Kategori: Mehmet Eroğlu

Kötü Adamın On Günü – Mehmet Eroğlu

Hayatta sahip olduğu her şeyi kaybettikten sonra artık kötü bir adam olmaya karar veren eski avukat Sadık’ın, gizemli bir köşk etrafında ve burada işlenen tuhaf bir cinayetin peşinde geçen on günü… Mehmet Eroğlu, zora gelince vazgeçen, düşündükçe yalnızlaşan, yalnızken düşünceleri eninde sonunda ölümle buluşan bir yaşam korkağını ve onun karanlığa gömülü dünyasını anlatıyor… Kötü Adamın

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’nun Aforizmaları – Elif Şahin Hamidi

Romanının odağına tüm açmazları, çelişkileri, yaraları ve acılarıyla birlikte “trajik insanı” oturtan Mehmet Eroğlu, elde bir kurşun kalem ve ufak bir not defteri eşliğinde okunmalı bana kalırsa. Çünkü Eroğlu’nun eserlerini okurken kitapta geçen aforizmaların bir araya getirildiği ayrı bir kitap ihtiyacı bile uyanabilir okurda. Bu ihtiyacı hisseden bir tek ben değilmişim ki Eroğlu’nun romanlarından derlenen

okumak için tıklayınız

Modernlikle inanç arasındaki muhafazakâr: Emine – Elif Şahin Hamidi

Siyasal roman deyince hemen akla gelen isimlerden biri olan Mehmet Eroğlu, Fay Kırığı üçlemesinin ikinci kitabında yine insana, yine Türkiye’ye ve yine bu topraklarda yaşananlara dokunuyor. Türk-Kürt, Laik-Müslüman ve zengin-yoksul eksenindeki fay hattı üzerinden ülkedeki bölünüşe ayna tutuyor. Günümüzün yükselen Müslüman burjuva sınıfını daha yakından tanımak adına da dikkat çekici bir roman sunuyor.

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare”

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare” raflardaki yerini aldı. Eroğlu bu yeni romanında, “Fay Kırığı” üçlemesinde resmettiği Türkiye’nin, bir adım sonrasındaki kırılmayı gündemine alıyor; Gezi Parkı Direnişi’ni. Diğer yandan ise kahramanı Ahmet’le Gabar Dağı’nın eteklerinde bıraktığı on dakikalık karanlığın peşinden bir yaşamı sürüklüyor.

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’dan Gezi’nin romanı

Mehmet Eroğlu yepyeni bir romanla karşımızda. İletişim Yayınları’ndan 17 Ekimde çıkacak 9,75 Santimetrekare, ölmeye çok yaklaşmış bir adamın Gezi Direnişi’yle aynı zamanlarda buluşan içe yolculuğunun hikâyesi. Mehmet Eroğlu yepyeni bir romanla karşımızda… 9,75 Santimetrekare’de fondan barikatlarıyla, karmaşasıyla ve bitmek bilmeyen umutla 2013 Haziranı geçerken, yüzü yaralı kahramanımız bizi bugünden başlayıp geçmişe götürecek. İstanbul öksürüyor, Taksim’de

okumak için tıklayınız

“Edebiyat, acıları kanatıp daha da belirginleştirir”

Mehmet Eroğlu: ?Acımak adalet kavramını da yaratır. Gerçek bir yazar, adalet duygusunu Tanrısı kılmalıdır. Edebiyat pansuman yapmaz, acıları kanatıp belirginleştirir, farkındalığı artırır.? Bazen öyle dönemler olur ki ne düşündüğünü bilseniz de, hangi soruya nasıl tatlı sert ve belki de öfkeyle yanıt vereceğini bilseniz de, yine de sorarsınız. Çünkü tekrarlansın, tarihe yazılsın, okuyan yeniden okusun, duymayan

okumak için tıklayınız

Zamanın Manzarası – Mehmet Eroğlu

Acıya dayanacak kadar güçlü olduğumu düşünmüştüm. Garip ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. Çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. Bizi sahici kılıyor. Yansız akıp giden, hayat denen saçmalık. Bitmek bilmeyen, kötü geçmeye kararlı yıllar. Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek. “Neden

