Kategori: Albert Camus

Albert Camus: Sanatçı kürek çekmek zorundadır, ölmeden dayanmalıdır buna; yani yaşamakta devam ederek, yaratarak.

Bu devirde sanatçı, sirkin ortasında değildi, seyirciler arasında oturuyordu. Şarkısını kendisi için söylüyordu; ya da kurbanı cesaretlendirmek, aslanın da iştihasını açmak için. Şimdi ise sanatçı sirktedir. Elbette sesi aynı kalmamıştır; daha az güvenle çıkmaktadır.

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın Yapıtında Umut ve Uyumsuz – Albert Camus

Kafka’nın bütün sanatı, okuru yeni baştan okumak zorunda bırakmaktır. Olayların sonuçlanmaları ya da sonuç yoklukları, birtakım açıklamalar esinler, ama bunlar açıkça belirlenmez, geçerlik kazanabilmeleri için, öykünün yeniden, yeni bir açıdan okunması gerekir.

okumak için tıklayınız

Albert Camus: “Şunu öğrendim ki, top birine hiçbir zaman beklediği yönden gelmiyor.”

CAMUS 1930’da Albert Camus, Cezayir Üniversitesi takımının kalesini koruyan melekti. Çocukluğundan beri kaleci olarak oynamaya alışmıştı, çünkü orada ayakkabılar daha az eskiyordu. Fakir bir ailenin çocuğu olan Camus için sahalarda koşmak bir lükstü. Her gece büyükannesi onun ayakkabılarının tabanını kontrol eder, eskimiş bulursa onu döverdi.

okumak için tıklayınız

“Bütün taşlar özgürlük anıtı için yontulmuştur, aynı taşlarla ona bir tapınak da, bir mezar da yapabilirsiniz.” Saint-Just

Yıldırı Sade’ın çağdaşı olan Saint-Just, onunkilerden farklı ilkelerden yola çıkmakla birlikte, sonunda cinayeti doğrular. Saint-Just, Sade’ın karşıtıdır kuşkusuz. Markinin tanımı “Ya zindanları açın ya da erdeminizi kanıtlayın,” olabilirse, Konvansiyoncununki, “Ya erdeminizi kanıtlayın ya da zindanlara girin,” olur. Ama her ikisi de bir yıldırıcılığı yasaya uydurur, yalnız bu yıldırıcılık haz düşkününde bireysel, erdem sahibinde ise devletseldir.

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Kimse onlardan iyimser olmalarını isteyemez.

Albert Camus’un Nobel ödülü aldığı 1957 yılında yaptığı konuşma: Özgür akademinizin, bu cömert ve onur verici ilgisi karşısında, özellikle de bu ödülün kişisel liyakatlarıma baskın çıktığını dikkate alınca, yoğun bir şükran duygusu hissediyorum. Her insan, ya da daha güçlü nedenlerden dolayı, her sanatçı fark edilmek ister. Ben de istiyorum.

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre: Yabancı (Albert Camus) açıklayan bir kitap değil: saçma insan açıklamaz, betimler; bir şeyler kanıtlayan bir kitap değil bu

Yabancı’nın açıklanması Bay Camus’nün Yabancı’sı, daha baskıdan çıkar çıkmaz büyük ilgi gördü. Herkes bunu «ateşkesten beri yazılmış en iyi kitap» olduğunu yineliyordu. O günün yazınsal üretimi içinde, bu roman da bir yabancı’ydı. Sınırın, denizin öte yakasından geliyordu; o kömürsüz keskin ilkbaharda, ildışı bir harika gibi değil, ondan gereğinden çok yararlanmış kişilerin bıkkın içli dışlılığıyla bize güneşten sözediyordu; 

okumak için tıklayınız

Albert Camus Okumak İçin 7 Neden

Albert Camus, varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz. 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Albert Camus Okumak İçin 7 Neden:

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Kimdir başkaldıran insan?

