Kategori: Edip Cansever

10 Ünlü Şairin Babalarına Yazdığı 10 Özel Şiir

1. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek… Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.”

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: TV’de, sekiz haberlerinde, birden, Edip Cansever’in ölüm haberi verildi. Bu haber inanılmaz ölçüde sarstı beni.

Cemal Süreya 198o’li yıllarda dergilerde yayımlanan günlüklerini topladığı 999. Gün/ Üstü Kalsın (1991) adlı kitabında hem İkinci Yeni şairi, hem yakın arkadaşı Cansever’in ölümü karşısındaki ruh halinden söz eder. Bir iki sayfa içinde (ya da bir iki günlük’te) Cansever’in şiir dünyasının da kuşbakışı görünümünü çiziverir.

okumak için tıklayınız

Edip Cansever, Orhan Veli’nin çı­karmaya başladığı Yaprak adlı dergideki şiirlerini ezberler. Sonra da dergiyi yırtıp atardı.

Edip Cansever’in askere gitmesinde 1947’de tanıştığı Salah Birsel etkili olur. 1949 yılında Birsel askere gitmelerini önerir ve denizci olabileceklerini düşünür ama kendi deniz sınıfına, Cansever kara sınıfına ayrılır. Bu sırada Cansever evlidir ve kızı Nuran henüz bir yaşındadır. Ankara’ya yedek subay okuluna gitmeden önce kıta eğitimi vardır.

okumak için tıklayınız

15 Ünlü Şairimizden Mutsuzluk Üzerine Şiirler

Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Edip Cansever başta olmak üzere Türkiye Edebiyatı’nın önemli şairlerinin mutsuzluğu anlatan dizelerini derledik. 1. Cemal Süreya – Mutsuzluk Gülümseyerek Gelir Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir; Banliyo treninde rastladığımız Sınav saatini kaçırmış liseli kız, Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

okumak için tıklayınız

Sonrası Kalır – Edip Cansever (seslendiren: Rüştü Asyalı)

On Kalır benden geriye dokuzdan önceki on Dokuz değil on kalır On çiçek, on güneş, on haziran On eylül, on haziran On adam kalır benden, onu da Bal gibi parlayan, kekik gibi bunalan On adam kalır. Ne kalır ne kalır Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan Dokuzu unutulmuş on yüz mu kalır Onu da unutulmuş

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in çoksesli şiir anlayışı – Nazê Nejla Yerlikaya

Edip Cansever, 57 yıllık yaşamına 17 şiir kitabı sığdırmış, bu şiir kitaplarının yedisinde uzun dramatik yapılı şiirler kurmuş bir “İkinci Yeni” şairi. Duygudan çok düşünceyi ön plana alan yapısıyla şiirleri kolayca ezberde kalmayan, mısradan değil şiirin bütününden dünyaya yönelip dünyayı kavramak isteyen “düşüncenin şiiri”ni “çoksesli” şiir yazma tarzıyla kuran büyük bir usta.

okumak için tıklayınız

Edip Cansever kendini anlatıyor…

Okuduğum ilk yapıt? Gördüğüm ilk film? Dinlediğim ilk ezgi? Bugün bunları anımsamam olanaksız. Gene de bu konuda bir iki söz söyleyebilirim. Okumaya, ciddi olarak okumaya 13-14 yaşlarımda başladım. O zamanlar kendime verdiğim bir söz vardı: Günde elli sayfadan az okumamak. Bu sözü eksiksiz gerçekleştirebildim mi, şimdi pek anımsayamıyorum. Boş günlerimde sık sık kütüphanelere giderdim. Çoğu

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya, Tomris Uyar, Edip Cansever ve Turgut Uyar ile bir açıkoturum