okumak için tıklayınız

Yürek Sürgünü – Mehmet Eroğlu

Dünyanın değişmeyen yanında olmaktan, geleceği güzelleştiren rüyalar görmekten ve vazgeçmemekten mutlu, dakikalardır hasır bir sandalyenin üstünde, sanki kımıldarsa her şeyi yitirecekmiş gibi soluk almadan oturuyordu. Sürgündeydi, buraya yüreğinin peşinden gelmişti.Hiçbir şey değişmemişti. Çok şey değişmişti. Bir yanında 1969, diğer yanında 1991. Eski fotoğraflar, silinmeyen hatıralar, alışkanlıklarının kozasında yaşayan yorgun erkekler ve fedakâr kadınlar, yarım kadehler…

okumak için tıklayınız

Adını Unutan Adam – Mehmet Eroğlu

Ölüdeniz, Şeria, Petra, kısa etek, esmer kız… Kimim ben? 18 yıl önce o sel yatağında kim geldi peşimden? İşkence… Kim gülüyor? Kim konuşuyor? “Sakın Freud, Marx ve Einstein deme” “Dişlerim nerede?”… Önde köpekler, arkada aydınlatma mermilerinin ışığı altındaki askerler… Uzak topraklarda devrime inanan üç arkadaş… Ölen, kalan ve direnen hayaller… Mehmet Eroğlu, belleğin, fedakârlığın ve

okumak için tıklayınız

Edebiyat tarihimizdeki ilk ciddi savaş romanı – A. Ömer Türkeş

Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesini Rojin?le tamamlandı. Savaşa karşı duruyor Eroğlu; vicdansızlığa, adaletsizliğe, akıldışılığa, kahramanlık safsatasına, insanların birbirini öldürmesine karşı çıkıyor. Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesine 2009 yılında Mehmet romanıyla başlamış, 2011?de Emine ile sürdürmüştü. Üçleme geçtiğimiz günlerde yayımlanan Rojin ile tamamlandı. Yaklaşık bin 500 sayfalık bu dev üçleme Türkiye Cumhuriyeti?nin 1990-2010 arasındaki uzlaşmaz gerilimlerini

okumak için tıklayınız

Fay Kırığı – 3: Rojin – Mehmet Eroğlu

Mehmet eğer buradan kurtulabilirse bu savaşı unutabilecek miydi? Ruhunu zalim bir efendinin buyruğuna vermek, kölesi olmak: Savaşmak buydu. Ama savaşı unutmak! Bundan emin değildi. Doksanlı yılların Güneydoğusu… Biri Rojin diğeri Mehmet olan ve birbirlerine karşı savaşan iki asker…Benzer hassasiyetlerle büyümüş iki düşmanın, bir erkekle bir kadının gözünden cepheler…

okumak için tıklayınız

“Düş Kırgınları”na Dair – Selman Büyükaşık

Okuma grubumuzun sezonun ilk toplantısında, bir sonraki oturumu için Mehmet Eroğlu?nun Düş Kırgınları romanı önerilince kafamda herhangi bir çağrışım yaratmadı. Ama ya-zardan bir şeyler okuduğum konusunda kısa bir duraksama geçirdim. Kitabı alıp ön kapağına baktım, bana yine bir şey anımsatmadı. Arka kapaktaki tanıtım yazısını okuyunca bu kez kuşkuya düştüm. Bana bir şeyler anımsatır gibi oldu.

okumak için tıklayınız

Yüz: 1981 – Mehmet Eroğlu

Yüz:1981, Pierre Schoendoerffer’den bir alıntıyla başlar: “Büyük şeyler sevgisiz yapılamaz,” ardından hiçbir hayatın -kendisininkinin bile- başrolünü oynamamış roman kahramanının sözleriyle devam eder: “Tekrarlıyorum: Suçsuzum; tıpkı sizler gibi. Suçluysam bile, unutmayın, en çok sizinki kadardır bu…” Yüz: 1981’in Mehmet Eroğlu’nun diğer romanlarından önemli ve belirgin farkı, öykünün kahramanının taşıdığı kişiliktir. Eroğlu, ilk beş romanın hepsinde solcu

