Kore Nire – Fahri Erdinç

Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler…

İlk basımı 1966 yılında Sofya?da yapılan Fahri Erdinç?in Kore Nire romanı yaklaşık elli yıl sonra Türkiye?de de yayımlandı. Erdinç bu romanında Türkiye Cumhuriyeti?nin 27 Mayıs darbesine götüren siyasi ve toplumsal süreçleri ele almış. Asıl meselesi -19 bin insanımızın hayatına mal olmasına rağmen ne Demokrat Parti yöneticilerinden ne Genelkurmay yetkililerinden hesabı sorulan- Kore Savaşı?nı, savaşın anlamsızlığını tartışmaya açmak.

Başbakanın göndermeleriyle sıklıkla gündeme gelen Adnan Menderes ve partisi ya da bir savaşa taraf olarak Batı?yla bütünleşme politikası Kore Nire?yi bugün hâlâ güncel kılıyor. Ancak romandan önce Kore Nire?nin bunca zamandır Türkiye?de neden yayımlanmadığı üzerinde durmak ve yazarın bu gecikmeye yol açan hayatını özetlemek istiyorum.

Fahri Erdinç 1917?de Akhisar?da doğdu. Babası öğretmendi. Annesi, Erdinç?i dünyaya getirdikten bir yıl sonra veremden öldü. Zor koşullarda büyüdü Erdinç. Ama iyi bir öğrenciydi. 1930?da Balıkesir Öğretmen Okulu?na girdi. 1936-37 ders yılında Afyon?un Sandıklı ilçesinin Ürküt köyünde öğretmenliğe başladı. Anadolu?da aydın olmanın boğuntusunu derinlerinde hissederek döndü Ankara?ya; 1938 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü?nde öğrenci oldu. Konservatuarın öğretim kadrosunda Sabahattin Ali de vardı. Onunla tanışmak edebiyat sevgisinin kapısını aralayacak ve Fahri Erdinç?in kaderini değiştirecekti. Sabahattin Ali?nin öneri ve eleştirileri eşliğinde yazmaya başladı. Ne yazık ki geçim sıkıntısı başgöstermiş, Erdinç?in konservatuar eğitimini sürdürmesi imkânsız hale gelmişti. Kısa bir süre için öğretmenliğe döndüyse de uzun sürmedi. Bir süre inşaat işlerinde (taşeron kâtibi ve puantör olarak) çalıştı. 1946?da Ankara?da sınavları kazanıp devlet radyosuna geçti.

İlk şiir kitabının ve öykülerinin yayımlanması bu döneme rastgelir. Ortak paydasını toplumsal meseleleri, yoksulluğu, yoksul insanların yazgısını konu edinen romanlar, öyküler ve şiirlerde bulan 1940 kuşağının içindedir Erdinç. 1940 kuşağının pek çok yazarı gibi o da siyasi baskılarla karşı karşıyadır. Nitekim 1947?de devlet başkanına dille hakaret etmekle suçlanır ve yargılaması süresini cezaevinde geçirir. Cezaevinin Erdinç?in hayatına iki yönde etkisi olduğunu görüyoruz. İlki buradaki gözlemlerinin Erdinç?in hikâye ve romanlarına -Kore Nire de buna dahildir- yansıması, ikincisi dönemin komünist partilileriyle tanışmasıdır. Cezaevinden çıktıktan sonra bir türlü tutunamayan, çok sevdiği Sabahattin Ali?nin Bulgaristan sınırında öldürülmesini (1948) içine sindiremeyen Erdinç, 1949 Eylülü?nde, iki arkadaşıyla birlikte gizlice Bulgaristan?a geçer. Göçmenliği 1986 yılında Sofya?daki ölümüne kadar sürecektir…

Siyasi faaliyetleriyle edebi çalışmalarını birlikte sürdüren Erdinç?in yapıtları komünizm düşmanlığının devlet politikası haline geldiği uzun yıllar boyunca Türkiye?de yayımlanmadı. 1970?li yıllarda sol hareketlerin yükselmesi sayesinde şiir ve öyküleri Türkiye?deki dergilerde yer bulmaya başladı. Ancak Diriler Mezarlığı, Alinin Biri, Acı Lokma, Kardeş Evi gibi önemli yapıtlarının hak ettiği ilgiyi gördüğü söylenemez.

Savaşa karşı
Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler… Dönemin siyasi ve toplumsal atmosferini hissetmemizi sağlayan geniş bir şahıslar kadrosu ve olaylar dizisi… Sonun başlangıcındayız. Hikâye bu noktaya nasıl gelindiğini roman kişilerinin hayatları ve rahatsızlıkları üzerinden aktarırken, söz dönüp dolaşıp Kore seferine geliyor ve büyük bir parantez açılıyor… 1950-53 yılları arasında, üç yıl boyunca yüzbinden fazla Korelinin yanı sıra binlerce Türk gencinin de canına mal olan savaşı pek çok veçhesiyle işlemiş Erdinç. Askerleri Kore?ye mal taşırcasına götüren gemi yolculuğu, Anadolu insanının Korelilerle karşılaşması, cepheye gidiş ve nihayetinde Kunuri bozgunu? Fahri Erdinç, gitmediği görmediği bir diyarda cereyan eden olayları anlatırken gerçeklik duygusu vermeyi başarıyor. Bunun sırrını geniş bir arşiv ve kaynak taraması yapmasına bağlamış…