Tomris Uyar: Konuya şöyle girelim isterseniz. Bir süre önce üçünüz de geniş yankılar uyandıran şiir yazıları yazıyordunuz. Aklıma ilk gelenler, Edip Cansever?in ?Mısra İşlevini Yitirdi?, Cemal Süreya?nın ?Folklor Şiire Düşman?, Turgut Uyar?ın ?Çıkmazın Güzelliği? başlıklı yazıları. Bunlar o kadar çok yankı yaptı ki, kendileri fikir üretmeyen birtakım eleştirmenler, bu yazılardaki sloganlarla uzun sire geçinebildi. Bugünse,

okumak için tıklayınız

Nasıl olan Edip Cansever – Nilay Özer

Devrim Dirlikyapan?ın, Ölümü Gömdüm, Geliyorum adlı çalışması, Edip Cansever?in (1928-1986) 17 şiir kitabından yedisi üzerine bir yakın okuma. Kitapta Umutsuzlar Parkı (1958), Nerde Antigone (1961), Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1969), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976), Bezik Oynayan Kadınlar (1982) ve Oteller Kenti (1985); uzun bir şiirden ya da uzun bir şiirin bölümlerinden oluşmaları, özgün kurmaca

okumak için tıklayınız

Şiir Üstüne Söyleşi Notları 1, Edip Cansever

Benden veya benim kuşağımdan önce yazılmış şiirleri kendi değerleriyle başbaşa bırakarak araya kesin bir çizgi çizdiğime inanıyorum. Bu çizginin başlangıç noktasına, oluşumuna, bugüne gelişine, kısacası belli bir şiir sürecinin ayrıntılarına değinmek istemiyorum. Oteller kenti, şiirimin vardığı son durak değil elbette. Ne var ki, bundan sonra şunu amaçlıyorum da demiyorum. Çünkü amaçlamak, özel olsun, biçimsel olsun

okumak için tıklayınız

Şiiri Şiirle Ölçmek, Şiir Üzerine Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar – Edip Cansever

Şiiri Şiirle Ölçmek, modern şiirimizin en özgün ve üretken şairlerinden biri olan Edip Cansever?in (1928-1986) bütün yazılarını, söyleşilerini ve soruşturma yanıtlarını ilk kez bir araya getiriyor. Cansever?in yazılarında, poetikasını belirleyen, yaşama ve şiire bakış açısını ortaya koyan, şiirini anlamamızı sağlayacak pek çok ipucu bulunur. Örneğin, Türk şiirinde az rastlanan ?dramatik monolog? türünü neden tercih ettiğini

okumak için tıklayınız

Soyut Somut – Edip Cansever

Şiirin soyutluğu somutluğu sorunu çok tartışıldı. Gene de belli bir sonuca varılamadı. Kapalı şiir için soyut, “anlamsız şiir” için soyut, toplumcu olmayan şiir için soyut, hatta yeni şiirlerin tümü için soyut denildi. Gerçi soyut şiirle, somut şiir arasındaki ayrım kesin olarak belirlenmiş değil. Değil ama işe bu yönden bakanlar da yok denecek kadar az. Soyut

okumak için tıklayınız

Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire, Edip Cansever

Mısra işlevini yitirdi; şiiri şiir yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı. Eski rahatlığını, o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna arıyor şimdi. Öfkelerin, bunlukların, başkaldırmaların dışında kendini yineliyor daha çok. Ne denli güçlü olursa görünürse görünsün, duygularımızı, gerilimlerimizi, düşünce coşkularımızı başlatıcı öğe, bir ölçü olmaktan çoktan çıktı. İnsanı, insanla gelen en çağdaş sorunları karşılayamaz oldu. Öylesine

okumak için tıklayınız

Düşüncenin Şiiri, Edip Cansever

Valery şiirin fikirlerle yapılamayacağını savunur. “Şiirin içinde fikir, elmanın içindeki gıda kadar saklı olmalıdır” sözü de oldukça ün kazanmıştır. John Ciardi’nin de bir sözü varmış, yeni öğrendim : “Şiir fikirlerden söz açmaz, onları bir aktör gibi temsil eder,” diyor. Ben bu yargılardan şunu çıkarıyorum : Demek oluyor ki şair, en önce bir özümleyici; kendinde var

okumak için tıklayınız