okumak için tıklayınız

Emine (Fay Kırığı 2) – Mehmet Eroğlu

1979’da Milliyet Roman Ödülü’ne layık görülen “Issızlığın Ortası” romanından beri siyasal romanın ustası kabul edilen Mehmet Eroğlu, Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda yaşamakta olduğu büyük fay çatlamasını anlattığı “Fay Kırığı Üçlemesi”nin ikinci kitabı olan “Emine” başlıklı bu romanında, bir yandan aşkı yaşamak ile hayat tarzı arasında sıkışan bireylerin kaderlerini ustalıkla çizerken, öbür yandan Müslüman

okumak için tıklayınız

Issızlığın Ortası – Mehmet Eroğlu

Mehmet Eroğlu’nun daha sonraki romanlarında kanıtlanacak olan ‘kurgu ustalığı’ ve bir romancı olarak ele alacağı ‘trajik insani durumlar’a ilişkin ilk ipuçlarının görüleceği, 1974 yılında kaleme aldığı 1976 yılında yazımını bitirdiği ilk romanı “Issızlığın Ortası”, 1979 Milliyet Roman Ödülü’nü kazanmasına karşın 12 Eylül döneminin faşizan ortamında sakıncalı bulunduğundan ancak beş yıl sonra yayımlanmış, daha sonra da

okumak için tıklayınız

Mehmet: Fay Kırığı 1 – Mehmet Eroğlu. Toplumun fay hatlarını konu alan bir roman.

Mehmet Eroğlu?nun 2009 yılının Mart ayında yayımladığı romanı ‘Mehmet: Fay Kırığı-1’ uçurumun kenarına götürülen ülkemizin çatlaklarını konu alan üçlemenin ilki. *”Roman, birbirlerinden çok farklı yaşam biçimi ve inançlarla yaşayan sınıfların kopukluklarını anlatıyor. Yazar ?fay kırığı? ile toplumsal anlamda kopuklukları ve bunun tehlikelerini dile getiriyor. Yine mecazi anlamda bu toplumun büyük depreminin nedeni olarak da toplumsal

okumak için tıklayınız

Yaşayıp da Farkına Varamadığımız Hayat! – Canan Koçak

Bellek yoksa suçta günahta yoktur? Bir sabah yatağımızdan kalktığımızda, belleksiz, acılarımızdan ve bütün anılarımızdan arınmış olarak uyansak, unutmak istediğimiz tüm ?an?larımız birdenbire silinse ve biz adımız dahil kendimize ait hiçbir şeyi hatırlamasak, ne kadar süredir yaşıyoruz?, kaç yaşındayız? bilmesek, ve tüm bu çok bilinmeyenli denklemin içinde, acaba hayatımız nasıl olurdu? Bir olasılık bu, unutkanlığın zarıyla

okumak için tıklayınız

Belleğin Kış Uykusu – Mehmet Eroğlu

“Mehmet Eroğlu ‘Belleğin Kış Uykusu’nda, tartışmak istediği sorunsalı uzun diyaloglara döküyor ve zaman zaman edebiyatla felsefe arasındaki sınırı silikleştiriyor. Yazar ortaya sarsıcı bir roman çıkarmış. Mehmet Eroğlu, yeni romanında alışılageldik hikâye yapısını değiştirmiş. Daha önce sürükleyici, hatta polisiyelerin alanına giren izlekler takip eden hikâyeleriyle tanıdığımız yazar, bu kez gerçeküstü bir dünyanın, bir rüyanın, felsefi bir

okumak için tıklayınız

Geç Kalmış Ölü – Mehmet Eroğlu

Geç Kalmış Ölü, Mehmet Eroğlu’nun ilk romanı Issızlığın Ortası’nın kahramanı Ayhan’ın 1971 yılında kaybolan arkadaşı Zafer’i dört yıl sonra, 1. Milliyetçi Cephe Hükümetinin kuruluş arifesine rastlayan günlerdeki arayışının öyküsüdür ve bu özelliği nedeniyle ilk romanını bütünleyen bir kitaptır. Ankara’dan Gaziantep’e, oradan Suriye ve Antakya’ya uzanan -aslında Ayhan’ın yazgısını da belirleyecek- bu arayış İskenderun’da sona erer.

okumak için tıklayınız