Devr-i saadet dönemi
Bir edebi eseri verdiği bilgilerin doğruluğuna bakarak değerlendiriyoruz elbette. Savaşın belgesel yanını bir kenara bıraktığımızda insani dramlar öne çıkıyor. Yıllarca ana dilinden uzakta kalmasına rağmen 1940?lı yıllardaki dilini ve üslubunu koruduğunu, ülke insanının dertlerine kulak verme ve dile getirme duyarlılığını koruduğunu görüyoruz. 27 Mayıs?a dair kimi değerlendirmelerine katılmamakla birlikte, Fahri Erdinç?in her zamanki eleştirel bakışı, canlı insan ve olay tasvirleri, akıcı kurgusuyla bir dönemi çok iyi yansıttığını söyleyebilirim.

27 Mayıs?la birlikte kabul edilen yeni anayasanın sağladığı hak ve özgürlükler, aydın ve yazarların bu askeri müdahaleye sempati ile bakmalarına neden olmuştu. Ancak, 60?lı yıllarda 27 Mayıs?ı ve sonrasını ele alan roman sayısı çok azdır. Aslında söz konusu dönem uzun yıllar boyunca toplumsal bilim alanı tarafından da ihmal edilmiş, kapsamlı politik yorum ve değerlendirmeler yapılmamıştır. Bunda Türkiye solunun 27 Mayıs?a ilişkin kafa karışıklığının, bu askeri müdahalenin ?bir darbe mi, yoksa ögürlükçükçü bir ihtilal mi? olduğu üzerinde yürütülen tartışma yoksunluğunun, kısacası bir suskunluğun etkisi olmalı. Darbeleri savunur duruma düşmeme refleksi anlaşılır bir şey ama Demokrat Parti döneminin sansürüyle, tutuklamalarıyla, 6-7 Eylül olaylarıyla, anti-demokratik uygulamalarıyla ve belki de hepsinden daha önemlisi Kore Savaşı?na asker göndermesiyle tartışma konusu edilmemesi bugüne yansıyan sonuçlarıyla büyük bir talihsizlik. Sonuçta bellekler yeniden dolduruluyor, tarih yeniden tanzim ediliyor ve Demokrat Partili yıllar bazıları için devr-i saadet dönemi olarak alkışlanıyor. Kore Nire?de Erdinç tam da bu konuda farkındalık yaratan olgulara temas etmiş. Kendisini Demokrat Parti ve Adnan Menderes?in mirasçısı ilan edenlerin hiç de haksız olmadıklarını anlıyoruz.

Kore Nire?nin çağrışımlarıyla siyaset, savaş, Cumhuriyet tarihi, darbeler hakkında pek çok mesele tartışılabilir. Fahri Erdinç?in edebiyat anlayışı tam da budur; bir tartışmayı başlatabilmek, okuyucuda toplumsal meselere dair bir farkındalık yaratmak. Romanın Türkiye Cumhuriyeti?nin Vietnam Savaşı?na çekilmeye çalışıldığı bir tarihte yazılması, Sarıkamış ve Galiçya cephesi gibi önceki savaşlarda yaşanan felaketlere göndermeler yapması tesadüf değil; Fahri Erdinç?in barışı savunmayı aydın ve yazar sorumluluğu olarak görmesinden kaynaklanıyor. ?Romanımın sesini şöyle özetliyebilirim? demiş Erdinç; ?Hayır. Davalarımızı çözmek için, elimizde silahtan evvel, ağzımızda dil var. Bu dili kullanalım!?

A. ÖMER TÜRKEŞ
13.05.2014, http://kitap.radikal.com.tr/

Kitabın Künyesi
Kore Nire
Fahri Erdinç
Yordam Kitap
2014, 352 sayfa

Kore Nire, 1950’li yılların Türkiye’sinden bir kesit sunuyor. Büyük umutlar vadederek iktidar olan Bayar-Menderes ekibinin ilk uygulamalarından biri de, sadık bir işbirlikçi olduğunu ispatlamak ve böylece NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermesi oldu. Türkiye, üç yıl (1950-53) süren Kore macerasında ölü, yaralı ve kayıp olarak 19 bin evladını kaybetti.

Fahri Erdinç bu romanda, Türkiye’nin katıldığı bu haksız savaşın acı sonuçlarını gösteriyor. Böylece, o zaman, Türkiye’den 15 bin kilometre uzakta, “komünist saldırısına karşı vatanı savunmaya gidiyoruz” diyenlerin maskesini düşürüyor, “köyde sıtmadan ölmektense, Kore’ye gidip Amerikalı hesabına harp ederek şehit düşmek yeğdir” demagojisiyle yığınların dinî duygularını sömürenlerin içyüzünü ortaya koyuyor.

“Bu romanıma, Bayar-Menderes yönetiminden, Yassıada gündemine alınmamış baş suçun hesabını soran bir rapor da denebilir.” Fahri Erdinç
(Tanıtım Bülteninden)

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Politika, Romanlar
Tayyip Erdoğan’ın patrona gelince hedefi ‘2023’, işçiye gelince ‘1862’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , Soma?da, yaşanan maden faciasıyla ilgili olarak yaptığı basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan, bir...

Kapat