Kategori: Edip Cansever

Edip Cansever’in Hayatı ve Şiiri :Köklerin İzinde, Fatih, Kapalıçarşı ve Bodrum’un Şiirsel Mirası

Cansever’in İstanbul’un Fatih ilçesinde, Kapalıçarşı’nın gölgeli koridorlarında geçen çocukluğu ve gençliği, onun şiirinde kentin hem bir sığınak hem de bir tuzak olarak belirmesine yol açar. Kapalıçarşı, tarihsel bir palimpsest gibidir; Bizans’tan Osmanlı’ya, tüccarların fısıldaşmalarından modernitenin kaotik nabzına kadar uzanan bir katmanlar yumağı. Bu mekân, Cansever’in şiirinde bireysel yalnızlığın metaforik bir yansıması olur: İnsan, kalabalıklar içinde

okumak için tıklayınız

ADSIZ BİR ÇİÇEK – Edip Cansever “Yalnız sana yazıyorum bu şiiri”

ADSIZ BİR ÇİÇEK Rengini dünyaya ilk defa sunanAdsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerimSevgilimBana ‘sen bir şairsin’ dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiriİstersen bir şiir gibi okumaÇünkü her yıl yeniden yazacağım onuSoğuklar başlayınca havalanıpMillerce yol katettikten sonraGüneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir deHer dönemde her çağdaSevdanın kendine özgü diliyle. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

UMUŞ – Edip Cansever “Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.”

UMUŞBütün iyi kitapların sonundaBütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonundaMeltemi senden esenSoluğu sende olanYeni bir başlangıç vardırParmağını sürsen elmaya, rengini anlarsınGözünle görsen elmayı, sesini duyarsınOnu işitsen, yuvarlağı sende kalırHer başlangıçta yeni bir anlam vardır.Nedensiz bir çocuk ağlaması bileÇok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

DURUŞ – Edip Cansever “Ki bazı durumlara söz yoktur / Hem neden olsun”

DURUŞKi bazı sözlerin anlamıO sözlerin söylenişindedirYılların sayısına girmediyse SenihaNereden zaman almıştırKi bazı durumlara söz yokturHem neden olsunHer durumun dili daha başka durumlardırBen bu derinliği bu kadarNerden bulayımKi herkes nerden bulsunBulmanın dili aramaktır. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

O BİLE – Edip Cansever “İçimizde bir vahşeti uyandırma korkusu.”

O BİLEBenim sözüme göreGözün bildiğini el bilmezElin bildiğini ağız bilmezSözüme göre utanınırYüreğim utanmak bilmezHey şimdi ne oldular. SenihaÇelişkili yaşamına kovulduHerkes ki biraz kovulduBüyüdükçe yaşlanıyorsa çocuklukCemal ne olduBildiğimiz tek şey yalnızlıkO bile şimdi ne olduHey şimdi ne oldular. CemileAnısız dünyasında anılarla boğulduKaldıysa bir o kaldıİçimizde bir vahşeti uyandırma korkusu. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

AKMAYI DUYDUM – Edip Cansever “İnsan akar insanı özleyince”

AKMAYI DUYDUMBen ben idim, onlar oydularKaranlık indi bize sığındıYılları çok çağlar gibiyizGünleri çok yıllar gibiyizUzun sessiz bir ağlamak gibiyizGeyik akar suları özleyinceAkmamız yok, çekilmiş nehirler gibiyizYelin sürdüğü yaprağı mı iteceğimKötülük nedir, var mıydı bilenimizİyilik nedir, var mıydı bilenimizAna karnında süttenBembeyaz örülmüşüz deDerim ki —demek istemem— vahşetin imleriyizBen ben idim, onlar oydularGeçip de geri dönmeyen bir

okumak için tıklayınız

KENDİME – Edip Cansever “Zaten insanı insanla ölçtüm ki”

KENDİMEKimseye karıştım mı? hiç karışmadımBu ki bana tuhaf sayılmadıGözleyip sordum mu hiç? hayır sormadımBu ki bana yalan sayılmadıAcımak işim miydi? hayırBir evden olmak kötü müydü? hayırZamana zamanla bakmak ne idi kiBaktımTarlayı tarlayla ölçtümMeyvayı meyvayla ölçtümDenizi denizle ölçtümGöğü gökle ölçtümZaten insanı insanla ölçtüm kiBuruk bir tat mı duydumVe duydumHer şey ki bir yorumdu, sonuç değildiSonuç ki

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in kendi kaleminden otobiyografisi “Bir renk, bir koku gibi kalsın sende”

8/8/1928. Babam Kur’an’ın arkasına yazmış doğduğum tarihi. Sonra da nüfusa kaydettirmiş. Pek sevinmiş erkek olmama. Benden önce iki kız, benden sonra bir kız, böylece dört kardeş oluvermişiz. Doğduğum ev İstanbul’da, Beyazıt’ın arkalarında, Soğanağa dedikleri bir yer. Annem küçükken göstermişti : “İşte sen bu evde doğdun!” Bir süre sonra –herhalde ben çok küçükken—Saraçhane başına taşınmışız. Şimdi

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in Ahmet Hamdi Tanpınar ile tanışması

Edip Cansever’in çocukluk yıllarının geçtiği Saraçhanebaşı’nda, Nigar hanım adında ve evinde birçok kedi besleyen bir komşuları vardır. Nigar hanım eşi ve iki erkek kardeşiyle yaşar. Kardeşlerden biri sonradan Cansever’in Kumkapı Ortaokulu’nda velisi olan Kenan Tanpınar, öteki de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Küçük Edip’in unutamadığı bir şey komşu evin odalarından birinin kitaplarla dolu olmasıdır. Cansever’in Ahmet Hamdi’yle tanışıklığı bu komşuluktandır. Tanpınar 194o’lı

okumak için tıklayınız

“Bir insan ne zaman ölür?” Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Tomris Uyar

Bir adın vardı senin, peşinde de üç büyük şair… “Bir insan ne zaman ölür?” sorusuna Romalılar, eski bir taş yazıtta şöyle yanıt vermişler: “Onu en son anan insan öldüğü zaman”… Bu yazıda isimlerini yâd edeceğimiz biri kadın üçü erkek dört güzel insan, tam da bu tanıma uyan büyük sanatçılar. Yaşadıkları dönemde edebiyat dünyasına damgasını vuran,

okumak için tıklayınız