Sait Faik: “Yazmasam deli olacaktım” – B. Sadık Albayrak

“Yazmasam deli olacaktım”; Sait Faik’in bu sözünü hepimiz biliriz de, hangi öyküsünde, neyi anlatmak için yazdığını çoğumuz bilmeyiz. Bağlamından kopartılmış bu söz pek hoşumuza gider. Bir yazarın işi yazmak olduğuna göre, yazmasa deli olması, işini tutkuyla yapan bir yazar için en olağan söz olsa gerektir deyip geçeriz. Bana öyle geliyor ki “yazmasam deli olacaktım” sözü … Devamını oku

Sultan Hamid Düşerken’de Devrim Sahneleri – B.Sadık Albayrak

Nahid Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken romanı, edebiyatımızın 1908 Devrimi’ni ve devrimcilerini anlatan güçlü romanlardan biridir. Romanın baş kişisi, 10 Temmuz (Miladi takvimle 23 Temmuz) 1908 ihtilalinin, Talât ölçüsünde ön saflarında bulunan Şefik, Sultan Hamid’in paşalarından birinin damadı olduktan sonra, iktidarın ve servetin etkisiyle yozlaşmıştır. Roman Şefik’teki bu değişimi anlatırken, onun kişiliğinde, iktidara gelen ve … Devamını oku

Romanlarını kahvelerde tasarlayan yazar: Orhan Kemal – B.Sadık Albayrak

Orhan Kemal, Bereketli Toprak Üzerinde romanını yazıp bitirdiğinde, ilkin onu, Nadir’in kahvesindeki arkadaşlarına okur. Romandan bölümler okunması sabaha kadar sürmüştür. Romanın bu kahvedekilere okunması anlamlıdır; Orhan Kemal’in anılarından öğrendiğimize göre, Bereketli Topraklar’ı yazma düşüncesi de, bu kahvede doğmuştur. Romanın hazırlık çalışması bu kahvede sürmüş, kahvedeki arkadaşlarının anlattıklarıyla, romanın ayrıntıları zenginleşmiştir. Orhan Kemal’de yazarlık ve yaratıcılığın ana kaynaklarından biri, halkın buluşma yeri olan kahvelerdir. Adana’daki Nadir’in kahvesinin yerini İstanbul’da, Sirkeci’deki İkbal kahvesi alır. Nurer Uğurlu, hayatını yazdığı kitaba “Orhan Kemal’in İkbal Kahvesi” adını vermekle, onun yaşamındaki ve yaratıcılığındaki temel mekânı, kahveyi görünür kılmıştır.

Devamını oku

Devrimci Burjuva Yazarlarının Konaklarda Gördükleri – B.Sadık Albayrak

Geçen yazıda Nahit Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken romanına eğilmiştik ve romanın günümüze taşıdığı devrim sahnelerine bakmıştık. Gerçekçi yazar, devrimin gerekliliğini, hayatı asalaklık üzerine kurulu ve çürümüş egemen sınıfın tasvirinde, Nimet’in halka bakışında, rüşvetle elde edilen konak ve yalılardaki doymaz servet ve iktidar hırslarıyla, genç ve saf devrimciye pençesini geçirip onu bir karşıdevrimciye dönüştürme sürecinde gösteriyordu. 1908 23 Temmuz’unda İstanbul’a devrimci olarak giren Şefik, bu metamorfoz sürecinde, 31 Mart’ı bastırmaya gelen Hareket Ordusu karşısında üzülecek, saklanacak yer bulamayacak birine dönmüştü.

Devamını oku

Estetiğe Plehanov Köprüsü – B.Sadık Albayrak

Çok uzak bir benzetme ama, Plehanov’un Ekim Devrimi’ne karşı tavrı ile Kwai Köprüsü filminin esir İngiliz subayının, Japonlar için inşa ettikleri köprüyü kurtarmak istemesi, bende hep ortak çağrışımlar uyandırmıştır. Filmi görmeyenler için özetlemekte yarar var. İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında Japonlara esir düşen bir İngiliz ve Amerikalı asker grubu Kwai nehri üzerine bir demiryolu köprüsü inşa etmekle yükümlü tutulurlar. Askerlik kurallarına titizlikle bağlı esir subay, İngiliz askerlerinin eseri olarak gördüğü köprünün yapılmasına tutkuyla sarılır ve olağanüstü bir çalışmayla köprüyü inşa ettirir.

