleme aldığı bir romanda geçip giden hayatın muhasebesini yapan kasvetli

okumak için tıklayınız

Meksika’dan Türkiye’ye tutulan ayna – A. Ömer Türkeş

Fuentes, toplumun yalanlarla yaşadığını şu şarkıyla örnekler: ?Bana yalan söyle/ Yalan söyle yine/ Beni mutlu et kötülüğünle.? Ahmet Kaya?nın ?Yalan da olsa mutluyum/ Bu bana yetiyor? sözlerine ne kadar benziyor… Güney Amerika edebiyatının büyük ustalarından Meksikalı yazar Carlos Fuentes?i geçen yıl kaybetmiştik. 1928 doğumlu Fuentes uzun ve dolu dolu sürdürdüğü hayatının sonuna dek yazmayı bırakmamıştı.

okumak için tıklayınız

Aksesuvar olarak Çocuk – A. Ömer Türkeş

Dünyanın ilk çocuk bayramı kutlamakla övünen bir millet olmakla birlikte, çocukların bakımı, büyütülmesi, eğitimi, iş yerlerinde maruz kaldıkları sömürü konularında yapılanların yetersizliği ortada. Bu yetersizlik ilk romanlardan başlayarak edebiyatı da kapsıyor. Tanzimattan Cumhuriyete Çocuklara yönelik ilk yayınlar Tanzimat döneminde, Osmanlı aydınlanmasının önemli isimlerinden Şinasi?nin La Fontaine çevirileriyle başlamış. Şinasi?nin ?Tercüme-i Manzume?(1859) kitabında yer alan ilk

okumak için tıklayınız

Katliam yaraları – A. Ömer Türkeş

Geçmişle hesaplaşma anlayışının iyi bir örneği olan Kayıp Gergedanlar, etkileyici bir roman… Cem Kalender?in edebiyat yaşantısı 2009 yılında yayımlanan Klan ile başlamış, ikinci romanı Zamanın Unutkan Koynunda (2011) ile iyi bir çıkış yakalamıştı. Her iki romanında da kendi dilini ve anlatım dünyasını kurma çabası takdire değerdi. Gerçekle gerçeküstünün zengin metaforlarla içiçe geçtiği Kayıp Gergedanlar?da bu

okumak için tıklayınız

Edebiyat tarihimizdeki ilk ciddi savaş romanı – A. Ömer Türkeş

Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesini Rojin?le tamamlandı. Savaşa karşı duruyor Eroğlu; vicdansızlığa, adaletsizliğe, akıldışılığa, kahramanlık safsatasına, insanların birbirini öldürmesine karşı çıkıyor. Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesine 2009 yılında Mehmet romanıyla başlamış, 2011?de Emine ile sürdürmüştü. Üçleme geçtiğimiz günlerde yayımlanan Rojin ile tamamlandı. Yaklaşık bin 500 sayfalık bu dev üçleme Türkiye Cumhuriyeti?nin 1990-2010 arasındaki uzlaşmaz gerilimlerini

okumak için tıklayınız

Edebiyattan Televizyona – A. Ömer Türkeş

Televizyon kanallarının edebiyata el atıp bir zamanların klasiklerini ya da günümüzün çoksatarlarını TV dizisi haline getirmesi tartışmalara yol açıyor. Sevdikleri romanların TV dizilerinde kesilip biçilmesine, günümüze uyarlanıp deforme edilmesine karşı çıkanlar haksız olmasalar bile karşılaştığımız bu durum ne yeni ne de yalnızca bize özgü. Edebi metinlerle sinema/tiyatro/televizyon arasındaki ilişki çok eskilere uzanıyor. Sinema tarihine baktığımızda

okumak için tıklayınız

Yetmiş yıldır eskimeyen – A. Ömer Türkeş

Bu ay yayımlanan bir kitap zamanın nasıl da hızlı aktığını hatırlattı bana. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sından söz ediyorum. Okuduğum en güzel ve en hüzünlü aşk hikayesinden… Kürk Mantolu Madonna’ya aşk hikayesi demek, günümüzün “sabun köpüğü” çok satanlarını çağrıştırmasın. Derinlikli bir romandır Sabahattin Ali’ninkisi. Buna rağmen; II.Dünya Savaşı gibi edebiyatımızda boş bırakılmış bir dönemi, savaşın

okumak için tıklayınız

Sherlock Holmes ölümsüz mü? A. Ömer Türkeş

19.yüzyılın sonlarında amatörce yazılan bir hikaye ile başlayan Sherlock Holmes efsanesi, polisiye edebiyatın ?Dashiell Hammet, Raymond Chandler, Agatha Christie, Georges Simenon, Patricia Highsmith gibi- en parlak yazarlarının yetiştiği bütün bir 20. yüzyıl boyunca ihtişamını hiç yitirmedi. 21.yüzyılın ilk on iki yılını devirdiğim şu günlerde görünen o ki; onca güçlü rakibe rağmen tahtını korumayı sürdürüyor. Maceraları

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in Yazarlığına Bir Bakış – A.Ömer Türkeş

Nazım Hikmet’in, Melih Cevdet’in, Oktay Rifat’ın romanlarını gölgeleyen şair kimlikleriyse, Yılmaz Güney?in romanlarını unutturan, onu bir efsaneye dönüştüren sinema hayatıdır. Oysa sanat alanına hikayeleriyle başlamıştı Yılmaz Güney. “50’lerin başlarında ilk hikayesi Pazar Postası’nda yayımlandığında henüz bir lise öğrencisiydi. Dergiciliği sevmişti; hem yazdı hem kimi dergilerin Adana dağıtımını üstlendi hem de arkadaşlarıyla birlikte dergi çıkardı. 1955

okumak için tıklayınız

Ayyaş – Hans Fallada

Herkes Tek Başına Ölür’le tüm dünyada büyük yankı uyandıran Hans Fallada’nın son dönemde göz ardı edilen önemli eserleri, Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında Türkçe okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Evliliğinin ve sorumluluklarının boğuculuğundan kurtulabilmeye çalışırken kontrolü tamamen kaybeden bir işadamının hikâyesini anlatan Ayyaş, baskıcı bir toplumda insanın özgürlüğünün nasıl farklı şekillerde kısıtlanabileceğini örneklendiriyor. Fallada’nın Nazilerin

okumak için tıklayınız

Sherlock Holmes ; yazarının hain komplosuna rağmen hayatta kalmayı başaran dedektif – A. Ömer Türkeş

?Yaman Çelik, Keskin Bıçak, Arthur Conan Doyle, Şövalye, Vatansever, Doktor ve Edebiyatçı?? Mezar taşına yazılı bu sıfatlara bakılırsa renkli bir kişiliği, heyecanlı bir hayatı varmış Doyle?un. Tıpkı kahramanı Sherlock Holmes gibi. Ne yazık ki Doyle?un ünü zamana yenik düştü, adı kahramanı kadar anılmıyor, başından geçenler şimdilerde kimseyi ilgilendirmiyor. Oysa Sherlock Holmes güncelliğini hiç yitirmedi. Maceraları

okumak için tıklayınız

Kafka’yı nasıl okumalı? – A. Ömer Türkeş

Yaşamı boyunca pek tanınmayan, tüm yazdıklarının imha edilmesini vasiyet ettiği yakın arkadaşı Max Brod?un ?ihaneti? sayesinde hikaye ve romanlarıyla bir edebiyat efsanesine dönüşen Franz Kafka, 1883?te, Alman asıllı Yahudi bir tüccarın en büyük oğlu olarak Prag?da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alman okullarında tamamladı. 1901?de Karl Ferdinand Üniversitesi?nin kimya fakültesine kayıt yaptırdıysa da, karar değiştirip

okumak için tıklayınız

Romanın Son On Yılı – A. Ömer Türkeş

Radikal Kitap?ın on yaşını doldurması münasebetiyle, romancılığımızın son on yılının kısa bir değerlendirmesini yapmam istendi benden. Son on yıl düşünüldüğünde en zor olanı belki de budur; kısa bir değerlendirme… Şimdi neresinden başlamalı? Romandaki sayısal artıştan mı? Pek az yazara kısmet olsa da yüz binlik satış rakamlarından mı? Orhan Pamuk?a değer görülen Nobel Edebiyat Ödülü ile

okumak için tıklayınız

Naturalist, Gerçekçi ve Romantik – A. Ömer Türkeş

Zola romanları, yaşadığı çağın egemen ideolojisine, toplumsal hayatına karşı radikal bir saldırıdır; ne ordunun şerefi ne ruhban sınıfın dindarlığı ne ailenin kutsallığı ne köylülerin çalışkanlığı ne de imparatorluğun haşmeti vardır. Yayın dünyasının can simididir ?klasikler?. Yayıncı, eleştirmen, okuyucu ayrımı yapmıyorum; ?kitaba sıkışan? her kim olursa olsun, ihtiyacını karşılamak için bakacağı yer klasiklerin dizildiği raflar ya

okumak için tıklayınız