Kimdir başkaldıran insan’? Hayır diyen biri. Ama yadsırsa da vazgeçmez; evet diyen bir insandır da, hem de daha ilk deviniminde. Bütün ömrünce emir almış bir köle, birdenbire, yeni bir emri kabul edilmez bulur. Bu “hayır”ın içeriği nedir? örneğin, “fazla uzadı bu iş”, “buraya kadar evet, burdan ilerisine hayır”, “çok ileri gidiyorsunuz”, ya da “geçemeyeceğiniz bir

okumak için tıklayınız

Başkaldıran İnsan – Albert Camus

Albert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: ‘İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?’ Camus’ya göre sanat ‘yalancı bir lüks’ ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç

okumak için tıklayınız

Albert Camus: İnsanı, onu ezen güce karşı yüceltiyorum, özgürlüğüm, başkaldırışım, tutkum bu gerginlik, bu aydınlık ve bu sonsuz yenileşme içinde birleşiyor.

DÜNYAYI ELDE ETME «Dünyayı elde eden adam, diyor, ben işi seviyorum diye düşünmekten vazgeçtim sanmayın, inandığım şeyi pekâlâ anlatabiliyorum. Çünkü, inandığıma var gücümle inanıyorum, kesin ve açık bir görüşle görüyorum onu. O kadar iyi biliyorum ki anlatamıyorum.» diyenlerden sakının. Çünkü anlatamıyorlarsa, iyi bilmiyorlar ya da tembel oldukları için anlatmak istedikleri şeyin dışında, kabuğunda kalıyorlardır. Düşünce

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Kötümser bir düşüncenin, ister istemez yılgın olacağını sanmak hamca bir düşüncedir, ama çürütülmesi de bir hayli uzun sürer.

KÖTÜMSERLİK, İYİMSERLİK. Birkaç zamandır bazı yazılar çıkıyor. Bunlarda, kötümser sayılan kimi yapıtların insanı dosdoğru en aşağılık köleliklere götürdükleri ortaya konmak isteniyor. Bu yazılarda yürütülen akıl bir hayli basittir. Kötümser bir felsefe, özü gereği, umudunu yitirmiş, yılgın bir felsefedir ve dünyanın iyi olmadığına inananlar, ister istemez zorbalığa alet olurlar, demek isteniyor. Bu yazıların en iyisi olduğu

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Resmi tarih, oldum olası, büyük katillerin tarihidir.

ÖZGÜRLÜK TANIĞI Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, insanlar, tatsız ve acımasız inançlar yüzünden her şeyden utanır oldular. Kendilerinden, mutlu olmaktan, sevmekten, yaratmaktan utanıyorlar, öyle bir zaman ki bu, Racine Bérénice’i yazdı diye yüzü kızaracak, Rembrandt Gece Nöbeti tablosunu yaptı diye, mahallenin karakoluna koşup kendini bağışlatmanın yolunu arayacak. Yazarlar ve sanatçılar bugün vicdan azapları içinde yaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

Albert Camus ve Edebiyata Yön Veren Kitapları

20. yüzyılda Fransa’ya ve dünya düşünce yaşamına damgasını vurmuş sayılı birkaç aydından biridir Albert Camus. Düşünce dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu, davranışı, yaşamıyla çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Albert Camus’un yüzyılımızda. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri

okumak için tıklayınız

Albert Camus: “Kes sesini akciğer! Yavaş yavaş çürüyüşünü duymayayım artık.”

Montaigne’in “Felsefeyle Uğraşmak Ölmeyi Öğrenmek Demektir” başlıklı denemesini okuduğunda Camus, Montaigne’in ölüm korkusu hakkında ortaya serdiği “şaşırtıcı şeyler” (“etonnantes choses”) karşısında yaşadığı hayreti dile getirir. Bu noktada aslında şaşırtıcı olan, Camus’nün bu hususu öznel bir şekilde yanlış yorumlamasıdır. Zira söz konusu denemenin (1. kitap, no. 20) tamamında, ölümü itidalle ve Stoacı bir cesaretle karşılamanın öneminden

okumak için tıklayınız