Devamını oku

Düşkıranlar / Tekelci Burjuva Kültürü Üzerine İncelemeler – B. Sadık Albayrak

İnsanın eylemi içinde düşlerin yeri önemli; insan, gerçekliği güzelleştirmek ve değiştirmek için olması gerekeni düşler, düşünür ve harekete geçer. Zengin düşler için zengin bir kültür birikimine ihtiyaç var. Bu kitaptaki incelemelerde, insanlığın kültür sorunu ele alınıyor. Günümüz toplumunda insanlık alabildiğine kısıtlanmıştır. Kültür de, insanın varoluş koşulları olarak bu kısıtlamanın sınırları altındadır. Tekellerin hakim olduğu bir dünya, insanı fabrikasyon mamullerin yanı sıra, fabrikasyon fikirlerin, duyguların ve imgelerin müşterisine çevirmiştir. Tekellerin kültürünü üretenler ve yaygınlaştıranlar “düşkıranlardır”.

Devamını oku

Cesur Eleştirmenlere İhtiyaç Var – Sadık Güvenç

Okuma yazma bir ızdırap mıdır?
Okuduklarınızdan dolayı acı çeker misiniz?
Yazdıklarınızdan dolayı birileri sizi rahatsız eder, bunun için acı çekmezsiniz, aksine yazdıklarınızla vermek istediğiniz mesajı verdiğiniz için sevinirsiniz. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmiştir. Ya yazamadıklarınızdan dolayı ızdırap çeker misiniz?

Devamını oku

B. Sadık Albayrak’ın “Edebiyat Cephesi”ne kitapla katkısı: Okuma Yazmanın Izdırapları

B. Sadık Albayrak’ın yeni kitabı “Okuma Yazmanın Izdırapları” Doğu Kitabevi’nden çıktı. Günümüzde giderek geriye itilen gerçekçi edebiyatın önemli yazarlarını ele alarak bir kılavuz kitabı işlevi üstlenen Okuma Yazmanın Izdırapları, okuryazarlığın durumunu ortaya koyan bir çalışma.

Devamını oku

Edebiyatınız hangi toplumsal varlığa bağlı – B. Sadık Albayrak

Edebiyat siyasi bir iştir. En azından kendi tarihçeme baktığımda bunu apaçık görebiliyorum. Marx’ın adını ilk ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum, ama ilk kez Marx’ın bir sözünü bir edebiyat eleştirisinde görmüştüm ve dünyaya bakışımı belirleyen bir anahtar olmuştu: İnsanların sosyal varlıklarını belirleyen sosyal bilinçleri değil, sosyal bilinçlerini belirleyen sosyal varlıklarıdır diyordu. 1979 sonu 1980 başları olmalı. Asım Bezirci’nin edebiyat eleştirisi üzerine bir incelemesinde geçiyordu. İncelemenin basıldığı derginin adı Sanat Emeği’ydi. O günden aklıma kazınmış olmalı; insanın bir “toplumsal bilinç” biçimi olan edebiyatı da toplumsal varlığının belirlediği.

Devamını oku

Fırtına İkliminde – B. Sadık Albayrak

Bir Canlı Tanığın Gezi’de Gördükleri

Bu kitabı, Nasreddin Hoca’nın heybesi olarak görmek mümkün. Bu heybenin nakışlarında ve gözlerinde insanlık kültürünün, halk yaratıcılığının bize bıraktığı emanetlerden izler var. Kitap, bir canlı tanığın Gezi’de gördüklerine edebi bir boyut kazandırıyor aynı zamanda. Fırtına ikliminde, devrim gündemdedir. “Hiçbir ilaç, hiçbir kür, yaratıcı bir inkılâp heyecanı içinde yaşayan bir memleketin havası kadar insana sıhhat ve şifa veremez.”

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme